UİP, yurt dışındaki Türklerin din görevlisi ihtiyacını karşılayabilecek mi?
UİP, yurt dışındaki Türklerin din görevlisi ihtiyacını karşılayabilecek mi?
Yüksel Tokur
Dünyanın birçok ülkesinde gerek çalışma, gerekse farklı nedenlerle yaşamak zorunda kalan binlerce vatandaşımız var.
Bunların eğitim, kültür, sağlık, eş, çocuk gibi birçok problemleri olmaktadır.
En önemli sorunlarından birisi de şüphesiz dini durum ve din görevlisi ihtiyacı.
Diyanet İşleri Başkanlığı yurt dışında yaşayan bu vatandaşlarımızın dini konulardaki gereksinimini, Başkanlık teşkilatında çalışan personel arasından sınav, mülâkat ve kurslarla seçtiklerini 5 yıl gibi uzun süre karşılıyordu.
ARTIK TÜRKİYE’DEN DİN GÖREVLİSİ İSTENMİYOR
Ancak, son yıllarda Avrupa ülkelerinden başta Fransa ve Avusturya olmak üzere Başkanlıkça gönderilen Din Görevlilerine kapılarını kapatmış durumda. Artık Türkiye’den gönderilen bu görevlileri kabul etmiyor. Peki ne yapmak istiyor? İstiyor ki, ülkelerinde yaşayan Müslüman Türklerin din görevlisi kendi ülkesinde yetişmiş, kendi dilini bilenlerden olsun.
DİTİB ve diğer bazı dernekler, şimdilik kısa süreli de olsa, Türkiye’den getirilen emekli Diyanet personeliyle bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Ama ne zamana kadar?
UİP (ULUSLARARASI İLAHİYAT PROJESİ) ÇARE OLACAK MI?
Diyanet İşleri Başkanlığı bu amaç doğrultusunda, vatandaşlarımızın yaşamakta olduğu bölgelerde, bulunduğu ülkenin vatandaşlığına sahip veya çifte vatandaşlığı olan lise mezunu ya da lise son sınıf öğrencilerini, Türkiye’deki İlahiyat Fakültelerinde dini yüksek öğrenim görmelerini sağlayarak din görevlisi ihtiyacını karşılamak üzere UİP (Uluslararası İlahiyat Projesi) başlatmıştır.
Üstelik bu öğrencilerin iaşe, konaklama ve bazı eğitim giderlerini de karşılamaktadır.
İlahiyat Fakültesi programı öncesinde, programlı din eğitimi almamış bir öğrenci bu alanda ne kadar başarılı olabilir? Hani temeli sağlam atılmamış bir gibi olmaz mı?
Bizce, bulundukları ülke ile anlaşma sağlanırsa, bu eğitimin ilkokul sonrası, o da olmaz ise ortaokul sonrasından başlamak üzere, Türkiye’de İmam Hatip Ortaokulu veya İmam Hatip Lisesi ile başlaması daha faydalı olacaktır.
Din görevlisinin bulunduğu ülkenin dilini bilmesi elbette avantaj. Fakat, kendisi yeterli dini eğitim almamış bir görevli, başkalarına ne kadar faydalı olabilir? Bu sorumluluğun altından kalkabilir mi?







