Yusuf El-Karadavi’yi anıyoruz
Muhtelif eserleri Türkçeye tercüme edildiği ve Türkiye’de düzenlenen birçok etkinliğe katılmış olduğu için Türkiye’de de yakından tanınan değerli ilim adamı Prof. Dr. Yusuf El-Karadavi’nin vefatının dördüncü yıl dönümü münasebetiyle bugünkü yazımızda ondan söz etmek istiyorum.
Aslen Mısırlı olan ancak ülkesindeki zulüm yönetimi sebebiyle hayatının büyük bir kısmını kendi öz vatanı dışında, hicret yurdunda geçirmek zorunda kalan, buna rağmen pek çok alanda verimli çalışmalar gerçekleştiren; İslam âleminin önde gelen ilim ve dava adamlarından El-Karadavi bir asra yakın süren bir ömrün ardından 26 Eylül 2022 tarihinde vefat etti.
Onunla İstanbul’da, Beyrut’ta, Doha’da, Hartum’da, Cezayir’de, Sana’da ve daha birçok farklı yerde bir araya gelme, görüşme fırsatım oldu. Bu şekilde farklı yerlerde farklı zamanlarda bir araya gelmemizin birinci sebebi Filistin davasıyla ilgili ortak çalışmalarımızdı. Çünkü Karadavi ilmi çalışmalarının yanı sıra Müslümanların davalarıyla ilgili aktivitelere de önem veriyordu ve tabii ki Filistin direnişinin, Kudüs davasının onun nazarında özel bir yeri vardı. Bu yüzden kuruluşunda birlikte yer aldığımız Uluslararası Kudüs Müessesesi’nin uzun yıllar Mütevelli Heyeti başkanlığını yapmıştı.
O aynı zamanda Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin kurucuları arasında yer almış ve 16 yıl süreyle bu kurumun başkanlığını sürdürmüştü. Bu kurum aynı zamanda İslam âleminde ilim adamlarını bir çatı altında bir araya getirerek ortak zeminde buluşturma amaçlı önemli bir girişimdir. Tüm ilim adamlarının üye olduğu bir teşkilat olamadıysa da çok farklı ülkelerden ve farklı temayüllere sahip ilim adamlarını bir araya getirerek ortak zeminde buluşturmayı başarabilmiştir.
Bir akademisyen olmakla birlikte kendini üniversitenin duvarları içine kapatmamış, kültürel ve sosyal faaliyetlere çok zaman ayırıyordu. Bunu başarabilmek için de zamanını iyi değerlendirmek, dünyevi arzularıyla ilgili meşguliyetlere ayıracağı zamandan feda etmek zorunda kalıyordu. Bu sebeple diyebiliriz ki 96 yıl süren ömrünü mümkün olduğunca iyi değerlendirmeye, verimli olmak için elinden geleni yapmaya çalıştı.
Geriye çok sayıda ilmi ve fikri eser bıraktı. Yazdığı kitapların sayısının 170’i bulduğu hayatıyla ilgili araştırmalarda dile getiriliyor. Eserlerinin birçoğu Türkçeye de tercüme edildi. Ama kitap yazmak onun çalışmalarının sadece bir boyutunu oluşturuyordu.
Aynı zamanda bir akademisyen olması sebebiyle uzun yıllar üniversitede öğrenci yetiştirdi. Ama üniversitede ders verirken halkın geneline yönelik sohbetlerini ihmal etmedi. Cuma ve bayram hutbeleri okudu.
Çağın en önemli etki araçlarından olan medya organları üzerinden de davet ve bilgilendirme çalışmalarını yürüttü. Düzenlenen televizyon programlarında hem programcıların hem de izleyicilerin şer’i ve güncel konularla ilgili sorularını cevaplandırdı.
Bunun yanı sıra çok farklı ülkelerde konferanslar vererek hem ilmi konularda hem de Müslümanların çağdaş meseleleriyle ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yaptı.
Internetin toplumda etkili olmasıyla birlikte kişisel olarak bu aracı kullanıp konuşmalarının, makalelerinin ve fetvalarının internet üzerinden de takip edilmesini sağladı.
En önemli aktivite alanlarından biri sosyal faaliyetlerdir. Bu alanda birçok çalışmaya katkıda bulunmuştur. Sadece İslam coğrafyasında değil Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde de onların organize olmalarına öncülük etmeye çalıştı. Avrupa’daki Müslümanların ilmi çalışmalarının organize edilmesine ve buradaki ilim adamlarının kendi aralarında bir irtibat ağı oluşturmalarına öncülük etti.
Davet çalışmalarında itidal çizgisinde kalmaya ve ümmetin tümüne hitap etmeye çalıştı. Ama İslam’ın hayatın tümünü kuşatan bir ilahi nizam olduğu mesajını vermeye özen gösterdi.
İlim adamlarının mirası eserleridir. Üstelik bu miras paylaşmakla azalmaz bilakis artar. Karadavi’nin bu yönden zengin bir miras bıraktığını söyleyebiliriz. Allah rahmet ve mağfiret eylesin.







