--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adalet Bakanına arz

Ali Akben
Ali Akben
16

Son zamanlarda daha sık işitir olduk. Özellikle iş ve aile mahkemelerinin yükü gün geçtikçe daha da ağırlaşıyor. Bu makalemde sayın bakana iş mahkemeleri ile ilgili bir arzım olacak.

Hak, hukuk ve adalet arayışı böyle giderse her geçen gün biraz daha zorlaşacağa benziyor.

Arabuluculuk müessesesinden beklenen yük azaltıcı destek beklentileri yeterince karşılamayınca iş mahkemelerindeki dosya sayısı zirveden zirveye koşmaya tam gaz devam ediyor.

Bu yığılmanın ana sebebi çalışanlar lehine taraflı hareket eden iş mahkemeleri ve daha doğrusu bu mahkemelerin kararları üzerinde denetleme-BOZMA yolu ile etkili olan Yargıtay ve BAM (Bölge Adliye Mahkemeleri)’dir. Mahkemelerin bu yanlı uygulamalarından cesaret bulan vatandaşlar ve bu durumu fırsata çeviren bir kısım avukatlar sayesinde işçi ve işveren arasında çözülmesi mümkün olan her konu iş mahkemelerinde dava konusu oluyor.

Bir yanda şu ya da bu şekilde bir anlaşmazlık ve uyumsuzluk nedeniyle işten çıkarılanlara tanınan ve mahkeme kararı ile cebren işe iade davaları, diğer yanda işten çıkan neredeyse her işçinin zorunlu imiş gibi açtığı işçilik alacaklarına dayalı iş davaları..

Çeşitli sebeplerle iş akdi sonlanan ya da kendi iş akdini sonlandıran bir çalışan soluğu doğrudan iş mahkemelerinde alıyor.

Durumdan vazife çıkaran bir kısım avukatlarımız da iş mahkemelerinin bu “işçiden yana taraflı” tutumunu fırsata çevirerek işverenden ne kopartırsam kâr mantığı ile dava açarken akla hayale gelmeyecek davacı lehine ne varsa hakmış gibi dava dilekçesine ilave ediyor. Böylece işçinin aklından bile geçmeyen ve hakkı olmayan bir kısım talepler de “nasıl olsa kazanacağız; kavgada yumruk sayılmaz” mantığı ile dava dilekçesine ve talepler zincirine ekleniyor.

İş mahkemesindeki davalarda işçi cenahından ve avukatından gelen sözel iddialar yazılı-imzalı belgelerin aksine bile olsa, ciddi bir süzgeçten geçirilmeden kabul görürken işverenin sözel beyanlarının hiçbir değeri yok. 

Her bir beyanın ispatı için belge isteniyor. İşçiden alınan imzalar, ibranameler, ödeme makbuzları vs. belgeler çoğu kere işveren lehine delil kabul edilmiyor. İşçiler sanki temyiz kudretine sahip olmayan ve imzaları muteber olmayan iradeleri sakatlanmış kişiler ve mahkemeler onların vasisi. İşverenler peşin, kusurlu ve borçlu, işçiler ise her zaman haklı ve her konuda alacaklı olarak kabul görüyor. Yargının bu haksız ve taraflı tutumu nedeniyle iş mahkemelerinin yükü taşınmaz hale gelmiş durumda.

Çağdaş bir devlette ve hukukta “yasalar önünde eşitlik ilkeleri” geçerli olmalıdır. Komünist ideolojideki gibi olay “işveren-işçi sınıfı çatışması ve ezilen işçi” bağlamında görülmemeli işverenler de mahkemeler önünde işçiler kadar değerli ve eşit kabul edilmelidir.

Kısa bir örnekle demek istediğimi daha iyi izah edebilirim.

Bir müessesede yıllardır çalışmış ve herhangi bir beyanda bulunmadan işten ayrılmış bir çalışan çalıştığı tüm yıllar için hiç izin kullanmadığını, hatta bayramlarda bile çalıştığını ve hatta ek mesailere kaldığını beyan ettiğinde mahkeme veya mahkemenin tayin ettiği bilirkişi bu beyan üzerinden tazminat hesabı yapıyor.

Davalı duruma düşürülen işverenin tüm bu ithamlara karşı beyan ettiği herhangi bir açıklama için mahkeme kanıtını göster diyerek çifte standart bir duruma düşüyor. İşçinin tanıklarının her dediği muteber kabul edilirken işverenin tanıkları adeta dikkate alınmıyor.. Basit bir sorgulama ile 10-15 yıl ve her yıl 12 ay 365 gün izin kullanmadan çalıştığını iddia eden davacıya kanıtın nedir böyle insanüstü bir performansı neye borçlusun diye bir soru dahi sormadan ve hayatın olağan akışına aykırı bu uçuk iddialar sorgulanmadan davaya devam edilmesi tam bir çifte standart.

İş davaları, işveren bakımından zaten üç sıfır mağlup olarak başlatılıyor. Davalı işverenin kazanma şansının adeta imkansız olduğunu davacı ve vekili zaten bildiği için tazminat hakkı için fatura kabartıldıkça kabartılıyor. İşverenin iş sözleşmesi, ödeme makbuzları, işçiden alınmış ibranameler yargının haksız yorumları ile geçersiz veya yetersiz kabul edilip, işçinin bir kez bile iş yerine gelmemiş veya işçi ile menfaat birlikteliği olan yakınlarının sözlü ifadeleri mahkemelerce geçerli sayılıyor.

Pireden deve üretircesine bir kazanç kapısı her geçen gün daha yaygınlaştığı için bu garabet böyle devam eder ve ivedi önlemler alınmazsa nerede ise her fabrikanın önüne davacılar ve vekilleri birer ofis açacak gibi.

Hakmış, hukukmuş, adaletmiş, helalmiş, harammış hiç kimsenin umurunda değil. Herkes kendi zaviyesinden haklı olduğunu iddia ediyor. İşveren, işçinin hakkından fazlasını da ödese aldığı ibranameler, ödeme makbuzları geçerli veya yeterli kabul edilmediği için işten çıkan işçi hakkından fazlasını bile alsa, aldıklarını elde var bir sayıp soluğu yine avukatta ve mahkemede alıyor.

Geçen hafta dünyasını değiştiren merhum Alev Alatlı’nın hak hukuk helal ve yasal ile ilgili enfes bir manifestosu vardı. Çok sayıda insan tarafından paylaşılan bu manifestoda her yasal hakkın helal olmayacağından bahsediyordu. İş mahkemelerinin bu işgüzar tutumu işveren ve çalışan ilişkisini zedelemekte ve çalışanı, yıllardır ekmek yediği işveren ve kurum aleyhinde olmadık iddia ve iftiralarla ithama zorlamaktadır.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

FATİH Emlik k maraş

4 Mart 2024 07:49

Adalet bakanlığı kaç oldu adalette reform yapıyor bir türlü adaleti tesis edemiyor. Aynı şartlarda k.maras balsuyu ÇMS TEKSTİL'de Demeyilli olarak 3 yıl çalıştım işyerindeki şef sayın a. K. Oyunuyla işten koyuldum hiçbir hak hüküm elde edemeyeceğim için mahkemeye bile gitmedim zira adalet suçludan yana hırsız yakalanıyor ifadesi alınıp polisten önce salıveriliyor. Dosyasındaki onlarca sabıka olsa da durum değişmiyor dediğiniz gibi vicdan adaleti bitmiş insanların her mefhumu para güç olmuş.

Vahap Kalyoncu

3 Mart 2024 16:36

"Ey oğul hak yedirme hak yeme,aka kara karaya da ak deme ,adaletten ayrılırsa mahkeme bir kanuna bir de hakime tükür."demiş üstad Karakoç Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun

Vasfi Kumlucan

3 Mart 2024 16:04

Yazınız doğru.

YILMAZ

3 Mart 2024 14:48

sn yazar sen bu anlattıklarınla fabrikatörlerden yana olduğunü belirtmişsin sadece. bir de işci gözüyle bakman gerekmezmi. dogruluk payın var eyv,ama kötü niyetli insanlar her yerde yokmu zaten? burada anlatsam oraya kadar yol olur uzun hikayeler ama diyecegim şu ki; bazı şeyleri bilip bilmeden konuşuyorsun. işciler patronları cok daha zengin olsunlar diye karın tokuna calışıp şirketin haksız uygulamalarına maruz bırakılırken sen o anları bilmiyor ve yaşamıyorsun. hakkaniyet diyip duruyorsun asıl bu şekilde anlatarak haksızlık yapan sen oluyorsun....bence!

Fatih Emlik k maraş

4 Mart 2024 07:57

İşveren işçi terazinin kefesine koyalım hangisini zalimliği ağır basar. Yazar onu demek istiyor. İşçi alın terini vermeli işveren de teri kurumadan hakkını vermeli dinimizin emri bu ya yaşananlar? İşçi 8 saat dolsada gitsem,işveren ÇMS de olduğu gibi çıkacak işçileri vardiya bitiminde yarım saat daha tutalım iki vardiya birden makinanın altını çabucak besleyelim diyor. Hergün servis yarım saat sonra gönderiliyor. Siz hangi tarafsınız bilmem ben islamdan yanayım. Müslümanım diyenin Allah rızası gözetip helal ekmek yemesi lazım

Csn

3 Mart 2024 14:12

nedense isci haklar sendikalar ve güvenligi uluslararasi siralamasina göre alt siralardayiz ama olsun. bi kac isci ölmüs yeterli önlemler alinmamis vs ne önemi var onlarin cani patlican. ceza mahkemeler de yillarca uzatilir ertelenir sonunda aflar ve indirimler hepsi ne güzel yanli isliyor ama elestirme asla yoktur.

TÜRK,SELÇÜKLU,VE OSMANLI TORUNLARIYIZ

3 Mart 2024 11:26

SAYIN HOCAM SİZLER İŞİN SONUNDAN BAŞLAMIŞSINIZ NE DEMİŞLER BSLIK BSŞTSN KOKMUŞ,SAYIN HOCAM TÜRK DEVLETİNİN İKİ BÜYÜK KURUMDA SORUN VAR BİRİSİ MİLLİ OLMAYAN BİR MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İKİNCİSİ ADALET BAKANLIĞI ***BU İKİ BAKANLIK DEVLETİMİZİN MİLLİ GÜVENLİĞİ VE BEKASIDIR *** BU İKİ BAKANLIĞİ BİZLER İDARE ETMİYORUZ YANI BİZLER KUMADIK YANİ BİZİM ELİMİZDE DEĞİLDİR*** NASIL OLUR BU BENDE DİYORUM BAL GİBİ OLUR,,, MİLLİ OLMAYAN BİR MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ BİR AMERİKAN SİSTEMİ DAYATMASI İSMİ FULYBİRGHT SİSTEMİ YANİ BU SİSTEMDE HİÇ BİR DEĞİŞİKLİK YAPAMASINIZ AMERİKANİN HABERİ OLMADAN ANLAŞMA GEREĞİ ARAŞTIRIN BAKIN*** ADALET BAKANLIĞI İSE BUDA TÜRKİYENİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİ TÜRK MİLLETİNİN GELENEĞİNE DİNİNE MİLLİ DEĞERLERİNE TÖRESİNE AHLAKINA TERS GELEN Bİ HAÇLI LAİK ANAYASA VE KANUNLARIYLA YÖNETİLİYOR,,, TÜRK MİLLETİYLE HİÇ UYUŞMAYA BİR ANAYASAYA SAHİBİZ,,, SAVUNMA SANAYİ İLE VE UZAYDA ÇAĞ ATLIYORUZ ,,, KÖKÜ ÇÜRÜK BİR NESİL YETİŞİYOR ,,, BİR MİLLETİ KÖKÜ VE TEMELİ SAĞLAM OLMASI İÇİN BİR ÇOCUĞU 4 YAŞINDA DİNİ DEĞERLERİNİ VE MİLLİ DEĞERLERİNİ SAĞLAMA ALACAKSINIZ,,, BUGÜZ AMERİKA,,RUSYA HATTA AVRUPA TEKNOLOJİDE UZAYA BİLE GİTTİLER ,, ŞİMDİ AMERİKA VE AVRUPA NEDEN ÇÖKÜYOR SİZCE ,,, İNGİLTEREMEDENİYETİN VE DÜNYANIN SÜPER ÜLKESİ KİLİSELER MÜZE DÖNÜYOR İNGİLTERE YENİ NELİLLER*** % 74 DİNSİZ YANİ ATEİST OLMUŞ YANİ KOCA İNGİLTERE ÇÖKÜYOR,,, AMERİKADA BÖYLE PARÇALANACAK ÇOK YAKINDA ,,, NEDEN ACABA ÖNCE SAĞLAM VE KÖKLÜ DİNİ VE MİLLİ ĞEĞERLERİ OLMADIĞI İÇİN,,, HİÇ TÜRKİYEDE ANKET YAPTINIZMI GENÇLERİMİZ NE KADAR DİNİNE VE MİLLİ DEĞERLERİNE VAKIFLAR ,, HOCAM ŞEHADET BİLMEYEN ÇOOOOK BİRAK ŞEHADETİ,,, İMANIN VE İSLAMIN ŞARTLARINI BİLMEYEN VAR,,,, SENİN CAMİ HOCALARI BİR DEVLET MEMURİ GİBİ EZANDADA ŞEHADET YANİ EŞHEDÜ YENİNE EŞVEDÜ DİYEN MUEZİN VAR BUNA HERKES ŞAHİT,,,, SİZŞE YAZARLAR OLARAK BİRDE VATANDAŞINIZA BAKIN KÜLTÜR SEVİYELERİ SIFIR,,, YAZACAK ÇOK ŞEYLER VAR AMA SANIRIM BU TETER,,,, VESSELAM,,,

Fatih Emlik k maraş nahırönü

4 Mart 2024 08:03

Doğru söze ne denir gençlerimiz utanmadan ateistim diyebiliyor. 40 yıl önce oruç yiyen gizli gizli yerdi şimdi sokaklar sanki amsterdam sokakları gibi haya hicab utanma aile bitti bitirdiler çöken bakanlıklarda aile ve sosyal politikalar bakanlığı da var milli eğitim ve adalet bakanlığı yanına bunuda ekleyelim. Aile biterse ülke biter ve maalesef bitiyoruz.

Vahap Kalyoncu

3 Mart 2024 11:02

Çok doğru bir tespit halk arasında da yaygındır "çalışanın lehine karar verme" meselesi zaten iş verenin kazandığı çok nadirdir birde hırsızın,soyguncunun karşısında mazlumun kazandığı görülmemiştir ama devletin kokuşmuş kemalist yasalarına karşı bir suç işlersen hiç kazanma şansın yoktur kısaca bu ülkede vatandaş sayılan kesimin hemen hemen hiç bir hakkı yoktur.

akif

3 Mart 2024 10:03

Evlilikte aynı kadının beyanının esas kabul edildiği gibi bir şey...

Evet doğru

3 Mart 2024 09:21

Her yasal hak meşru değildir,,,,,mesela hazine arazisi çevirip elde edilen tapu,,yada 2b arazisi,,

Hacıwatt

3 Mart 2024 08:19

Bence hiç kimse hak aramak için iş mahkemelerinde dava açmasın, mahkemeler kapatılsın, ihtilaflar buyruklarla halledilsin. Pratik ve hızlı iş.

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle