--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ümmet şuurunu yayalım, yaşayalım, yaşatalım!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
17

 

Maddi manevi hastalıkların yoğun olduğu, bireyin ve toplumun hastalandığı, hasta edildiği kaos ve hercümerç içindeyiz. Hep tartışma, hep haklı çıkma hastalığı da bu ortamın bir başka yansıması. Tedaviden kaçan, teşhis ve tedaviye aldırış etmeyen hastaların durumu sergileniyor âdeta. Yüce Rabbimiz, şöyle buyuruyor:

“Doğrusu sizin ümmetiniz yani İslam ümmeti bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana ibadet ediniz” (21 Enbiyâ, 92) Hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Mü’minlerin birbirlerine olan bağlılığı, birbirine kenetlenerek inşa edilmiş bir binanın tuğlaları gibidir. Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, Peygamber olarak Muhammed’den razı olup bunlara başka bir tercih (alternatif) aramayan imanın tadını almış demektir.” Din işlerinde aşırılık ve mübalağa hiç kimseyi kurtuluşa götürmemiştir. Bu sebeple de Peygamberimiz “Ey Müslümanlar! Dinde ölçüsüzlükten sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde ölçüsüzlük ve aşırılık helak etmiştir” buyurmuşlardır. Din-i Mübin-i İslam, iki büyük temel üzerine inşa edilmiştir: Birisi tevhid, diğeri vahdettir. Tevhid, Allah’ın birliğine imandır, Allah’ın vahdaniyetini ikrardır. Kur’an-ı Kerim bir tevhid kitabıdır. Allah’ın bize farz kıldığı bütün ibadetler; namazımız, orucumuz, haccımız, kurbanımız, zekâtımız, her biri birer tevhid eylemidir. İslâm ümmetinin birliğine aykırı her görüş ve düşünce kimden hangi gerekçe ile gelirse gelsin karşı çıkılmalıdır. Tevhidden sonra en büyük temel ilke Mü’minler arasında birliktir. Birlik olmadan ümmet olmaz, ümmet olmadan tevhid olmaz. Yüce Rabbimizin, şu âyet-i kerimesinin gayesi gerçekleşmez: “Siz, insanlar için var kılınmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ve siz Allah’a iman edersiniz.” (3 Âl-i İmran, 110) Bu âyet-i kerime bizlere göstermektedir ki; İslam ümmetinin en büyük gayesi, yeryüzünde iyiliği hâkim kılmak, kötülüğü ortadan kaldırmaktır. Her daim ahlak, adalet, fazilet ve iyiliğin yanında yer almaktır. Her türlü kötülüğün, şerrin ve batılın karşısında durmaktır. Nerede bir zulüm, bir haksızlık, bir adaletsizlik varsa ona engel olmak için gayret göstermektir. Zira bu güzellikler, Rabbimizin övgüyle söz ettiği en hayırlı ümmetin vasıflarıdır. Tevhide karşı en büyük günah, en büyük zulüm; şirktir. Allah’ı sever gibi başkasını sevmek, Allah’tan korkar gibi başkasından korkmak, Allah’tan ümit eder gibi başkasından ümit etmek, Allah’a ortak koşmaktır. Tevhidin inşası, şirkin imhası ile mümkündür. Vahdete karşı en büyük günah ise tefrikadır. Ümmeti bölmektir, ümmeti parçalamaktır, bozgunculuk yapmaktır. Ümmetin arasına fitne, fesat ve nifak sokmaktır. Asabiyet, kin, öfke, nefret, gibi cahiliye kalıntılarıyla kardeşleri birbirine düşürmeye çalışmaktır. Ümmet-i Muhammed yaralıdır. Başsızlığa mahkûm edilmiş bir ümmettir. Şimdi ‘ulusalcı’ küçük başların sebep olduğu bölünmüş coğrafya perişanlığına katlanmak zorunda bırakılmıştır. Birliğimizin göstergeleri:

Rabbimiz ve Yaratıcımız bir olduğuna göre ümmete leke getirmemeye gayret göstermektir.

 ‘Din kardeşliği’ni öncelememiz şarttır. Ümmetin dertleriyle ilgilenmemiz ümmet olmamızın göstergesidir. Kur’an-ı Kerim hepimizin kitabıdır. Hayat nizamıdır. Ümmeti Muhammed, Kur’an-ı Kerim ekseninde Sünneti seniyye ile inşa edilmiş sosyal bir yapıdır. Bunu yaşama ve yaşatma görev ve sorumluluğunun idrakiyle hareket şarttır. Diğer din mensuplarının (din adamları papa, patrik, vs. dahil) Müslümanlara karşı takındıkları tavırlar, yürüttükleri gizli açık kıskançlık, hasetlik İslâm’a düşmanlık uygulamalarıdır. Müslümanların; aynı dine mensup olmalarına rağmen, haddi aşmaları, ölçüsüz ve dengesiz hareket etmeleri, dine uyma yerine dini kendilerine uydurmaları yüzünden ümmetin birliği, beraberliği zedelenmiştir. Dindarlık; kendi ölçülerine göre yaşamak değil, dinde olanı yaşamaktır. Biz Müslümanlara hitap eden şu âyetlere dikkat etmeliyiz: “Ey iman edenler! Hepiniz, Allah’a olan bağınıza, taahhüdünüze, Kur’an’a, İslâm’a sadakatle sarılarak, Allah’ın himayesine sığının. Birbirinize düşmeyin, bölük pörçük olmayın, parçalanmayın. Allah’ın size ihsan ettiği nimetleri, size tevdî ettiği ilâhî değerleri, şeriatı koruyun, kollayın, zâyi etmeyin. Allah’ın emir ve yasaklarına gereği gibi saygılı olun ve yalnızca Müslüman olarak ölün. Hani siz, birbirinize düşman idiniz de O gönüllerinizi, akıllarınızı birleştirip, sizi birbirinize kaynaştırmıştı. O’nun nimeti, İslâm dini sayesinde kardeş olmuştunuz. Ateşten bir çukurunun kenarında, ateşe düşmek üzere iken, oradan da sizi O kurtarmıştı. Böylece Allah iyiliği, birliği emreden, Yahudilerin ve diğerlerinin tuzaklarından sakındıran âyetlerini size açıklıyor. Umulur ki, doğru yolu bulur, İslâm’da sebat etmiş olursunuz.” (3 Âli İmran 99-103) 

Birliğimizi ihlal eden göstergeler: İman zayıflığı, amel eksikliği. Asabiyet (ırkçılık), hizipçilik, bölücülük, ayrımcılık, bireycilik, menfaatçilik, cana ve mala tecavüz, özgürlüklere saldırı. Sınırsız cedel/tartışma düşkünlüğü. Peygamberimiz: “Hidayet üzere olan bir millet, ancak cedel ile dalalete düşer.” Allah bir kavme şer murad ederse, onlara cedel/tartışma kapısını açar ve onları amelden alıkoyar. Her gurup kendi düşüncesine uygun gördüğünü öne çıkarır. Bizler Müslümanlar olarak; bütün esaslarıyla İslâm’ı benimsemeliyiz. Dünya ve ahiret saadetini sağlayan dinimiz hayatın dışında tutulup vicdanlara, camilere hapsedilemez. Özelde ülkemizin, genelde ümmetin kendi değerlerine ne pahasına olursa olsun sahip çıkması, şuurlu gayret göstermesi, günümüzün cihadıdır. Peygamberimiz, “Birlik rahmet, ayrılık-gayrılık azap vesilesidir” buyurmuşlardır. Bugün Mü’minler topluluğu olarak ümmet bilincini yeniden inşa etmeye ihtiyacımız var. Yazımı bitirirken İsmail Haniye›nin uğradığı suikasttan sonra şehit olması, Gazze ve Filistin’in durumu ümmet şuurundan uzaklaşmanın sonucu. Haberi duyunca üzüntüm, vehn hadisini hatırlattı. Peygamberimiz:

“Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler.”

Birisi: “Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Resulullah Efendimiz, “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak.” buyurdu. Yine bir adam: “Vehn nedir ya Resulullah?” diye sorunca: “Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir.” buyurdu. İsmail Haniye bir röportajında “Biz 7 Ekim’den önce de çok insanımızı kaybettik. Binlerce, on binlerce insanımızı şehit verdik. O zaman dünyadan bir ses oldu mu? Kimse bir şey dedi mi? Kimse bize destek çıktı mı? Kimse İsrail’e ‘dur’ dedi mi? Kimse demedi. Biz zaten ölüyorduk. Biz zaten her yıl binlerce insanımızı kaybediyorduk. Şimdi yine ölüyoruz, sadece Gazze’de değil, Ramallah’ta, Batı Yaka’da... Biz sadece Allah’a güveniyoruz. Allah’ın izniyle bu savaşı kazanacağız. Bu uğurda canımızı vermeye hazırız” diyor. Üç çocuğundan dört torunundan sonra kendisi de Filistin davası için canını feda etmiş oldu. Son sözleri: “Ölmekten korkmuyorum. Hayatım İslâm’a feda olsun. İslâm ve ümmet söz konusu ise, hayatımın hiç önemi yok. Biz ya hür yaşayacağız ya da şehit olarak öleceğiz.” Allah rahmet etsin. Makamı âli, mekânı cennet olsun. Zalimleri de kahhar ismiyle kahreylesin. Kudüs’ü başşehir olarak kuracak İslâm Devleti’nde buluşmayı nasip eylesin.

 

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Türküm demek zor mu geliyor?

3 Ağustos 2024 00:45

Millet şuurunu kaybetmişlerde dini şuur da olmaz.

Osman

2 Ağustos 2024 20:26

seni kafatasçı seni Resulullah sas efendimiz şöyle buyuruyor hiçbir ırkın başka bir ırka üstünlüğü yoktur üstünlak ancak takva iledir (Allah korkusuyladır) başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor sas: asabiyet davasına kalkışan onu yaymaya çalışan bu dava uğrunda mücadele aden kimse bizden değildir.son olarak C Allah'ın bir ayetiyle bitireyim: müminler ancak kardeştir.mümin olduktan sonra dilinin renginin ırkının hiçbir önemi yoktur o bizim kardeşimizdir.

Hatice.afife.5

2 Ağustos 2024 20:04

Tevhit için taze bir bakış açısı ve taze bir ruh ile diriliş isteyen okusun. Makale Müthiş güzel...

Fsm

2 Ağustos 2024 14:22

Biz Türküz, Türk milletiyiz. Çöl ümmeti degiliz. Arap bedevi milletinden uzak durun. Goruyorsunuz durumlarini...

Osman

2 Ağustos 2024 23:33

fsm rumuzlu kişiye cevap olarak yazacaktım ama yanlışlıkla yorumlar bölümüne yazdım umarım bu tür ırkçı ve hastalıklı düşüncelerden kurtulursunuz

Nedim

2 Ağustos 2024 13:41

Osmanlı sonrası İslam dünyasında emperyalist ler yaptıkları düzenler ta günümüz e kadar geldi kurdukları plan tıkır tıkır onlar lehinde İslam hatta insanlık aleyhinde işliyor ne yazık ki... Çünkü onlar çok iyi biliyorlardı ki Resulullah sav in kurduğu sistem yani Kur'an sünnet ve icma merkezli sistem var oldukça onlar planlarını yapamazlar di.Belki İslam'a karşı haçlı seferleri gibi karşılık verilip hatta yenilgiye de ugratabilirlerdi ama o Resulullah sav in kurduğu sistem var oldukça küllerinden yeniden dogabiliyordu.Allah cc razı olduğu sistem devlet Allah'ın devleti idi Onunla kimse başademez.Allah cc gökte semada kâinatta hükmünü sunnetullah la mükemmel şekilde sağladığı gibi yeryüzünde de hâkimiyeti mutlak hükmünü Kur'an sünnet yani vahiy merkezli ahkamla aynı mükemmellik sağlanıyordu.Araf 54 te mutlak yaratıcı ve mutlak hukmedici Allah cc olduğu buyrulur.Seytan ve onun askerleri olan kâfirler emperyalist ler İslam dünyasında Allah'ın hâkimiyeti ni bitirdiklerinde İslam dünyası ni ele geçireceklerini biliyorlardı.ve İslam dünyası ele geçince de kurdukları düzeni kimse bozamazdi.Onu da biliyorlardı.son yüzyıldır İslam dünyası olanları görerek yaşadı zillet içinde olmayı da gördü.mesala İslam dünyasında ki emperyalist güçlerce yapılan zulümleri katliamları da gördü.Ve hiçbir şey yapılamadığını da gördü.cunku Resulullah sav kurduğu sistem olmadan İslam dünyası diye bir güç oluşmadığını da gördü.onca maddi askeri siyasi güç nüfus hiçbir şeye yaramıyor.Cunku kâfirlerin sistemlerinde İslam dünyasının imkanları insanları bile kâfirlerin lehine işler içinde oldukları da görüldü.İste tam da Resulullah sav in yaptığı gibi sistemle bu işin olacağı bütün olumsuzlukların bataklığın Allah cc razı olduğu sistemle kurtulacağını ve kâfirlerin emperyalist lerin canını okuyacak ve anladıkları karşılığı ancak Allah cc sistemi ile olacağı da apaçık ortadadır.İnsanlarin anlamadığı bu problem ontolojik yani itikadi bir zorunluluktur.Bu oluşmadan İslam olmuyor müslüman olmuş olmuyor.seytani emperyalist sistem altında Müslümanlık olmaz.o sistemlere entegre olarak..Ancak Resulullah sav gibi sistemlerin Allah'a isyan noktalarının gayrı meşru ilan ederek işe başlanmalıdır.Zor olabilir ama meşru çizgide olmak o yolda ölmek te güzeldir.Gayri meşru gayri İslami sistemlerde zenginlik rahatlık içinde ölmekten se..madem ölüm gelecek neden Allah cc için olmasın diyen şair de ne güzel demiş...

Kanber

2 Ağustos 2024 11:35

İslâm davasını, Ümmet birliğini, mazlumların hamiliğini yüklenen, dava eden, büyük kahraman İsmail Heniye'ye ve diğer şehitlere Cenabı Allah'tan rahmet diliyorum. Azgın kavimler İsrail, ABD ve yandaşı Avrupa ülkelerini Allah'ım helâk eylesin.

Zeynep

2 Ağustos 2024 11:35

Ne mutlu TÜRKÜM diyene.

Vehbi

2 Ağustos 2024 21:28

Üstün olmak için;kan farkımız,orjin farkı,yaratıcısı mı farklı?Türk olmamız bizi ne zaman mutlu etti?Türkcülük vs. ...cilik,...cülük aķımını dünyada başlatanlar karmaşa artsın diye başlatanların tamamı siyonist olan yahidi ve hempaları olup bize Moiz Kohen(Tekin Alp)örnek olarak yetmez mi?Türk üm,kavmimi severim de nasyonel sosyaist,(türkcü) değiliz.

Hikmet Yılmaz

2 Ağustos 2024 11:16

Türkiye Cumhuriyeti devleti İsmail Henniyye için bir gün yas ederken kalleş Arap dünyası yine yaptı yapacağını. Üç değil dört maymunluk yapan başta Suud'lar olmak üzere Arap ülkelerini Allah kahr etsin..

Nedim

2 Ağustos 2024 13:57

Kalleş Yunanlar ve batılılar katliam yaptılar tecavüz ettiler işgal ettiler ama bunu yapmayan Araplara nefretini kusup bu kâfirlere laf atmayanlar ve para verip adalarına gidenler de var

Formül

2 Ağustos 2024 11:11

Sunduğun formül yanlış. Bu formül ile bir ülke olur ancak bir devlet olmaz. Önce millet sonra ümmet. ÜMMED olup devlet olmayı beceremeyenlerin hali ortada. Kimse bir millete ümmet olma demez. Peygamber efendimizin ümmetiyiz bunda beis yok ancak konuya burdan girersek yanlış. Burdan girmeyi halis Müslüman olarak görmekte yanlış. Ben önce Türküm sonra şükür ki Müslümanım demem beni gavur yapmaz. Bize bu akımlar akın akın doğudan geldi ve halen de gelmekte. İslamı Arap kafasında yaşadık. Durdu mu bunlar tabiki hayır. Mesela güneydoğuya git. ŞEYH GAVS VEYA TARİKAT gırla. Batıya gittiğinde seyrekleşir veya yoktur. O TARAFA da batının kokuşmuş tarafları girer. Yani yazar efendi. 100 yıla yakındır doğudan esen bu rüzgar bizi hasta eder. Bu devleti bu ülkeyi mahveder. Bu kesinlikle dinimiz değil bu ümmetçiliğin yanlış anlaşılması ve sırasıdır. ÖNCE MİLLET SONRA ÜMMED. Tek çıkar yolumuz bu.

Yanlış formül

2 Ağustos 2024 15:20

Tek çıkar yol iyi bir Müslüman olmak. Tarikat düşmanı olmamak.Ehli sünnet vel cemaat üzerine olmak. Türklükle gurur duymamız Türklerin İslama ettiği hizmetlerle ilgili... İslam a hizmet etmeyen hiçbir ırkın Kıymetli yoktur.

Türkoglu

2 Ağustos 2024 09:47

Biz Dini İslam olan Türkleriz,Bizi ırkı Türk olan müslümanlarla karıştırmayın

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle