--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Öt bakalım Fuat, öt de.. Gerçekler çıksın ortaya!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

“Fuat” dediğim, İstanbul İstihbarat Daire Başkanı iken, FETÖ’nün operasyonlarını yürüten Ali Fuat Yılmazer..

2011’e kadar işadamlarını, medya mensuplarını, FETÖ karşıtlarını sahte isimlerle dinletip, şantaj yapılmasına zemin hazırlayan..

2011’deki bir operasyon sonrasında İstanbul’da kızak göreve çekilen..

Ama orda da rahat durmadığı ve operasyonlarda söz sahibi olmaya çalıştığı için, MİT Müsteşarı’nı gözaltına alma girişiminden hemen sonra Ankara’ya yollanan Ali Fuat Yılmazer..

17 Aralık darbe girişiminden hemen sonra, televizyon televizyon dolaşıp, gerçekleri anlatma adı altında, “Biz ne yaptı isek, Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ın emri ile yaptık” diyen bir emniyet müdürü..

Ergenekon soruşturması mı?

“Her ayrıntısını tek tek kendisine bildirdik.. Onun talimatı ile hareket ettik” diyen..

Balyoz soruşturması mı?

“Bizim ne haddimize.. Kendisine sunduk.. Talimatını aldık da yaptık” diyen..

Şike operasyonu mu?

“En ince ayrıntısına kadar her şeyi Başbakan’a arzettik” diyen bir emniyet müdürü..

Hemen tüm konuşmalarını izledim..

Hem FETÖ’yü anlamak için.

Hem FETÖ’nün emniyet yapılanmasını doğru tanımlayabilmek için.

Hem de, hükümet ile ilişkileri nasıl yürüttüklerini kavrayabilmek için..

Samimi olarak söyleyeyim..

Ali Fuat Yılmazer için verdiğim not şu idi: “Doğruların içine çok ustaca harmanlanan yüzde yüz yalanlarla, büyük bir çarpıtma ustası.”

“Ergenekon, Balyoz ve diğer soruşturmalar hakkında bilgi vermek için, onlarca defa Başbakan’la yüz yüze görüştüm” demişti..

Tayyip Erdoğan kendisini yalanladı..

“2 veya üç defa, ayak üstü, havaalanında bir şeyler anlattı” dedi..

Ali Fuat, önce bir dayılandı..

“Hepsini ispatlarım” tehdidinde bulundu.

Sonra “fısss” diye söndü..

Başbakan’ın kabul ettiği 2 veya üç defayı bile ispat sadedinde bir bilgi sunamadı..

Ama benim için önemli olan..

Önceki günkü duruşmada yaptığı konuşmada sarfettiği şu sözler:

“Başbakan’a arz etmeden İstanbul Emniyeti hangi operasyonu yapabilir? Hükümet aleyhine kaos oluşturduğum iddiası var. Burada nasıl bir kaos yaratmış olabilirim.”

Şimdi bu sözlerin altını çizerek, hafızanıza nakşedin..

Ve hemen ardından.

17 Aralık darbe girişimini gözünüzün önüne getirin..

Aynı örgütün diğer elemanlarının, 17 Aralık darbe girişiminin, aslında bir yolsuzluk operasyonu olduğuna ilişkin sözlerini gözünüzün önünde şöyle bir film şeridi gibi geçirin..

Ne diyordu, Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı?

Ne diyordu, Yardımcısı Yasin Topçu..

Ne diyordu, FETÖ’cü diğer emniyet müdürleri?

“Biz soruşturmayı, gizli yapmak zorundaydık. Soruşturulan kişiler, bakanların çocukları, bürokratlar, etkili isimlerdi. Biz emniyet müdürüne bilgi verirsek, hali ile bakan da kendi çocuğunu olaydan çekecekti.. Deliller toplanamayacaktı.”

Sistem tartışmasını daha sonra yapabiliriz.

Böyle bir çekincenin haklılığı karşısında, nasıl bir çözüm ile, hem kanunların hem de adaletin hakim kılınmasının sağlanabileceğini farklı bir noktada tartışırız.

Ama şunu belirtelim..

FETÖ’cülerin istihbarat müdürü diyor ki: “Başbakana arz etmeden İstanbul Emniyeti hangi operasyonu yapabilir?”

Diğer FETÖ’cü mali şube müdürleri, terörle mücadele şube müdürleri ise, “Emniyet müdürüne, valiye, bakana nasıl haber verebiliriz? Tabii ki onlardan gizli olarak soruşturmayı yürüttük” diyorlardı..

Dahası var..

“Biz adli kolluk olarak soruşturmayı yürüttük. Adli kolluk görevi yapılırken, amire bilgi verilmesi gerekmez” derken..

“Peki, adli kolluk olarak görev yaptığınızı farzedelim.. O zaman, savcıdan aldığınız emirlerle bunu yaptınız. ‘İdari amire bilgi vermeye gerek yok’ diyorsunuz. Öyle ise, başsavcıya yani adli kolluğun en tepesindeki yargı görevlisine bilgi verdiniz mi?”

Yine cevapları, kocaman bir tısss..

Burdan çıkardığımız netice ne?

FETÖ’nün ahlaksız mı ahlaksız.. Riyakar mı riyakar.. Hain mi hain bir örgüt olduğu..

Ayak üstünde on tane yalanı, çok dürüst insanlarmış görüntüsü altında söyleyebildikleri..

Yoksa..

Ali Fuat diyecek ki, “Başbakan’a bilgi vermeden hangi operasyon yapılabilir ki?”

Ama 17 ve 25 Aralık operasyonlarını yapanlara bakacağız.

“Başbakan’a tabii ki bilgi vermeden yaptık” diyerek, Ali Fuat’ı yalanlayacaklar.

Ve hiç utanmadan, aynı örgüt içinde, kendilerini savunmaya devam edecekler..

•

Ali Fuat, önceki duruşmada, FETÖ ile ilgili olarak, “Terör örgütü değildir” tanımlaması da yapmış..

Zekamızla resmen alay ediyorlar..

Kendisi, eşi, kızları, aile boyu ByLock kullanıcıları..

Ama ne hikmetse..

Daha önceden programın yöneticilerinin referansı ile ve gizli haberleşme için ailecek bu programı kullandıkları ortada iken..

O kalkmış, “FETÖ terör örgütü değildir” diyor..

15 Temmuz’u sorunca ise..

“15 Temmuz’u yapanlar terör örgütüdür ama.. Kim yaptı onda şüpheliyim” diyerek, FETÖ’yü yine temize çıkartmaya çalışıyor..

Yıllarca istihbarat daire başkanlığı yapmış bir emniyetçi..

15 Temmuz gibi, hain ve delilleri ayan  beyan ortada olan bir darbe girişimi hakkında..

Kimin yaptığına.. Nasıl yapıldığına dair bir tespiti yok ise..

Vay halimize..

Hani bir şey söylese..

“Şu şu kişiler veya şu yapılanma gerçekleştirmiş olabilir” dese..

Yine, “Haydi neyse” diyeceğim..

Ama, kimin yapmış olabileceği konusunda bir şey söylemeden..

“FETÖ yapmış olamaz” deyince..

Benim de, “FETÖ’nün pisliğinde, boncuk mu buldunuz ki, kimin yaptığını bilmediğiniz bir darbede bile, ‘FETÖ değildir’ hükmünü verebiliyorsunuz” diye sorasım geliyor..

•

Şunu da antiparantez hatırlatmış olayım..

Ergenekon’da da.. Balyoz’da da.. Şike’de de..

Çok güçlü delillerle desteklenmiş suçlar vardı..

Bu noktada, son esen rüzgardaki “Ergenekon da, Balyoz da, Şike de hepsi kumpas” iddialarını kabul etmiyorum..

Ama..

Bu soruşturmaların tamamının, suç delillerinden hareketle başlatılıp, sonra FETÖ’nün menfaatleri yönünde, suçsuz insanları da kapsadığını savunuyorum.

Bu soruşturmalarda kimi suçluların, devlete teslim olma yerine, şantaja boyun eğip, FETÖ’ye para verip, kurtulduklarını da özellikle hatırlatıyorum.

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle