“Sen sadece dünya hayatında hüküm yürütebilirsin!”
Bilindiği üzere Kur’an-ı Kerim’de Musa (a.s.) ile büyücülerin arasında geçen olayın kıssası yer alır. Bu kıssa Kur’an-ı Kerim’in farklı yerlerinde muhtelif şekillerde anlatılır. Ama verilen bilgiler birbirine ters değil birbirini destekleyici nitelikte farklı ayrıntılar içerir.
Olayın özeti şudur: Firavun, Musa (a.s.)’ın gösterdiği mucizelerin bir büyü olduğunu ileri sürer. O yüzden zamanın en gözde mesleği olan büyücülük işini iyi bilen uzman kişileri toplayıp Musa (a.s.)’ın karşısına çıkarmak ister.
Ama dikkat edilirse orada Firavun, “Büyücüler galip gelirse onlara uyarız” diyor. “Kim galip gelirse ona uyarız” demiyor. Yani amacı doğrunun ortaya çıkmasını sağlamak değil kendi saltanatını korumasına yarayacak bir gerekçe oluşturmaktır.
Ne var ki büyücüler Musa (a.s.)’ın yaptığı işi görünce bunun bir büyü olamayacağını, ancak bir mucize olabileceğini fark eder ve Musa (a.s.)’ın bildirdiği gerçeğin reddedilemeyeceğini, onun da bu dünya hayatından sonra yeniden diriliş olduğunu, o zaman insanın ya ebediyen kaybedeceğini yahut ebediyen kazanacağını haber verdiğini, bu durum karşısında ebedi hayatı tercih etmenin daha akıllıca bir iş olacağını düşünür ve anında iman eder, secdeye kapanır ve; “Musa’nın ve Harun’un Rabbine iman ettik derler!”
Firavun bu işe çok sinirlenir ve; “Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Muhakkak o size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve bacaklarınızı çaprazlama kesecek ve sizi hurma dallarına asacağım. Siz de hangimizin azabının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu bileceksiniz!” der.
Büyücüler; “Bize gelen açık delillere ve bizi yaratana seni tercih etmeyeceğiz. Sen ne hüküm veriyorsan ver. Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin. Biz, hatalarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah daha hayırlı ve daha süreklidir.” diye cevap verirler.
Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Trump, Amerikan ordusunda psikiyatri uzmanı bir doktor olarak görev yapan eski binbaşı, Filistin asıllı Nidal Malik Hasan’ın idam cezasının infazının kurşuna dizme yoluyla gerçekleştirilmesini onayladı. İnfaz gerçekleşirse Amerikan ordusunda 1961’den bu yana bir ilk olacak. Aynı zamanda Amerika’da genellikle zehirli iğneyle gerçekleştirilen idam cezası bu kişi hakkında kurşuna dizme yoluyla gerçekleştirilecek.
Söz konusu kişinin idama mahkum edilmesinin sebebi 5 Kasım 2009’da Teksas eyaletindeki Fort Hood üssünde bulunan bir sağlık tesisinde gerçekleştirdiği ve 13 Amerikan askerinin ölümüne, 30 askerin de yaralanmasına neden olan eylemi. Eylem sırasında Amerikan askerlerinin de ona saldırması sonucu yaralanmış ve felç olmuştu.
Nidal Hasan yargılama sürecinde kendi savunmasını üstlenmiş ve ateş açan kişinin kendisi olduğunu kabul etmiş; amacının ABD askerlerinin Afganistan’a gidip oradaki Müslümanları öldürmesini engellemek olduğunu söylemişti.
Yani Nidal Hasan bir bakıma Afganistan’a gitmeden, ABD topraklarında, Amerikan ordusunun askeri üssünde Afgan cihadına iştirak etmiş ve Afganistan işgaline karşı mezkur eylemi gerçekleştirmişti. Amerikan askerlerinin en azından bir kısmının Afganistan’a gidip oradaki mazlum Müslümanları katletmelerine engel olmak için bunu yapmıştı.
Şimdi ABD’nin Firavun’u onun hakkındaki idam cezasının infaz edilmesini onayladı ve yapılan açıklamaya göre infaz işlemi 3 Aralık tarihinde gerçekleştirilecek.
Ama gördüğümüz kadarıyla Nidal Hasan, hakkında verilen cezaya sadece tebessüm ediyor ve çağdaş ABD Firavunu Trump’a; “Ben zaten Amerikan zulmünün ve Afganistan’da gerçekleştireceği katliamın önlenmesine bir nebze de olsa katkıda bulunmak amacıyla dünya hayatımı gözden çıkararak bu eylemi gerçekleştirdim. Sen ne hüküm verirsen ver. Sen sadece bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin. Ama bu kafayla ahirete gidersen ki görüldüğü kadarıyla kafayı değiştirmeye hiç niyetin yok; işte o zaman dünyada yaptığın zulümlerin hesabının ne kadar zor olacağını göreceksin!”







