Yeni Zelanda’da vahşi katliam

16 Mart 2019 Cumartesi

Yeni Zelanda’daki vahşi katliam 25 Şubat 1994 tarihinde, Ramazan’ın on beşinde yine bir Cuma günü ama Cuma namazında değil de sabah namazında gerçekleştirilen El-Halil katliamına benziyor. O zaman Barush Goldstien adlı bir siyonist, Filistin’in Batı Yaka bölgesindeki El-Halil şehrinde bulunan Hz. İbrahim Camisi’nde insanların tam secdeye vardığı sırada arkadan üzerlerine kurşun yağmuru yağdırmış ve birçoklarını secdedeyken şehit etmişti. 

O zaman bu vahşi katliamı gerçekleştiren Barush Goldstien bir doktordu. Yani mesleği insanların hayatlarını kurtarmak için çalışmayı gerektiren bir meslekti. Ama o içi dışı İslam ve Müslüman düşmanlığı, Müslümana karşı nefret duygularıyla doldurulmuş bir canavardı. Müslümanları secdeye vardıkları sırada yakalayıp katletmek ona özel haz ve zevk veriyordu. 

Müslümanlara karşı benzer kin ve nefret duygularıyla doldurulmuş ve İslam düşmanlığı temelinde siyonist canavar Barush Goldstien’le birleşen bazı vahşi canavarlar da dün Cuma namazı vaktinde Yeni Zelanda’nın iki camisini basarak namaz kılmaya gelen Müslümanlara saldırdı ve korkunç katliamlar gerçekleştirdiler. Gerçekleştirdikleri katliamı adeta bir kahramanlık sahnesi gibi internette yayınlamaları da onlardaki vahşet duygularının ne dereceye vardığını gözler önüne sermektedir.

Bu korkunç katliamı gerçekleştirmeye ve vahşeti icra etmeye yönelten karakterin onların tabiatlarında olması mümkün değildir. Çünkü insan selim fıtrat üzere doğar. Onlara bu ruh haleti kendilerini yetiştiren ve yönlendiren çevre, medya organları ve teşkilatlar tarafından verilmiştir. Buna bugün “İslamofobi” adı veriliyor. Yani İslam’dan, İslam’ın yayılmasından, güçlenmesinden korkmak. Gerçekte ise bu İslam düşmanlığı, Müslümanlara karşı intikam düşüncesi ve kindir. 

“İslamofobi” adı verilen toplumsal ur Batı ülkelerinde Müslümanlara karşı ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştı. Ama Yeni Zelanda’ya kadar ulaşması sadece Batı ülkelerine, Avrupa’ya, Kanada’ya ve ABD’ye özgü olmadığını, Müslümanlara karşı kin duygusunu yönlendiren haçlı zihniyetinin ulaştığı bütün her yerde ciddi bir tehdit oluşturmaya başladığını ortaya koydu. 

Olayın bir diğer boyutu da sergilenen bu vahşetin sadece “İslamofobi” kategorisine sokulması ve arkasında duran haçlı kininin, İslam’a karşı nefret duygularını besleyen faşist ve ırkçı siyasi akımların fonksiyonlarının görmezden gelinmesi. Oysa İslamofobi vahşetini Kudüs’ü işgal ettiği zaman sadece bu şehirde yetmiş bin insanı katleden haçlı zihniyetinin bugünkü versiyonundan ayrı göremeyiz. Gerçekte bu vahşet bugün hâlâ Avrupa’da birçok siyasi hareketin ideolojik temellerini oluşturan haçlı zihniyetinin ortaya çıkardığı ve yönlendirdiği bir olgudur. 

İşte bu haçlı zihniyetinin ve ırkçı anlayışın ulaştığı her yerde İslamofobi olgusunun Müslümanlar açısından son derece tehlikeli hale gelen bir canavara dönüşmesi sistemli, planlı ve kasıtlı çalışmanın sonucudur. Bu çalışmada en etkili şekilde kullanılan araç da medyadır. Medya bir yandan sanal terörü zihinlere yerleştirirken, bu arada normalde Müslümanların reddettiği gayri meşru şiddeti İslâm’a mal etmek ve böylece bu şiddetin arkasında duran karanlık güçleri değil İslâm’ı ve Müslümanların tümünü mahkûm etmek için yoğun çaba sarf ederken diğer yandan da İslâm’ın kutsallarını hafife alan yayınlar yaptı. İslâm’ı karalamada malzeme olarak kullandığı şiddeti sürekli ve özellikle “İslâm terörü” olarak tanımlamak suretiyle bu isimlendirmenin zihinlere iyice yerleşmesini sağladı. 

Bunu yaparken Müslümanlara karşı icra edilecek vahşetin de temellerini ve gerekçelerini oluşturdu. Sonra da haçlı temelli ırkçı ve faşist zihniyetle beslenenleri Müslümanları hedef almaları için tahrik etti. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • engineerengineer6 ay önce
    YORUMSUZ YORUM:Mısır’ın Sina yarımadasının en güney noktasındaki tatil kenti Sharm el-Sheikh 23 Temmuz 2005’de ardarda üç saldırıya maruz kaldı ve toplam 88 kişi öldü, 150’den fazla kişi yaralandı.İlk saldırı saat 0115’de şehir merkezindeki bir market alanında gerçekleşti. İkinci saldırı bir taksi durağında, üçüncü saldırı 4 yıldızlı Ghazala Gardens otelde gerçekleşti.Üç eylemciden sadece üçüncüsü planladığı hedefe ulaşabilmişti. İlk iki eylemci ise hedeflerine ulaşamadan kontrol noktalarından durdurulduğunda kendilerini infilak ettirmişlerdi. Saldırılarda hayatlarını kaybedenlerin büyük çoğunluğu Mısırlılardan oluşuyordu.Saldırı Abdullah Azzam Tugayları isimli, El Kaide ile bağlantılı olduğu tahmin edilen bir örgüt tarafından üstlenildi.
  • AbdülkadirAbdülkadir6 ay önce
    Sayın Varol müslümanların başka müslümanlara yaptığı katliamlara ne demeli.sıffin ve cemel savaşları var ki sahabe denilen insanların birbirlerini katlettiği savaşlar.Bunlara bi de savaş dememişler vaka ve olay demişler.Bu savşlarda binlerce sahabe denilen insanlar öldü nasıl savaş olmuyormuş.Bu yenizelandalı hayvandan aşağı varlığın yaptığı katliam derin abd-pentagon -cıa nin planıdır.çünkü bu üçlü çete dünyada gücü elinde tutmak için kontrollü kaos planı hazırlamışlar. Kime karşı tabii rothschilds ve onun etkin olduğu çin e ve onunla hareket eden ülkelere karşı.Katolik derin abd-pentagon- cıa rothschildsların hükümranlığını bitirmek istiyor ve silahı ve enerjiyi kontrol ettiği gibi parayıda kontrol etmek istiyor.İşte bundan dolayı rothschilsların yanında olan trumpla da uğraşıyorlar. Çin ipek yolunu hayata geçirmek istiyor.Bu üçlü çete ipek yolunu kendilerine bağlamak istiyorlar.Yani parayıda kendileri kontrol etmek istiyorlar.İşte bu kanlı saldırı bu planın provoke edici başlangıcıdır.Bundan sonra kuvvetle muhtemel cıa nin kurup yönettiği daeş avrupada kiliseye saldırtıp katliam yaptıracaklar belki budist hindu tapınaklarına şii ve sünni camilere saldırtıp katliam yaptıracaklar. Burada amaç bu ipek yoluna destek veren ülkeleri birbirine düşürmek olacaktır.Birde saldırı yenizelandalıların ve avustralyalıların ülkemize gelip atalarını ziyaret ettiği çanakkale zaferi yıldönümüne yakın gerçekleşmes, Türkiyeyede bir mesaj taşıyor.Onun için Türkiyeye gelecek anzakların torunlarının güvenliklerini sağlamalıyız.bu saldırgan hritıyan olduğunu söylesede ama hristıyanlarla müslümanları karşı karşıya getirmek olduğu birbirine düşman edilmeye çalışıldığını görmeliyiz.Şimdi bazıları videolar yapmış hristıyan ve yahudilere karşı provoke edici ifadeler kullanıyor zehir zemberek sözler söylüyor.Bunlar kesinlikle derin abd-pentagon-cıa nin eline yağ sürer.
  • Rabia Zafer Rabia Zafer 6 ay önce
    Çok Doģru Bir Yazı.
  • Mustafa Mustafa 6 ay önce
    Ayasofyanin ismini degistirecekkadar bağımsız olamadık mı?
  • Mustafa Mustafa 6 ay önce
    Kim kimden çekiniyor da ayasofyanin ismi değişmiyor. Degistirilemiyor
  • Mustafa Mustafa 6 ay önce
    Osmanlı neden ayasofya nın İsmini değiştirmedi.? Yurekliiseniz Ayasofya'nın ismini değiştirin
  • kafir adalet dağıtamazkafir adalet dağıtamaz6 ay önce
    "Haçlı zihniyeti", "vahşi katliam", "islamafobi" gibi klişelerin çokça yer aldığı yazılar okunamıyor. Çok tekrarlanan basmakalıp ifadeler artık eskiyor ve okuyucuda isteksizlik meydana getiriyor. Dikkat ettim, saldırı sonucu bu toplu cinayet ile ilgili hiç bir detay yok. Katilin yakalanıp yakalanmadığını veya gebertilip gebertilmediğini bile anlayamadık. Onun yerine ; "eyy bu toplu cinayete seyirci kalan, cinayet mahalline elini kolunu sallaya sallaya, esneye gerine giden yeni zelanda hükümeti: topunuzun; ananızı, avradınızı, ecdadınızı, sülalenizi, geçmişinizi.." biçimli bir yazı daha şık olurdu!

Günün Özeti