--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milletin ve ümmetin derdiyle dertlenelim!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
11

Milletin ve ümmetin derdiyle dertlenelim!

Yaşar Değirmenci

Hep yazıp söylediğim bir gerçek var. Örnek insan olamayışımız. Hep hatalarımızdan, isyanlarımızdan, gaflete düşmemizden, teyakkuz hâlimizin olmayışından sıyrılmaya çalışmamız. Mazeretler uydurmamız. Nefs Muhasebesi yapamayışımız. 

Bu duygularla ve zihin yorgunluğu içinde notlarıma dalarken İslam büyüklerinin davranışları; modernizme bulaşan çıkamayan, bahaneler girdabında boğulup sorumluluktan kaçan hep “başkasına havale” içinde yaşayanlar belki okuyup amel ederler. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin bizleri uyaracağı ümit ve temennisiyle “üsveyi hasene” örnek insan olmaya çalışırız İnşallah… 

Biz buraya paramızla mal almaya geldik, dinimizle değil!

Şam’ın ileri gelen mutasavvıf ve muhaddis âlimlerinden İbn-i Muhayriz, alışveriş için kimsenin dikkatini çekmeden girdiği mağazadan alacağı malları seçiyordu ki, bu sırada kendisini fark eden birinin mağaza sahibine, “Mallara bakan şu zat Şam’ın büyük mutasavvıflarından İbni Muhayriz’dir, Ona ucuza ver” dediğini duydu. Bu tanıtımdan rahatsızlık duyan tasavvuf büyüğü, kitaplık çaptaki ikazını şöyle yaptı: 

- Biz buraya paramızla mal almaya geldik, dinimizle değil! Bizim ilmimiz İslam’ı doğru anlamak ve doğru yaşamak içindir, ucuza mal almak için değil. Lütfen herkese nasıl satıyorsanız bize de aynı fiyattan satın, ilmini menfaatine alet eden din adamı durumuna düşürmeyin bizi! 

Seni övenle yeren, nazarında bir ol!

Nişabur’un mübarek mutasavvıfına bir talebesi şöyle sordu:

-Ben ihlasta mı ilerliyorum, yoksa riyada mı, nasıl kontrol edebilirim kendimi? 

Cevaba bakın lütfen:

-Seni övenle yeren, nazarında bir olduğu zaman ihlasta ilerlediğini düşünebilirsin. Öyle değil de seni öveni seviyor, yerene kızıyorsan, ihlasta değil benlikte ilerliyorsun demektir.

Unutma! İnsanların övmesi kurtarmaz, yermesi de batırmaz. Mühim olan, Allah’ın övmesidir. Çünkü cennetle cehennem O’nun elindedir!

Mahşerde herkes kendi yükünü kendisi taşıyacak! 

Bir ihlas ve tevazu örneği de müctehid alimlerimizden verelim. Ahmed bin Hanbel, Bağdat’ta pazardan dönüyordu. Onu elinde pazar çantasıyla gören biri koşarak gelip çantasını alarak taşımak istedi. Vermek istemeyince de ısrar etti.

- Efendim, bizim vazifemizdir büyüklerimize hizmet etmek! 

Ahmed bin Hanbel, şu karşılığı verdi:

- Biz kendimizi, çantası taşınacak büyüklerden bilirsek bu kibir olur, küçüklüğümüzün delilini teşkil eder. Bu sebeple bizi çantası taşınacak büyüklerden bilmek size sevap kazandırsa bile bize günah getirir. En iyisi, kendi yükümü kendim taşımalıyım. Çünkü mahşerde de herkes kendi yükünü kendisi taşıyacak, kimse kimsenin yükünü yüklenmeyecektir!

Kur’an-ı Kerim’de özetle şu anlatılır:

Yoksullar karşısında ilgisiz ve duyarsız kalan varlıklılar ve gözüne kestirdiği herkese zulüm ve haksızlığı reva gören veya buna ortam hazırlayan, böylece toplumda güvensizlik üreten güçlüler Allah katında suçludurlar. Yaptıklarının karşılığını –türlü nedenlerle dünyada görmeseler de- dehşet verici bir kıyamet olayının ardından ahirette muhakkak göreceklerdir.

Buna karşılık bir de iyilik ve adalet tarafında olanlar vardır. Onlar, imanlarının pratiğe yansıması olarak, “kendileri ihtiyaç içinde olsalar dahi” (Haşr suresi, 59/9) maddi imkânlarını yoksullara hayatı rahatlatma, yoksulluk sorunlarını çözme yolunda kullanırlar. Keza her insanın hayat güvenliğini ve haklarını saygın bilip, adaleti titizlikle gözetirler. İşte bunlar da ahirette çok güzel nimetlerle ödüllendirilecektir. Bunu bildiren çok sayıda ayet vardır. Yüce dinimiz İslam, zengin ile fakir arasında gönül köprüsü oluşturmayı, toplumda huzur, güven ve birlik-beraberliği sağlamayı hedeflemiştir. Bunun için de varlıklı Müslümanlara zekât vermeyi farz kılmış, ayrıca imkanlar ölçüsünde sadaka vermeye, infak ve ikramda bulunmaya teşvik etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de, “Zenginlerin mallarında, yardım isteyen ve iffetinden dolayı isteyemeyip mahrum olanlar için bir hak vardır” buyrularak, servet sahiplerinin fakir ve yoksullara karşı sorumlu oldukları bildirilmiştir.

Şu hâlde resmî veya sivil muktedirler, yoksulların derdini umursamıyor, toplumda güvensizlik üretecek icraatlar yapıyorsa, kendilerinin ve çevrelerinin çıkarlarını yoksulların geçimine, zayıfların güvenliğine tercih ediyorsa, böylelerinin ahirete iman ettiklerini söylemeleri boş iddiadan öte bir değer taşımaz. Peygamber Efendimizin fakirlerin gözetilmesi ve onlara değer verilmesiyle ilgili olarak şu hadisini de zikredebiliriz: “Yemeğin en kötüsü zenginlerin dâvet edilip fakirlerin terkedildiği velime yemeğidir.” Dolayısıyla hadislerde fakir ve yoksul kişiler her zaman korunmuş, kollanmış ve onlara değer verilmiştir.

Bugün de İslâmî duyarlılığı olan her insanın, yoksulluk sorununun çözümüne veya hafifletilmesine imkân ölçüsünde katkıda bulunmayı öncelikli dinî ve ahlâkî sorumluluklarından biri olarak düşünülmesi gerekir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in önemli gördüğünü: Müslümanların da önemli görmesi şarttır. Amel edilmediği müddetçe imanı iddiada kalır. O iman amel edilmeyi beklemektedir. 

Kur’an’ın asıl hedeflerinden biri, bütün yoksulların hayatını ve geçimini güvenceye alacak ekonomik şartları oluşturmaktır; buna dair –çoğu infak (yoksullara nafaka sağlama, çağımızda buna yönelik yatırımlar yapma) kavramıyla- yüze yakın ayet vardır. İlgili muteber kaynakların neredeyse tamamında aktarıldığına göre Hz. Peygamber, bu konuda, temellerini attığı devletin görevini ifade etmek üzere: Kamu gelirlerinden bebeğe ve annesine pay verdiğini gösteren bilgiler ve belgeler var. Bu sayede ‘gücün ahlakı’ değil, “ahlakın gücü”nün yerleştirilmesi vardır. Konunun İslâmî ve ahlâkî özü, her insanın hayatını ve geçimini güvenceye alacak ekonomik şartları oluşturmaktır. Bireyin ve toplumun huzuru için bu şarttır. Bunun hangi yol ve yöntemlerle başarılabileceği ise ekonomistler, maliyeciler “Bu milletin derdini dert edinmeyen bizden değildir” hadisini hep canlı tutmalıdırlar. 

İslam dünyasının en az iki yüzyıldan beri yaşadığı utanç verici problemlerinin birinci sebebi, kendi dinî kaynaklarını bu gözle okumayı asırlarca ihmal etmesidir. İkinci sebebi ise –ülkemizde yoksullar aleyhine son yıllardaki gelişmelerin de gösterdiği gibi- bu meseleleri hâlâ klasik fıkıh âlimlerinden fetva alarak çözmeye çalışmamızdır. Oysa çağımızda bu konunun yetkilileri din âlimleri değil, alanın uzmanlarıdır. Meselenin din âlimlerini ilgilendirmesi gereken boyutu ise, yoksullukla mücadele için üretilen çözümlerin din bakımından vazgeçilmez olan adalet ve hakkaniyet esaslarına göre, insan onuruna saygı çerçevesinde yerine getirilmesidir. İlgili ayetlerin özü bunu gerektirir.

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ömer

2 Kasım 2025 12:53

Devlette belediyede kamuda korkunç israf var . Enflasyon fakiri daha fakiri zengini de haksız yere abad eder. Fakir fukara gözetilmeliler ama istismar edenler aldatanlar çok , kime güveneceğimizi bilmiyoruz . Beş altı yaş çocukları dilendiriyorlar .

Mert

2 Kasım 2025 12:12

Kimlere yazdın bu yazıyı Yaşar bey....Yoksulluk,yolsuzluk tavan yaptı.Açlık insanları hırçın ve saldırgan yaptı.Gıdaya ulaşamamak insanları delirtmek üzere.Sen bu rada kimlere ne anlatıyorsun ki......En başta kendin ne yaptın bu konuda söyleyebilirmisin??????

Reis Sevdalısı

2 Kasım 2025 11:30

Ülkenin %48'i Reis'in karşısındayken nasıl ümmet olacağız? 2 milyar Müslüman için uykusundan, ailesinden, rahatından ve malından feragat eden Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında olmamak ne büyük şuursuzluktur.

Mutlu

2 Kasım 2025 12:36

%48 müzmin karşı gelen geride kalan %30 da ben ne yaptım diye şimdi dövünen kısım geri kalanla şimdilik idare et

Dava

2 Kasım 2025 10:31

Bizler ümmet falan değiliz. TC vatandaşıyız. Ne ümmeti...

Üzeri

6 Kasım 2025 07:42

Ümmet olamadığımız için bu vahim haldeyiz. Türkiye yalınız bu topraklardan ibaret değildir. TC vatandaşıyız diyoruz ama tüm fırıldaklar bizde eee ne işe yaradı kime ne faydası oldu. Halk hırsızlık ve harama batmış Yöneticiler de hiç farksız değil azınlık hariç. Dünya ve para imtihanını kaybettik

okur

2 Kasım 2025 10:18

hic milletin derdiyle ilgilendigini görmedik insanlar gecinemiyorum diyor siz sukredin diyorsunuz

Cem

2 Kasım 2025 10:10

Sizin akit medya olarak yükünüzü çok ağır. 

Hikmet Yılmaz

2 Kasım 2025 09:44

Nihayet !.. Mv.liği meslek değildir. 2 yıl vekillik yazacaksın ( Baba-Ana-Kız) 80 yıl ballı mebus emekli maaşı alanlar, bazı köyler hariç muhtarlıklar kaldırılmalı,torunlarımıza kadar sirayet edecek ( oy uğruna ki vermedilerde) EYT gibi garabetler "İstanbul Sözleşmesi" gibi bir yasa ile kaldırılmalı. 

kadir arı

2 Kasım 2025 09:04

Milleti soyup soğana çevirenlerin partisi olmaz ve olmamalı. Bizim hırsız iyidir mantığı ülkemizde maalesef hakim. Kim devletin parasını çalıyorsa yetimin hakkını yiyorsa ALLAH ONLARIN BELASINI VERSİN BUNA BÜTÜN PARTİLER DAHİL.

Peki ya

2 Kasım 2025 04:11

Devleti milleti soyup soğana çevirenleri siyaset gereği görmezden gelip hatta onları savunanlar ne oluyor. Devlet malını bal tutan parmağını yalar, bundan öncekilerden calmadilarmi ki, chp lider çalacaklar bunlar çaldın diye hafif göstermek devlet malını yiyene hırsız denmez diye fetvalar vermek, siyasi kişilerin ve ailelerinin servetinin araştırılmasını engellemek ve bunları dile getirmediği gibi kalemi ile bunları gizlemek saklamak onları savunmak da nedir onu da acikla bizahmet.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle