Sinek ilacı satarak geçinenler, bataklığın kurutulmasına sevinmezler
Sinek ilacı satarak geçinenler, bataklığın kurutulmasına sevinmezler
YÜKSEL TOKUR
Öncelikle; güçlü terör örgütleri silah bırakmaz. Güçlü devletimiz, PKK’yı bitirip pes ettirdi. Koalisyon türü zayıf iktidar ve liderler olsaydı, bu sorun daha yıllarca sürebilirdi.
Türkiye’miz üzerinde oynanan sinsi oyunlar yeni değil. Demokrasinin tam olarak yerleşmesini ve güçlü bir ülke olmamızı istemeyen dış güçler, içten satın aldıkları satılmışları da kullanarak kirli oyunlarına yıllardır devam etmişlerdir.
PKK elebaşısı APO, 16 Şubat 1999’ta paketlenip Türkiye’ye teslim edilmişti. Hemen ardından, 21 Mart 1999’da, Fetullah Gülen güya sağlık sorunları nedeniyle ABD’ye alındı. Hem; APO’nun Türkiye’ye getirilmesi dönemin Ecevit hükümetinin başarısı değil, “asmama” garantisiyle ABD tarafından paketlenip verilmesiydi. Kullanılma miadı dolan aparatların yenisiyle değiştirilmiş olduğu gerçeği, yıllar sonra anlaşılacaktı.
PKK ve FETÖ yeterince kullanıldı. Güçlü bir lider önderliğindeki Türkiye bunlara başkaldıracak eylem alanı bırakmamıştı. Yani, öyle; “Biz hata yaptık, artık Türkiye’ye karşı yıkıcı/bölücü faaliyetlerde bulunmayacağız, pes ediyoruz” diye isteyerek hareket ve söylemlerde bulunmuyorlar. İHA/SİHA’larımız tepelerinde, başını kaldıranın kellesi gidiyordu. Hem;
Kuzey Irak ve Suriye’de bile ordumuz onlara hareket alanı bırakmamıştı.
Bundan sonra da gaflete dalmayalım. Çünkü bu güçler değişik isim ve örgüt olarak yine içten ve dıştan kullanacakları maşalar bulacaklardır. Zayıf lider, zayıf hükümet, zayıf ordu, zayıf ekonomi olmalı ki; istedikleri zaman diz çöktürsünler. Başaramadılar şimdiye kadar… Ellerinden gelse RTE’yi bir kaşık suda boğarlar. Sandık önümüze geldiğinde; “benim partim”den ziyade, “benim ülkem” düşüncesinde olduğumuzda bu oyunları oyumuzla bozmuş olacağız.
PKK’nın kuruluş amacı Kürt/Türk kavgası oluşturarak, BOP plânı çerçevesinde Türkiye’yi bölmekti. Malum, bölünen parçalar daha çabuk yutulur. Yıllarca kardeşçe yaşamış iki toplumun arasına fitne tohumu ekerek kandırılan halk, PKK’nın siyasi ayağı partilere oy verdi yıllarca. Çoğu da bilmeyerek, istemeyerek..
Mutlaka bu topluma yapılan yanlışlar olmuştur. Çoğunlukla da; FETÖ’nün kamuya, emniyete, askeriyeye sızmış elemanları aracılığıyla yapıldığı daha sonradan ortaya çıkmıştı. Halbuki, özellikle Ak Parti dönemleriyle beraber, hem siyasi hem de diğer alanlarda çok geniş haklarını rahatlıkla kullanmaya başladılar. Meclis başkanlığı koltuğunda bile HDP’li vekil var.
Çocuğundan kadınına, yaşlısına tüm masum siviller, asker ve kamu personelinden şehit olan hiçbir can geri gelmeyecek elbet. Acılar dinmeyecek, ama artık daha fazla acı yaşanmasının önüne geçmek de az başarı değildir. Bazı şeyler öyle bıçakla keser gibi bitirilemiyor..
Bunu bu ülke lehine olan hiçbir şeye sevinemeyen, aslında bu ülkede yaşayıp da ülkesine düşman olan hiçbir beyinsize anlatamazsın. Şu da bir gerçek ki; sinek ilacı satarak geçinen satılmışlar, bataklığın kurutulmasına sevinmezler. PKK bitti diye oturup ağlayacak kanı bozuklar bile var. Şehit aileleri, devletin, ülkenin bekası kimin umurunda?
Hani; CHP, FETÖ daha cemaat olarak biliniyorken karşıydılar da, aslında terör örgütü olduğu anlaşılınca birden kucak açmıştı ya.. Şimdi de, daha dün seçim ittifakı yaptıkları, terörden vaz geçince tu kaka oldular. Yok yok.. Bu parti halkın partisi olamaz. Adını mutlaka değiştirmeli. Aslında, “fesih” kararı da fena fikir olmaz! Merak buyurulmasın; Cumhuriyet de, halk da sahipsiz kalmaz.
Osmanlı’dan günümüze; içten hainler ve dış düşmanlarca sürekli saldırılara, ihanetlere maruz kalsak da, ülke olarak yıkılmadık, ayaktayız çok şükür.
Allah’a şükür, 40 yıllık FETÖ ve PKK’yı bitiren, terörsüz Türkiye’nin mimarı, zalimlerin korkulu rüyası, milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye de teşekkürler.







