--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ABD’de azıcık adalet olsa, neler olurdu?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

ABD’de azıcık adalet duygusu olsaydı, neler olurdu?

Kısa kısa aktaralım..

Aklı başında bir yetkili çıkar, “Dünya genelinde birçok bankanın, İran’a yönelik ambargomuzu delmesi sonrasında onlara ceza davası açmamamızın sebebi şunlar, şunlar, şunlardır” derdi..

Fransız bankasına, İngiliz bankasına, hatta ABD bankasına yönelik olarak, ambargoyu delme iddiaları karşısında, niçin sadece para cezası uygulandığını, onlara ceza davası açılmadığını izah edip, Türkiye söz konusu olduğunda, tutuklamalar, ceza davaları, binbir türlü soytarılıkların devreye girmesinin gerekçelerini izah ederdi..

İzah etmiyorlarsa.. Edemiyorlarsa..

ABD’de adalet duygusu yok demektir..

¥

ABD’de adalet kavramı şeffaf uygulamalarla perçinlenmiş olsaydı, bir Adalet Bakanlığı yetkilisi çıkar, “Cezaevlerimizde güvenlik mükemmeldir.. Ancak çok istisnai bir durum olmuş, Rıza Sarraf’ın başına, şöyle şöyle bir tehdit olayı gelmiştir. Faili tespit edilmiş, ifadesi alınmıştır. Yargılaması yapılacaktır” derdi..

Diyebiliyorlar mı? Hayır.. 

O zaman hiç kimse, “ABD’de adalet kavramı şeffaf şekilde hayata geçirilmektedir” diyemez..

¥

ABD’de adalet kavramına saygı olsaydı, Rıza Sarraf’ın son 1.5 aydır nerde tutulduğu açıklanırdı.. 

“Şu cezaevinde, tutuklular bölümünde değil ama, şu bölümde tutuyoruz. Sebebi de şudur” denilirdi.. 

Veya, “Kendisi savcılığımızla işbirliği yapmak istediği için, tanık statüsüne alınmış, cezaevinden çıkarılmış, şu otelde, savcılığın güvencesi altında şu şu kişilerle birlikte/yalnız kalmaktadır” denirdi..

Böyle bir açıklama duyuyor muyuz?

Hayır..

Ne cezaevinde kaldığı açıklanıyor. 

Ne otelde kaldığı açıklanıyor..

Ne de bir başka yerde kalıyorsa, o kaldığı yer açıklanıyor!

Sözümona itirafçı olan, savcılıkla işbirliği yapan bir sanığın, duruşma öncesinde kimin elinde hangi tehditler altına olduğu/olmadığı bilinmiyorsa, böyle bir ülkede adalet kavramına saygı duyuluyor denilebilir mi?

Denilemez.. 

¥

ABD’de “adalet”in ‘a’sı olsaydı, Rıza Sararf’ın davasına bakan hakim, “Bu adamın son 1.5 aydır cezaevinde mi, otelde mi, Guantanamo’da mı olduğu, yoksa başka bir yerde mi olduğu belli değil.. Adam burda bir şeyler söylüyor ama.. Söylediklerinin özgür iradesi ile mi, ilaç etkisi ile mi, alınıp götürüldüğü yerde yapılan tehditlerin tesiri ile mi olduğunu bilmiyoruz. Böyle saçmalık olmaz.. Bizi dünyaya rezil ettiniz. Ben bu adamın anlattıklarını dinleyemem” derdi..

Denmiyorsa.. Ciddi ciddi yargılama yapılmaya devam ediliyorsa.. ABD’de “adalet”in ‘a’sı bile yoktur..

¥

ABD’de, adaletin kırıntısı olsaydı, Rıza Sarraf’a ve M. Hakan Atilla’ya yapılan suçlamaya delil olarak gösterilen sözde telefon görüşmeleri, mail trafikleri vesairenin hangi yasal usule göre toplandığı açıklanır, tereddütler giderilirdi.. 

İstanbul Başsavcılığı’nın, “Türkiye’deki bir dosyadan bazı bilgiler çalınmış, götürülmüş, çarpıtılmış ve kullanılmak isteniyor. Götürülen bilgiler içinde, illegal olduğu kesinleşmiş dinleme tapeleri de var” gerekçesi ile açtığı soruşturmaya, mantıklı bir cevap verilirdi..

Verilmiyorsa.. 

Duruşmada dinletilen telefon tapelerinin ne şekilde elde edildiğine dair küçücük bir açıklama yapılamıyorsa, ABD’de “adalet”in kırıntısı bile kalmamış demektir... 

Yargılama, illegal olarak ele geçirilen sahte delillere teslim edilmiş demektir..

¥

ABD’de adalet kavramına saygı olsaydı, yargılamayı yapan hakimin, FETÖ parası ile bazı etkinliklere katıldığına dair iddialara küçücük de olsa bir açıklama ile cevap verilirdi. 

İddia haksız bulunuyorsa, buna yönelik bir açıklama yapılırdı..

Yapılmıyorsa-yapılamıyorsa..

FETÖ lekesi, ABD’nin “adalet” sistemine yapışmıştır..

¥

ABD sisteminde, “adalet” kavramı tüm uygulamalara hakim olsaydı, tutuklunun hangi elbise ile, itirafçının hangi elbise ile duruşmaya çıkacağı belli olurdu..

Rıza Sarraf, ilk duruşmaya mahkum giysisi ile.. Ayaklarından kelepçeli olarak.. 

İkinci duruşmaya, şık takım elbisesi ile katılıyorsa..

İki duruşma arasında, Rıza Sarraf’ın hukuki statüsünde hiçbir değişiklik olmamış ise..

Hiç kimse, “ABD’de, tüm yargılama sistemine ‘adalet’ kavramı hakimdir” diyemez..

¥

ABD’deki yargılamaların vazgeçilmezi olan “jüri” sistemi “adalet”e uygun hayata geçiriliyor olsaydı, üç günlük duruşmanın ikinci gününde, “İki gündür uyuyorsun” denilerek, bir jüri değiştirilmek zorunda kalınmazdı.

Dikkat buyrun, “suçluluğun tespiti”ni, jüri yapıyor.. Ve 12 jüri üyesinden birisi, uyukluyor.. Hem de hakimin tanımlaması ile “iyi de uyuyor”..

Karar verici noktasındaki adamların uyuduğu bir yargılama sisteminde, “adalet” kavramının hakimiyeti iddia edilebilir mi?

Tabii ki hayır..

Türkiye’deki yargılama sistemine vicdansızca eleştiri getirenler..

Aşağılık kompleksi ile ABD’yi ve diğer Batılı devletleri dev aynasında görenler..

Tek bir dava ekseninde verdiğimiz somut çarpıklıklara bakıp karar versinler: “Dünya devlerinin(!) adaleti bu mu?”

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle