--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tartışılan değil yaşanan dine olan ihtiyaç!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
9

Tartışılan değil yaşanan dine olan ihtiyaç!

Yaşar Değirmenci

“Sana göre İslam, bana göre İslam, o kavme göre İslam, şu coğrafyaya göre İslam” diye bir şey olmaz. İslam, asliyetiyle, muayyendir ve mahfuzdur. İslam’ın asliyetini değiştirici tefekkür olmaz. Tefekkür, o asliyete dayanarak yapılır. “Yorum” da öyledir.

İslam, falancanın felsefesi değil, Allah’ın vahy ettiği Hak Din’dir. Hz. Muhammed aleyhisselam, Allah’ın Resulü’dür ve İslam’ı tebliğ etmiştir. Ayrıca kendi sözleriyle-amelleriyle-halleriyle ve bütün hayatıyla İslam’ı yaşamış, tatbik ve talim etmiştir.
Önce bir meseleye hangi temelde tartıştığımızı tayin edelim. Din ilmi (ilahiyat) temelinde tartışacak isek, onun kendine göre ölçüleri vardır. Müslümanlarla müzakere ediyorsak, meseleyi Kitap’a ve Sünnet’e göre çözeriz. Bir İslam âlimi, (akademisyeni demek daha uygun) çıkıp da ‘Herkes istediği gibi İslam’ı yorumlayabilir’ diyememelidir. Kaş yapmak isterken göz çıkarmayalım. “İslami ilimler” diye bir kavram var. Nedir İslami ilimler? Tefsirdir, fıkıhtır, kelamdır, hadistir, siyerdir, mukayeseli dinler tarihidir, İslam tasavvufudur. Bir İslam âlimi, bir İslam mütefekkiri, bir İslam bilgilisi; dini bir meseleyi İslami ilimlere göre anlatır. Sen irşad edersin; isteyen alır isteyen almaz. Nasipten sen sorumlu değilsin. Varsa hünerin, irşadını güçlendir; izahını şümullendir.

Dünyanın gerçek mihverine oturması, İslâm Ahlâkı’na bağlı bir düşünce ufkunun açılması ile mümkündür. İslam’ı yaşamak, onu hayatın bütünlüğü içinde yaşamaktır. 

İbadet’in kemali, hayatın bir ibadet halini almasıdır. İslam sana bir “istikamet”, bir “kişilik” kazandıracak ve sen bu hayatın her safhasını, her işini, o istikamet şuuruyla ve o kişilik sağlamlığıyla yaşayacaksın. Bu, sabahtan akşama kadar sürekli ibadet etmekle de olmaz; daima dinî motiflerle meşgul bulunmakla da ayrıntıların zahirini dallandırıp çoğaltmakla da olmaz. Günümüzde müşahede ettiğimiz husus, din ve dindarlık konusunda seküler ve dindar çevrelerde yaşanmakta olan ihmal ve abartıdır. Aslında ihmal de “kayıtsızlıkta aşırılık” sayılır. İçi boşaltılmış bir dindarlık olmaz/olamaz. 

Bir anlamda din dışı dindarlık iddia ve uygulamasında, esasen birbirine zıt olan bu iki grup adeta paydaş hale gelmektedir. Bir başka ifade ile seküler çevreler, “tanrıyı kamusal alandan uzaklaştırmak”, “peygamberi referans almamak” gibi düşünce ve tekliflerde kendini açık eden “dine rağmen kendilerince bir hayat oluşturmak ve yaşamak” isterken, kimi dindar kişi ve çevreler de “dine uyma” yerine ‘dini kendi hayat tarzına uydurma’ peşine düşmektedir. 

Bu ilginç çelişki ve birliktelik, netice itibariyle dinin kendi esasları çerçevesinde yaşanma şansını ortadan kaldırmakta, Peygamberimiz tarafından belirlenmiş uygulama biçimleri dışında bir “dindarlık” anlayışı ve gösterisinin paylaşıldığını ortaya koymaktadır. Birileri uydurma dindarlıkta birileri de dine karşı olmakta aşırı ve abartılı bir anlayış ve yaşantı paylaşmak suretiyle bir hercümerç (kaos/karmakarışıklık) meydana getirilmiştir. Gerçek “dindarlık” çizgisinden uzaklaşmaktadırlar. Bir nevi ‘algı/idrak operasyonu’ yapılmaktadır. Bunun temelinde dini bilginin ve kültürün iki temel kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i seniyyenin yeterince dikkate alınmaması ve ilmîlikten uzak değişik gerekçelerle reddedilme eğilimi yatmaktadır. Müslümanların ya da Ümmet-i Muhammed’in Kitap-sünnet çizgisinde bir dini hayatı yaşaması ve sürdürmesi, onun hem hakkı hem de kimliğinin gereğidir. Kavramlarla oynanmamalı. Şahsiyetleri öldürüp sürü haline getirilmemeli. Âdetler ibadet, ibadetler âdet halini almamalı.

Her türlü ihtilafta, Allah ve Resulünü hakem tayin etmek, nefsimize ağır gelse de ona razı olmak, mucibince amel etmek bizi kendimize, aslımıza döndürecek, âdet haline getirdiğimiz ibadetlerimize yeniden bir ruh kazandırmış olacağız.

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Metin

14 Aralık 2025 22:48

Türkiye neden ILO sözleşmesini imzalamıyor hak hukuk adalet islamın olmazsa olmazı değilmi sansür etmeden bu yorumu yayınla anlayan anlar

Kul

14 Aralık 2025 17:27

Sayın yazar bir mahkemesi bile görülmeyen ibb başkanını suçlu ilan eden diğer akit yazarlarinada bir dini konferans verin bence.itden mahkumoldu ama görmezden gel

Nedim

14 Aralık 2025 16:45

Nisa 115 ye her kim hidayetten sonra yani peygamber ve ashab İSLAMİNDAN uygulamalarından sonra peygamber e sünnetine muhalefet eder karşı gelirse ve böylece müminlerin SAHABENİN yolundan itikadından ayrılırsa bulunduğu sapkın yolda dindarlık ta bırakılıp (kendilerini hakta zannederler) cehenneme atiliacaklari bildirilmiştir.Ve Tevbe 100 de de Allah cc in razı olduğu İslamın dindarlığın sahabe inancı itikadı yolu ve onlara güzelce sahih bir şekilde tâbi olanların olduğu da buyrulur.Esasen SELEFİ SALİHİN âlimleri (sahabeden dört mezhep imamlarına kadar ki âlimler) Kur'an'ı sünneti hatta İslam'ı sahabeden farklı anlayanlar in yaşayanların meşru olmadığını red edilir dedikleri de bilinir.Hariciler, Şiiler mutezile vahdeti vucudcu sufiler filozoflar vb Bidat ehli nin yanlışı yani Kur'an'ı sünneti sahabe den farklı anladıkları sonucu ile konusu küfür şirk olan dinin aslı konularında saptiklari görülmüştür.El milel vennihal kitapları ile el fark beynel firak gibi mezhepler tarihi kitapları nda SAHABEDEN ayrılışın haram amelî konular olduğu gibi dinin aslı temel konularda yani küfür şirk olan konulardan da SAHABEDEN ayrıldıkları için küfre girdikleri ve böylesi sapkın itikadi alanda ayrişanlarin kestiği yenmeyecegi kız alış veriş i olmayacağı cenazeleri kilinmayacagi yazılıdır.Anadolu da günümüzde bazı itikadi ayrışma içinde olanların kestiği yenmez kız alışveriş i olmaz dedikleri kişilerin olması da bundandır.İslam ehlisunne itikadı zahire göre hükmeder.Verilen fotoğraf ne ise onunla hükmetmek gerekir.Mesala Kuran'da SAMİRİ KISSASI'nda Musa as in kavmine dönüşünde şahit olduğu manzara olan Kavminin sapkınlık içinde olduğu nu görmesi ve insanların bu sapkinliğa karşı konumlanip konumlanmadiğina göre hareket etmesi hatta kardeşi Harun as normalde görevini yapıp bu sapkinlardan ayrıştıği halde görünüşte sapkınlıklar ortada olduğu hâlde mücadele etmediği müdahil olmadığı zannıyla Musa as in Harun as in saçından sakalindan çekmesi de bu konuyla alakalıdır vesselam

İbrahim

14 Aralık 2025 15:11

Cebinde parası olmayan kişi bu devirde din ve kurallarını takmaz takamaz emekli den evliya olması bekleniyor

UNICEF VE UNESCO

14 Aralık 2025 13:35

5 kasım 2025 tarihinde Afganistanda eğitimin durumu ve sistemi hakkında raporunu yayınladı..Herşeyin Çok bileni olan fikir ayrılığı ol(a)mıyan Sorgulamıyan standartı sağlam bir düzen istiyorsanız öncelikle bu içi dolu izahi şumüllenmiş modeli almalısınız Hocam ...ordaki son derece vahim sonuçları ve karanlık geleceği es geçin siz kesin daha iyisini yaparsınız.

Ömer

14 Aralık 2025 13:09

Dini bir makale , makale arasında çıplak kadın reklamı Halimiz bu . Fazla söze gerek yok .

Mustafa

14 Aralık 2025 12:51

Devlet Önce Holdingleşen tarikatlara el koysun.! Fakirlere dağıtılsın diye verilen paralarla holding saltanat kurdular. mezarlıkta Kur'an okuyan hafız yetiştirerek nesli yok ettiler. Hem hafız hem mühendis, doktor, fizik, kimyacı yetişmiyor mu 6236 ayeti ezberleyen den  herşey olur. Devlet sonra  İş bankasına el koysun iş bankası Türkiye nin en büyük bankası en az, vergi veren bankası. İş bankasının ℅ 28 si bir partiye gidiyor. 2024 yılı iş bankası nın net kârı 45.5 milyar TL ℅ 28 düştukten sonra kalan kâr 45.5 milyar. tl . 560 milyar ÷ 45.5 = 12 YANİ İŞ BANKASI NIN 12 yıllık kârından fazlası 560 milyar. İstanbul Belediye başkanlığı iş bankasından daha çok gelir getiriyor. Yani 5 yıl belediye Başkanı ol türkiye nin en büyük bankasının 12 yıllık  kârın dan fazlasını 5 yılda kâr et.

ahmet

14 Aralık 2025 11:55

İnsanlar niye tartışıyor anlayamadığınız-tespit edemediğiniz yada işinize gelmediği için somut-ikna eden bir çözüm de öneremiyorsunuz, ilimden alimlerden bahsediyorsunuz ama bu gün de dahil alimler ve ilim tarihin hiç bir döneminde egemen güç tarafından kabul görmedi, İmam Ebu Hanife bile hapislerde çürütüldü, ölürken "beni gasp edilmemiş bir toprağa gömün" dediği söylenir, yasama yürütme ve yargılama hep egemen güce hizmet etti, temel insan hak ve özgürlükleri hiçe sayıldı. Siz kabul etmesenizde coğrafyaya, geleneğe, hanedanlığa, iktidara göre değişen dinler yaşandı-yaşanıyor.

Ali

14 Aralık 2025 06:38

Diline sağlık.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle