--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

1938’in 9.05’i; bugünün 8.05’i mi, 9.05’i mi, 10.05’i mi?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Denizli’den iki haberi, gazetemizin 12. sayfasında yan yana okuyacaksınız..

Haberlerin birisinde, CHP il başkanı, Cuma hutbesinde imamların Atatürk’ten niye bahsetmediğini söyleyerek, kınamada bulunuyor..

Diğer bir haberde ise, yine Denizli’de, adet haline gelen, haftalık pazar açılırken sabahleyin yapılan duanın, 10 Kasım’da 09.05’e denk gelmesi sonrasında, imamın açığa alınması anlatılıyor..

Dua etseniz, “Niye şu kadar dua etmedin” diye hesap da sorar, bu CHP’liler..

“Hani hatim? Hatim indirmeden dua mı edilir” derler..

Kendileri iki sure okumazlar ama..

Dindar insanlara, “Şu isme dua et.. Bu isme Kur’an oku” diye dayatırlar..

Yine Denizli’den gelen habere göre..

Diğer olayda, imam efendi zaten dua ediyormuş..

Tamam, mahalledeki pazarın bereket getirmesi için geleneksel dua ama..

“Amin” diyenler, akıllarından belki o ismi de geçirirler, ona da belki bir faydası olur..

Üstelik.. Sirenlerin çalmasından önce, dua bitirilmiş..

Olsun..

Maraza çıkartacaklar ya..

Ona da itiraz ediyorlar..

Halkın gittiği pazar ile de, dua ile de ilgileri olmadığı için..

Geleneksel hale gelmiş bir bereket duasının edilmesini, “Niye tam da 9’u 5 geçeden önce yapıyorsunuz ki? Başka gün yapsanız olmaz mı?” diye suçlamaya kalkıyorlar..

Cuma günü olan haftalık pazarda, duayı ne zaman edecekler, Cumartesi günü mü?

Kaldı ki..

İtiraz edenlerin öncelediği "9’u 5 geçe çalan siren" mi daha baskındır, bir imamın belki de "çıplak sesle yaptığı dua" mı?

Sen tüm okullardan.. İlçe merkezinden.. Belediye merkezinden..

Yetmez..

Arabaların klaksonları ile..

Sirenlere eşlik ediyorsun..

Sonra da..

Bir imamın yaptığı duaya itiraz ediyorsun: “Tam biz siren çalarken, o dua etti!”

Aynen, suyun gözesinde duran kurdun, daha aşağı noktadaki kuzuya, “Suyumu niye bulandırdın” diye çıkışması gibi..

•

Görgü şahitleri, “Sirenler çalmaya başlamadan önce, dua bitmişti” diyor..

Hatta saat de tutmuşlar..

“9’u 4 geçe, dua bitmişti” diyorlar..

Önce “9’u 4 geçe dua bitmişti” diye kendisini zorlayan arkadaşlara bir tavsiyede bulunayım..

“Kendinizi bu kadar kasmayın arkadaşlar.. Bırakın; akacak kan, damarda durmaz.. Siyasi iktidar da, Atatürk’e yandan yandan yanaşmaya başladığına göre.. Eğer yukarılar biletinizi kesmişse.. 9’a 45 kala da duayı bitirseniz.. Onu, 09.05 yapar, yine biletinizi keserler.. Zorlamayın fazla.. Kırarsınız sonra..”   

Bir tavsiye de, “9’u 5 geçe”ye tapanlara..

Arkadaşlar..

Size bir soru..

10 Kasım 2017’nin 09.05’i.. 

10 Kasım 1938’in 09.05’i ile aynı mıdır?

Veya biraz daha açarak şöyle sorayım:

1938’in 09.05’i kış saatine göre miydi, yaz saatine göre mi?

 Diyeceksiniz ki, “Yaz-kış saati uygulamalarının, Türkiye’de bir kaç on yıllık mazisi var..”

O zaman şöyle de sorabilirim..

1938’in saat 09.05’i, bugünün 08.05’i mi, 09.05’i mi, yoksa 10.05’i mi?

Kafanız mı döndü?

Bir dakika, ben kafanızı durduracak bir çare biliyorum..

Belki farkında değilsinizdir, iki yıldır ısrarla yaz saati uygulamasında sabit kalınmasının arkasında, 10 Kasım günlerinde saat 9’u 5 geçe, sirenleri çalma adetinin, 1938’deki saatle örtüşmemesi amacı yatıyor. Aslında iki yıldır geçilen yeni uygulamanın gerçek sebebi enerji tasarrufu değil, 10 Kasım’ın tam saatinde anılmaması için..

Bu da, tabii ki laikliğe aykırı bir uygulama!

Tamam işte..

“1938’in 09.05’i mi, 2017’nin 10.05’i mi” derken..

Döne döne bir hal olan kafanız..

Şimdi “laikliği” duyunca..

Anında durdu değil mi?

Aynen laikliğin, 80 yıldır Türkiye’yi yerinde durdurduğu gibi..

•

Bu arada yeni tartışma konumuz da çıktı..

Bugünün 09.05’i, 1938’in 09.05’i ile aynı değilse..

Acaba yapılan anmalar geçerli midir, değil midir?

Sirenler zamanında mı çalıyor?

Yoksa erken ya da geç mi?

İnsanlar işini gücünü bırakıp, ayağa kalkıp saygı duruşunda bulunurken, gerçek vaktinden farklı zaman diliminde bu anma yapılmasının hükmü nedir?

Yine kafamız dönmeye başladı..

İyisi mi burda keselim..

Ve Atatürkçü arkadaşlara kısa kısa tavsiyelerde bulunalım..

Siz değil misiniz, “dogmalara karşı çıkan”lar..

09.05’i niye “dogma” haline getiriyorsunuz?

Siz değil misiniz, hayatın her safhasında “aklın, bilimin öncülüğünde hareket etmek gerektiği”ni söyleyenler.

Akıl, bilim öncülüğünde baktığınızda, 9’u 5 geçe olan vakit diliminin, ne özelliği var ki, böylesine önemsiyorsunuz?

Dinin emirleri için dahi, “Benim imanım kalbimde” diyerek kendinize yapmama gerekçeleri icat ediyorsunuz da..

Kendi emirleriniz söz konusu olunca, “Benim Atatürkçülüğüm kalbimde” diyenlere savunma hakkı vermeden, anında infaz ediyorsunuz..

Öyle ya..

Türkiye’de tek bir kişi..

Namaz kılmadığı için ceza alabilir mi?

Oruç tutmadığı için herhangi bir müeyyideye tabi tutulabilir mi?

Namaz kılmayan.. Oruç tutmayan kişi..

Eğer memur ise, memuriyet görevinden açığa alınabilir mi?

“Soruşturmanın selameti için, namaz kılmayan kaymakamlık görevlisinin, oruç tutmayan polis memurunun açığa alınması” diye bir karar ittihaz edilir mi?

Edilmez.. Edilmemiştir..

Peki..

“Sirenler çalarken, niye dua ettin” denilerek..

Bir imamı, görevden niçin alıyorsunuz?

Sizin inancınız, sizin tabularınız, İslam’ın ilahi buyruklarından daha mı önemli?

“Akıl, bilim” derken..

Hangi aklı, hangi bilimi kastediyorsunuz?

Ki, böylesine çelişkilere imza atıyorsunuz?

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle