Seçimle geldiler, rüşvet ve yolsuzluktan gidiyorlar!
Seçimle geldiler, rüşvet ve yolsuzluktan gidiyorlar!
Yüksel Tokur
Öncelikle; daha önceki yazılarımda vurguladığım gibi; yerelde ve genel idarede yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma, ahlaksızlık gibi konularda kişinin partisine, konumuna, arkasında kimlerin olduğuna bakılmaksızın yargılanıp hesap sorulmalıdır.
Böyleleri, öyle bir süre cezaevlerinde ağırlayıp (!) tekrar topluma salınmamalı. Aldığı rüşvetin, yaptığı/yaptırdığı yolsuzlukların tutarı ne ise, üç beş misliyle geri alınmalı, para ve mal varlığı yetmiyorsa, üzerindeki don gömlek bile alınmalı ki, aleme ibret olsun..
Yazık ki, CHP’li Belediyelerde yolsuzluk, rüşvet olayları artık sıradanlaştı. Baklava kutularında Antep fıstığı yeşili avrolar bile çıkmaya başladı. Suçüstü de yapsan, kameralarla saniye saniye tespit de yapılsa, yine de yavuz hırsız misali ortalığı velveleye veriyorlar. Bu ne pişkinlik be kardeşim?..
Tabii ki suçluluk psikolojisinden. Hani şu şaibeli kurultayla Başkan seçilmesi işi de var. Bir de, geçmişteki askeri ve yargı vesayetinden kopmak çok ağır olsa gerek!
Belediyelerde bu kadar yolsuzluklara bulaşanları –bunlar sadece tespit edilebilenler- iktidara getirip hazinenin anahtarı teslim edilebilir mi hiç? Ben şahsen tavuk kümesimin anahtarını teslim etmeyeceğim gibi, kümesimin etrafını yüksek korunaklı çitlerle çevirirdim. Kamera takmayı da unutmazdım. Ama onun da önünün bantlandığını yakın zaman önce görmüştük!
Şimdi özgürsüz çok Özel Özgür’den; son operasyon yapılan Belediye Başkanlarının ilerideki seçimde muhtemel “Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmaları engellendi” demezse hatırımız kalır! “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganı da çok tutar inanın. Yoksa, yolsuzlukları olan diğer Başkanlar sıranın kendilerine geleceğinden çok tedirgindirler!
Hem, bırak bu sahte kabadayı numaralarını ve sahte mağdur rolü oynamayı. RTE’ye de racon kesecek kapasiten yok. Hem, “Bir fare bir kediye dikleniyorsa, yakınlarda kaçacak bir delik vardır” sözü boşuna söylenmemiş. Anlaşıldı ki, kapasiten Eczacı dükkanı yönetmekle sınırlı kalmış. İyisi mi, sen kürkçü (!) dükkanına dön aslan yiğidim. Ara sıra dağlara çık, bağırarak deşarz et kendini.
Allah aşkına; yok mu bu partide Genel Başkanlık kapasitesi olan aklı başında bir kişi? Her tarafımız ateş çemberiyken Türkiye’nin bunlarla vakit kaybedecek kadar sıradan bir ülke değil. Hesap vereceğine, Cumhurbaşkanını, halkı sokağa çağırmakla tehdit ederek kendince gözdağı veriyor acemi çaylak.
Cebinden, evinden, işyerinden küçük bir şey çalınsa, “hırsız var” diye çok acele Polis çağıranlar.. Ülke soyulurken neden böyle kifayetsiz kişilerin gazına gelirsiniz de kendinizi kullandırırsınız? Sizin hiç aklınız, fikriniz yok mu? Hem bakın bakalım, halka hizmetleriyle gündeme gelen kaç CHP’li Belediye var?..
“5393 sayılı Belediye Kanunu”nda değişiklik mi yapılır, başka bir formül mü bulunur bilemem.. Ama artık şu Belediyelere de bir çekidüzen verilmesi elzem oldu.
Seçimle işbaşına gelinmesi taraftarı olsak da; daha önceleri HDP/DEP’li Belediyelerin terör örgütleriyle olan ilişkileri, şimdilerde yolsuzluk, rüşvet operasyonlarıyla gündemden düşmeyen CHP’li Belediyeler, “Başkanlar Vali ve Kaymakamlar gibi atama ile mi gelse?” alternatifini hatırlatıyor. Belediyeler bu kadar yolsuzluk, görevi kötüye kullanma yerleri olmamalı.
Ak Partiyi de unutmadık.. “Neden onlara operasyon yapılmıyor?” diyorlar ya.. Varsa yanlış yapan, onlara da yapılsın kardeşim. Ama biliyoruz ki, iğne ucu kadar yolsuzluk tespit etseniz, zaten çoktan ana manşetten haber yapar, günlerce televizyonlarınızda yerden yere vururdunuz.







