--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslümanca düşünelim!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
19

Alıştırıla alıştırıla hassasiyetimizi/duyarlılıklarımız kaybettirilerek tepki gösterme, tavır koyma, Müslümanca hareket etmelerimiz kayboldu. Cihadın da nefsle yapılan cihat, cephede yapmamız gereken cihadı da unutturdu.  Belki de uyanmamıza, kendimize gelmemize, özümüze dönmemize vesile olacağından en son Hamas lideri Şehit Heniyye’nin şehadeti bizleri teyakkuz hâline davet etti. Yüce İslâm tebliğ ve temsil mücadelesinde eksen kaymasına müsaade ve fırsat vermeyelim. İslam’ın yanlış yorumlanmasına, istikamet değiştirilmesine fırsat vermeyelim. “Zihniyet-Şahsiyet-Aidiyet-Hareket” inşamız; vahiyden ve sünneti seniyyeden beslensin. Kulluk şuurunu hayat tarzımıza yerleştirelim. Fâni/geçici dünyadayız ama ebedî hayatın burada kazanıldığını unutmayalım. Başıboş bırakılmadık. Yeryüzünde halife olarak en güzel surette yaratılan varlık olduğumuzu da unutmayalım. 

Bizim hareketimiz; mesuliyet/sorumluluk hareketidir. Dâvâmız; hayata uymak değil, hayatımızı Hakka uydurmaktır. Her zaman/daimî üç görev bizi bekliyor. Rabbimize karşı vazifemiz, Nefsimize karşı ve topluma karşı görevlerimizin olduğunu da canlı tutalım.

Peygamberler tarihini düşünerek okuyalım. Yaşadıklarımız emperyalist devletlerin yaptıklarını, insanların, toplumların, milletlerin, ümmetlerin ne hâle düşürüldüğünü daha iyi anlarız. Yeryüzündeki siyasetin Firavunun siyaseti, bürokrasinin Hâmân bürokrasisi, Ekonominin Kârun ekonomisi, dini alanın Bel’am yapısının kontrolü altında olduğunu Kur’an-ı Kerim’de çeşitli surelerde bulunan “Musa-Firavun” mücadelesini düşünerek okuyalım. Orada geçen sembol isimleri (Firavunu, Hâmânı, Kârunu, Bel’am’ı) bilelim, bugüne taşıyarak tefekkür ve tezekkür edelim. Düşünme melekeleri dumura uğrayan Müslümanları Müslümanca düşünme çabasına davet eden bizin entelektüelimiz/aydınımızı dinleyelim, uyanalım, Müslümanca düşünelim. Her kafadan bir ses çıktığı, ağzı olanın konuştuğu, dünyanın gidişatının bilmemiz gerektiği bir zeminde dikkatle okuyup üzerinde derinlemesine tefekkür edelim. Yaşanan ve yaşanacak olayları ufuk açıcı bir gözle, basiret ve ferasetle değerlendirelim. Aynı duyguları paylaştığım Yusuf KAPLAN hocamızın yazısının bölümüyle bitiriyorum. 

“Gazze direnişi, insanlığın haysiyetini nizam-ı âlem / ümmet fikrine her şeyin anası / kökü olduğu bilincine sahip hakîkî Müslümanların koruyabileceğini ve kurtarabileceğini dünya âleme ispat etti. En zor şartlarda bile insanın haysiyetini sadece Müslümanlar kurtarabilir, dedi Gazze bütün dünyaya. İnsanlığın haysiyetini koruma fikrine sahip güçlü ve asil bir fikir, insanlığa insanca yaşayacağı bir gelecek vaad edebilir.

Batılı insan azmanlaştı, dünyayı kan gölüne çevirdi. Batı düzeni kan, gözyaşı, katliam demekti. Müslüman nizam-ı âlemi ise, inşa, ihya, nizam ve intizam yani sulh düzeni.

Müslüman dünya nizamını yeniden tesis etme potansiyeline sadece Osmanlı’nın çocukları sahipti. Gazze, Osmanlı’nın bedenen yok olduğunu ama ruhen yaşadığını, dipdiri olduğunu gösterdi dünyaya. Osmanlı adalet, merhamet ve hakkaniyet nizamı ve vaadi demekti.

İslâm dünyasında Ehl-i Sünnet’in kalesi Osmanlı’yı çökerttiler, çocuklarını başsız, sahipsiz bıraktılar ve İslâm dünyasının başına bin yıllık bir çıbanbaşı olarak Şia’yı tarih sahnesine çıkardılar. Önce, son yüzyıla kadar Ehl-i Sünnet Omurga’nın yegâne temsilcisi hilâfetin makarrı Osmanlı’ya saldırdılar, sonunda Osmanlı’yı bedenen de olsa tarihten sildiler.

Ehl-i Sünnetin yerine Şia’yı öne çıkararak, Şia’nın bütün İslâm dünyasına yerleşmesini sağlayarak üçüncü dünya savaşını İslâm’a karşı İslâm üzerinden hayata geçirmek istiyorlar.

İslâm dünyasında yaşanan gelişmelere bu perspektiften bakmak ve İran’ın neden bu kadar öne çıkarıldığını, önünün alabildiğine açıldığını, sürekli olarak hem mağdur durumuna düşürüldüğünü hem de mağdur duruma düşürülen Filistin başta olmak üzere başka Müslüman coğrafyaların hâmisi konumuna yerleştirildiğini göremediğimiz sürece dünyada yaşanan gelişmeleri kavrayamayız.

Filistin hadisesini İran’ın güya sahiplenmesi, İran’ın Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Körfez ülkeleri ve Yemen’e yerleştirmesi, hep İslâm’a karşı İslâm Savaşı stratejisinin bir uzantısıdır. Filistinli mazlumların lideri, güzel adam, mazlum Müslüman İsmail Heniyye’nin Tahran’da suikasta kurban gitmesi aslâ tesadüfi bir hadise değil. Lübnan Hizbullah’ının lideri Nasrullah’a ‘Tahran’a gelme, seni koruyamayız’ diyen İran yönetiminin Nasrullah’tan bin kez daha korumasız olan Heniyye’yi Tahran’a davet etmesi, Heniyye’nin esrarengiz bir şekilde şehit edilmesi hâdisesi söylediklerimi doğruluyor. 

Mezhep çatışması üzerinden bizi birbirimize düşüreceklerini, İran’ın önünün o yüzden bu kadar açıldığını söyleyen, İran, İslâm’ı değil Pers emperyalizmini düşünerek hareket ettiğini ifade eden hocamız, öyle olmasaydı son yirmi yılda bölgeye yerleştirilmez ve sadece Suriye’de yarım milyon Sünnî Müslümanı hunharca ve zevkle katletmeye kalkışmazdı diyor.

İslâm’ın tarih yapan gücünü, Ehl-i Sünnet Omurga’yı tarihten silerek, Filistin’de görüldüğü üzere barbar, vahşî düzenlerinin önlerindeki en büyük tehdidi yok edebileceklerini ve böylelikle bir taşla iki kuş vurarak, çöken Batı uygarlığının biz birbirimizle boğuşurken sıyrılıp dünya üzerindeki hegemonyasını sürdürmeyi başaracak bir imkâna kavuşacağını görelim. İran’ın küresel sistem tarafından Ehl-i Sünnet’i çökertmek için maşa olarak kullanıldığını görüyor ve şımartıldıkça şımartılan, İsrail’le ve Batılı güçlerle gizli işbirliği yapan, danışıklı dövüş oynayan İran’ın derhal durdurulması gerektiğini söylüyorum.

İran durdurulamazsa, İslâm dünyasının içerden kan gölüne dönüştürülmesi projesi de engellenemez. Ve İslâm dünyasının sahici, sağlam Ehl-i Sünnet temeller üzerinden yeniden ayağa kalkması ve zorba küresel sistemin sona erdirilmesi asla mümkün olamaz.”

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cemal OKUR

5 Ağustos 2024 09:35

Kaleminize, yüreğinize sağlık hocam, Allah razı olsun, Çok güzel ifade buyurmuşsunuz.

Yazar a

4 Ağustos 2024 19:25

Ehli sünnet olarak İran ı biz zaten biliyorduk. Sence iktidardakiler ehli sünnet mi.. Ehli sünnet değil. Diyanetin başındaki Ehli sünnet mi... o hiç değil... Bidat Ehli, dalalet Ehli,fasık Ehli bir toplumla izzetli bir toplum olamazsın. Ancak zillet e düşersin. Bahanende Abd itrail iran olur...

Nedim

4 Ağustos 2024 15:06

Peki ehlisunne kimdir.Hemen herkes bunu sahipleniyor.Ozetle ehlisunne inancı itikadı yolu dindarlığı helal haram küfür şirk kâfir müslüman vb itikadi konularda bire bir peygamber ve ashab gibi olanlar diye tanımlanır.Ehlusunne haricî yani peygamber ve ashab in küfür görmediği konularda müslümanları (sahabeleri) tekfir edenlerden olmamaktır.şiiler yani peygamber haricî imamları din adamlarını masum günahsız İsmet sahibi sirattan geçirici şefaatçi olağanüstü güçleri olduğuna inanlardan olmamaktır.islam öncesi dinlerden felsefeden panteizm den vahdeti vucud inancı nda hristiyanların İsa as ve salih zatların ruhundan istiğase istane rabıta yapmalarına benzer inançta olan sufilerden olmamaktır.mutezili yani aklı vahyin önüne alan Kur'an mahluktur gibi küfür inanç sahibi olmamaktır ehlisunne.. Resulullah sav La ilahe illallah davası ile davete başladığında bu sözden sa'd 5'te söyledikleri gibi,"tuhaf bir şey ilahları tek mi yapmak istiyor" diyerekten Şeriat şarttır sözüne karşı haşa bu ondort asır önceki çöl kanunları olmaz ancak yasama yargılama yi bir kişi de olmaz deyip sa'd 5'te ki günümüzün demokrati olmamaktır ehlisunne.. Ehlisunne dinini yorumla değil Kur'an sünnet ve iki kaynağın sahih meşru anlamı olan sahabe icmaina göre ve fıkıh alanında da Cumhur ulemanın ictihadina göre inanandir.Naslari ayetleri hadisleri sünneti sahabe nasıl anlamış yasamişsa öylece yapanlar..son olarak ta ehlisunne itikadı olmak dört mezhep imamları nin birine tâbi olmak yetmez itikad alanında küfür şirk konularında peygamber ve ashab gibi olmaktır.şiilerden zeydiler kendilerini Hanefi fikhina tabi görürler.ve sufilerin şafi Hanefi olup itikadı Şiî ve Hristiyanlar in isa as ve salih zatların ruhundan istiğase istane rabıta yapmalarına benzer inançta olanlar ehlisunne den değillerdir

Cevap

4 Ağustos 2024 19:37

Alim ile taş taşırım Cahil ile bal yemem.

Güney Doğulu

4 Ağustos 2024 13:23

KÜRECIK katil Amerika RADAR üşsü: Radar sisteminin kurulumu ABD askerî personeli tarafından gerçekleştirildi. Radar üssünün kurulması Şubat 2012'de tamamlandı.[4] Radar istasyonunun kontrolü, Avrupa Aşamalı Adaptif Yaklaşımı (EPAA, European Phased Adaptive Approach) çerçevesinde NATO Komutanlığına devredildi.[1][10] Kurulu radar, Raytheon Integrated Defence Systems tarafından geliştirilen, uzun menzilli, çok yüksek irtifa Aktif Faz Dizinli Radar içeren, İleri Tabanlı X-Bandı Taşınabilir (FBX-T, Forward-Based X-Band Transportable) bir gözetleme radarı olan bir Ordu Donanma / Taşınabilir Radar Gözetim (AN/TPY-2),[1] sistemidir.[11] Radarın komuta merkezi Kürecik'in doğusunda Diyarbakır Hava Üssü'nde konuşludur.[3] Kürecik radar istasyonunun görevi, tespit ve takip verilerini, Romanya ve Polonya'da bulunan bir Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD)[12] sistemi olan uzak füze savunma sistemine iletmektedir.[3][5] Radar menzil verileri, AN/TPY-2'nin hem ileri tabanlı hem de terminal aşama tabanlı kiplerde kullanılması nedeniyle geniş bir yelpazede değişim gösterir. İleri tabanlı (forward-based) bir radar olarak Kürecik radarı, varsayılan füze fırlatma alanına makul bir mesafede konuşlandırılmıştır.[12] Kürecik'in İran-Türkiye sınırına olan uzaklığı yaklaşık 700 km'dir (430 mil).[4] Koruma ve iç güvenlik için radar istasyonuna yaklaşık 50 ABD askeri görevlendirilmiştir.[5][13] Türkiye hükûmeti, yabancı sivil teknisyenlere istihbarat konularındaki endişeler dolayısıyla izin vermemiştir. Türkiye, izole bir bölgede bulunan radar sahasının, sabotaj saldırılarına karşı koruma sorumluluğunu üstlenmiştir. Mühendislik Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nin (ERDC) Soğuk Bölgeler Araştırma ve Mühendislik Laboratuvarı'ndan (CRREL) bir ekip, kış mevsiminde sert hava koşullarının oluşabildiği yüksek irtifada bulunan Kürecik radar sahasında görevli askerî personele teknik çözümler sağlamıştır. Erken uyarı radarı ABD Ordusu'na aittir ve ABD Avrupa Ordusu tarafından işletilmektedir.

Orhan İnan

4 Ağustos 2024 12:15

Tebrik ediyorum. Uyarıcı ve bilgilendirici bir yazı olmuş. İmtihan zor, mücadele ister uyanık olmak gerekir.

Hikmet Yılmaz

4 Ağustos 2024 10:29

Biz müslümanlar daha müslüman olamadık. Sırat köprüsünden geçemeyecekler var. Kısacası bunlar; Müslüman cehenneminde değil,Hıristiyan cehennemine gidecekler. En başta Mekke'yi,Las Vegas yapan ve ecdadımız Osmanlı'nın eserlerini yerle bir eden Suud'lar.

Nedim

4 Ağustos 2024 15:17

Ve Osmanlı yadigarı olan 600 yıllık yönetilen bu toprakların değerlerini kendilerini işgal etmiş tecavüz etmiş Yunan a batıya peşkeş çekenleri de unutmamak gerekir.ugur Mumcu in ortalama cumhuriyeti Türk'ü nu tanımlarken ticarette Alman hukuku siyasette Fransız hukukunu ve medeni kanunu da İsviçre kanunu ve ölürken de İslam kanunlarına göre yaşayan dir tanımlaması da önemli dir şuan ki çelişkiler için

Ortadoğu ve Din

4 Ağustos 2024 07:45

Hz. İbrahim şeceresi.. İsmailoğlu ve İshakoğlu/İsrailoğlu(Hz. YAKUP).. İki aile de gelecekte bir kurtarıcı bekliyor. İsmail soyu Hz. Mehdi ve İshak Soyu / Moşiyah.. Hz. İbrahim soyu bir beklenti içinde.. Asıl kurtarıcı kim?? Bu konu da Ortadoğu da iyi kavga ya da çatışma yok.

Ömer

4 Ağustos 2024 06:31

İran tehdidi yeni mi anlaşıldı ? İran bir islam cumhuriyeti değil , şii pers devletidir . İkinci itrail dir bu abartma değil tarihi bir gerçektir . Tarihi çok iyi bilmemiz , Yavuz sultan dan beri gelen mücadeleyi çok iyi bilmemiz gerekir . İran , itrail ve abd ile horoz döğüşü yapıyor . Ne mescidi Aksa umurunda ne de Filistin . Rahmetli haniye gitmeyecekti ama olana , ecele çare yok .

Haci abi

4 Ağustos 2024 06:06

Senin düşüncen sana, benim düşüncem bana. Niye herkesi senin gibi düşünmeye zorluyorsun ki?

Vatansever

4 Ağustos 2024 12:13

Adam görevini yapıyor. Seninle fikirleri uyuşmuyor diye yazmasın mı?.

Hasan

4 Ağustos 2024 14:55

Yazsın ama hakaret etmesin,

Yılmaz Yılmaz

4 Ağustos 2024 04:24

Sayın yazar hep suçu başkalarında arıyorsun.Yaptılar,ettiler,yıktılar vs.Allah Müslümanlara akıl vermedimi?Hiç nerede hata yapıyoruz demiyorsunuz.Tarikat,cemaat,zırcahil atmosferi İslam dünyasına hakim olmuş durumda. Herkes kendini Müslüman diğerlerini kafir görüyor. Çok zengin müslümanlar parayı nereye harcayacaklarinı bilmezken Çok fakir müslümanlarda hiristiyan ülkelere sıgınabilmek için hayatını tehlikeye atıyor. Çuvaldızı başkasına batırırken iğneyide kendinize batırın.

Dertli

4 Ağustos 2024 12:16

Bunlar hep mezhepçilik yapıyor, bir ehli sünnet oluşum anlatmış...Sayın yazar bu oluşum hayal...50 den fazla Müslüman ülke ve liderleri hep israil ve arkasındaki ABD. İngiltereden korkuyor, Müslüman ülke liderleri koltuklarını koruma peşinde....İranı, Hizbullah'ı, Husileri ve Esati sırf mezheplerinden dolayı eleştiriyor ve sevmiyorsunuz....Türkiyede de aynısını yapıyorsunuz, muhalefeti fetöcu, siyonist, ateist diye yazıyorsunuz...Allah katında kim mümin kim değil ortaya çıkacak elbet...

Ben de dertiyim

4 Ağustos 2024 13:44

Mezhepli lerden değil mezhepcilerden.Rahim -Kerim,Veli ve Vekil olan,bızleri ...ci,..cilik,...culuk vs.ile birleşen ideoloĵilerin peşinden gidenlerin şerrinden korusun.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle