Bizim mahallenin kıskanç ekonomistleri!
Her ne kadar ekonomi uzmanı olmasam da..
Her birey gibi, ekonomik gelişmeleri takip ediyoruz..
Ekonomik konularda fikir üretmeye çalışmasak da.. Kendimizi bu konuda yetkili görmesek de..
Temel ilkeler ekseninde, ekonomiyle de ilgili, mutlaka bazı tespitlerimiz olmuştur, olacaktır..
Bu bağlamda, “Dolar şöyle olacak.. Avro böyle olacak” şeklinde fikir serdetmeyi kehanet olarak görsem de..
Bunu sadece kendim için değil, konunun uzmanları açısından da son dönemler için bir kehanet olduğu gerçeğini, fiilen yaşayarak hep birlikte görsek de..
“Dolar tırmanışa geçti.. Artık 5’e kadar durdurulamaz” diyenlerin..
“Borsa inişini hızla devam ettirecek.. Dolardaki yükseliş, borsaya da yüksek oranda etki edecektir” yorumu yapanların..
Bir iki gün.. Tahminde bulundukları yönde rakamlar gelince..
Kendilerini dev aynasında görüp..
Kasım kasım kasıldıklarını görsek de...
Dolar inişe geçince, konuya hiç girmeden, başka türkülerle muhabbete devam ettiklerine şahit oluyoruz...
Bazı durumlarda dolar yükselirken bile, borsanın da tırmanışını sürdürdüğüne şahit olduğumuzda..
“Kehanet” uzmanları ortalıktan hepten toz olup..
Varlıklarını unutturmaya çalışıyorlar.
Değerlendirmeler iyiniyetle yapılsa..
İtirazım olamaz..
Ama sırf siyasi parti farklılığı sebebi ile..
‘A’ya ‘Z’ diyenlerin..
Ve özellikle de..
Aynı siyasi partiyi destekler görünüp..
Farklı kadroları tercih etme sebebine dayalı olarak, ekonomi değerlendirmesi yapanların, her gelişmeye bir kulp takarak yaklaşmalarını görünce.
Biz de hali ile, fıttırıyoruz..
¥
Siyasi parti farklılığı sebebi ile ekonomi değerlendirmesi yapanları es geçelim..
Onların zaten yatacak yerleri yok..
Ne yapsanız, onları memnun edemezsiniz..
Ağzınızla kuş tutsanız, yine bunlara yaranamazsınız..
Yüzyılın “tüp geçit”i yapılır..
Sanki yüzyıldır bu ülkede belediye başkanları yokmuş, hükümetler kurulmamış gibi..
Sanki dünyaya ilk defa gelmişiz, ilk defa bir hükümet Türkiye’yi yönetiyormuş gibi..
Eski hükümetlerin yapamadığı.. Başlamaya bile teşebbüs edemediği devasa yenilikleri, AK Parti iktidarının yaptığını gördükleri halde..
“Ne olmuş yani, ne olmuş?.. Hükümetin görevi vatandaşına hizmet etmek değil mi? Tabii Marmaray’ı da yapacaklar, Avrasya’yı da.. Hükümetin görevi bu.. Bunları yapmak için hükümet oldu..” diyorlar....
Biz de “He he.. Hükümette kim olsa, Marmaray da yapılacaktı.. Avrasya da.. Bu hükümetin hiçbir farkı yok.. Marmaray da, Avrasya da, her hükümetin yapacağı, günlük klasik işler.. Abartacak hiçbir şey yok” deyip, geçiyoruz.
Amaaa..
Bizim mahalledeki çok bilmişleri ne yapacağız?
Yapıcı uyarıda bulunulsa..
“Niyet kötü değil” diyeceğim..
Yapılan çok somut bir yanlışa dikkat çekiyor olsalar, “İkazın amacı, hükümetin iyiliği.. İkazda fayda var” diyeceğim..
Aksayan bir uygulamadaki hataya işaret etseler, “Canım bu hükümet de haşa hatasız olacak değil. Hata, insana mahsus. Hata edilmiş ise, yazılacak, çizilecek, düzeltilecek” diyeceğim..
Ama..
Her yapılanda bir yanlış bulunuyorsa..
Her söylenilende hata aranıyorsa..
Büyük iddialarla ortaya attıkları kehanetler, hep boş çıkıyorsa..
Bu arkadaşlara da, “Hasetliğiniz nedendir” diye sormamız gerekmez mi?
¥
Dün açıklanan, üçüncü çeyrekteki % 11.1’lik büyüme rakamları üzerinden söyleyeyim..
“Davutoğlu ekibinin gazetesi” diye tanıtılan Karar’da, İbrahim Kahveci isimli bir ekonomi yazarı var..
Uzun süredir takip ediyorum..
Hemen her yazısında, “Şu kötü, bu berbat... O fecaat” türünden yazılarla karşımıza çıkıyor..
Merak ettim, “Dün açıklanan büyüme rakamları ile ilgili bir öngörüsü var mı?” diye..
Varmış..
Büyüme rakamları açıklanmadan kaleme aldığı ve dün yayınlanan yazısında, tahminde bulunmuş ve bu sefer tutturmuş..
Ama yüksek büyüme rakamlarından çok rahatsız olmuş gibi, bakın ne yorumlarda bulunmuş:
“Muhtemelen çok ama çok iyi bir büyüme gelecek. Bu sefer bizi şer güçlerin parası yanında bir de KGF dediğimiz Kredi Garanti Fonu ve bütçe açığı desteklemiş olacak. Adeta paranın üzerinde yüzdüğümüz bir dönemin sonuçları ortaya çıkacak. Şirketlere ucuz ucuz kredi verdik; vergilerinde indirime gittik. Yetmedi bir de SGK primlerini erteledik. Bir de devletin kasasından fazlası ile harcama yaptık. Ve bu büyüme oranını yakaladık.”
Nedir bu, söyler misiniz?
Kıskançlık değil de..
Hasetlik değil de nedir?
“Ucuz ucuz kredi” vermişiz..
Verilebiliyorsa ve veriliyorsa..
Niye “ucuz” oluyor?..
Sanki bir başka yerden acısı çıkacakmış gibi, “Bu rakamlara siz aldanmayın” demenin arkasında ne yatıyor?
“Vergilerde indirime gittik”miş.
Vergilerde indirime gittik de, eski yıllarda hiç karşılaşılmayan, toplanan vergi miktarında büyük bir düşüş mü yaşadık?
Vergi indirimi yapılmış.. Buna rağmen toplanan vergi miktarında da beklenilenin altında ciddi bir değişiklik olmamış..
İtirazınız neye?
“SGK primlerini ertelemiş”iz..
Sanki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa SGK primleri ile ilgili bir erteleme kararı alınmış..
Biz ne ertelemeler, ne aflar, ne silmeler gördük de, sonucunda büyümeye ciddi bir katkısını göremedik..
“Devletin kasasından fazlası ile harcama yapmış”ız.
Devletin kasasında varmış ki, yapmışız..
Sen getirmedin herhalde, kasadaki o paraları.. (Hani, ‘Bütçe astronomik açık verdi. Harcanan para o’ dese.. Haklı diyeceğim..)
O zaman sorun ne?
İçindekini döküyor da anlıyoruz: “Yarın ne yapacağımızı kimse bilmiyor. Uyuşturucuya alışmış gibi bir ekonomi oluşturduk.”
Ekonomiden anlamanıza gerek yok..
Sıradan bir vatandaş olarak değerlendirin ve söyleyin..
“Yarın ne yapacağı bilinmeyen.. Hatta uyuşturucuya alışmış birisi.. Büyüyebilir mi? Bırakın büyümeyi, ayakta durabilir mi? Emperyal devletlere, 90 yıllık tarihinde hiç olmadığı şekilde posta koyarken, hayatta kalabilir mi?”
Söyle İbrahim..
Sen söyle de, biz de bilelim..







