--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Üçüncü Dünya Savaşı kapıda, ama hangi kapıda?

Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
0

Dünya son yıllarda görülmemiş bir karışıklık ve kriz dalgasıyla karşı karşıya. Önce İngiliz sermayesinin kışkırttığı Ukrayna’nın Rusya’yı adeta savaşa zorlamasıyla bu iki ülke beş yıl önce sonu gelmez ve korkunç bir yıkıma yol açan savaşa tutuştu. 

Rusya Ukrayna’nın beşte birini işgal ederken, Ukrayna da başını ABD ve İngiltere’nin çektiği NATO ülkelerinin desteğiyle Rusya’ya ağır kayıplar verdirdi. Savaş karşılıklı saldırılarla devam ederken, Rusya, İngiltere’yi haritadan silmekle tehdit edecek derecede saldırganlaştı. 

Çünkü Ukrayna savaşını İngiltere’deki City of London bankerlerinin körüklediğini görüyorlar. 

Rusya-Ukrayna savaşının ardından 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısını bahane eden İsrail, Gazze’ye yönelik soykırım gerçekleştirdi. Gazze’de taş taş üstünde bırakmayan İsrail, ardından Lübnan’ın güneyini de yerle bir etti. Hizbullah merkezini vurarak liderlerini öldürdü. 

Bununla da yetinmeyen İsrail, ABD ile birlikte İran’a saldırdı. Başta Ali Hamaney olmak üzere İran’ın tüm tepe yönetimin birkaç kez ortadan kaldırdılar. Ülkenin en önemli enerji ve savunma merkezlerini defalarca imha ettiler. Savaş halen geçici bir ateşkese bağlı ince pamuk ipliğiyle bir bekleme sürecinde. 

Bu arada 7-10 Mayıs 2025 tarihleri arasında iki nükleer güç Pakistan ve Hindistan arasında dört günlük bir savaş yaşandı. Hindistan Hava Kuvvetleri, 7 Mayıs'ta Pakistan sınırları içerisindeki hedeflere füze ve hava saldırıları düzenledi. Buna karşılık Pakistan füze ve DİHA ile misilleme yaparak çok sayıda Hindistan savaş uçağı ve helikopterlerini düşürüp siyonist İsrail’in müttefiki Hindistan’ı mağlup etti. 

Bütün bunlar yaşanırken yaşlı Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ucuz gaz ve petrol başta olmak üzere en önemli hammadde tedarikçisi olan Rusya’ya ABD ve İngiltere’nin gazıyla ambargo uygulamaya başladı.

Ambargo, Rusya’dan ziyade Avrupa’yı vurdu ve başta Avrupa’nın lokomotifi Almanya ve Fransa olmak üzere gelişmiş AB ülkeleri birer birer ekonomik ve sosyal krize girdi. Son beş yılda Avrupa Birliği ülkelerinde resmi olarak iflas bildiriminde bulunan toplam şirket sayısı 1 milyona yaklaştı. Bu, dünya savaşları dışında Avrupa’da görülmemiş bir ekonomik buhranın habercisiydi. 

Ekonomik krizlerin tetiklediği sosyal patlamalar gelmekte gecikmedi ve 2026 yılının Eylül ayının sonlarında başlayıp Ekim ayında doruk noktasına ulaşan gösteriler, Batı Avrupa genelinde ciddi bir toplumsal dalgalanmaya ve siyasi krizlere yol açtı. 

Olaylar İspanya ve Fransa’da başlayıp kısa sürede farklı konularla diğer Avrupa ülkelerine de sıçradı. Eylül ortasında Paris yakınlarındaki Créteil (Saint-Exupéry Lisesi) bölgesinde başlayan gösteriler, liselilerin ve üniversite öğrencilerinin öğretmen eksikliği, fiziki olarak bakımsız ve kalabalık okullar, eğitim bütçesi kesintileri ile hayat pahalılığına tepkileriyle başladı. 

Gösteriler hızla tüm ülkeye yayılarak yüzlerce lise ve üniversitenin işgal edilmesine veya kapatılmasına yol açtı. Olaylar gittikçe kontrolden çıkarak Elysee Sarayı’nı ve devlet kuruluşlarını koruyan askeri kışlanın basılmasına kadar vardı. Ülkedeki olaylar şiddetini artırarak sürüyor. 

İspanya’da ise artan kira fiyatları ve gayrimenkul spekülasyonlarına karşı biriken öfke, önlenemez bir halk ayaklanmasına dönüştü. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez 29 Kasım 2026 tarihi için erken genel seçim kararı almak zorunda kaldı. 

İspanya ve Fransa'daki hareketlilik, Avrupa genelinde enflasyon, yüksek kira ve gençliğin yaşadığı gelecek kaygısı nedeniyle zincirleme protesto ve grev dalgasına dönüştü: 

İtalya’da hayat pahalılığı ve eğitim politikalarını protesto eden öğrenci ile işçi gruplarının gösterileri Milano Duomo Meydanı ve Bologna'da polisle çatışmaya dönüştü. 

Portekiz’de İspanya'daki barınma eylemlerinden esinlenen binlerce kişi Lizbon'daki Rossio Meydanı'nda çadır kampları kurarak fırlayan kira fiyatlarını protesto etti. 

Belçika, Yunanistan ve Hollanda’da, sendikalar ve öğrenci örgütleri kamu hizmetlerindeki kesintilere ve akaryakıt/enerji zamlarına karşı kitlesel grev ve yürüyüşler düzenledi. Bu ülkelerdeki protesto gösterilerinde güvenlik güçleriyle göstericiler sık sık karşı karşıya geliyor.  

Bu arada, ABD/İsrail-İran savaşıyla birlikte başlayan Hürmüz Krizi yüzünden dünya petrol fiyatları aylardır 100-110 dolar bandında seyrediyor. 

Hürmüz’ü İran kapatırken, Babül Mendep’i de İran destekli Yemen Husileri tehdit etmeye başladı. 

ABD ise Hürmüz’ü açık tutmakta başarısız olurken, terlikle savaşan Husiler karşısında da çaresiz kalmış görünüyor. 

Yaşananlar gösteriyor ki; İngiltere merkezli küresel sermaye, dünyayı üçüncü dünya savaşına sürüklüyor. Amaçları, uzun süredir tıkanan dünya düzenini tamamen yıkarak yeniden kendi hesaplarına göre inşa etmek.  

İngiltere merkezli küresel sermayenin büyüttüğü Çin ile ABD’nin bir gün çok büyük bir savaşa tutuşacağı biliniyor. Çünkü Çin’in birkaç yıl içinde ABD’yi geçerek dünyanın egemen süper gücü olması bekleniyor. 

İşte İngiltere, Uzakdoğu’ya giderek Çin’in üzerine çökmeye hazırlanan ABD’yi Rusya-Ukrayna savaşı ve İsrail merkezli Ortadoğu savaşlarıyla oyalıyor. 

Çin’i bir an önce devre dışı bırakmak isteyen ABD’nin paçasını bir türlü bırakmıyor. 

Gözünü iyice karartan City of London bankerleri, Çin’e zaman kazandırmak için dünya savaşının patlayacağı yeri de Avrupa-Ortadoğu eksenine kaydırmaya çalışıyor. İşte bu yüzden her iki dünya savaşında olduğu gibi ekonomik krizler ve sosyal patlamalarla Avrupalı eski devleri savaş için biliyorlar. Almanya şimdiden silah üretimini artırdı bile. 

Ezcümle; Üçüncü Dünya Savaşı kapıda, ama henüz hangi kapıda belli değil. Bakalım hangi emperyalist gücün hesabı tutacak.

Muhammet Kutlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle