--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yaşanan dinimizi yaşanmayan hâle getirmeyelim!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

 

İslam, hayatı kuşatan bir dindir. Camiden çarşıya, devletin başından dağdaki çobana, imamdan cemaate kadar herkese söyleyeceği sözü olan bir din. Medeniyetler yaptı, şehirler kurdu. Ordular yönetti, ülkeler fethetti. Nerede insan varsa, orada bulunmayı kendine uygun gördü. İslam, önceki dinlerin hepsinin kuşatıcısı, hayatın her alanını dolduran bir din olarak akidesini getirdiği kadar, Şeriat’ını da getirdi. İnsanları ikinci bir sisteme muhtaç bırakmadı. Bu dinin uygulayıcısı, dünyamız ve ahiretimizi kuşatan hayat anlayışımız için tartışmasız önderimiz ve örneğimiz Resulullah Efendimiz oldu. O, Allah’ın bize ‘üsve-i hasene’ güzel bir örnek olması için gönderdiği Peygamberidir. O’nu sevmemiz; beraberinde örneğimizin, rehberimizin de Peygamberimiz olmasını gerektirir. 

Yaşanan dinimiz, yaşanmayan hâle getirilmesin. Kötü örnek olarak soğutulmasın. Ashabı kiram da, insanlığın hayrı için çıkarılmış bir ümmetin dine ilk hizmet eden adamları olduklarının farkına vararak bizlere örnek oldular. Ashabı kiram, imandan kaynaklanan kardeşlikleriyle, bâtıla karşı tek vücut olarak cemaat ruhuyla yaşadılar. Fitnelere karşı müteyakkız oldular. Fitneyle karşılaştıklarında da ona teslim olmadılar. Her türlü olumsuzluklarda bile ‘Kur’an ve Sünnet merkezli nasıl yaşanır?’ bize öğrettiler. Melek değillerdi. Onlar, dağların yüklenemediği ‘kulluk yükü’nü taşırken yaptıkları hataları bile ecre dönüştürmeyi bildiler. Bize hayatlarıyla ders verdiler.  

İslâm’ın nasıl yaşanacağının en güzel ve mükemmel örneği, Rasulullah Efendimizdir. Bu hususta ölçü şudur: İslâm’a uymayan beyanlar ve tavırlar, kimden gelirse gelsin reddedilir. İsterse o kişi havada uçsun, denizde yürüsün!Düşünmeye, kıyaslamaya, sorgulamaya, özeleştiriye, beşerî zaaflarımızı ve şuuraltımızı bir denge noktasında kıvamlandırıp fazilet ve güzellikler hâline dönüştürmeye o kadar ihtiyacımız var ki… 

Allah Rasulü’nün yaşadığı “model hayat” hiçbir sahteliğe izin vermeyecek kadar gerçek ve açık olarak ortadadır. Rasulüllah Efendimiz’in hayatı hep ifrat ve tefritten uzak, ‘itidal hayatı’dır. Bir tek tavrını, sözünü, işaretini gösteremezsiniz ki itidal güzelliği taşımasın. İlmîlikten uzaklaşmalar, şifahi kültürün, hissiyatın dinin yerine ikameye çalışılması, toplumsal âdetler, gelenekler, İslamî anlayışın dışındaki telâkkiler, bizi ‘örnek mü’min’ şahsiyetinden uzaklaştırır. İman zayıflığı, menfaat ve şöhret olmaya götüren söylemler, ‘yaşayan örnek’ eksiklikleri, çelişkiler veya çelişki görüntüsünün verilmesi ve benzeri davranışlar güzel örnekleri gölgeler. Ayrıca riyaya düşme tehlikesi veya benzeri bir endişeden ötürü, iyi örneklerin kendilerini gizlemeleri, örnek durumdakilerin şahsi menfaatlerinin etkisinde hareket etmeleri de iyi örneklere ulaşmada engel teşkil etmektedir.  

‘Örneklik’ meselesinde uymamız gereken esasları ihmal edemeyiz. Meselâ: İman, hayati değer taşır. Mü’min olmayanın, mü’minin nazarında örneklik teşkil etmesi kabullenilemez. Bilim, teknoloji, sanat gibi bir alanda üstün yeteneklerden istifade edebiliriz. Ancak bu insanların, İslam dışı yaşayışlarını, hayat tarzlarını taklit edemeyiz. Örnek insanın temel yapısı, iman, salih amel sahibi olma, güzel ahlâk ve menhiyattan uzak durmaktır. Örnek insanda aranan en belirgin ahlâki vasıflar: Doğruluk, şecaat, sabır, tevazu, vefa, şefkat ve merhamettir. Temel ölçümüz şudur: Doğruyu insanlara göre ölçerek bulamayız. İnsanları doğruya göre ölçüp sağlıklı sonuçlara ulaşabiliriz. Bu ise asgari seviyede de olsa temel bilgilere vâkıf olmamızı gerektirmektedir. Rasulüllahın izini sürüp ‘sünnetini ihya’ için çalışanların, sade hayat yaşayıp, dünyevîleşme hastalığından uzak durmaları şarttır. Her hal ve şartta yaşanan bir dinin, her hal ve şartta dinini yaşayıp örnek olması gereken mü’min şahsiyetlere bu ümmetin de bu milletin de ihtiyacı vardır.Dinimizi,yaşayalım, yaşatalım. Mümin kimlik ve şahsiyeti, yaşayarak gösterelim.

TAZİYE: Okuyan, düşünen insanımızın yetişmelerinde hakkı olan, fikir çilesi çekenD. Mehmet Doğan ağabeyimizi de âhirete yolculadık. Allah ganî ganî rahmet eylesin, milletin başı sağ olsun. Bütün sevdikleriyle cennetinde buluştursun. Makamı âli olsun. 

Gazetemizde yazdığı yazıları, omuzu kalabalık adamlarla mahkemelerde uğraşmaları eserlerinin yanında bir başka hizmetidir. Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) kurmasıyla Yazarlar Birliği Kültür dünyamıza güç kattı. Faaliyetleriyle kültür ve medeniyet sahasındaki boşluğun doldurulmasını sağladı. Verdiği mücadelede en ağır eleştirileri yapmasına rağmen devletle kavgası olmadı. Mutedil, makul ve müstakim çizgisini hiç kaybetmedi. Nevi şahsına münhasır bir münevverimizdi. Eserleriyle: din-dil-tarih şuuru verdi. D. Mehmet Doğan; çoğu aydınımızda bulunmayan özelliklerinin başında geleni, bu toprakların bütün değerlerine dost, bu toprakların bütün düşmanlarına ama’sız fakat’sız düşmanlık yönü. Allah için seven, Allah için buğz eden yapının zirve ismidir. D. Mehmet Doğan hocamız, her hâl ve şartta kendi kültürümüzün müdafii olmuş, kendi değerlerine düşman olan yapıyı tek başına verdiği eserlerle sarsmıştır. Bilhassa Kemalizmin milletin başına bela olan devrimlerini, resmi tarihi, önder, lider olarak yutturulanların kaç paralık adam olduklarını edebî/fikrî/tarihi eserleriyle okuyan, düşünen insanımızı hak ve hakikatlerle buluşturmuştur. Kazandırdığı Türkçe Sözlük kitabı da büyük bir boşluğu doldurdu. Bütün kurumlarımızda (Belediyeler, okullar, evler, vs.) kitapları kütüphanemizde yerini alsın. Okunsun, okutulsun.

Hocamız D. Mehmet Doğan; kültürün yok sayıldığı, kültür adamlarının kıymetinin bilinmediği bir çağda gecesini gündüzüne katan büyük gayretiyle sabır ve sebatıyla kahramandır. Millî Eğitim ve kültür Bakanları sağlığında gösteremedikleri alakayı, eserlerini okutarak, derslere koyarak bu hizmeti gerçekleştirsinler. Edebiyat tarih fikir ve kültür dünyamıza hizmetler veren D. Mehmet Doğan hocamıza minnet ve şükranla Allah’tan rahmet diliyor, hepimizi cennetinde buluşturmasını niyaz ediyoruz.

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa

14 Ağustos 2024 20:15

Tevhidi sağlam olmayan tagutu red edemez tagutu red etmeyen şirkten beri olamaz.

Orhan İnan

14 Ağustos 2024 17:23

Rabbim rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Kanber

14 Ağustos 2024 17:16

Selamlar hocam Ağzınıza sağlık fikrinizi ve zikrinizi Allah makbul eylesin. Mehmet Doğan hocaya da Allah'tan gani gani rahmetler diliyorum.

Nedim

14 Ağustos 2024 14:50

Muhammed as in gönderildiği kavim ateist Allah cc bilmez din bilmez bir toplum değildi.Bilakis çok dindar ve Allah'ın evi olan Kabe ye çok saygılı bir toplumdu.İbrahim as ve İsmail as tanıyan onlara kendilerini nisbet eden ve birlikte yaşadıkları ehlikitap tecrübesi ile Musa as i ve İsa as tanıyan bir kavim bir toplum idi.Cennet cehennem melek Allah kavramlari bilirlerdi..Ama Akideleri de inançlarında şirk ve küfür girmiş bir dindarliklara da sahiptiler.Allaha ait vasıfları kendilerine hevalarina başkalarına ve kurumlarına , atalarına da kullandıkları dan Allahla beraber başka ilahlar,rabler hâkimler edinmişlerdi.Ve Resulullah sav in ilk daveti ne verdikleri tepkiyi en özet ve güzel olarak Kur'an sa'd 5'te dile getirmiştir:"çok tuhaf ilahları tek mi yapmak istiyor"mealindeki ayetle.. çünkü olan Allah'a iman ediyor ve bilerek bilmeyerek Allah ait vasıfları gasp ediyorlardı.Putlara atalara kurumlara vb atfettikleri ilahlık ve rablikti.Resulullah sav buna itiraz edip bütün bu işler güçler Allah'a aittir yani la ilahe illallah deyince de ilahları tek yapıyor, atalarımızdan öğrendiğimize ters bir durum diyerekten düşmanlık ediyorlardı.Gunumuzde özellikle de Osmanlı sonrası İslam dünyasında Allah cc ait vasıflar ne yazık ki aynen cahiliyye araplarinda olduğu gibi hevalara kişilere kurumlara çoğunluk halklara filan veriliyor.Ve nu hâliyle de İslam'a aykırı ve Allah'a ait olanı başkasına vermek olan şirk ve bunun sonucunda da hak olan inkâr edildiği içinde küfür olmuş olmaktadır.La ilahe illallah sözü Resulullah sav ilk döneminde ne ifade ediyorsa bugünde yarında aynı şeyi ifade eder.Ve ona karşı duranlar da benzer sözler veya aynı durumu farklı ifadelerle karşı olmaktadır.Mesala sa'd 5'te ki,"hayret bunlar tanrıları ilahları hayatta belirliyici yasa yapıcı yargılama yi tek varlığa mi veriyorlar"anlamlarına gelecek şekilde karşı sözleri olabilmekte.1400 önceki söylemle metodla din mücadelesi ve dindarlikla mi 21 . Yüzyıl insanı na hitap edilecek filan sözler edenler var.. İslamın ötekisi Ebu Cehil Ebu lehep abd İsrail batı değil.İslamin ötekisi şirk küfür inançlar dindarliklardir.yusuf 106 da insanların çoğu imanlarina dindarliklarina ibadetlerine hayat tarzlarına şirk küfür bulaştirmadan iman etmezler mealine gelecek hakikat ta önemlidir.islamin ötekisi şirk ve küfür olarak kodlandiginda bu otekileşmenin kendisi ve sevdikleri olduğu da çıkar

Ömer

14 Ağustos 2024 09:43

Dinimiz sade tertemiz din hak dini , kur ana ve sünnete uyduğumuz müddetçe hem dünya saadeti hem ahiret saadetini kazanırız . Maalesef toplum olarak fert olarak bunun çok uzağındayız . Çıplaklık çoğalmış , gayri İslami yaşam sıradanlaşmış . Hak ,hukuk , helal , haram , kul hakkı Unutulmuş , benlik ortaya çıkmış haksız olsa da yine ben ben haklıyım diyebiliyor . Allah korkusu gitmiş günahlar kanıksanmış . Camiler bomboş , sadece cuma da dolu o da farzı kıldıktan sonra kapıya yığılmalar çıkmak için adeta yarışılıyor . Yahu ne oluyor senden para isteyen mi var seni döven mi var ne bu acele ? Acil işi olanlar müstesna ama gerçek bu . Ya ibadet ediyorsun cennetin kapısını açıyorsun camiden kaçar gibi çıkıyorsun olmaz ki . Beş dakka hoca uzatsa kıyamet kopuyor yahu ne oluyor nereye gidiyoruz ? Rabbim Hidayet nasip etsin . İmanı olanın da hidayete ihtiyacı var . Ben de dahil . Amin .

Nuh

14 Ağustos 2024 09:01

Ölçüyü doğru ve sağlam kaynaktan alınca her insanın değer ve kıymeti ortaya çıkıyor. Ölçüyü düzgün ve dürüst kullanlardan olmak dileğimizdir.

YAVUZ

14 Ağustos 2024 08:20

Bugün geldiğimiz noktada maalesef din adına yapılan birçok uygulamadan; İslâm dininin, özünden çok uzaklaştırıldığı, hz. Muhammed'in öğretilerinden ziyade, arap/ emevi kültürünü ve yaşantısını yansıttığını, indirilen dinden ziyade uydurulan dine evrildiğini görüyoruz. Bu durum da, insanları dinden soğutup uzaklaştırıyor maalesef.

Nedim

14 Ağustos 2024 14:26

Esasen tam da sizin ettiğiniz Arap emevi vb sözleriniz sizin İslam akidesini bilmediğiniz gibi bilmeyenlerin çok olduklarından bugün ki olumsuzluk lar

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle