“Altılı masa” uyduramadık, bu sefer “Ekrem” verelim diyeceklerdi ki!
“Altılı masa” uyduramadık, bu sefer “Ekrem” verelim diyeceklerdi ki!
YÜKSEL TOKUR
Biz küçük fotoğrafa bakarken, arka plandaki büyük fotoğrafı çok zaman göremiyoruz. Çünkü çok iyi gizliyorlar. Gerçeği gördüğümüzde ise çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor.
Bölgemizde güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Bu artık gizli değil. Geriye doğru bakacak olursak: 70’li yıllarda ülkemizi sağ/sol, alevi/sünni çatışmalarıyla; peşinden bir darbe (12 Eylül 1980) molası ve hemen ardından Kürt/Türk çatışmasını körükleyerek PKK belasını ülkemize musallat ettiler.
Aradan kırk yıl geçti. Onlarca şehit ve milyarlarca lira maddi kayıp. Sonuçta ülkemiz bölünmedi ama, olması gereken gelişmişlik seviyesine gelemedi. Yani, bir bakıma onların istediği oldu.
2002 yılından bu yana, RTE başkanlığında Ak Parti hükümetleriyle iyi bir istikrar yakalayan ülkemiz, her alanda gelişmeye başlayınca yine harekete geçtiler.
Yargı yoluyla Ak Parti’ye kapatma davası, e- muhtıra, sudan sebeple Gezi olayları, 17-25 Aralık FETÖ yargı darbesi girişimleri ve ardından 15 Temmuz 2016 FETÖ askeri darbe girişimi. Şimdi de, “büyük yolsuzluk yapanlar neden tutuklanıyor” bahanesiyle üniversite ve sokakları hükümete karşı harekete geçirmeye çalışıyorlar. Kahretsin… Neredeyse on yıldır darbe ya da darbe teşebbüsünde bile bulunamadılar!
ABD Başkanı Biden: “RTE’ye karşı muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım” dedi ve bildiğiniz gibi 6’lı masa diye tabir edilen altı muhalefet partisi tüm zıtlıklarını bir kenara bırakarak, son Cumhurbaşkanlığı seçiminde RTE’ye karşı birleştirildiler. PKK destekçisi HDP de gizli ortak olarak.
Günlerce süren toplantılar, birliktelik pozları vermeler, güya Milli Görüşçü Saadet Partisi önünde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu en olmayacak yakıştırmayla Mücahid (!) Kemal sloganları eşliğinde ortak aday göstermeler. Daha seçilmeden; “sayın Cumhurbaşkanım” iltifatları ki; tam bir komediydi.
Sonuçta görüldü ki; günlerce ülke gündemi boşa meşgul edilmiş, Türkiye düşmanlarının hevesi bir kez daha kursaklarında kalmış, lider diye bel bağladıkları bir bir saf dışı kalmışlar; ama RTE dimdik ayaktaydı.
Vaz geçerler mi?.. Elbette hayır. Şimdi de, Ukrayna’daki şovmen Zelenski modelini bize dayatmaya başladılar. Kullanışlı bir aparat olacağı çok açık olan EKO kozunu, İstanbul’dan sonra ülke genelinin başına Cumhurbaşkanı sıfatıyla belâ etmek için kolları sıvadılar.
Seçimlere yaklaşık 3 yıl var. Daha seçim takvimi bile açıklanmamışken, CHP ve İstanbul’un işe yaramaz İBB Başkanı Cumhurbaşkancılık oyunu oynamaya başladılar. Ne özelliği varsa… Sanki şeyinde boncuk var! Koskoca köklü parti CHP kimlerin elinde oyuncak olmuş, bir kişinin siyasi hırsı için ülkeyi kaosa sürüklemekten çekinmiyorlar.
Neyse ki; yargı müdahale etti de, şimdilik ülkemiz derin bir nefes aldı. Tabii tüm bunlar öyle tesadüfen süregelen olaylar değil. Talimat ya da emirler planlı olarak sahneye konuluyor.
İktidar tez elden ne yapılabiliyorsa yapıp, hayat pahalılığı ve emekli maaşlarında iyileştirmeye gitmeli, küskün oyları toplamalıdır. Gerekirse, büyük yatırımları bir süreliğine askıya almalıdır.
Yoksa; altılı ganyan, pardon altılı masa ile elde edemedikleri kaos planları için, Ekrem benzeri bir aparat bulmakta hiç zorluk çekmezler.







