• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Aptalların istila bombası

15 Ağustos 2026
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Aptalların istila bombası

AHMET CAN KARAHASANOĞLU 

Ünlü İtalyan yazar, filozof Umberto Eco son derece tuhaf bir yazar. Göstergebilimden Orta Çağa, felsefeden mistisizme birçok farklı alanda kalem oynatabiliyor. Ve konunun uzmanları tarafından da ciddiye alınıyor. Geçtiğimiz günlerde bir yerde ona ait bir söz dolaşıyordu:

Sosyal medya, bir kadeh şaraptan sonra barda çene çalan ve topluma zararı olmayan aptallar ordusuna söz hakkı verdi. Önceden hemen susturulurlardı, şimdi ise bir Nobel ödülü sahibi ile aynı söz hakkına sahipler. Bu aptalların istilasıdır. Sosyal medya, uzmanlıkla cahillik arasındaki görünür hiyerarşiyi ortadan kaldırarak her sözü aynı kamusal düzleme taşımıştır.” 

Sosyal medya hakkında birçok farklı yorum okudum. Fakat Eco’nun yorumu hepsini tokatlıyor. Evet, en çok karşılaştığım, aklına saygı duyduğum isimler bile ‘Gördün mü, x şahıs bilmem nerede böyle konuşmuş. Aynı zamanda şöyle bir adammış.’ diyor.


‘Kim söylüyor bunu?’ diye sorduğumda o ‘aklı başında’ adam bir X hesabını atıyor bana. Hesaba bakıyorum, 20 takipçi var. Aslında 20 bin de olsa önemi yok. Bu bilgiyi bana atan arkadaş yılları farklı ülkelerde geçmiş, binlerce insanla yüz yüze konuşmuş. Toplumun saygısını kazanmış önemli bir isim. ‘Peki’ diyorum. ‘Önceki yaptığı paylaşımlara baktın mı?’ Hayır. ‘Kimdir bu bana attığın hesabın sahibi?’ 

Hani bir fasıktan haber geldiğinde araştıracaktık. Bu bir kere olsa önemsemem. Aynı kişiler bir süre sonra farklı bir konuda sahte bir paylaşımı sanki gerçek gibi bana gönderiyor. Artık buna ne diyeceğimi bilemiyorum. 



O kadar ciddi bir haber kirliliği, bilgi kirliliği oluştu ki, gerçekleri anlamak için ‘kahin’ olmanız gerekiyor. Kahin, eski kadim kültürlerde, Meksika yerlilerinde, özellikle Şamanist öğretilerde normal akılla tespit edilemeyen, anlaşılamayan hadiselerin arka planını bilen kişilere denir. Bu kişiler normal insanlardan farklı, az yiyen, az konuşan, az insanla muhatap olan, meditatif etkinlikler yapan esrarengiz kişilerdir. 

Peru doğumlu Amerikalı antropolog Carlos Castaneda, Yaqui yerlisi şaman bir kâhin olan Don Juan Matus’tan aldığını iddia ettiği spiritüel eğitimleri anlatır. Birçok anlaşılmaz bilgiye ancak üstün sezgilerle ulaşabilen bu kahinler dışında gerçeği yalın bir şekilde anlayabilmenin mümkün olmadığını söyler Castaneda. Bugün bu öğretilerin bizdeki karşılığı büyük sûfi mutasavvıflardır. Farkındalık öğretisinin kitaplardan değil, hâl ehlinin etrafında bulunarak alınabileceğini anlatan öğretileri önemsemek gerektiğine inanıyorum. Bunlar bizim Anadolu mayamızın kıvam artırıcı ilkeleridir. İrfan sezgiyi tetikler. Sezgi müşahedeyi artırır. Müşahede, manevi lezzetleri teşhis mertebesidir. 


Tekrar konumuza dönersek, aptallara konuşma hakkı veren sosyal mecraların kontrolden çıkmış bir şekilde manipülasyon üretim çiftliğine dönüştüğünü görmekteyiz. Bu konuda yabancı ajanlar da inanılmaz yoğun bir mesai harcıyorlar. ‘Size bir haber geldiğinde ilk olarak o haberin kime yaradığına bakın’ demişti eski MİT’çi Mahir Kaynak. İşte bu söz aslında kimin kim için nasıl kullanıldığını da anlatıyor. Bazen siz farkına varmadan birtakım yapılar adına paylaşım yapmış olursunuz. Bu yüzden sosyal medyada, hatta internetin herhangi bir ortamında gördüğünüz haberleri titizlikle inceleyip doğruluğunu araştırmalısınız. Eskiden sadece haberi okuyup geçebilirdiniz. Şimdi ise bazı çapsız editörler, sanki her paylaşım doğruymuş gibi bir de yalana haber kaynağı oluşturuyorlar. Hitler, ‘Attığınız yalan öyle büyük olsun ki, insanlar bu kadar büyük de yalan olamaz diyerek inansınlar’ demişti propaganda tekniklerini anlatırken. 

Müslüman propagandayla aldanmaz. Tüm siyonist propagandaların arkasında İngiliz derin devleti vardır. İngilizlerin bilinçaltı ajandasını çözen tüm film fırıldakları suçüstü enseler. Tekfirci selefiliği besleyen MI6’dır. Gerçek selefi her türlü Müslüman kardeşini kollar. Hatta garip hurafelerle, çul çaput bağlayarak beyin yakmış olan o kardeşini anlamaya çabalar. 


Birtakım meczuplar mezarlıklara, türbelere yüksek anlam yüklüyor diye Suriye’de tekfirciler önemli türbeleri yerle bir ettiler. Meczupları ciddiye alıp onları adam etmeye çabalamak da bir tür meczupluktur. Meczup deli gibi değildir. O cezbeye geldiği için ne yaptığını bilmez. Tekfirci kardeşler, delilerle meczupları birbirinden ayırt etmeli. Çaput bağlayarak medet uman meczupları kâfir ilan etmek yerine onlara küçük hediyeler verilmeli. Dünya büyük bir anlamsızlığın peşinde. Bu anlamsızlığa anlam katmak istiyorsak sloganik dingillikten kurtulup nezâketli direnişi selamlamak boynumuzun borcudur vesselam… 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23