--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ümmetin halinin sancısını taşımak!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
23

 

İmkânlar arttıkça, o imkânlarla bir şeyler yapabilme heyecanı-şuuru zayıflıyor. Konfor ve rehavet bizleri dünyevileştiriyor. Öyle bir noktaya geliniyor ki bütün imkânlar önüne serilse kendi nefsinin prangalarından kurtulmadığı için insanoğlu o imkânların birini bile kullanamıyor. Nefse esaret, insanı önce nefsine köle eder, sonra hürriyetini verir. Hadiseye biz nasıl bakmalıyız, kendimiz ne haldeyiz, insanlığa beklediğini verebilecek miyiz, böyle bir mükellefiyetimizin olduğunun farkında mıyız? Fikren kalben-fiilen yürüyecek gücü olmayana, ne yapacağını düşünemeyene-bilmeyene ilmin açtığı ufuklar hiçbir şey ifade etmez/etmemiştir. Âlimlerimiz de mezheb imamlarımız da tasavvuf büyüklerimiz de hep ‘ilim/amel/ihlas’ demişler, ‘ihsan’nı da ilave etmişlerdir. 

İslâm, bütün zamanların ve mekânların hakikatidir. ‘Evrensel’ tâbiri yetmez. Bir tarih dönemi gösterilemez ki “İslâmsız” izah edilebilsin. Bir değişim gösterilemeyecektir ki “İslâmsız” açıklanabilsin. Manevi müeyyidesi olmayan bir sistemi hiçbir maddi müeyyide ile işletemezsiniz. Cezayı sadece maddi olarak görüp değeri/mukaddesi hiç kaale almayan bir yapı/sistem hiçbir zaman ferdi de toplumu da düzeltemez. Teşhis yanlıştır, tedavi de yanlış olacaktır. Aslında “manevi müeyyide”yi insanlar, tanısalar da tanımasalar da uygunluk gösterseler de göstermeseler de, manevi müeyyide iyi bilinirse, iyi ifade edilirse, hayata yansıyan icapları iyi belirlenirse, olumlu bir yol açılmış olur. İhmal edilirse, yanlış yorumlanırsa, inkâr edilirse, olumsuz sonuçlar yaşanmaya başlar. Sonuçları görenler hiçbir zaman sebebi oldukları olaylardan kendilerini sorumlu tutup ibret almazlar. ‘Kıyafetime karışma!’ sloganın altına da ‘Kadınlar için adalet’ yazıp toplantılar yapanlara ‘içgüdüsel hayvani hayat’ı yaymaya çalışanlara insani hangi meseleyi anlatabilirsiniz? Asli sebep, manevidir; maddi değil. Genel görüş (belli çevrelerde) şu: 

Bırakın canım, insanlar istediğini yapsın, istediğine inansın, istediği müziği dinlesin, istediğini okusun, istediği gibi düşünsün, istediği gibi konuşsun, istediği gibi giyinsin, istediği gibi yaşasın, vs. Peki ama ölçüler yok mu? Akıl ölçüleri, ilim ölçüleri, inanç ölçüleri, sorumluluk ölçüleri, sanat ölçüleri? Ölçü yokluğu demek, değer yokluğu demektir. Ayıp kalksın, günah kalksın, yasak kalksın, sınır kalksın, disiplin kalksın, yönlendirme kalksın, ölçü kalksın, âdab kalksın, ceza kalksın, sorumluluk kalksın... Hoşgörü olsun, sevgi olsun! Şimdi hep bunlar işleniyor. Peki, yapılan bir işe başlarken veya başlamışken şu sualler sorulamaz mı? ‘Günah mı, sevap mı? Helâl mı, haram mı? Meşrû mu, gayrı meşrû mu?’

Peygamberimizin “Besmelesiz bir işe başlanmaz” buyurması imanını amelleştiren uygulayan Müslümanlar için önemli bir uyarıdır. Ümmetin halinin sancısını taşıyalım.

Özgürlük de “Allah’a kulluk” ile başlar. “Yalancı–sahtekâr–ahlâksız” birine saygı duymayız. Vatan, millet, devlet, ümmet düşmanlarına da… Fakat onlarla bir arada aynı toplumda yaşamaya, tahammül ediyoruz. Zaten put haline getirilen, muhafazakârların bile İslam ile beraber konuştuğu demokrasi de tahammül rejimi değil mi? Karşılaşabiliriz, yan yana oturabiliriz, görüşmeler yapabiliriz. Sevgi ve saygıya dayanmayan zaruret halinden başka bir şey değil. Bilhassa TV programlarında değerlerimize düşman olan etiketli adamlara ‘düşüncelerinize saygı duyuyorum’ denilmesi doğru mu? Tahammül sınırlarını aşan meseleler. Bunun adının, ‘saygı duymak ve hoş görmek’ olarak konulması da ayrı bir dert. Muhataplarımıza saygısızlık etmeyiz ama imansızlara asla saygı göstermeyiz. “İnanan inanmayandan, amel eden amel etmeyenden, takvaca yaşayan yaşamayandan, şefkatli merhametli, acımasızdan, mazlum zalimden, vs. üstündürler. Bu üstünlüğün özelliklerini taşıyanlar, diğer kitleye saygı gösteremezler. Saygı/hürmet hak edene yapılır. Hak etmeyene yapılan saygının hesabı sorulur. Belli ölçüleri aşarsanız; farklılık şuuru kaybolur, asliyetler tanınmaz hale gelir. İstismar, modalaşır. ‘Ben zalime de, mazluma da, salih’e de, şaki’ye de, haine de, kahramana da, kâfire de, mümine de, kâzibe de sıddık’a da, rezile de, izzet’e de, saygıyla, sevgiyle, hoşgörüyle bakarım’ denilebilir mi? ‘Herkese adil davranırım’ denilebilir. Çünkü adalet, zaten farklı davranmayı gerektirir ve farkların ters mantıkla yok sayılması bizatihi adalete aykırıdır. Kendi düşünce ve ideolojisinin, zihin yapısının dışındaki her karar, her görüş bunlara göre yanlıştır. ‘Ölçümleri yanlış olanın ölçtükleri de yanlıştır’ sözü boşuna söylenmemiştir. Dünya nimetlerini elde etmek için sınır tanımayanlara tavır koymayacak mıyız? Lüks-israf ve debdebe içindeki hayat tarzlarının ‘dünyevîleşme hastalığı’na bulaştığını söylemeyerek ümmetin bugünkü halinin sancısını taşımaz mıyız?

   Kavramları iyi öğrenmeyen iyi kullanamaz, iyi kullanamayan iyi düşünemez. Sadece onlarla oynar. Nasıl oynar? İstismar yoluyla çarpıtarak oynar. ‘Modalaşmış istismar’ iyi niyetlileri de etkisi altına alabilir. Bu hatırlatmaları, bilhassa önümüzdeki seneler için, bizden sonraki nesiller için yapmalı ve bunun görevimiz olduğunu düşünmeliyiz. Bugün, hoşgörü ile değil tahammülle karşılanabilir ama yarın, tahammül hudutlarını dahi aşan sıkıntılar getirebilir. Kavramlarla bu kadar oynanması, düşünce fırsatlarının böylesine israf edilmesi hiç de hayra alamet değil. Farkında olmadığımız fırsatlar çok büyük. Çileli birikimimiz çok güçlü. Bunları bilen emperyalistler, karanlık tarihinin en hain saldırısını kullanmaya müsait adamlarla, değeri, kutsalı olmayanlarla, en gelişmiş tekniklerle bizi gaflette tutabilmek için seferber olmuş durumdalar. Bir başka tehlike de devletimize milletimize, vatanımıza bayrağımıza düşman olanların bunlara kılavuzluk yapmaları. Emperyalist devletlerin emrine de girerek yurt dışına kaçmaları. Böyle anormal yapılanlar dahi normalleşir hale getirilmeye çalışılıyor. O kadar büyük temel yanlışlar içindeyiz ki, bu temel yanlışlar üzerine hiçbir doğru binâ edilemez. Doğruları kabul, yanlışları red şarttır.

 

Yorumlar

(23)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Durmus emmi

27 Eylül 2024 15:44

İslam ümmeti degil, TÜRK Milleti... Bizler Türküz, Alparslanin, Fatihin torunlariyiz. Yezidin, Muaviyenin degil.

.....

27 Eylül 2024 22:18

İslam ülkeleri içinde Türkiyeyi seven ülke sayısı üçü geçmez...Bunlar hala ümmetcilik, mezhepçilik peşinde...

Nedim

28 Eylül 2024 10:39

Yunanlar ingilizler Fransızlar abd liler mi seviyor.Ummet düşmanı olanlar unutmasin bu toprakları işgal eden tecavüz eden Yunanlar Fransa İngiltere abd vb kâfirler ama hiçbir zaman bu Araplara Kürtlere Afganlari diline dolayan laik chp lilerin bu kâfirlere dürüstçe inandırıcı bir söz söyledikleri görülmez neden acaba?ister istemez bu işgalciler hristiyan yahudi ama dile dolanan nefret saçılan nedense hep İslam ümmetinden olanlara..yoksa sorun İslam mi diye düşündürüyor

Kanber

27 Eylül 2024 14:35

Selamlar Allah razı olsun hocam. Yine elmastan daha değerli İnci tanelerini dökmüşsünüz. Ağzınıza sağlık.

Nedim

27 Eylül 2024 12:48

Osmanlı sonrası İslam dünyasında akaid yani Osmanlı nin zarurari diniyye dedikleri konular ısrarla ogretilmiyor veya yanlış eksik anlamları daraltilarak anlatılıyor.Mesala İslamın ilk şartı olan Kelime i şahadet konusu ile imanın ilk şartı olan Allah'a iman konuları Mecelle deki,"efradı cami ağyari mâni"ilkesince anlatilmiyor.hem kelime i şahadet hem de Allah'a iman la ilgili bütün konuları yani ilgili olan bütün ilkeleri şartları içine alacak şekilde ve aykırı olan ne varsa da dışarıda bırakacak şekilde anlatilmiyor insanlara ogretilmiyor.Bu ana konular da Temel konularda kişiyi müslüman da g.muslim yapan bu konularda olması gerekenler ogretilmediginden(plan bu) ümmet bu zilletten kurtulamıyor.ilk yapılması gereken ve CENNETE girme hedefine ulaşmak ve ebedî cehenneme düşmekten kurtulmak için peygamber ve ashabın itikadini inancını yolunu öğrenmek ve gereğini yapmakla başlanmalıdır.Sahih İslam hem subuten hemde delaleten kati bir şekilde kayıt altında elhamdülillah.Yeter ki hak sevdası olarak ve cehenneme düşmekten korkuluyorsa bütün işleri bırakıp bire bir peygamber ve ashab inancını öğrenmek gerekiyor.Bu kimseye bırakılamaz.mesala evlenmek isteyen kendisi inisiyatif aldığı gibi inisiyatif almak zorunda.bu konu herşeyden daha önemlidir.Araf 172-173 e bakıldığında Allah cc alim cahil zengin fakir ayrımı yapmadığı görülür

Nedim

27 Eylül 2024 14:05

Bu yazdıklarım ile yorumcuların bazılarının kafa karışıklığı veya hadlerini aşarak Allah'a Resulullah a ve ashabına din öğrettikleri goruldukce yazım daha iyi anlaşılır kanısındayım.. Osmanlı sonrası İslam dünyasında tarlaları birileri sürmüş..sistem yeniden kurulmalı aynen Resulullah sav in kurduğu gibi tek tek

Lütfen yazdıklarınızı akıl mantık süzgecinden de geçiriniz

27 Eylül 2024 10:56

İmansızlara da saygı göstermeyi öğreneceksiniz-öğrenmelisiniz, aksi takdirde size de saygı gösterilmez söylediklerinize de saygı gösterilmez. Bu yazılanlar peygamberimizin öğretisine de uygulamasına da aykırıdır. Toplum baskısı devlet baskısı ister aile baskısı ile insanlara namaz kıldırmak kadınlara türban taktırmak vs geleneğin topluma attığı en büyük kazık tır. İslamın ilkelerine aykırıdır, islamiyete verilen en büyük zarardır. Deist agnostik ateist üretmekten başka hiç bir işe yaramaz, yaramıyor, yaşayarak ta öğreniyoruz.

Nedim

27 Eylül 2024 13:55

İmansizlar dinsizler kendi hayat tarzlarını da devlet veya başka güçlerle empoze etmelerine bir şey dediğiniz yok.Ha anlatmak istediğiniz kafirliği seçme özgürlüğünü seçenlere zorlamamak ise sorun yok.Ama müslüman olduğunu söyleyen ama kendisi ne peygamber e nede ashabın İslamina uymuyanlarin böyle özgürlüğü yoktur İslam iddiası taşıyan ve cenneti hedefleyen kim olursa olsun peygamber de olsa Kuran'da onlara özgürlük alanı birakilmamis.mesala Resulullah sav e ,"emroldugun gibi dosdoğru ol"veya,"görevini yapmazsan(insanlara tebliğ etmezsen) şah damarını kesiveririz"vb ayetleri de gözönüne almalıyız.musluman olan namaz kılmak oruç tutmak vb zorunda.tesettur olmak zorunda..Ha bizim anlattığımız peygamber ve ashab islaminda..yoksa Osmanlı sonrası İslam dünyasında emperyalist lerin zorla dikte ettiği din anlayışları CENNETE sokmaz bilâkis kendilerine köle yapıp cehenneme atar işte biz bunu red ediyiruz

Nedim

27 Eylül 2024 13:57

Müslümanların rol modeli o bu değil.peygamberler ve onlara uyan sahabeleri havarileridir.Kuranda ,"Allah'a şeriatı dini sizmi öğreneceksiniz"mealindeki ayet çok çok önemli

Reis Sevdalısı

27 Eylül 2024 14:03

imansıza saygı duyulmaz. imansızla savaşılır veya cizye ödemesi istenir. Efendimiz S.A.V iftira etmeyin. hristiyan ve yahudileri dost edinmeyin ayetini unutmayın.

Reis Sevdalısı

27 Eylül 2024 10:41

ümmet ne zaman ki Reis'in davasına sırt çevirdi, o zamandan beri yüzü gülmedi. 

Bir dost

27 Eylül 2024 11:25

Kardeş senin gördüğün halusinasyonlar çok kötü, bir psikiyatrist e git, şizofreniye doğru gidiyor, uyandırayım.

Vay vay

27 Eylül 2024 13:48

Ümmet diye bir şey yok...57 Müslüman ülke ve liderleri israilden acayip korkuyor çünkü bu liderlerin hepsi koltuklarını koruma ve saltanatlarini sürdürme derdinde sayın yazar...Ümmet olsaydı, gerçek Müslüman olsaydı Gazzede çocuklar açlıktan ölmezdi, Gazzelilet evsiz aç, susuz kalmazdı....Filistinde hamile kadınlar şehit olmazdı, Yahudiler Müslüman kadınlara tecavüz etmezdi...Nerede Ümmet...Müslüman ülkeler çürümüşluk ve acizlik içinde...BU IS SADECE KONUŞMAKTAN ATIP TUTMAKLA OLMUYOR...Önümüz kış, bu evsiz insanlar nasıl yaşayacak Ümmet düşünüyor mu...

Haci

27 Eylül 2024 10:00

Ümmetin evlatları şaşırdı.

ŞEREFLİ TS

27 Eylül 2024 09:56

Dünya liderimiz katil esed ve katil sisiyi nasıl dize getirdi gördünüzmü

Nedim

27 Eylül 2024 14:00

Aynen işgalci tecavüzcü Yunanları İngilizleri Fransızları dize getirildiği gibi..Daha kan kurumadan onlara yanaşmak hakkında söz söyleyenlere efendim siyaset bu deniyor ya işte böyle bir siyaset olamaz mı yani diyorsun

Dost

27 Eylül 2024 08:49

Ümmet değil abi, millet. Türk Milleti.

Nedim

27 Eylül 2024 14:02

Müslüman Türkler Kürtler Araplar ümmet demek zorundadır.mumtehine 1 de,"benim de sizin de düşmanınız olanları (kâfir) dost edinmeyin (dindaş sırdaş yardım) buyruğu gereği düşmanı da dostu da Allah'a göre yapma zorunluluğu vardır.İslamda canım yoksa herkes farklı farklı davranacağı dinler ideolojiler vardır

ÖZCAN ŞAHİN

27 Eylül 2024 08:45

GÜNAYDIN sizhala dünyayı 1500 yıl evvelki gözle görüyorsunuz 

Abdula

27 Eylül 2024 08:39

Bana şöyle giyin, şöyle namaz kıl, oruç tut diyecek adamı tek yumrukla bayıltırım. Müslümannlar artık ayağını denk alacak, istedikleri gibi at koşturma dönemi bitti. Hadlerini bilecekler.

Nedim

27 Eylül 2024 14:08

Allah'ın dininde kurallar Kuran'da ve onun açıklaması pratiği olan sünnete ve bu iki kaynağın sahih meşru tek anlamı olan sahabe icmainda sabittir.musluman iddiası olan bunlara uyar yoksa başka kapıya..lekum dinikum veliye din

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle