--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Özür dilerim.. Özür dilerim.. Özür dilerim!..”

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

“6284 sayılı kanun, aileyi mi koruyor, yoksa başkalarını mı, belli değil” dedik..

Eleştirdik..

Eleştirim, düzenlemeyi yapanlara olduğu kadar..

Şimdi birazcık düzeltmek için, aile içi ihtilaflar arabuluculuk kanunu kapsamına alınmak istendiğinde..

Televizyon ekranlarına çıkıp, “Bu değişiklik avukatlığı öldürür” mealinde konuşmalar yapan avukatlara da yönelikti....

“Arabuluculuk kanunu, aile içi ihtilaflarda uygulanırsa, avukatlık ölür” iddiasını ortaya atan avukatı önceleyerek.. “Ailenin yıkılmasından para kazanan çakallar!” başlıklı bir yazı kaleme aldım.

Hemen ertesi günü..

Ankara Barosu açıklama yapmış..

Diyorlar ki: “ALİ KARAHASANOĞLU’NU MESNETSİZ VE AĞIR İTHAMLARINDAN DOLAYI TÜM AVUKATLARDAN ÖZÜR DİLEMEYE DAVET EDİYORUZ”

Kısır tartışmaları sevmem..

Sonuç getirmeyen kavgalardan hiç hoşlanmam..

Egosuna tapanlardan, “küçük dağları ben yarattım” edası ile kasılanlardan hiç hazzetmem..

O halde, Ankara Barosu’nun çağrısına uyup, hemen özür dileyeyim..

Özür dilerim, sayın Ankara Barosu..

Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dilerim..

Sorunu çözeceksek, binlerce defa özür dilerim..

Korktuğum için, başlatacağınızı söylediğiniz yasal yollardan çekindiğim için değil..

Siz o yasal yolları yine başlatın.. Yürütün..

Ama, soruna küçücük bir katkı sunacak ise..

Ben özür dileyeyim..

Özür dileyerek, sorunu tartışmaya başlayalım..

Özrü diledim..

Şimdi gelelim, gerçekleri konuşmaya..

Ne diyorsunuz açıklamanızda:

“Kendisi de bir süre avukatlık yapan Ali Karahasanoğlu, Yeni Akit Gazetesi’nde 11 Kasım 2017 tarihinde yayınlanan köşe yazısında, avukatlara ve avukatlık mesleğine yönelik edep sınırlarını aşan ağır ithamlarda bulunmuştur” ile girmişsiniz..

“Yazıda, avukatların ailelerin parçalanmasının müsebbibi gibi gösterilmesi ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da yer alan tedbir hükümlerinden avukatların nemalandığından bahsedilmesi, son derece çirkin bir yaklaşımdır” ile devam etmişsiniz..

Peki..

Somut olarak atıf yaptığım, bir televizyon ekranında “Arabuluculuk, avukatlığı öldürür” diyen avukatın açıklamasına nasıl bakıyorsunuz?

Aile içi ihtilaflardan nemalanan bir avukat örneği değil mi, bu açıklamayı yapan zat?

Bu avukatı eleştirmeye, “Aile içi ihtilaflardan nemalanmak istiyor” demeye hakkımız yok mu bizim?

¥

Bakmayın siz, benim yazıma Ankara Barosu’nun zehir zemberek açıklama ile tepki koymasına..

Kendileri de, benzer bir kınamaya muhatap olmuşlardı, geçmiş yıllarda..

İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkanı’nın yaptığı açıklamada, bakın ne deniliyordu, Ankara Barosu için:

“AVUKATLAR  “ARABULUCULUK”A  KARŞIDIR. Arabuluculuk; avukatı hukuk dışına itip cemaatlara, tarikatlara, mafyaya, yabancılara hukuki sorunları çözmenin yolunu açmaktadır. Arabuluculuk avukatlığın düşmanıdır. Ancak, Ankara Barosu ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM MERKEZİ kurmuş ve avukatın düşmanı olan arabuluculuk müessesesini bizzat hayata geçirmiştir. Ülkemizde avukat her geçen gün daha zor şartlarda çalışmak ve yaşamak zorunda kalırken; avukatlık mesleğini icra etmek zorlaşırken başta Ankara Barosu ve buna sessiz kalan hukuk kurumları ne yapmak istiyor? Avukatın ve avukatlık mesleğinin haklarını korumak başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere Ankara Barosu ve tüm baro yönetimlerinin görevi değil mi? Biz, avukata ve avukatlık mesleğine zarar veren bu kanunlara, uygulamalara ve baro yönetimlerine sonuna kadar karşıyız ve direneceğiz.”

Dikkat ediyor musunuz?

Halktan oy alarak oluşan TBMM..

Bir kanun yapıp, toplum içindeki uyuşmazlıkların çözümü için farklı alternatifleri hayata geçirmeye çalışıyor..

İstanbul Barosu adına yapılan bu açıklama ile, “Hayır. Olamaz..  Asla.. Uyuşmazlıkları çözmek, sadece bizim tekelimizde.. Farklı bir ihtimali, gündeme bile getiremezsiniz” deniliyor..

Daha ucuz.

Daha pratik. 

Daha az tartışmalı bir çözüm arayışını..

Daha başlangıçta boğmak istiyor..

Ben böylesi bir yaklaşıma, “İhtilaflardan nemalanmak istiyor” deyince, yanlış mı söylemiş oluyorum?

¥

Ankara Barosu, arabuluculuk ilk gündeme geldiği yıllarda, hemen bir merkez açmış ama..

Aslında onların da yaklaşımları, İstanbul Barosu adına yapılan açıklamadaki gibi..

Arabuluculuk Kanunu çıkmadan hemen önce, Ankara Barosu da, şu açıklamayı yapmış:

“Baroları, Avukatı Yok Sayan Arabuluculuğa Karşı Demokratik Mücadeleye Çağırıyoruz”

Devam etmişler açıklamalarına: “Düzenleme avukatı yok saymakta ve avukatların meslek alanını telafisi imkânsız şekilde daraltmaktadır. Tasarı kanunlaştığı takdirde, hukuk yargılaması, avukatların faaliyet alanından büyük ölçüde çıkacaktır.”

Kamu hizmeti yaptığını söyleyen.. Ve aslında da öyle olması gereken baroların, işlerinin azalacağı gibi bir endişeyi dillendirmesi ne derece doğrudur?

Mevzuatta avukatların işlerini artırıcı (anonim şirketlerde avukat bulundurma gibi) birçok yeni düzenleme yapıldığı halde..

Sadece ve sadece, toplumdaki ihtilafları daha ucuz, daha pratik ve kavgaları büyütmeden çözmeye odaklı bir iyileştirme için düşünülen Arabuluculuk Kanunu’na, barolar niçin karşı çıkarlar?

Karşı çıkmakta haklı mıdırlar?

Bence değildirler..

¥

Bakmayın siz Ankara Barosu’nun beni görüntüde kınamasına..

Onlar da, olayların ne boyutta olduğunu biliyorlar..

Piyasada öyle avukatlar var ki..

Disiplin soruşturmasını yaparken, ceza verdikleri avukatların isimlerini açıklamayarak, onları koruyorlar..

Oysa..

Şu suçu işleyen.. Bu kusurlu hareketi yapan sivil herkesin, çarşaf çarşaf medyada haberi yapılırken..

Avukatlıktan ihraç edilecek kadar ağır suç işleyen avukatların bile, isimleri gizlenerek kararlar yazılıyor..

Niye ki?

Barolar, ihraç ettikleri avukatların isimlerini niye gizlerler ki?

Bizim gibi doğruyu söyleyenlere dava açtıklarında, “Biz tertemiziz. İçimizde, avukatlığı nemalanma aracı gören tek bir avukat bile yoktur” demek için mi? 

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle