Haydi, gözünüz aydın olsun: Suriyelilere yol göründü!
Haydi, gözünüz aydın olsun: Suriyelilere yol göründü!
YÜKSEL TOKUR
Babadan oğula devreden 50 yılın üzerinde bir zulüm iktidarı nihayet devrildi. Tarihte yıkılan diğer tüm zalim saltanatlar gibi. Ne elde etti o zalimler ve Esad ailesi? Din, dünya ve ukbalarını harap etmekten başka. Onca zulüm, işkence, yıllarca cezaevinde süründürmeler, haksız yere öldürmeler, tecavüzler, mal ve mülklerden etmeler. Daha neleeer neler…
Suriye’deki gelişmeleri hep beraber izliyoruz. 1970 yılında Suriye’de yüzde 15 civarındaki Nusayrilik adında sapık bir mezhepten gelen Esad ailesi dönemi başladı. Rejimi ele geçiren ve sonrasında devlet gücünü kullanarak Sünni Müslümanları sindirmeye çalışan baba Hafız Esad ve 2000 yılındaki ölümünden sonra oğlu Beşşar Esad ile devam eden baskıcı Baas yönetimi, başındaki zalim ile yok olup gitti. O da, zulmünden kaçıp Türkiye ve diğer ülkelere sığınıp canını kurtarmaya çalışanlar gibi, canını kurtarmak için ailesiyle birlikte Rusya’ya sığınarak masumlara yaşattığını yaşayarak mülteci oldu. Öyle sanıyorum ki, dünyada hesap sorup yargılayan olmayacak. Suçunun cezası büyük mahkemeye, yani ahirete kalacak gibi görünüyor. Belki de kendi ülkesinde ölüp, toprağına gömülmek bile nasip olmayacak.
SURİYELİLER NEDEN TÜRKİYE’YE SIĞINMIŞTI?
2010 yılında Arap Baharı süreciyle Ortadoğu’da zulme başkaldırı hareketi başlamıştı. Yemen, Cezayir, Ürdün, Tunus ve Mısır’a sıçrayan hareket, Tunus ve Mısır’da başarılı olmuş; iki zalim diktatör, Zeynel Abidin ve Hüsnü Mübarek görevlerinden ayrılmak zorunda kalmışlardı. Mısır’da daha sonra Genel Kurmay Başkanı Abdülfettah Sisi’ye askeri darbe yaptırılarak ayaklanma kanlı bir şekilde bastırılmış, binlerce Mısırlı şehit edilmişti.
Arap Baharı süreci Suriye’ye yansıdığında, zaten başını kaldıranın ya cezaevlerinde süründürüldüğü ya da kellesinin gittiği ülkede büyük bir göç dalgası başladı. Milyonlarca Suriyeli zalimin zulmünden kaçarak can derdine düşüp her şeylerini de bırakıp sığınacak bir ülke aramaya başladılar.
HER ZAMAN MAZLUMUN YANINDA OLAN ÜLKE: TÜRKİYE
Komşu ülke olması nedeniyle, Türkiye bu sığınmacı hareketinden en çok etkilenen ülke oldu. Can derdiyle kapımıza gelen masum Suriyelilere kapılar açıldı. Bu, hem insani hem de İslami bir merhamet hamlesiydi. Yani, milyonlarca masum sivil zalim bir yönetimin olmayan vicdanına bırakılamazdı. Kimlik tespitleri yapıldıktan sonra kimileri çadır kentlere, kimileri değişik illere dağılarak hayatlarını sürdürmeye çalıştı.
Bundan sonra sosyal uyum, ekonomik problemler, bireysel de olsa bazı sorunlar ortaya çıktı. Tabi, başta eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan başta olmak üzere bazı çevreler: “Suriyelilerin burada ne işi var, seçimi kazanırsam hepsini göndereceğim ” demeye başladılar. Yani, elbette “Gelenlerin hepsi melek gibi insanlar” da diyemeyiz.
Ülkemizde fırsatları ranta çevirme hastalığı yine nüksetti. Depremlerde ev kiralarını, Ramazan ayında gıda fiyatlarını, faizler düşünce konut ve taşıt fiyatlarını yükseltme fırsatçılığı Suriyeliler gelince ev kiralarını vurdu. Bunun yanında ev kirası ve diğer ihtiyaçları için çalışmak zorunda kalan Suriyelilere ucuz işçilik yaptırılmadı mı? Şimdi ülkelerine dönecekler. Buruk bir sevinçle de olsa. Eh; bizde de kimileri üzülecek, kimileri sevinecek!







