Bir yılda ateşkes ne kadar uygulandı!
7 Ekim Aksa Tufanı’nın ve siyonist işgal rejiminin, başta ABD olmak üzere Batılı küresel emperyalist güçlerin tam desteğiyle soykırım savaşı başlatmasının üçüncü yıl dönümüydü. Bu münasebetle dünya genelinde ve bu arada Türkiye’de muhtelif etkinlikler gerçekleştirildi.
Bu olayın yıl dönümünü takip eden Cuma gününde Gazze halkının ızdırabını, oradaki zulmü, genel anlamda Filistin ve Doğu Türkistan halkının davalarını dile getiren, Mescidi Aksa ve Haremi İbrahim’i özgürlüğüne kavuşturmanın önemine vurgu yapan bir hutbe okunmasından dolayı da Diyanet İşleri Başkanlığı’nı tebrik ediyoruz. Camiler en verimli ve en kapsamlı tebliğ mekanlarıdır. Ama ne yazık ki özellikle Prof. Mehmet Görmez’in başkanlığı öncesinde camilerde Müslüman halkların davaları, acıları, İslam’ın güncel meselelerle ilgili yorumları pek gündeme getirilmiyordu. Bu konuda ilerleme kaydedilmesi sevindiricidir.
Bugün yani 10 Ekim de, Gazze’de ateşkes sağlanmasının birinci yıl dönümüdür. Bu vesileyle ateşkesin bir yıllık sürecini gözden geçirmekte ve mevcut durum hakkında özet bilgiler vermekte yarar görüyoruz.
Burada öncelikle şunu belirtelim ki Filistin direnişi, 10 Ekim 2025 tarihinde Mısır’ın Şarmu’ş-Şeyh şehrinde kabul edilen ateşkes anlaşmasında taleplerinin çoğunu siyonist işgal rejimine ve ateşkes planını şekillendiren ABD’ye kabul ettirmiştir. Ancak asıl önemli olan uygulama aşamasıydı ve Filistin direnişi işgal rejiminin anlaşmaya uymayacağını tahmin ettiğinden, uluslararası güvence istemişti. Bu sebeple anlaşmanın uygulanmasını güvenceye alma konusunda dört ülke “garantör” oldu. Bunlar ABD, Mısır, Türkiye ve Katar idi. Ne var ki uygulama aşamasında bunlardan ABD’nin siyonist işgal rejimiyle aynı safta durması dolayısıyla taahhüdünü yerine getirmemesi, diğerlerinin de yaptırım gücünün olmaması, özellikle ABD’yi taahhüdünü yerine getirmeye ve siyonist işgal rejimine baskı uygulamaya zorlayamamaları sebebiyle anlaşmaya gereği gibi riayet edilmemiş ve şartları tam olarak yerine getirilmemiştir.
Filistin direnişi anlaşmaya uyma konusunda herhangi bir ihmalde bulunmuş değildir. Çünkü anlaşmanın tam olarak uygulanması onun lehineydi ve bozulmasını da istemiyordu. Ayrıca siyonist işgal rejiminin ve ona tam destek veren ABD’nin bölgede tam bir soykırım gerçekleştirmesi sebebiyle bölge halkının yeniden belini doğrultabilmesi için ateşkesin uygulanmasına ihtiyaç vardı.
Dolayısıyla ateşkese riayet etmeyen, şartlarını yerine getirmeyen taraf sadece siyonist işgal rejimi tarafıdır. Yani anlaşma karşılıklı bir ihtilaf sebebiyle bozulmamış tek taraflı olarak sürekli, kesintisiz bir şekilde ihlal edilmiş; garantör ülkeler tarafından da onu anlaşmaya uymaya zorlayacak söze gelir bir baskı uygulanmamış veya uygulanamamıştır. ABD uygulamayı hiçbir şekilde tercih etmemiş, Mısır çok fazla önemsememiş, Türkiye ve Katar da yalnız kalmanın, özellikle ABD’yi siyonist işgal rejimine baskı yapmaya zorlayacak imkândan yoksun olmanın sıkıntısını yaşamıştır.
Siyonist işgal rejimi, savaşın devam ettiği döneme nispetle biraz daha düşük dozda ama kesintisiz bir şekilde saldırıları devam ettirdiğinden bir yıllık süre içinde Gazze bölgesinde 1500’e yakın Filistinli şehit edilmiş, 5 binden fazla kişi yaralanmıştır.
İnsani yardımların içeri sokulmasıyla ilgili şartlara uyulmadığı için içeriye sokulabilen yardım miktarı anlaşmada kararlaştırılan miktarın üçte birinin altında kalmıştır. Sokulan yakıt miktarı ise anlaşmada kararlaştırılan miktarın yüzde onu civarındadır.
Anlaşmada kabul edildiği şekilde geçici evler inşa edilmesi için gerekli malzemelerin sokulması büyük ölçüde engellendiğinden, birkaç resmi kuruluş için inşa edilenin dışında hiçbir geçici bina ve barınak inşa edilememiştir. Çadırlar ise ilkel malzemelerden yapılan son derece korunaksız çadırlardır. Korunaklı çadırların sokulması bile engellenmiştir.
Tedavi için bölge dışına çıkması gereken hasta ve yaralılardan çıkış izni alabilenlerin sayısı ise çok sembolik miktardadır.







