--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sadâkatte zirve nokta: Bunu o söylüyorsa doğrudur!

Yüksel Tokur
Yüksel Tokur
3

Sadâkatte zirve nokta: Bunu o söylüyorsa doğrudur!

Yüksel Tokur

Nübüvvetin 11., miladi 621. yıl. Müşriklerin uyguladığı boykot nihayet sona ermiş, Müslümanlar rahat bir nefes almaya başlamışlardı. Ki; Peygamberimizi öz evladı gibi seven ve koruyan amcası Ebû Tâlib vefat etti. Hemen birkaç gün sonrasında da; Peygamberliğini en önce tasdik ederek ilk Müslüman olma şerefine nail olan, en zor zamanlarında hep yanında olup teselli veren sâdık ve vefakâr eşi Hz. Hatice de vefat etti.

Kendisine en sıkıntılı zamanlarında destek veren bu iki şahsiyeti peş peşe kaybeden Sevgili Peygamberimiz büyük üzüntüye gark olmuştu. Bu sebeple bu yıla “üzüntülü yıl” anlamına gelen “Hüzün Yılı” adı verilmişti.

Müşrikler korumasız kaldığını düşündükleri Peygamberimize eziyetlerini daha da artırdılar. Öyle ki; bir gün sokakta yürürken üzerine toprak atmışlar, o haliyle eve gittiğinde kızı Hz. Fatıma babasının o durumunu gördüğünde içi sızlayarak ağlamıştı. Nebiler Nebisi; “ağlama yavrum, Yüce Rabbim babanı koruyacaktır” diyerek güvenini dile getirmişti.

Hani; birisi çok bunaldığında, morali bozuk olduğunda, “şöyle bir gezsin, dolaşsın da morali düzelsin” deriz ya. İşte böyle bir zamanda, bütün insani perdeler kaldırılarak hiçbir kula nasip olmayacak olağanüstü bir ağırlama gerçekleşecekti. Buraların ve ötelerin, yani ahiret yurdunun birçok sırları ona İlâhi bir ikram olarak sunulacaktı.

Beşeri anlamda zaman ve mekân mefhumları kaldırıldı. Ardından akıllara durgunluk veren, insan aklının ve ömrünün çok ötesinde uzun bir yolculuk esnasındaki müşahedeler saniyeler içerisinde vuku bularak İsrâ ve Miraç olayı mucizevi bir şekilde gerçekleşecekti.

Aslında; aklen mümkün gibi görünmese de, Yüce Allah’ın “ol” demesi halinde olmayacak hiçbir şey yoktur. Biz yaratılanız. Hem, bizim aklımız her bir şeyi anlayabilecek kapasitede yaratılmamıştır. Yani, idrakimiz sonsuz olmayıp sınırlıdır.

Mekke’den Kudüs’e, oradan göklere yükselmek, İlâhi ikramlara mazhar olarak cenneti, cehennemi görmek ve daha birçok olağanüstü haller yaşayarak dönmek ve döndüğünde yatağını hâlâ soğumamış olarak sıcak halde bulmak. 

Ertesi günü başından geçenleri anlattığında, müşrikler inanmadıkları gibi bir de onu alaya aldılar. Yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir’e: “Bak; senin arkadaşın dün gece Kudüs’e, oradan da semalara çıktığını söylüyor, ne dersin?” diye sorduklarında; “Böyle bir şeyi benim kafam da almıyor, hele bir de kendisiyle görüşeyim” demeden: “Bunları o söylüyorsa doğrudur. Vallahi hepsini kabul ediyorum” cevabını çarpar suratlarına.

İşte teslimiyet, işte sadâkatin son noktası. Kolay mıydı, “sıddık” makamına ulaşmak? Ki; o makam Peygamberliğin bir alt sınırıdır. 

İş yine imanda çözülecek; “ben görmeden inanmam” diyenlerle; “görmediği halde görmüş gibi inananlar”ın imtihanı başlamış olacaktı. O söyledi bizler de, inandık. Hem âyetle de sabit olan bir olayı inkâr etmek kimin haddine?!?..

Ey Resül! Kutlu olsun sana mirac-ı güzin. 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Neden?

26 Ocak 2025 08:34

Bu Miraç olayı ve kandiller araplarlarda niye kutlanmıyor, özellikle de Arabistan'da?

Okur

26 Ocak 2025 11:36

İşin o kısmını fazla karıştırmayın.....

MUZAFFER..

26 Ocak 2025 06:20

AMİN, ELİNE SAĞLIK, ALLAH C.C RAZI OLACAĞI İŞLER YAPMAYI NASİP ETSİN İNŞALLAH AMİN HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA SAV HÜRMETİNE MİRAÇ KANDİLİ ÜMMETİ BİRLİĞİNE VESİLE OLMASINI ALLAH C.C DİLERİM AMİN.....

Yüksel Tokur Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle