Ak Parti’nin başarısını Sözcü’den okuyalım
Ak Parti’nin başarısını Sözcü’den okuyalım
ALİ KARAHASANOĞLU
Ak Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü sebebiyle, biz yapılanları ve yapılamayanları yazarken, muhalifler ise kendilerince başarısızlık olarak düşündükleri bazı rakamları yayımlıyorlar.
Yayınladıkları rakamlara bakıyorum, gerçekten Ak Parti’nin bir başarısızlığı söz konusu mu, yoksa çarpıtma mı yapıyorlar?
Sözcü gazetesinin, Ak Parti’nin iktidara geldiği yılın bazı verilerini aktarıp, bugünkü verilerle kıyaslamasını önemsedim.
Olur ya, bizim gözümüze perde inmiştir, gerçekleri göremiyoruzdur.
Türkiye’de Ak Parti iktidarına en sert muhalefeti yapan Sözcü gazetesinin “vaatler nelerdi, nereye geldi?” başlıklı haberinin içerisindeki liste, bu açıdan benim dikkatimi çekti.
Ak Parti’nin temel hak ve özgürlükleri hayata geçirme konusunda büyük oranda başarılı olduğu düşüncesinde olan bir gazeteci olarak, ekonomik verilerin de tam istenildiği oranda olmasa bile, iktidara gelinen yılla karşılaştırıldığında çok çok ileri bir konuma gelindiğini belirten bir sade vatandaş olarak, Sözcü’nün listesini büyük bir dikkatle inceledim.
Sizlere de aktarıyorum.
Diyor ki Sözcü, 2002 yılında asgari ücret 184 liraymış. Yine sözcüğünün belirttiğine göre, o tarihte asgari ücretin ABD para birimi ile karşılığı 126 dolar imiş. Sözcü’nün editörleri akşamdan mı kaldı, yoksa sürekli bölünerek yeni bir gazete çıkarmanın kafa karışıklığıyla ne yaptıklarını mı bilmiyorlar kestiremedim.
2026 yılının asgari ücret miktarını 28.075 TL olarak belirten Sözcü, bunun karşılığının da 586 $ olduğunu listeye koymuş.
Demek ki neymiş, muhalif Sözcü gazetesine göre bile, Ak Parti iktidarı iş başına geldiği günden bu yana, asgari ücreti 4.5 katına çıkarmış.
Yok yok, biz onlar gibi ne sahtekarız, ne de yalancıyız. Algı yapmasını hiç sevmeyiz.
Asgari ücret, TL bazında değil, dolar bazında 4.5 kat artmış.
Bu ne demek?
Dar gelirli insanların 24 yıl öncesine göre alım güçlerinin artması demek.
Muhalif Sözcü gazetesinin verilerini aktarmaya devam edelim. Ak Parti iktidara geldiğinde dana etinin kilosu 10 TL imiş. Şimdiyse 974 TL.
Çakal Sözcü, araya çeyrek altını da sıkıştırmış, ve “2002’de asgari ücret ile kaç çeyrek altın alınıyordu, 2026’da kaç çeyrek altın alınıyor”, onun hesabını da yapmış.
Ama asgari ücretlinin ayda bir veya iki defa kırmızı et yiyebildiğini defalarca manşete taşıyan Sözcü gazetesi, sıra dana eti alım gücüne gelince, “2002’de asgari ücretle kaç kilo dana eti alınabiliyormuş, 2026’da kaç kilo alınabiliyor” hesabını yapmamış. Onların yapmadığını biz yapalım.
2002’de asgari ücretle 19 kg dana eti alınabiliyormuş.
2026’da ise asgari ücretle alınabilen dana eti miktarı 28 kg’a çıkmış.
Ne oldu Sözcü?
Kendi rakamlarınla kendini yalanladın mı? Ak Parti iktidarında dar gelirli insanların durumlarının daha kötüye gittiğini iddia ederken, verdiğin rakamlar tam aksini gösteriyor.
Sözcü gazetesinin bir diğer verisi de tavuk etinde.
2002 yılında tavuk etinin kilosu 2.65 TL’ymiş. Sözcü yine 2002’de asgari ücretli bir işçi kaç kilo tavuk eti alabiliyormuş hesaplamamış. Biz hesaplayıp aktaralım: 2002 yılında Ak Parti iktidara geldiğinde asgari ücret alan bir işçi, yuvarlak hesap 72 kg tavuk eti alabiliyormuş. Sözcü gazetesinin hesaplamaktan korktuğu ve okuruna vermediği 2026 yılında asgari ücretlinin alabildiği tavuk eti miktarı ise, 188 kg.
Asgari ücretlinin alabildiği beyaz et miktarı Ak Parti iktidarında iki kattan fazla artmış.
Ben işime gelen ürünleri alıp size aktarmıyorum.
Sözcü gazetesinin “24 yılda ne kadar yoksullaştık” başlığıyla verdiği listeden size aktarıyorum.
Bazı okurlarımız diyecekler ki, çeyrek altından bir bahsettin, ama kıyaslamasını yapmadın.
Bizim kıyaslamadan kaçtığımız yok. Ama dünya genelinde değeri artan bir ürünü, sanki sadece Türkiye’de fiyatlanmış gibi gösterenlere bir soru ile karşılık verelim.
Sorum net: 2002 yılında asgari ücretle alınabilen çeyrek altın sayısı 27 iken, Ak Parti iktidarı bunu 2.700’e çıkarmış olsa, ama dana eti, beyaz et gibi temel tüketim maddelerinde alınabilecek ürün miktarı azalmış olsa, Ak Parti’yi başarılı sayacak mıydınız.
Çeyrek altının dünya piyasasında da fiyatı artmış. “Amerikan ekonomisi, çeyrek altın fiyatlarında yerlerde sürünüyor” diye bir yorum, hiçbir yerde yok!
Her zaman söylüyorum sabahleyin kahvaltıda çeyrek altın yemiyoruz. Yediklerimiz; peynir, zeytin, ekmek, süt, yumurta.
İddia ediyorum; 2002 yılındaki asgari ücretle, temel tüketim mallarının hangisini esas alırsanız alınız, 2026 asgari ücret ile alınabilen miktarın çok daha gerisinde kaldığını görürsünüz.
İster ekmeği alın, ister sütü alın, isterseniz peyniri alın, isterseniz yumurtayı alın.
Hepsinde alım gücü artmış.
Ama Ak Parti’yi, “vaatler nelerdi, nereye geldi?” başlığıyla yerden yere vurduğunu zanneden Sözcü, kendi yayınladığı listede bile, Ak Parti’nin dar gelirlinin durumunu iyileştirdiğini kendi elleriyle belgelediklerini görmezden gelmektedir.
Sözcü şöyle diyor: “24 yıldır kesintisiz yönetilen ekonomideki göstergeler ile vatandaşın cüzdanındaki gerçekler hedefin tam tersi bir tabloyu ortaya koyuyor.”
Tabloyu söyledim, dana etini siz seçtiniz, tavuk etini siz seçtiniz. Rakamları verdiniz, ben sadece hesaplama yaptım.
Diyorsanız ki hesabınız yanlış, buyrun cevap verin.
Sözcü’nün değerlendirmesinde, 2002 yılında dış borç stokunun 132 milyar $ olduğu, bugün ise dış borcun 518,5 milyar $’a çıktığı da eleştiri konusu yapılmış.
“Gelirler kağıt üzerinde artıyor” denilerek, algı yapılmaya çalışılmış.
Gelirleri TL üzerinden hesaplar, giderleri ise dolar bazında hesaplayıp, “bakın ne güzel gelirler sürekli artıyor ama giderler çok sınırlı yükseliyor” diyormuşuz gibi algı yapıyorlar.
Enflasyon olan bir ülkede tabii ki yerel para birimi ile hesap yapmak yanıltıcı olur.
Onun içindir ki, asgari ücretin dolar bazındaki artışına baktık ve 2002 yılına kıyasla 4.5 katı yükseliş olduğunu aktardık.
Dış borç stoku konusundaki algıya da cevap verelim.
Evet dış borcumuz artmış.
Ama bütün dünya ülkelerinin dış borcu artıyor.
Ekonominin “e”sinden haberi olan herkes bilir ki, dış borcun değerlendirmesinde, rakamsal değer ile değil, milli gelire oranı esas alınarak değerlendirme yapılır. Bu çerçevede bakacak olursak, 2002 yılında dış borcumuz 132 milyar dolarmış. Peki milli gelirimiz ne kadarmış? Milli gelirimiz 240 milyar $ imiş.
Yani dış borcun milli gelire oranı %55.
Dış borcumuz 2026 yılında 518.5 milyar $’a çıkarken, yani dört misli olurken, milli gelirimiz ise 1.6 trilyon $’a çıkmış.
Milli gelirimiz, borcumuzun yükseliş eğrisinden daha güçlü bir artış göstermiş. Dış borçta artış 4.5 kat, milli gelirde artış 6.5 kat.
Eğer utanmaları varsa 2002’deki dış borcun milli gelire oranının %55 olduğunu tekrar hatırlatıp, şimdi ise aynı oranın %33 seviyelerinde olduğunu not edelim.
Ve soralım Sözcü’ye, siz kimin sözcüsüsünüz?