--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ekrem’in “iki villa” izahı, yandaşlarını da ikna etmedi

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
0

Biz Müslümanız.

Biz haram kazanca eyvallah edemeyiz.

Biz, bizden de olsa, yanlış yapana sahip çıkamayız.

Hatta yanlış yapan bizden ise, bizden görünümlü birisi ise ona başkalarından daha sert karşı çıkarız.

Çünkü “beyaz, leke kaldırmaz”.

Ama tabloyu da analiz etmemiz gerekir. Fatma Betül Sayan Kaya hakkında iddia ilk ortaya çıktığında, “Doğru ise, hemen fazladan edindiği parayı iade etmeli. İstifa etmeli. Ve kendi, bilinçli bir eylemi yok, aldatıldı ise izah etmeli” dedik.

Küçücük bir savunma, “Canım, borsada para kazanılır da kaybedilir de” şeklinde, durumu meşrulaştırma amaçlı yanlışın üstünü örtme...

“Borsanın yapısı budur. Her kazananın yakasına yapışacaksanız o zaman borsayı kapatın” türünden; işi sulandıran, çarpıtan, sanki 1’e 10, hatta 100 belki 500 oranında inanılmaz bir fahiş getiri değil de makul bir kazanç varmış gibi algı oluşturan söylem geliştirme yaptık mı?

Asla...

İşin özünü hiç anlatmadan, teorik başlıklar üzerinden, “Borsa, kâr ortaklığıdır, zarar ortaklığıdır. Yatırımcılar kâr ettiklerinde halka dağıtmıyorlar. Zarar ettiklerinde de devlet onların paralarını geri almaları için çaba sarf etmemeli” türünden; işin gerçeğini gizleyen, makul bir kâr-zarar değil, dış parmakların oyunları ile makulün çok çok üstünde kâr ve birileri için de makulün çok çok üstünde zarar oluştuğunu gözlerden kaçırma operasyonuna imza attık mı?

Hayır...

Biz Müslümanız.

Yanlışa yanlış deriz.

Lekelenmeme hakkının arkasına saklanmayız.

Masumiyet karinesi deyip, gözümüzün önünde yaşanılan hokkabazlığa eyvallah etmeyiz.

Peki Ekrem İmamoğlu yolsuzluğuna bakın...

Ben merak ettim, acaba Sülün Osman’ın iki villa ile ilgili aklımızla alay eden duruşma salonunda sorulan sorular üzerine mecburen verdiği cevapa; Sözcü, Cumhuriyet, Karar, Millî Gazete nasıl bir yaklaşım sergilemiş diye baktım.

2024 mahalli seçimlerinden hemen önce ortaya çıkmıştı, iki villa rüşveti. Bir sene sonra, 2025’teki gözaltına alınmanın gerekçelerinden birisi oldu. 2,5 senedir tartışıyoruz.

Bizler hemen her hafta bir defa da olsa soruyorduk.

Önceki günkü duruşmada hakim sordu. Savcı ayrıca sordu. 

Ekrem İmamoğlu ise, daha yeni bu konuya girebildi.

Sözcü’den ne beklersiniz?

Manşetten, Ekrem İmamoğlu’nun izahatını vermelerini.

“Bakın çatır çatır cevap verdi. Atılan iftirayı çöp yaptı” şeklinde, net bir manşet beklersiniz, değil mi?

Sözcü’de iki villa ile ilgili birinci sayfada tek kelime yok. Villa kelimesi bile yok. Necati Doğru’nun köşe yazısında fon var. Türbanlı hanımlar ile ilgili ahlaksızca isnatlar var. Ama Ekrem İmamoğlu’nun iki villayı rüşvet olarak aldığına ilişkin soruya verdiği cevap yok.

Yanlış anlaşılmasın...

İlla suçlasınlar, gazetelerini fonlayan adamı yerin dibine batırsınlar demiyorum.

Yürekleri yetiyorsa, kendileri inandılarsa, “Ekrem İmamoğlu, iki villa konusunu izah etti” desinler.

Var mı? Yok.

Saygı Öztürk, yazısına “Avukatlar İmamoğlu’nu ayakta alkışladılar” diye başlık atmış. 

Yüreklendim. Bir başka hortumcunun işçiliğini övüne övüne anlatan, Cem Uzan’ın kaçak yaşadığı yıllarda bile Fransa’da ziyaretine gidip cumhurbaşkanı adayı olacağını işkembeden sallayan Saygı Öztürk konuya girmiştir diye düşündüm.

Ne “iki” kelimesi var, ne “villa” kelimesi var.

Yazamıyorlar. “Bugünler geçecek, yarın bu yazılar önümüze konulursa utanırız” diye düşünüyorlar. Genel ifadelerle saflarını gösteriyor, ama ayrıntıya girmiyorlar.

İsmail Saymaz’da iki villa konusu var mı? Yok.

Silivri’deki duruşmanın haber yapıldığı Sözcü’nün iç sayfasında “iki villa” konusu var mı? Yok. 

Oysa “Sizin devriniz bitti, millet kazanacak” diye, rüşvet ile ne ilgisi var ise Ekrem İmamoğlu’nun ağzından manşet atılmış. “Bizim gizli kasalarımız yok” diye ayrı bir haber daha yapılmış. Ama “İki villamız yok” diye bir başlık yok.

Sözcü’nin sonuna geldim. “İki villa” kenarda, köşede dahi yok.

Bu ne anlama geliyor?

“Biz Ekrem İmamoğlu’nun, iki villayı rüşvet olarak aldığını biliyoruz. Ama bu konuya girmiyoruz. Eğer Ekrem kendini kurtarırsa ne ala. Kurtaramazsa, ki kurtaramayacak gibi görünüyor, kurtaramazsa biz de kendimizi yakmayalım.”

Cumhuriyet gazetesine geçiyorum. Manşetten, Ekrem İmamoğlu’nun “Kayyumlarla güçlü olunmaz” cümlesi verilmiş. Yazarların hiçbirisi iki villaya girmediği gibi, duruşmanın haber yapıldığı sayfada da Ekrem İmamoğlu’nun Esenyurt ile ilgili, fon ile ilgili, sel baskını ile ilgili açıklamaları var. “İki villa” yok.

Yani diyorlar ki: “Ekrem’in iki villaya getirdiği açıklama bizi de ikna etmedi.”

Karar gazetesine geçiyorum.

“560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar” başlığı ile Ekrem’in fotoğrafını basmışlar.

Hani bunların AK Partili versiyonları olsaydı. Müslümanlık hassasiyeti ile hareket etmeyenler, Fatma Betül Sayan Kaya’dan fonlanmış olsa, şöyle başlık atarlardı: “İki milyar dediler, iki lira bulamadılar.”

Neyi bulacağız arkadaş?

Fatma Betül için söylüyorum; 163 milyon yatırmışsın. Kâr desen de, borsa desen de ne dersen de 2,1 milyar almışsın. Daha neyi bulmamızı istiyorsun?

Ama fonlandıkları için, İBB’nin rüşvetçilerini aklayanlar, bakın “iki villa”ya hiç girmeden Ekrem’i nasıl savunuyorlar, nasıl aklamaya çalışıyorlar.

 Ne birinci sayfalarında ne de iç sayfalarında “iki villa” Karar’da da yok.

Oysa Karar’da iktisat seferberliği, güç birliği yapma ve daha nice nice anlatımlar var; Ekrem İmamoğlu’nun ağzından.

Duruşmada rüşveti anlatması istenen adam, ülkenin genel politikasında her aklına geleni söylüyor, Karar’cılar sayfalarına taşıyorlar.

Ama adamın tutuklanmasına sebep olan iki villa rüşvetine getirdiği akıl dışı izahat Karar’da yok.

Millî Gazete’ye bakalım mı?

Onlar türbanlı milyonlarca dürüst Müslümanın içinden çıkan tekil yanlış isim olan Fatma Betül Sayan’a kafayı takmışlar. Müslümanların ona sahip çıkmadıklarını da gözlerden kaçırıp, CHP’liler gibi saldırmaya devam ediyorlar.

Saldırsınlar, ama CHP’lilerin rüşvetçisine de saldırsınlar. Haydi saldırmasınlar, CHP’nin rüşvetçisinin yaptığını objektif gözle aktarsınlar.

O bile yok.

Görmüyorlar. Üç maymunu oynuyorlar. Fatma Betül’de gözlerini dört açıyorlar, ki açsınlar.

Ama Ekrem’e gelince görmüyorlar, duymuyorlar, konuşmuyorlar. 

SP’li Bülent Kaya ile Birol Aydın’ı rüşvetçinin duruşmasına göndertip, “Yalnız değilsin” mesajı verdiriyorlar.

Rüşvetçi ile omuz omuza veriyorlar. Ama borsada para kazananı da başındaki örtü sebebi ile suçlayanlara ortak olup, yapmadığı fiillerle de iftiralara maruz bırakıyorlar.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle