--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zulüm her yerde

Ali Akben
Ali Akben
8

Sadece son birkaç gün içinde yaşadıklarımıza bakalım.

Bir tarafta yeni Gezi peydahçıları, diğer tarafta terör devleti İsrail’in içimize soktuğu ajanlar marifeti ile iç huzurumuzu iğfal etme gayreti ve her şeyin ayan beyan ortada olmasına rağmen içimizdeki ihanet odaklarının sosyal medya üzerinden köpürttüğü yalanlar.

Dünya zindelerinin cehenneme çevirdiği, soykırımın suç olmadığı, her türlü ahlaksızlığın yüceltildiği içerde ve dışarda yaşanan gayri insaniliklerin nerede ise her saniye yenilerini görerek küçük dillerimizi yutuyoruz.

Tamı tamına üç aydır taş üstünde taşın bırakılmadığı, çoluk çocuk yaşlı genç demeden bir milletin yok edildiği ve dünya jandarmalığını üstlenen büyük şeytanın bu zulmü az görerek, daha beterini yap dercesine zalim Netanyahu’nun yaptığı soykırıma göz yumarak ve hatta Birleşmiş Milletler’in yeter bu zulüm diyerek ateşi kestirmek istemesine bile engel olmasının yaşandığı günlerin de canlı şahitleriyiz.

Taşlar çimento ile sabitlenmiş, köpek sürüleri serbest.

Durum tamı tamına bu.

Yeni yılın ilk günü Galata köprüsüne akın eden milletimize kalbi teşekkürlerimi arz ediyorum. Sadece içimizdeki hainleri değil dışardaki zalimleri de korkuttu.

Bu kadarını tabii ki beklemiyorlardı.

Halkın fevç fevç sabah namazından çıkması sessiz ama vakur bir şekilde Galata köprüsüne doğru yürümesi ve sayıları yüz binleri geçince sırça köşk sahiplerini aldı bir korku.

Kendileri geceden kalma olduklarından günün ilerleyen saatlerinde gözlerini açtıklarında gördüklerine inanmaları kolay olmadı. Durum böyle olup cehalet de diz boyu olunca, Arapça yazılı flamalar üzerinden durumdan vazife çıkaralım derken rezil oldular.

Yürüyüşta taşıdığı flamadan dolayı şiddet gören bir vatandaş, mağdur olması gerekirken suçlanıyor ve yumruk atan ise pohpohlanarak kahraman ilan edilebiliyor.

İşin daha garibi ise yürüyüşe katılan halk topyekûn suçlanıp, barolar birliği tarafından suç duyurusu yapılıp cezalandırılmak isteniyor.

Kendileri tüm kışkırtma ve zorlamalara rağmen beş on bin kişiyi ancak bir araya toplarken, millete küçük bir haydi demeyle yüz binler, milyonlar bir araya geliyor.

Biz, halkımızın yeri ve zamanı geldiğinde ne yapması gerektiğini, Gezi kalkışmasında da görmüştük. Günlerce Taksim meydanını yakarak yıkarak ortalığı savaş alanına çevirip, hükümeti ve devletimizi hedef alanlara karşı halk o gün de benzer bir duruş sergilemiş ve oturun oturduğunuz yerde diyerek gereken cevabı vermişti.

Aynı şekilde 15 Temmuz’da da aylarca bu vakar duruşunu sergilemiş ve azgın azınlığın hevesini kursaklarında bırakmıştı.

Büyük suç sadece bunlar değil elbette. Başka suçlar da var.

Mesela, 2022 yılı vergi rekortmeninin Selçuk Bayraktar olması da büyük bir suç.

Milletimiz yıllarca Manukyan denen tüccarın(!) vergi rekortmenliğine alışıktı. Aynı şekilde başbakan ve bakan atayan gazete patronlarının da vergi rekortmenliğine alışıktı.

Nerden çıktı bu dercesine başladılar yaygaraya.

Ağabey Bayraktar bas bas bağırıyor.

Devletten bir kuruş teşvik ve hibe almadık. Çalıştık ürettik ve yurt dışına satarak kazandık ve vergi kaçırmadığımız için de rekortmen olmuşuz diyor ama boş.

Deveyi hamudu ile götürenler, vergi kaçırmanın bin bir yolunu bilerek, devletimizden vergi kaçıranlar; utanmadan sıkılmadan öküz altında buzağı arıyor.

Yapmayın etmeyin bu kadar kalitesiz olmayın diyeceğim ama nafile.

Yaygaracıların çoğunun isimleri yerli olsa da cisimleri yabancı. Soyağaçlarına bakıldığında geldikleri yerler belli.

1948’de ABD komünizmle mücadele etme adına marşall yardımı ile ülkemize doğrudan müdahale edip, iğneden ipliğe milleti kendine muhtaç etmesi ile başlayan süreç ile yerli ve milli olmak adına ne varsa hepsi rafa kaldırıldı.

Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Şakir Zümer ve daha yüzlerce girişimcinin önü bir anda kesildi ve komünizm tehlikesi korkutması ile ülke adeta ABD’nin bir eyaleti haline getirildi.

O günlerden bugüne belimizi bir türlü doğrultamadık.

Yerli ve milli olmak adına atılan her bir adım bugün bile engellenmeye çalışılıyor. Aşağılık kompleksinin üzerimize sinmişliği nedeni ile bir türlü toparlanamıyoruz.

Toparlanarak başardık diyenler de dün olduğu gibi bugün de tırpanlanmak için her yol deneniyor.

Zulüm nerede ise her alanda devam ettiriliyor.

Zulümle abad olunmayacağı evrensel bir gerçek.

Berbat olunacağı da yine evrensel bir doğru.

Dünya halkları, bu savaşla beraber zinde dünyaya karşı kıyama kalktı.

Hak, hukuk, adalet ve insani değerler sorgulanmaya devam edecek, yeniden kurgulanacak ve yeniden tanımlanacak.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Traşşş

7 Ocak 2024 16:49

Ticaret Bakanlığı verilerine göre kasım ayında 319,5 milyon dolar olan İsrail’e ihracatın aralık ayında yüzde 34,8 oranında artarak 430,6 milyon dolara yükseldi.

Muhammet

7 Ocak 2024 11:44

Abd ucak gemilerini üsleri neden dibimize yığdı? Düsman kapıya dayandı biz hala sakinlik bekliyoruz, tabi ki adamlar içerdeki tetikcilerini, kurum ve kuruluşlarını, organizasyonlarını devreye sokacaktır ve sokmuştur. Bizim hazırlığımız ne?

Şeref

7 Ocak 2024 09:07

Sayın yazar,1950 den sonra bu ülkede sol iktidar olmadı, bütün bunların sorumlusu sağ iktidarların değilmi..? Hani "küçük Amerika" olacaktık...?

YILMAZ

7 Ocak 2024 15:22

sol iktidar oldu da n'oldu? adam asmaktan bombalamaktan dinle alay etmekten kendi vatandaşını hor hakir görmekten başka n'aptı Şerefi olmayan vatandaş seni

Mustafa

7 Ocak 2024 06:43

Ali bey abimiz o nefis zeka dolu yorumlarınla olayların içyüzünü çok güzel anlatmış ve kötü niyetli şer odaklarının maskesini çıkarmışsın. Teşekkürler canım abim.

Okur

7 Ocak 2024 06:14

senin cihadın hastaları iyi, hastalıkları bertaraf etmek. Bu olmadığı müddetçe makamı boşa işgal etmektir. 14 milyona yakın kanser vakası, bir o kadar şeker hastalığı, 15 milyon engellilik daha nice illetler... Bu, kötürüm Türkiye demek. Ne yapabilirsin bu özürlü ve çaresizlerle, kim ve nasıl ve ne ile iyi edecek bunları, para mı yeter? Tıp denen safsata ne işe yarıyor, kimyasal zehir pazarlayıcısı mı, sihirbazlık mı?

UNAL

7 Ocak 2024 05:06

ZULUM HER YERDE VE HER ŽAMAN HER SART ALTİNDA VAR MESELA TURKİYEDE 19 YASİNDA SOL BİR ORGUT UYESİNİN İFTİRASİ YUZUNDEN 12 EYLUL 1980 DARBE MAHKEMELERİNDE YARGİLANİP BES YİL CEZA ALDİM SUCSUZ YERE YATTİGİM MAPUS GUNLERİNİ UNUTTUM ARADAN KİRK YİLGECTİ VE BENİM KİZİM OLAN POLİS OLMAK İCİN MURACAT ETTİ DİNİ BUTUN MİLLİ VE NANEVİYATCİ BASİ KAPALİ KİZiM ERKEK DERECESİ YAPMASİNA RAGMEN ELENDİ SEBEP BENİM GORDUGUM ZUlUM YETMEZMİS GİBİ YARGİKANDİGİM DAVADAN 20YİL SONRA DOGAN COCUGUMDA BU DAVADAN DOLAYİ ELENİYOR BENİM YERİ.ME EMPATİ YAPİN SİZ BENİM YERİMDE OLSANİZ BEN SUCSUZ YERE BES YİL HAPUS YARİYORUM YERMİYOR 20 YİL SONRA SONRA, COCUGUMA ZULM EDİLİYOR GEREKCE BEN OLUTORUM YANİ ZULM HERYERDE DEMİSSİNİZYA HİC OLMAZSA DERDİMİ PAYLASAYİM YASİM 64 KALİN SAGLİCAKLA İNSAALLAH ZULMUN OLMADİGİ BİR DUNYA ZULMUN 40 YİL SURMEDİGİ BİR TURKİYE DİLEGİYLE

Nuh

7 Ocak 2024 11:49

Kadınları bu oranda çalışma hayatına girmesi türk aile yapısını bozdu. Bosanmaların tek sebebi kadının çalışması ve bencilleşmesi.

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle