Gerçeklerle yüzleşmek…
Gerçeklerle yüzleşmek…
ALİ AKBEN
Değerli okurlarım, yeşile bürünmüş İstanbul’u çölleştiren sabık İBB başkanı, işlediği cürümlerin hesabını vermek yerine ipe un serip demogoji ve laf cambazlığı yaparak yediği herzelerden kurtulacağını sanıyor, ama nâfile.
“Beni tutuklayacak hakimin alnını karışlarım” diyecek kadar özgüven hastalığının pençesine düşmüş narsist kişilikli bu adam; laf ebesi, çapsız, kifayetsiz ve muhteris sıfatlarına hâizdi. Kodeste akıllanması gerekirken iyice zıvanadan çıkmışa benziyor.
Duruşmalara yeniden başlanması ile mahkeme şovlarına devam ediyor olmasını anlamak gerçekten çok zor.
Her şey ayan beyan ortada.
Rüşvetin belgesi olmaz algısınıda alaşağı eden bu yolsuzun aldığı rüşvetlerin belgesi içerisinde Villalar, daireler, altınlar ve deste deste paralar…
Belgeli rüşvetlerin aysbergin görünen yüzü olduğunu düşünüyorum. Görünmeyen yüzünün onlarca hatta yüzlerce kat olduğunu da düşünüyorum.
Çapsız ve kifayetsizin mahkeme heyetine saygısızlığı yanında sorgulama sırasında takındığı tavra bakılırsa cezaevi süreci akıllanmasına yardımcı bile olmamış diyebilirim.
Adam hâlâ tehdit ve şantaj ile sonuç alacağına inanıyor. Yalanı su gibi kana kana içmekten de geri durmuyor.
İşlediği cürümleri açık seçik beyan ederek alacağı cezaları hafifletmek yerine mahkeme heyetine ve itirafçıların yüzüne utanmadan bakabiliyor ve mahkemede olduğunu unutarak tehditler savuruyor.
Hafta boyu yeniden başlayan duruşmalar imkan olsa da canlı yayınlansaydı millet kimin ne mal olduğunu anlayacaktı.
Adamın beş paralık bile etmez tutumunun canlı şahidi olacaktı ama olmadı.
Böyle giderse önümüzdeki günlerde yapacağı çıkışlar bu gerçekliği ayan beyan ortaya koyacak gibi.
Troll ordusu, paralı asker ve beslemelerin atıp tuttuğuna bakarak, ülkemizin birlik ve beraberliği için tehlike arz eden bu adamın aklanacağını sananlardan değilim.
Üzerinde yaşadığımız ve kaderimiz olan coğrafyada sade bu ve benzeri yaşanmışlıklar yok elbette.
Yarım asra yakın bir süredir ülkemizin başına musallat edilen PKK ve Fetö belasından kurtuluyoruz derken şimdi de devletimiz Kuriş’ler ve Kuytul’larla uğraşıyor ki bu bana göre çok anlamlı ve çok mânidar.
Devletimizin imhal etse de ihmal etmezliğine inanan bir vatandaşım.
İçerde millet düşmanı hainlerle uğraşan devletimiz dışarda da İslam ümmetinin başına bela olan İsrail ve onun hâmisi durumudaki ABD’nin desiseleri ile uğraşıyor.
Gavurdan dost olmaz sözünün evrenselliğine inanırım. Onların kötü niyetlerine alet olduğunun farkında bile olmayan mâsum insanımızın olması da başka bir mesele.
Devletimiz tüm bu desiseler yetmiyormuş gibi birde sapla samanı ayırmak zorunda.
Maalesef kurunun yanında yanan yaşlar var.
Biri bitmeden diğeri başlatılsa da devletle savaş edenler tarih boyunca hep olmuş ama devlet devletliğini yapmış.
Sıra kimde diye soranlara kısa ve öz bir cevabı tekrar vererek makalemi sonlandırıyorum,
Devletimiz ihmal etmez imhal eder.
Bu haftalık da bu kadar.