İki seçim arasında sıkışan Trump ile Netanyahu
İki seçim arasında sıkışan Trump ile Netanyahu
AHMET VAROL
ABD’de 3 Kasım 2026’da ara seçim yapılacak. Bu seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’nun 100 sandalyesinin 35’i yenilenecek. Ayrıca 36 eyalet valisi ve birçok yerel yönetim seçilecek. 27 Ekim 2026 tarihinde de soykırımcı işgalci siyonist rejimde Knesset yani parlamento seçimleri yapılacak.
Bu seçimlerin her ikisi de ABD’nin mevcut başkanı Trump’ı da işgalci siyonist rejimin başbakanı Netanyahu’yu da yakından ilgilendiriyor. Ne var ki bu iki seçimde oy kazanmak için kullanılacak yöntemlerin ve söylemlerin birbirine ters yönlere baktığı görünüyor. Bunun yarı sıra her iki seçimin kazanılması da birbirleriyle işbirliği içinde olan ve her ikisinin de elleri kanlı olan bu iki politikacı açısından önem arz ediyor. Kaybetmeleri durumunda yollarının tıkanması ihtimali var.
ABD, Gazze’deki soykırım savaşında işgalci siyonist rejime tam destek verdi. Hatta diyebiliriz ki savaşın yükünün büyük bir kısmını yüklendi. Ama bu arada Gazze’de gerçekleştirilen katliamlar ve insanlık dışı uygulamalar hakkında ABD’deki muhtelif sivil toplum kuruluşlarının bilgilendirme faaliyetleri etkisini gösterdi. Bu yüzden Amerikan toplumunda “İsrail” işgal rejiminin şartsız desteklenmesine karşı söylemler gittikçe etkili oluyor. Muhtelif sosyal araştırmalar da bunu gösteriyor.
Bu arada Gazze’deki soykırım savaşının ardından İran’a yönelik olarak başlatılan savaşın tamamen “İsrail” işgal rejiminin isteği doğrultusunda ve onun hatırına gerçekleştirildiği iddiası bugün geçmişe nispetle daha çok kabul görmüş durumda. Bununla birlikte ABD Başkanı İran’a yönelik savaşı başlatırken öne sürdüğü iddiaların çok gerisinde kaldı. Hatta her ne kadar Trump hâlâ yüksek telden tehditlerde bulunsa ve İran’ı kendi isteklerini kabul etmeye zorlamak için ellerinde pek çok avantaj olduğu havası estirse de durumun çok farklı olduğu gerçeği artık Amerikan toplumunun da farkında olduğu bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Bu durum karşısında Trump, siyonist işgal rejimine şartsız destek verilmesine itiraz eden tabanın tümünü uzaklaştırmamak ve oy kaybını en azından belli bir oranın altında tutmak için Netanyahu’yu Gazze konusunda “uzlaşmacı” olmaya zorluyormuş görünümü verme ihtiyacı duyuyor.
Diğer taraftan siyonist işgal hükümetinin başbakanı Netanyahu, siyonist toplumun “aşırı sağ” olarak tanımlanan kesiminin oylarına göz dikmiş durumda.
Şu bir gerçek ki siyonist toplumda taraftar kazanmanın en etkili yollarından biri mağdur Filistin halkına zulmetmektir. Bugün Amerikan toplumunda bile siyonist zulme karşı vicdanları harekete geçirebilmek için sivil toplum çalışmaları karşılık bulabildiği halde siyonist toplumda henüz bu mümkün değildir.
Siyonist toplumda, işgal zulmünü eleştiren sivil toplum ve insan hakları faaliyetlerinin olmadığını ileri sürmüyoruz. Ama ne yazık ki bu çalışmalar karşılık bulmuyor. Aksine Filistin halkına yaptıkları zulümleri göğüslerini kabartarak öne çıkaranlar daha çok taraftar kazanıyor. “Şecaat arz ederken merdi siyonist Filistinliye yaptığı işkenceden, cezaevlerine yerleştirdiği timsahlardan söz eder!”
Aşırı siyonist Likud Partisi’nin lideri olan Netanyahu 27 Ekim’de yapılacak seçimlerde, “aşırı sağ” olarak nitelendirilen aşırı siyonist kesimin oylarını kendi partisine çekebilmek için bu sıralarda saldırgan tutumunu daha da katılaştırıyor. O yüzden, her ne kadar samimi değilse ve olması gerekmese de ABD Başkanı Trump’ın kendi seçmenine vermesi gereken mesaj ile Netanyahu’nun kendi seçmenine vermesi gereken mesaj tamamen ters yönlere bakmaktadır.
Ama her ne kadar işgal rejiminde Netanyahu’nun kaybetmesi ABD’yi çok etkilemese de Trump’ın ABD’de kaybetmesi işgal rejimini zor durumda bırakabilir. Çünkü bu kez ABD’de Demokrat Parti’nin politikacıları bir sonraki seçimlerde başkanlık yarışına daha güçlü girebilmek için işgalci siyonist rejime şartsız destek verilmesine karşı olan kesimin oylarını kendilerine çekmek amacıyla Trump’ın önüne engeller çıkarabilirler.