• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
ANALİZ - Fransa neden Türkiye’nin karşısında?

ANALİZ - Fransa neden Türkiye’nin karşısında?

Macron’un Türkiye husumeti sadece Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı/MEB sorunuyla sınırlı değil. Libya’da darbeci General Halife Hafter’e, Suriye’de de PYD/YPG’ye verdiği destekle karşımızda yer alıyor. Geçen yıl Washington’ın eşgüdüm eksikliğinin yanı sıra, Ankara’nın Suriye’de kendisinin tasvip etmediği politikaları nedeniyle “NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini” öne sürdüğü hatırlanacak olursa, Türkiye husumetinin getirisinin Fransa’nın Libya’daki çıkarlarının ötesinde olduğunu hayal ettiği anlaşılıyor - Fransa Orta Doğu’da yüzyıl önceki eski kolonilerine dönmenin, Libya’da İtalya’nın yerini almanın ve Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarından yararlanmanın peşinde. Bu politikayı bugünün koşullarında yalnız başına uygulaması kuşkusuz mümkün değil. Ama peşinden AB’yi sürüklemek ve seçilme şansı artan ABD başkan adayı Joe Biden’a yaslanmak suretiyle, yüzyıl öncesinin büyük güçlerinden biri olarak bu politikayı başarıyla uygulayacağı umudunu taşıyor olsa gerek - Fransa bu politikasının önünde engel olarak Türkiye’yi görüyor. Her ne kadar kamuoyunun önüne Erdoğan atılıyor olsa da, Macron yaptığının Türkiye karşıtlığı olduğunun farkında. Bu karşıtlık ikili ilişkileri kâğıt üstünde Franklin Bouillon’un 20 Ekim 1920’de imzalayarak Fransa’yı savaştan çıkardığı Ankara Anlaşması öncesine taşıma riski barındırıyor

ANALİZ - Türkiye’nin Doğu Akdeniz diplomasisi

ANALİZ - Türkiye’nin Doğu Akdeniz diplomasisi

Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana dış politika konseptindeki stratejik değişiklikle, bir çeşit gambot diplomasisi diye de adlandırılabilecek bir politika biçimiyle faaliyetlerini yürüten, eşanlı olarak da masada çok boyutlu diplomasiyi işleten bir karma stratejiyi benimsediğini söylemek mümkün. Nitekim Suriye’nin kuzeyinde, Libya’da ve son olarak Doğu Akdeniz’de gördüğümüz de bu - Bir krizi çözmenin genellikle üç yolu bulunduğu söylenir: diplomasi, kontrollü gerilim ve caydırıcılık, savaş. Diplomasi ile sorunların Kıbrıs’ta elli, Ege’de yetmiş yıldır çözülemediği göz önünde bulundurulursa, diplomasi yolunun diğer iki seçeneğe göre daha az gerçekçi görüldüğü şu an yadsınamayacak bir hakikat; gelinen noktada ikinci ve üçüncü seçenek arasında bir yerlerdeyiz - Ankara burada stratejik kazanımlarını kalıcı hale getirmek için çok yönlü bir politika izliyor. Yani salt askeri temelli güç siyasetine yaslanan bir taktik, Türkiye karşıtı cepheyi daha keskinleştirmek suretiyle, Türkiye’nin uzun vadeli yalnızlığa itilmesi ve uzun vadeli kazanımlarından olmasını tetikleyebilecek riskli bir durumu da getirebilir - Türkiye şayet enerji keşif gemilerini Girit’in güney kıyılarına gönderirse tüm bahisler çöker ve kartlar yeniden karılır. Türkiye’nin bu noktada, belki de Girit’in güney sularındaki keşif meselesini aynı zamanda bir müzakere kartı olarak elinde tutması da pekâlâ mümkün

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23