--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ak Parti’nin başarısını Sözcü’den okuyalım

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
38

Ak Parti’nin başarısını Sözcü’den okuyalım

ALİ KARAHASANOĞLU 

Ak Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü sebebiyle, biz yapılanları ve yapılamayanları yazarken, muhalifler ise kendilerince başarısızlık olarak düşündükleri bazı rakamları yayımlıyorlar.

Yayınladıkları rakamlara bakıyorum, gerçekten Ak Parti’nin bir başarısızlığı söz konusu mu, yoksa çarpıtma mı yapıyorlar?

Sözcü gazetesinin, Ak Parti’nin iktidara geldiği yılın bazı verilerini aktarıp, bugünkü verilerle kıyaslamasını önemsedim.

Olur ya, bizim gözümüze perde inmiştir, gerçekleri göremiyoruzdur.

Türkiye’de Ak Parti iktidarına en sert muhalefeti yapan Sözcü gazetesinin “vaatler nelerdi, nereye geldi?” başlıklı haberinin içerisindeki liste, bu açıdan benim dikkatimi çekti.

Ak Parti’nin temel hak ve özgürlükleri hayata geçirme konusunda büyük oranda başarılı olduğu düşüncesinde olan bir gazeteci olarak, ekonomik verilerin de tam istenildiği oranda olmasa bile, iktidara gelinen yılla karşılaştırıldığında çok çok ileri bir konuma gelindiğini belirten bir sade vatandaş olarak, Sözcü’nün listesini büyük bir dikkatle inceledim.

Sizlere de aktarıyorum.

Diyor ki Sözcü, 2002 yılında asgari ücret 184 liraymış. Yine sözcüğünün belirttiğine göre, o tarihte asgari ücretin ABD para birimi ile karşılığı 126 dolar imiş. Sözcü’nün editörleri akşamdan mı kaldı, yoksa sürekli bölünerek yeni bir gazete çıkarmanın kafa karışıklığıyla ne yaptıklarını mı bilmiyorlar kestiremedim.

2026 yılının asgari ücret miktarını 28.075 TL olarak belirten Sözcü, bunun karşılığının da 586 $ olduğunu listeye koymuş.

Demek ki neymiş, muhalif Sözcü gazetesine göre bile, Ak Parti iktidarı iş başına geldiği günden bu yana, asgari ücreti 4.5 katına çıkarmış. 

Yok yok, biz onlar gibi ne sahtekarız, ne de yalancıyız. Algı yapmasını hiç sevmeyiz.

Asgari ücret, TL bazında değil,  dolar bazında 4.5 kat artmış.

Bu ne demek?

Dar gelirli insanların 24 yıl öncesine göre alım güçlerinin artması demek.

Muhalif Sözcü gazetesinin verilerini aktarmaya devam edelim. Ak Parti iktidara geldiğinde dana etinin kilosu 10 TL  imiş. Şimdiyse 974 TL.


Çakal Sözcü, araya çeyrek altını da sıkıştırmış, ve “2002’de asgari ücret ile kaç çeyrek altın alınıyordu, 2026’da kaç çeyrek altın alınıyor”, onun hesabını da yapmış.

Ama asgari ücretlinin ayda bir veya iki defa kırmızı et yiyebildiğini defalarca manşete taşıyan Sözcü gazetesi, sıra dana eti alım gücüne gelince, “2002’de asgari ücretle kaç kilo dana eti alınabiliyormuş, 2026’da kaç kilo alınabiliyor” hesabını yapmamış. Onların yapmadığını biz yapalım.

2002’de asgari ücretle 19 kg dana eti alınabiliyormuş.

2026’da ise asgari ücretle alınabilen dana eti miktarı 28 kg’a çıkmış.

Ne oldu Sözcü?

Kendi rakamlarınla kendini yalanladın mı? Ak Parti iktidarında dar gelirli insanların durumlarının daha kötüye gittiğini iddia ederken, verdiğin rakamlar tam aksini gösteriyor.

Sözcü gazetesinin bir diğer verisi de tavuk etinde.

2002 yılında tavuk etinin kilosu 2.65 TL’ymiş. Sözcü yine 2002’de asgari ücretli bir işçi kaç kilo tavuk eti alabiliyormuş hesaplamamış. Biz hesaplayıp aktaralım: 2002 yılında Ak Parti iktidara geldiğinde asgari ücret alan bir işçi, yuvarlak hesap 72 kg tavuk eti alabiliyormuş. Sözcü gazetesinin hesaplamaktan korktuğu ve okuruna vermediği 2026 yılında asgari ücretlinin alabildiği tavuk eti miktarı ise, 188 kg.

Asgari ücretlinin alabildiği beyaz et miktarı Ak Parti iktidarında iki kattan fazla artmış.


Ben işime gelen ürünleri alıp size aktarmıyorum.

Sözcü gazetesinin “24 yılda ne kadar yoksullaştık” başlığıyla verdiği listeden size aktarıyorum.

Bazı okurlarımız diyecekler ki, çeyrek altından bir bahsettin, ama kıyaslamasını yapmadın.

Bizim kıyaslamadan kaçtığımız yok. Ama dünya genelinde değeri artan bir ürünü, sanki sadece Türkiye’de fiyatlanmış gibi gösterenlere bir soru ile karşılık verelim.

Sorum net: 2002 yılında asgari ücretle alınabilen çeyrek altın sayısı 27 iken, Ak Parti iktidarı bunu 2.700’e çıkarmış olsa, ama dana eti, beyaz et gibi temel tüketim maddelerinde alınabilecek ürün miktarı azalmış olsa, Ak Parti’yi başarılı sayacak mıydınız.

Çeyrek altının dünya piyasasında da fiyatı artmış. “Amerikan ekonomisi, çeyrek altın fiyatlarında yerlerde sürünüyor” diye bir yorum, hiçbir yerde yok!

Her zaman söylüyorum sabahleyin kahvaltıda çeyrek altın yemiyoruz. Yediklerimiz; peynir, zeytin, ekmek, süt, yumurta.

İddia ediyorum; 2002 yılındaki asgari ücretle, temel tüketim mallarının hangisini esas alırsanız alınız, 2026 asgari ücret ile alınabilen miktarın çok daha gerisinde kaldığını görürsünüz.

İster ekmeği alın, ister sütü alın, isterseniz peyniri alın, isterseniz yumurtayı alın.

Hepsinde alım gücü artmış.


Ama Ak Parti’yi, “vaatler nelerdi, nereye geldi?” başlığıyla yerden yere vurduğunu zanneden Sözcü, kendi yayınladığı listede bile, Ak Parti’nin dar gelirlinin durumunu iyileştirdiğini kendi elleriyle belgelediklerini görmezden gelmektedir.

Sözcü şöyle diyor: “24 yıldır kesintisiz yönetilen ekonomideki göstergeler ile vatandaşın cüzdanındaki gerçekler hedefin tam tersi bir tabloyu ortaya koyuyor.”

Tabloyu söyledim, dana etini siz seçtiniz, tavuk etini siz seçtiniz. Rakamları verdiniz, ben sadece hesaplama yaptım.

Diyorsanız ki hesabınız yanlış, buyrun cevap verin.

Sözcü’nün değerlendirmesinde, 2002 yılında dış borç stokunun 132 milyar $ olduğu, bugün ise dış borcun 518,5 milyar $’a çıktığı da eleştiri konusu yapılmış.

“Gelirler kağıt üzerinde artıyor” denilerek, algı yapılmaya çalışılmış.

Gelirleri TL üzerinden hesaplar, giderleri ise dolar bazında hesaplayıp, “bakın ne güzel gelirler sürekli artıyor ama giderler çok sınırlı yükseliyor” diyormuşuz gibi algı yapıyorlar.

Enflasyon olan bir ülkede  tabii ki yerel para birimi ile hesap yapmak yanıltıcı olur.

Onun içindir ki, asgari ücretin dolar bazındaki artışına baktık ve 2002 yılına kıyasla 4.5 katı yükseliş olduğunu aktardık.


Dış borç stoku konusundaki algıya da cevap verelim.

Evet dış borcumuz artmış.

Ama bütün dünya ülkelerinin dış borcu artıyor.

Ekonominin “e”sinden haberi olan herkes bilir ki, dış borcun değerlendirmesinde, rakamsal değer ile değil, milli gelire oranı esas alınarak değerlendirme yapılır. Bu çerçevede bakacak olursak, 2002 yılında dış borcumuz 132 milyar dolarmış. Peki milli gelirimiz ne kadarmış? Milli gelirimiz 240 milyar $ imiş.

Yani dış borcun milli gelire oranı %55.

Dış borcumuz 2026 yılında 518.5 milyar $’a çıkarken, yani dört misli olurken, milli gelirimiz ise 1.6 trilyon $’a çıkmış.

Milli gelirimiz, borcumuzun yükseliş eğrisinden daha güçlü bir artış göstermiş. Dış borçta artış 4.5 kat, milli gelirde artış 6.5 kat.

Eğer utanmaları varsa 2002’deki dış borcun milli gelire oranının %55 olduğunu tekrar hatırlatıp, şimdi ise aynı oranın %33 seviyelerinde olduğunu not edelim.

Ve soralım Sözcü’ye, siz kimin sözcüsüsünüz?

Yorumlar

(38)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ziyauddin sonmez

16 Ağustos 2026 23:05

AKP ne yaparsa yapsın, ülkeyi dünyada her alanda birinci yapsın; adamlar hazımsızca, düşmanca, kinleriyle, islam düşmanığı zihniyetiyle: yiğidi öldür hakkını ver diyemiyeceklerdir

Vatansever

16 Ağustos 2026 20:34

Gayeleri sadece kötülemek. Amaç böyle olunca sonuç da yalan dolan ile boş laf etmek oluyor. Bu yaptıkları tam bir militanlik..

Selamlar Ali Bey

16 Ağustos 2026 18:44

Sözcü denen paçavra Erdoğan başbakan olduktan sonra çıkmaya başladı.İstisnasız her gün manşetten Erdoğan a hakaret etti.Gazetenin asıl sahibi Aydın Doğan kendi gazetelerinde yazdıramadığı yalan haberleri burada yazdırdı.Medya grubunu satıp paraları yurtdışına kaçırdıktan sonra tüm dinazor küfürbaz gazeteciler buraya geçti.Tek amaçları her gün yalan yazarak hükümet kurdukları, pijamayla başbakan karşıladıkları, başörtülülerin sokağı çıkamadığı eski günlere dönmek.O yüzden hergün kitlesini zehirliyor.Sözcü susarsa yalan zehiri biter.

Ali

16 Ağustos 2026 18:25

İddia ettiğin için gerek duydum, temel gıda maddesi ekmek, 2005 asgari ücret ile alınan ekmek yaklaşık 1161, 2026 da alınan ekmek 1604.

Yanlış hesap

16 Ağustos 2026 16:17

Şimdi verilen et fiyatlarını kasap hesabıyla bakalım. Kasap: çeyrek altın 27 lira iken ben 1 kilo eti 10 liradan satiyordum. 2.7 kilo et ile 1 çeyrek altın alabiliyordum. Bende çeyrek altına göre etin kilosunu 10.955:2.7=4.057 TL yapmam gerekir dese ne olur. Hadi diyelim ki asgarî ücreti de çeyrek altın fiyatına göre yükseltelim. 6.8*10.955=74.500 Çeyrek altına göre; Asgarî ücret 74.500 TL Etin kilosu 4.057 TL Alım gücü 74.500:4.057=18 kilo 2026 et alım gücü 28.075:10.955 =28.80 kilo et. Bence bu çeyrek altın hesabına ne kasap nede asgari ücretli girsin hepimiz zararlı çıkarız.

Mikail

16 Ağustos 2026 16:17

Birde anayasa 400 mv değişirse değme gitsin derim 367 göründü dehasına olur inşallah.

Nuran Devres

16 Ağustos 2026 16:02

Sizin 'Adanalı" var ya, her zamanki gibi yorumunu kopyala-yapıştır yöntemiyle yazmış. Bugün de Cumhuriyet gazetesinden Koray Kaplıca'nin eski tarihli bir yazısından olduğu gibi almış yapıştırmış buraya. Bari Cumhuriyet gazetesinden kopya çekme.

Adanalı

16 Ağustos 2026 21:46

Sabitten Dalgalıya: Türkiye'de Doların Seyri...Doğruluk Payı sitesinden alınmadır.Koray Kaplıca'nın 24/08/2021 tarihli yazısıdır.Koray bey cumhuriyet gazetesi yazarı değildir,cumhuriyet gazetesinden kopya çekilmemiştir.

Adanalı

16 Ağustos 2026 22:15

Bilgilendirme amaçlıdır.Sabitten dalgalıya :Türkiye’de doların seyri,yazısı Doğruluk payı sitesinden alınmadır.Koray Kaplıca’nın 24/08/2021 tarihli yazısıdır,cumhuriyet gazetesinden alınmamıştır,Koray’ Kaplıca cumhuriyet gazetesi yazarı da değildir.

Ali Bey

16 Ağustos 2026 15:06

Birde anaokulundan üniversitenin son kademesine kadar uygulamalı Din Eğitimi dersi konulsa sınav soruları çoğunluğu Uygulamalı Din Eğitiminden sorulsa Bilime Osmanlı İmparatorluğunda olduğu gibi ağırlık verilse ilköğretim müfredatı üniversite gibi olsa yahudi Cumhuriyeti ile alınan Perşembe Cuma BAYRAMIMIZ verilse toplu namaz kılsa öğrenciler ne kadar güzel olur

Gerçek

16 Ağustos 2026 14:46

Allah Razı zolsun Ali Bey, Hakikaten Sözcü denen gazeteyi biz de merak ediyoruz.Kimin Sözcülügünü Yapıyorlar. Milletimiz Sorgulasın.

Adanalı

16 Ağustos 2026 14:08

SABİTTEN DALGALIYA:TÜRKİYEDE DOLARIN SEYRİ. 7 Eylül 1946 tarihinde Recep Peker Hükümeti tarafından alınan kararlarla Türkiye, tarihindeki ilk büyük devalüasyon adımını attı. Türk lirasının değeri yaklaşık %40 oranında düşürüldü; 1 ABD doları 1,3 TL seviyesinden 2,8 TL’ye çıkarıldı. 4 Ağustos 1958 tarihinde radikal bir karar alındı ve ithalatta fiilen uygulanan döviz kuru, 1 ABD doları = 9 TL olacak şekilde ayarlandı. Bu uygulama, iki yıl sonra tüm döviz işlemleri için geçerli hale getirildi.10 Ağustos 1970 tarihinde alınan kararla, Türk lirası %66 oranında devalüe edildi ve 1 ABD doları 15 TL olarak belirlendi. Türkiye 1978’de bir kez daha IMF ile istikrar programı anlaşması yaptı. Program kapsamında kur ayarlaması yapıldı ve 1 ABD doları 25 TL seviyesine çıkarıldı.Ancak bu da yeterli olmadı. 1979 yılında yapılan yeni bir devalüasyonla 1 ABD doları 47 TL oldu. 24 Ocak 1980 Kararları, Türkiye’nin IMF ve Dünya Bankası ile yürüttüğü müzakereler doğrultusunda hazırlandı. Kararlar, yalnızca bir istikrar programı değil, aynı zamanda ithal ikameci sanayileşme modelinden ihracata dayalı büyüme modeline geçişin ilk adımıydı. Programın temel hedefi, piyasa koşullarına daha duyarlı, dışa açık ve rekabetçi bir ekonomi oluşturmaktı.Bu doğrultuda ilk önemli adım, döviz kuru politikasında atıldı. 1 ABD doları, 47 TL’den 70 TL’ye yükseltildi.1 Mayıs 1981 itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, döviz kurlarını sabit şekilde belirlemek yerine, ABD dolarının piyasa fiyatını izleyerek Türk lirasının dış değerini günlük olarak ilan etmeye başladı.1980 sonrası dönemde Türkiye, sabit kur rejimini terk ederek müdahaleli dalgalı kur rejimine geçiş yaptı.5 Nisan 1994’te açıklanan ekonomik istikrar programıyla birlikte, Türk lirası ertesi gün % 28 değer kaybetti. 7 Nisan'da %19,7'lik değer kaybıyla 1 ABD doları 40 bin TL seviyelerine kadar yükseldi.19 Şubat 2001’deki MGK toplantısında ateşlendi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatmasıyla başlayan gerginlik, piyasalar tarafından devletin en üst düzeyinde ciddi bir siyasi kriz olarak algılandı. Zaten kırılgan olan yatırımcı güveni anında çöktü; döviz talebi hızla arttı, faizler bir gün içinde %7000’e fırladı ve Merkez Bankası’nın döviz rezervleri hızla eridi. Kur hedefi sürdürülemez hale geldi ve hükümet, 22 Şubat 2001’de döviz kurunu serbest bırakmak zorunda kaldı.Kurun serbest bırakılmasının hemen ardından, Türk lirası hızla değer kaybetti. 22 Şubat Perşembe günü 688 bin lira seviyelerinde işlem gören dolar, sadece iki iş günü sonra, 26 Şubat Pazartesi günü 1 milyon 78 bin liraya yükseldi. Böylece TL’nin dolar karşısındaki toplam değer kaybı iki günde %36’yı buldu.2018 yılında yaşanan kur şoku, Türkiye’de son yılların en sarsıcı ekonomik gelişmelerinden biri olarak öne çıktı. Yılın başında 1 ABD doları yaklaşık 3,80 TL iken, yaz aylarında hızla yükselerek 13 Ağustos’ta günlük kapanışta 6,89 TL seviyesini ulaştı. 4 ay gibi kısa bir sürede yaşanan bu yaklaşık %43’lük değer kaybı, piyasada ciddi bir panik yarattı. Kur şokunun arkasında uzun süredir devam eden yapısal sorunlar –yüksek cari açık, özel sektörün döviz borçluluğu ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığına dair endişeler– bulunuyordu. Bu kırılgan zemini sarsan olay ise ABD ile yaşanan Rahip Andrew Brunson krizi ve buna bağlı olarak Washington’dan gelen yaptırım tehditleri oldu.Kur şoku sonrası ekonomideki göstergeler hızla bozuldu. Enflasyon Ekim 2018’de yüzde 25’in üzerine çıktı, büyüme hızı düştü ve ekonomi resesyona girdi. Merkez Bankası, dövizdeki yükselişi dizginlemek için Eylül ayında politika faizini sert bir şekilde artırarak yüzde 24 seviyesine çekti. Fakat 2018'in son gününde Türk lirasının değeri ilk gününden %28 daha azdı. 2021 yılında Türkiye’de yaşanan kur şokları, önceki krizlerden farklı olarak doğrudan para politikası tercihleri nedeniyle ortaya çıktı ve bu yönüyle ekonomi tarihinde ayrı bir yerde duruyor. Türk lirası, yıl boyunca özellikle son çeyrekte büyük bir değer kaybı yaşadı; 2021’in başında yaklaşık 7,40 TL olan dolar kuru, 21 Aralık'ta günlük kapanış değeri olarak 17,5 TL ile tarihi zirveyi gördü. Bu olağanüstü kur artışı, piyasada derin bir güvensizlik ortamı yarattı ve ekonomik aktörlerin beklentilerini ciddi biçimde bozdu.Kur şoklarının temel nedeni ise faiz politikalarında izlenen alışılmışın dışındaki yaklaşım oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” söylemi doğrultusunda Merkez Bankası, enflasyonun hızla yükseldiği bir dönemde politika faizini arka arkaya indirdi. Eylül 2021’den itibaren yapılan faiz indirimleri, yükselen enflasyona rağmen sürdürüldü ve yatırımcılar bu yaklaşımı Merkez Bankası’nın bağımsızlığına dair güçlü bir işaret olarak algılamadı. Bu durum, dövize yönelimi hızlandırdı ve TL’de sert değer kaybına yol açtı.Aralık 2021’de dövizdeki sert yükselişi kontrol altına almak amacıyla hükümet, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemini devreye soktu. Bu model, TL mevduat sahiplerine kur farkı garantisi vererek dövize olan talebi azaltmayı hedefliyordu. Açıklamanın ardından dolar kuru birkaç gün içinde 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Fakat 2021'de uygulanan faiz politikalarının Türk lirasının değerine maliyeti %42,8 oldu. BU AÇIKLAMALARDA KOVİD 19 UN TEDARİK ZİNCİRİNİ KIRMASI EVE KAPANMA...YATIRIM YAPILMASI İÇİN MERKEZ BANKASININ POLİTİK FAİZİN İNDİRMESİNİN SERMAYE TARAFINDAN SAHİPLENİLMEMESİ,HÜKÜMETİ DEVİRME AMAÇLI SERMAYENİN ÇIKARDIĞI GEZİ AYAKLANMASINA MUHALEFET DESTEĞİ, DIŞ YATIRIMIN GELMEMESİ İÇİN SERMAYE DÜŞMANLIĞI FETÖNÜN 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ, BATILI ÜLKELERİN TÜRKİYEYE DİZ ÇÖKTÜRMEK İÇİN EKONOMİYLE OYNAMALARI,ÇEVREMİZDEKİ SAVAŞLAR BUGÜNKÜ TABLOYU OLUŞTURDU...

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle