--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Öncelikli meselemiz ahlâklı insan meselesi!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
7

Öncelikli meselemiz ahlâklı insan meselesi!

YAŞAR DEĞİRMENCİ

İmanımızı nefsimiz ve şeytanın hilelerine kaptırmadan muhafaza etmek en büyük hedefimiz olmalı. Bunu yapabilmek irademizi asıl irade sahibinin yolunda kullanmaktan geçiyor. 

Malum olduğu üzere hepimiz bu dünyada misafiriz. Her gelen ömrünü tamamlıyor ve öte dünyaya göçüp gidiyor. Her ne kadar dünya hanında misafir de olsak Rabb’imiz yanlış yollara girmememiz için de bizlere içimizden elçiler göndermiş. Elbette ki, bu elçileri gönderen Rabb’imizin bizden istediği birtakım şeyler olmalı. 

Nasıl ki bizler, ihsan ve iyilikte bulunduğumuz insanlardan teşekkür ve hürmet bekleriz; aynen bunun gibi bizi sayısız nimetleriyle donatan, zehirli bir böcekten bize bal yediren, kupkuru, akılsız, şuursuz bir topraktan tarif edemeyeceğimiz leziz nimetlerle bize iltifat eden, dünyayı bize bir ev, güneşi o evimize bir soba yapan, Ay’ı geceleyin bir lamba ve semayı da tavan yapan, çeşitli duygularla beynimizde bir üniversite kurup fakültelerimizi çalıştıran, her an içimize oksijen katıp havalandıran ve onu orada karbondioksit haline getiren, vücudumuzun ısısını temin eden, dünyamız gibi daha nice küreleri tesbih taneleri gibi feza boşluğunda kudret elinde çeviren Allah (cc), elbette hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde bu nimetlerine karşılık bizden birtakım teşekkürler isteyecektir. İşte bu teşekkürlerin adına “Allah’a kulluk” denmektedir. Rabb’imiz yapacağımız bu kulluk ve teşekkürün mahiyetini, yolunu, yordamını sevgilisi ve elçisi Hz. Muhammed aleyhisselam vasıtasıyla bizlere ifade etmiştir. Allah Tela’ya ne kadar şükretsek azdır. Bize sunulan nimetlerin hesabını vereceğiz. Bu sebeple dünyadaki işlerimizi, ahirette attığımız her adımdan ve aldığımız her nefesten hesap verme şuuruyla yapmak ve burada yediğimiz nimetlerin orada burnumuzdan gelmemesi gayesine matuf olarak ayarlamamız gerekiyor. Kur’an-ı Kerim; ahiret hayatının esas olduğunu, dünya yüzünden ahireti kaybetmemenin en birinci vazife olduğunu ihtar ediyor. Bu yolu Allah Teala insana emretmiş, Peygamber’imiz ayetleri hayat tarzı olarak uygulamış, ashabı ve varisleri olan âlimler de bize yaşayarak tavsiye ile öbür aleme gitmişlerdir. Cennette ebedî kalma duamızı Rabb’imiz kabul buyurmuş ve bizim için Cennet’i yaratmıştır. Ancak Allah, oraya layık edep ve hayâyı burada talim etmek gerektiğinden bizleri imtihana tâbi tutmuştur. 

Altmış senelik bir hayat için gece-gündüz çalışıp gayret gösteren insanı, dünyevi imtihanlardan çok daha kolay olan bir imtihanı kazanmak için gayretten alıkoyan hangi geçerli ve mantıklı bir mazeret gösterilebilir? Geçerli bir mazeretimiz yok! Mazeret olarak dünya malını göstersek; zengin peygamber ve evliyalar da insandı. Ahiretini ihmal etmeyen zenginler saymakla bitmez. ‘Şeytan’ diyecek olursak; hür irademiz karşımıza çıkacaktır. Şeytan sadece bir davet edicidir. Kimseyi cebretmeye salahiyetli değildir. Zira şeytan:

“Bana ömür ver, kıyamete kadar kullarını sana ibadetten alıkoyayım” dediği zaman şu ilahî cevapla karşılaşıyor: “Benim gerçek kullarıma senin asla bir hakimiyetin olamayacaktır. Rabb’inin onları koruyucu olması yeter de artar!” (İsra, 17/61-65) 

İster yozlaşma deyin ister dejenerasyon, ister dünyevileşme. Adını ne koyarsanız koyun “koruma barajları” açıldı. Önüne geleni sürüklüyor. Yalnız başımıza veremeyeceğimiz bir mücadele başladı. Derdi, sancısı, iç sızısı olan, kemiyete değil, keyfiyete bakan insanların bir araya geleceği, birbirine sahip çıkacağı bir mücadele. 

Müslümanlar sosyal medyayı kaybetti. Kıble ve camii merkezli hayat unutuldu/unutturuldu. Öncelikle devletin vermediği/veremediği hizmetleri vererek büyük bir boşluğu “Allah Rızası” için dolduran cemaatlerin de bozulması, millî eğitimin de bize ait olmayışı insanımızı çaresiz bıraktı. 

Edeb-hayâ, sadelik, tabiilik, meşrû zemin, helal-haram, günah sevap hassasiyeti nerede kaldı? Sarsılan “aile depremi” kimin umurunda! İnternetin yıktığı yuvaları, yaşarken öksüz bırakılan yavruları, meşrûiyet kazandırılmaya çalışılan haramları, “kaçamak”ları, Dine uyma değil de dini kendine uydurmaya çalışan müçtehidleri (!) ne yapacağız? Uzayıp giden şans oyunları kuyruklarındaki insanlar kimin! İç dünyamıza, zihnimize, melekelerimize uyuşturucu zerk edilmiş de haberimiz mi yok? Herkes memnun, herkes hayatını yaşıyor. Evlerde bile ayrı kamplar kurulmuş. Necip Fazıl yaşasaydı “Ahşap Konak” piyesindeki üç kata dört, belki de beşinci katı ilave ederdi. Hassasiyetlerimiz, duygusallıklarımız, şefkat-merhamet, sevgi-saygı dolu dünyamız gitmiş, “robotlar dünyası”nın mekanik hayatı ikame edilmiş sanki. İnsanlar, “kablolu bir hayat”ın parçası. Meflüç hale gelmiş bir yapıyı ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bütün bu yozlaşmaya iyi insanlar nasıl direnecek? Teslim olmadan, inandığını yaşayarak, çoluk-çocuğuna sahip çıkarak bu vartaları nasıl atlatacak? Elde kor taşımak bu olsa gerek. Ahlâk Allah’ın emri, peygamberinin kimliği olduğuna göre ahlâklı ecir kazanacak, ahlâksız da çok şey kaybedecektir. Öncelikli meselemiz de ahlâklı insan.

Müslüman şahsiyeti-kimliği-kişiliği yerleştirilmeden, vahiyle inşa edilmeden, Peygamberimizi hayata taşımadan kurtuluş yok! Mesele dönüp dolaşıp iradelerimizde düğümleniyor. Bu düğümü çözmek bize düşüyor. İnşallah iradelerimizin hakkını verip, bu dünya imtihanını başarıyla geçerek cenneti kazanacağız. 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

11 Mayıs 2025 20:36

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Ağzınıza sağlık. temennilerinize, dileklerinize, kaygılarınıza beklentilerinize%100 katılıyorum

Nedim

11 Mayıs 2025 18:03

İslam'ı bilmeyen ve cahil insanların Kur'an'ı sünneti ve icma i Allah cc tek rol model kabul ettiği ve bunu Tevbe 100 de ve nisa 115 te bildirildigi gibi peygamber ve ashabınin İslamina aykırılığı İslam diye anlatanlar olduğu bilinir.Zaten Osmanlı sonrası İslam dünyasında Akaid temelli iman temelli İslam yerine bir plan dahilinde fıkıh ve ahlak temelli fakat emperyalist leri yerinden etmeyecek bir dindarlık sunulmaktadır.Sahih bir iman dan sonra yani bire bir peygamber ve ashab imanından sonra amel ve güzel ahlâk gelir.Şoyle düşünün peygamber lik gelmeden önce Resulullah sav Hira mağarası da tefekkür edip toplumdaki ahlaksızlıklar adeletsizlikler konusunda insanların en zekisi (fetanet) en ahlaklisi en sadık olanı olduğu hâlde ancak Kur'an sözüyle,"şaşirmişken sana hidayet doğru yolu vermedik mi" mealindeki ayete muhatap olan Resulullah sav Cebrail aleyhisselam ile,"Oku" ile VAHİYLE aydınlandı ancak...

Mizan

11 Mayıs 2025 14:05

Sabah kuşağı pruglamlari da kayinvalidesiyle evlenenler komsusunda çocuk yapıp daha sonra gayrı meşru çocuk yapan komşusuna teşekküre gidenler vb programlarla Anadolu aile yapımızı kasıtlı olarak darmadağın eden pruglamlari yapanlar ve buna seyirci kalan yetkililer hakkında da bir makale yazarmisiniz

Nahit sazoglu

11 Mayıs 2025 06:47

Hocam çok güzel bir yazı sizi tebrik ediyorum siyon protokolleri devam ediyor bu protokollerde milletimizin aile yapımızı bitirmek ülkemizde ekonomik krizler çıkartmaktadır ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ demiryolu şirketlerini çok uluslu şirket yapmaliyiz

Geçin bunları

11 Mayıs 2025 05:19

Kapitalist sistem kurup fırsatçılığı meziyet haline getiren düzene laf edemeyip ahlaktan bahsetmek hiç inandırıcı değil.

İzmirli öğretmen

11 Mayıs 2025 04:28

 zorunlu eğitimi 12 yıl, üniversite sayısını 208'e çıkarmakla ve dinsiz müfredata dokunmamakla ahlaksızlığı tavan yaptırdı.

Zor

11 Mayıs 2025 04:27

Bence öncelikle yazını sadeleştir yazının okunurluğunu artır yeni nesil okumaz bu uzatılmış cümlelerden oluşan yazıyı ve insanlara ulaşmak zor

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle