İhanet partiye göre mi değişiyor?
İhanet partiye göre mi değişiyor?
YÜCEL KAYA
Aynı eylem...
Aynı karar...
Aynı siyasi tercih...
Ama iki farklı hüküm.
Birine "hain" deniliyor.
Diğeri "kahraman" ilan ediliyor.
Peki gerçekten değişen ne?
Yapılan iş mi?
Yoksa gidilen adres mi?
Daha düne kadar CHP'den AK Parti'ye geçen belediye başkanları için söylenmedik söz bırakılmadı.
"İhanet..."
"Seçmen iradesini sattı..."
"Koltuk uğruna gitti..."
Muhalif televizyonlar günlerce yayın yaptı.
Gazeteler manşet attı.
Köşe yazarları peş peşe yazılar kaleme aldı.
Sosyal medyada linç kampanyaları düzenlendi.
CHP yöneticileri en ağır ifadeleri kullandı.
Öyle ki, sanki parti değiştirmek demokrasinin değil, siyasetin en büyük suçu ilan edilmişti.
Bugün ne oldu?
CHP'den ayrılan onlarca milletvekili, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu Yeni Parti saflarına geçti.
Peki aynı öfkeyi görüyor muyuz?
Aynı manşetleri okuyor muyuz?
Aynı sert açıklamaları duyuyor muyuz?
Hayır.
Tam tersine...
"Cesaret gösterdiler."
"Demokrasi için risk aldılar."
"Değişimin öncüleri oldular."
deniliyor.
Dün "ihanet" olan şey, bugün alkışlanıyor.
Çünkü değişen yapılan iş değil...
Değişen, gidilen parti.
İnsan ister istemez soruyor:
Eğer seçildiği partiden ayrılmak seçmene ihanetse, bu ilke herkes için geçerli değil midir?
Yok eğer milletvekilinin veya belediye başkanının siyasi tercih değiştirmesi demokratik bir haksa, o zaman bu hak neden sadece belli adresler için geçerli oluyor?
İlke dediğiniz şey, iktidara göre ya da muhalefete göre değişmez.
Değişiyorsa onun adı ilke değildir.
Çıkar hesabıdır.
Özlem Çerçioğlu AK Parti'ye geçtiğinde günlerce ekranlarda eleştirildi.
Ağır sözler söylendi.
Siyasi ahlak dersleri verildi.
Peki bugün CHP'den ayrılıp Yeni Parti'ye geçen milletvekilleri için aynı isimler neden susuyor?
Neden aynı cümleleri kurmuyor?
Neden aynı öfkeyi göstermiyor?
Çünkü mesele parti değiştirmek değil.
Mesele, kimin nereye geçtiği.
İşte Türkiye'nin en büyük siyasi problemi de tam burada başlıyor.
İlkeler artık kişilere göre uygulanıyor.
Aynı davranış, yapan kişiye göre ya suç oluyor ya da erdem.
Oysa hukuk da siyaset ahlakı da tek ölçüyle ayakta durur.
Çifte standart üzerine ne adalet inşa edilir ne de güven.
Demokrasi; sadece hoşumuza giden tercihleri alkışlamak değildir.
Asıl demokrasi, hoşumuza gitmeyen tercihlere de aynı ölçüyü uygulayabilmektir.
Bugün CHP'den Yeni Parti'ye geçenler "demokrasi kahramanı", CHP'den AK Parti'ye geçenler ise "hain" ilan ediliyorsa, ortada tartışılması gereken şey parti değiştiren siyasetçiler değil, bu çifte standardı üreten siyasi anlayıştır.
Çünkü ilke, taraftara göre değişmeye başladığında geriye sadece tarafgirlik kalır.