Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın...
Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın...
ALİ KARAHASANOĞLU
Suriye’de YPG’nin 100 bin silahlı unsuru olduğunu, bunları Amerika’nın donattığı ve eğittiğini, dolayısı ile bu örgütün asla tasfiye edilmelerinin sözkonusu olmayacağını iddia eden emekli amiral Türker Ertürk, o terör örgütünün nasıl tasfiye edildiğini gözleri ile gördü..
Ama bir küçük özür dilemedi..
“Yanılmışım, hata etmişim, ben bu konularda yorum yapmamalı imişim” demedi.
Amerika’yı gözümüzde çok büyütmüşüz. Karşısında güçlü bir lider tavır koyarsa, Amerika’nın da gücü bir yere kadarmış. İşte YPG’nin tasfiyesi bunun delili. Özür dilerim, Tayyip Erdoğan’ın gücünü, görmezden gelmişim” demedi..
“Canım, bir tahminde bulunmuş, tahmininde yanılmış, bu kadar büyütecek ne var” demeyiniz..
Amiral rütbesine yükselmiş bir kişiden bahsediyoruz.
Emrinde onlarca savaş gemisi bulunan bir kişiden bahsediyoruz..
Hayatı askeriyede geçmiş bir kişiden bahsediyoruz.
Ve bizim gördüğümüzü göremeyen veya kini sebebi ile, siyasi nefreti sebebi ile görmezden gelen bir fanatik emekli subaydan bahsediyoruz.
Belki bunları da bir kenara koyup, “İnsanlar farklı tahminlerde bulunabilirler.. Düşünceler şeffaf şekilde dillendirilebilinir. Bunda bir sıkıntı olmaması gerekir” diyebilirsiniz.
Peki şu sözlere ne diyeceksiniz?
Türkiye PKK’nın uzantısı HDP’si ile.. Kemalist CHP’si ile. Milliyetçilik ididasındaki İP’i ile. Dindar görünümlü SP’si ile. AK Parti iktidarında başbakanlık yapmış Ahmet Davutoğlu’su ile. AK Parti iktidarında değişik bakanlıklar yapmış Ali Babacan’ı ile altılı masanın ittifakını görmüş.
Bu ittifakın, Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçtirmemek için, kirli ortaklığını görmüş..
14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru gidiyoruz..
“Erdoğan’ın son günleri” deniyor..
“Hesap soracağız” diye tehditler savruluyor.
Ülkenin kalkınması için geceli gündüzlü çalışan lidere, “sonun Adnan Menderes gibi olacak” tehditleri yapılıyor..
Tam o dönemde, emekli amiral Türker Ertürk, çıkıyor sahneye..
Ve şu cümleleri sarfediyor:
“Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de... Tabii ki herkes de... Onun için Yüksek Seçim Kurulu’nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum.”
Bu konuda da yanıldığını söyleyerek, esas konuyu gölgelemeyim..
Hangi öngörüsü tuttu ki, bu tahmini de tutsun, bu emekli amiralin..
Askeri konularda da hedefi tutturamıyor.
Siyasi konularda da.
Ama konuşuyor ha konuşuyor..
Sadece konuşsa yine iyi.
Tehdit ediyor..
Ne demektir, lütfen söyler misiniz: “Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek.”
Sandık önümüze konulacak.
Halk kimi seçerse, o cumhurbaşkanı olacak.
Bunun aksini söyleyen var mı?
Yok.
Sandıktan cumhurbaşkanının kim olacağının çıkacağı herkes tarafından kabul edildiği bir konjonktürde, “acılı-acısız” muhabbeti yapan birisi çıkarsa.
Bu kişi bir de, tarihinde birçok darbeye sahne olmuş Türkiye’deki bir emekli amiral olursa..
Bunun adı, darbe tehdidi olmaz da, ne olur?
Ama muhataplarımız pişkin..
O kadar alışıklar ki, tehditler savurmaya..
Tehditleri savuruyorlar, sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ediyorlar..
Neyse ki, 3 yıl sonra da olsa, o tehditin hesabı sorulmak üzere soruşturma açıldı.
Emekli amiral tutuklandı..
Ben bekliyorum ki, o cümlelerin içeriği hakkında Türker Ertürk bir izahat yapsın.
O yapmıyorsa, avukatı bir açıklama yapsın..
Sözlerin hangi bağlamda sarfedildiğini anlatmaya çalışsın.
Yok, izahat sadedinde tek cümle yok.
Ya ne var?
Türker Ertürk’ün avukatı Ayhan Yıldızel’den alıntılayalım:
“Müvekkilim 20 Mart 2023 tarihinde katıldığı televizyon programındaki sözleri nedeniyle tutuklandı.”
Yani?
Yani avukat bey, ne demek istiyorsunuz?
“Konuşma, 16 Ağustos 2026’da yapılmış” diyen mi var ki, siz bu cümleyi kuruyorsunuz?
Şu olur, anlarım..
“Konuşmanın üzerinden, zamanaşımı süresi geçmiştir. Bu süre geçtikten sonra soruşturma açılması ve tutuklama kararı verilmesi kanuna aykırıdır” dersiniz, anlarım.
Diyebiliyor musunuz?
Hayır.
Çünkü zamanaşımı süresinin dolmasına daha 4,5 yıl var..
O zaman konuşmanın zamanını vererek, neyi açıklamaya çalışıyorsunuz.
Aslında konuşma bugün yapılmış olsa, Ertuğrul Özkök’ün benzer bir konuşmayı yapıp, tutuklanmaması olayındaki gibi, Türker Ertürk de tutuklanmayabilirdi.
Ama tam da, konuşmanın yapıldığı dönem, siyasi tartışmaların kızıştığı, ülkenin bir kaos ortamına sürüklenmek istendiği döneme ait bir tarih..
Dolayısı ile, cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen 1.5 ay önce bu konuşmanın yapılmış olması, suçun ağırlığı açısından çok daha önemli bir veri..
Ama avukatımızın bu değerlendirmeyi yapacak bir kapasitesi yok ki, savunma sadedinde açıklamalarına devam ediyor:
“Söz konusu ifadelerden nasıl bir suç unsuru çıkarıldığını hukuk fakültesi öğrencilerinin dahi anlamakta zorlanacağı kanaatindeyiz.”
Acılı ama acısız..
Sanki kebap siparişi yapıyormuşsunuz gibi konuşun.
86 milyonluk ülkede kaos ortamı oluşturacak sözler sarfedin..
Sonra da kalkın, “Nasıl bir suç unsuru çıkarıldı” diye şaşkın olduğunuzu ifade edin..
Avukatın konuşmanın içeriği ile ilgili bir izahı var mı diye, beyanını sonuna kadar okudum..
Şöyle diyor, avukatımız:
“Anayasa’nın 138. maddesi, yargı yetkisinin kullanımında hiçbir organ, makam, merci veya kişinin mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini açıkça hüküm altına almıştır. Ancak süreç oldukça düşündürücüdür: Bir X hesabı kullanıcısı, 3,5 yıl önce yapılmış bu konuşmayı 17 Ağustos’ta gece yarısından hemen sonra (saat 00.18) yeniden yayınlayarak, ‘Bakırköy ya da Ankara Başsavcısı eminim ki bu kahpe orsatramola (Türker Ertürk) ile ilgilenecektir, Ankara Kuriş ile uğraşıyor, Bakırköy daha uygun’ şeklinde bir paylaşımda bulunmuştur. Bu paylaşımdan yaklaşık 8 saat sonra ise, Türker Ertürk hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldığı tüm basın yayın organlarında haberleştirilmiştir.”
Bu mudur sizin yapacağınız savunma..
Siz, suç işleyip işlediğinizi izah etmeyeceksiniz.
Soruşturma hangi ihbarla başlatıldı, ne zaman başlatıldı, Ankara mı başlattı, yoksa Bakırköy mü, bunun üzerinden mi suçsuz olduğunuzu izah edeceksiniz?
Yüreğiniz var ise, çıkıp aslanlar gibi savunsanıza..
“Müvekkilim, Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmemiştir. Sandıkta Erdoğan’a çoğnluk oyu çıkarsa, iktidarın devamının engelleneceğini kasdetmemiştir. Erdoğan’ın yasa dışı yollarla devrilmesi amaçlanmamıştır” desenize..
Hâlâ kuyruğu dik tutmaya çalışıyorlar.
“Biz darbeci değiliz. Aklımızdan darbe geçmemiştir” bile demeden.
Kıldan tüyden itirazlarla, müvekkillerini yargılamadan kaçırmaya çalışıyorlar.
Ama eski Türkiye dönemi bitti.
Artık hesap verme vakti.
Keşke o sözler sarfedildiği gün, bir savcımız Türker Ertürk’e, “Böyle buyrunuz” demiş olsaydı.
Ama dün denilmedi diye, işlenen suçların ilaniha görmezden gelineceğini sananlar da yanılıyorlar..
Zamanaşımı süresi dolmamış hangi suç var ise, hesabı sorulacaktır.
Artık bunu herkes kafasının bir köşesine yazmalı.