Mekke ortak savunma anlaşması
Mekke ortak savunma anlaşması
ALİ AKBEN
George Friedman’nın 2050 Türkiye haritasının adım adım gerçekleşiyor olmasını nankörler görmese de görenlerin gördüğünü görenlerdenim.
Ülkemiz adına gerçekleşen her olumlu adımda nişadırlı yaratıklar gibi hop oturup hop kalkanların hezeyanlarının hiçbir tanesi gerçekleşmedi. Geçekleşmeyecek.
Anlı şanlı(!) dış politika uzmanları ve stratejistlerin öngörülerinin nerede ise hepsi çöp oldu. Kimi Libya kimi Suriye kimi İsrail kimi de Azerbaycan olayında çamura batarak rezil rüsva oldu.
Son yıllarda savaş stüdyosu haline getirilmiş; Libya Suriye, Sudan, Somali, İran ve hatta Ukrayna’da devletimizin tutum ve çabaları ülkemiz lehine artılar getirmesini bile içine sindiremeyenler oldu.
Friedman’ın The Next 100 Years kitabındaki öngörülerinde Türkiye’nin 2050’lerden önce bölgesel bir güç ve geniş bir etki alanına sahip olacağı ileri sürülüyordu.
Merhum Erbakan hocamızın hayali olan İslam Natosu’nun fitili geçtiğimiz cuma günü kutsal topraklarda Mekke’de ateşlendi.
Suudi Arabistan’ın davetine icabet eden Türkiye ve Pakistan epey bir zamandır üzerinde çalışılan savunma işbirliği anlamına gelen İslam natosunu mübarek cuma günü mübarek beldede resmen kurdu ve dünyaya ilan etti.
Bu hayırlı gelişmeye İsrail ve Yunanistan panik halinde olumsuz bir cevap verdiğine göre hayırlı bir yoldayız demektir.
Son günlerde mekik diplomasisi ile Körfez ve Afrika ülkelerine adeta çıkartma yapan Dışişleri bakanımızın çabaları takdire şayan.
Mekke ortak savunma anlaşmasına önümüzdeki günlerde Mısır, Malezya Endonezya, Somali, Sudan, Libya ve Suriye gibi gönül coğrafyamızdan çok sayıda ülkenin katılacağının bugünden konuşulmaya başlamasını önemsiyorum.
Hafta başında Kudüs konulu bakanlar toplantısına katılan bakanımızın Ürdün’de yaptığı açıklamadan da anlıyoruz ki İsrail Gazze ateşkesine ayak diretiyor.
Ürdün’de açıklamalarda bulunan bakanımızın kırmızı çizgimizdir dediği Kudüs’le ilgili açıklamasını ben önemsedim.
Gazze kasabı, Katar ve Türk askerinin barış gücünde olmasına karşı çıkıyor. Toplantıda gündem olan bu konu ile ilgili Dışişleri Bakanımızın açıklamalarını manidar bulduğunu söylemeliyim.
Trump’a ve Gazze kasabına hiçbir konuda güvenilmeyeceğini sade ben değil, nerede ise tüm dünya biliyor.
Katil Netanyahu barış umudu ile atılan bu hayırlı adımı da inkıtaa uğratmak için her türlü engeli koyarak seçim gününe kadar saldırılarına devam edecek gibi görünüyor.
Cumhurbaşkanımız “İsrail güçten anlar” diye boşuna söylemiyor. Eninde sonunda belasını bu necip milletten bulacağına tüm kalbimle inanıyorum.
Mekke ortak savunma anlaşmasının amacı saldırganlık ya da başka devletlere baskı kurmak değil, sömürmek hiç değil, daha çok caydırmak ve haksızlık ve hukuksuzluk karşısında dikleşen ve gönül coğrafyamızı huzursuz edenlere haddini bildirmektir.
İsrail terör devletinin had bilmez şımarıklığına karşı mazlum halkların yanında durmaktır.
Bağımsız Filistin devletinin kurulmasını ve işgal edilmiş toprakların sahiplerine verilmesini temin etmek için her türlü legal yolun açılması için eşgüdüm içinde çalışmaktır.
Bu haftalık da bu kadar.