--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kürt meselesi yok manevileşmiş birliğimizin dağılması meselesi var

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
10

Modern hayatın dayattığı her şeyi elinizin tersiyle itip kendimize mahsus bir hayatın temellerini atıp bunun inşasını düşünmek zorundayız. Müslümanlar olarak gün geçtikçe yaşayan değil tartışan bireyler olma eğilimini bırakalım. “Allah, bir topluluğa şer murat ederse, onlara tartışma kapısını açar ve onları amelden alıkoyar” sözünü dikkate alalım. Ruhumuzda, zihnimizde, şuurumuzda, kişiliğimizde, kimlik ve şahsiyetimizde dinin istikamet denge ve tefekkür tarafı olsun. Bu var ise; o insan sorumluluk şuuruyla yaşar. Hayata müdahil bir dinimiz var bizim. Din; ruhu ve zihni ışıklandırmak ve hayatın içinde yaşanmak içindir, ezberlenip taşınmak için değil. Son yaşadığımız olaylar da kendi tarihimizden, kültür ve medeniyetimizden kopuk olduğumuzu gösteriyor. 

Bir kültür emperyalizmi ve kültür erozyonu içindeyiz. Kültür ve Medeniyet meselemiz hep ihmal edildi, önem verilmedi. Tartışılan, konuşulan son günlerde hep gündeme oturan meselenin de kültür ve medeniyetimizi bilmemekten kaynaklandığını ortaya koydu.  

Terörü yok saysak da bizim bir milli manevi zaafiyet meselemiz vardır. Sırf ekonomizm kafasıyla önemli sayılmamış, kültürel meselelere değer verilmemiştir. Müzeler, anma günleri, turizm, gösteriler, oyunlar vs. Bizde devletin kültürle alâkası budur. Kültür’le Eğitim’in ayrılmazlığı bile anlaşılamamıştır. Kültürel farklılıkların olması, ayrı bir kültürün meydana gelmesi değildir. Geniş mânâda düşünülürse aileden aileye bile, kültürel farklılıklar görülebilir. Millî kültürün asgari müştereklerini reddedici bakışla hiçbir meselemiz konuşulamaz. Kendi “milli” ve “mukaddes” değerlerini, kafalara ve vicdanlara gerektiği gibi işleyememiş, Türk’ü Türk’e, Müslüman’ı Müslüman’a sevdirememiş bir kültürle, bir millî eğitimle çare bulunamaz. 

Asıl ihmal edilen husus; insanın bütünlüğüdür, insanı insan yapan mânâ yönüdür, ruh yönüdür, kültür yönüdür, inanç yönüdür. Bu memlekette yıllarca emperyalizme çanak tutanlar, hep anti-emperyalizm propagandası yaptılar. Millet’in hakikatini, milleti millet yapan değerlerin üstünlüğünü unutmak; ihmallerin ve gafletlerin en korkuncu idi. Hâlâ her şeyi maddeye ve maddi sebeplere bağlamak ısrarları, o ihmalin ve gafletin uzantısıdır. İnsanları sadece maddeyi ve parayı düşünen bir hayat anlayışının peşine takarsanız, günün birinde her ev ayrı bir vatan ve her aile ayrı bir millet haline dönüşür. Merhum mütefekkir, gazeteci Ahmet Selim (Zeki Önal) ağabeyin gerek yazılarında gerek sohbetimizde kullandığı rahmet, mağfiret bulmasına vesile olması duygu ve düşüncelerimle nakledeyim.

“Ev” manevileşirse “yuva” olur. Manevileştiği kadar, yuva olur. Toprak manevileştiği ölçüde vatan olur. Halk, cemiyet; manevileştiği ölçüde millet olur. “Fert”, manevileştiği ölçüde “şahsiyet” olur, “yürek” manevileştiği ölçüde “kalb” olur, “gönül” olur. Ruh’un tahakkuku, madde’yi manevileştirdiği ölçüde gerçek hayat doğar; hayatın fonksiyonları verimli olmaya başlar.”

 Türk milleti, etnik farkları kaynaştırıp ölümsüzleştiren manevileşmiş tarihi varlığıyla bir bütündür. “Irkî bir sebep” ile ülkemizde insanlara farklı davranılma yanlışı tasvip edilemez. Ülkemizde, ırkî farklılıkların bizim tarihimizde olduğu kadar, manevi-kültürel bir pota içinde birlik ve beraberliğimizin tabii özellikleri haline dönüşmesi ne kadar güzeldir. Bu gerçeği başka nerede görebilirsiniz. (Konuştuğu dili yasaklatan şef’lerin kahraman ilanına bakın.)

İslam dünyası bir daha bir araya gelemesin diye Türklerin kalbine Arap düşmanlığı, Arapların kalbine de Türk düşmanlığı ektiler. Savaştığımız İngiliz’di, Fransız’dı, İtalyan’dı, Yunan’dı ama savaşın sonunda düşman olduğumuz kendi bedenimizin bir parçası olan Araplar, bilahare inkâr ederek, yok sayarak kendimize yabancılaştırdığımız yine aynı bedendeki diğer canımız olan Kürtler oldu. Manevileşmiş halimiz devam etseydi böyle olur muydu? Dahası, İslam birliğini geçtik, Türkler Türklerle de bir araya gelip yine daha güçlü bir varlık ortaya koyamasınlar diye Türk Birliği (Turan) ülküsü de uzun süre suç addedilerek bu millete zulme devam edildi. (Nihal Atsız’a yapılanları okuyun.)

İşte bugün Ortadoğu’da yaşananlar yüz yıl sonra da olsa gelip yakamıza yapışıyor. Filistin’de yüz yıl önce Siyonizm’in emrindeki emperyalistlerin zulmü katliamları bugün Gazze ve Lübnan’da yaşananlar bize kendimizi tekrar hatırlatıyor. Siyonist barbarlığın; Türkler, Kürtler, Araplar arasındaki kardeşliği, bir millet olma özelliğini nasıl bugünkü duruma getirdiklerini de düşünme, ders ve ibret alma gereklidir. Türkiye’nin yıllarca başına musallat olmuş olan PKK terörünün kaynağının Siyonist emperyalizm olduğunu bilelim artık. Kürtlere yönelik inkâr ve baskı politikalarıyla PKK’yı muhatap almamızı pompalayanlar da aynı Siyonist projenin elemanlarıdır. (Moiz Kohen, Jön Türkler ve İttihatçıların Osmanlı’yı ilmek ilmek çözen ve Türk’ü hem kendi tarihî kimliğine hem siyasal bedeninin diğer unsurlarına yabancılaştıran çalışmalar da aynı Siyonist projenin parçası, Türk’ü kontrol altına almanın, kurnazca, sinsice yolu.) Haçlı-Siyonist ittifakının doymak bilmeyen saldırganlığı, sınır bilmeyen tasallutları, ırkçı aşağılamaları, baskıları bize özümüze, kendimize aidiyetimize dönmemizin şart olduğunu gösteriyor.

Kürtleri dini, siyasi ve tarihsel kardeşler olarak bilelim. Kardeşliğimizi bozmaya çalışanlara geçit vermeyelim, geçmişin yaralarını birlikte saralım. Şef’lerin devlete yükledikleri zulmün izlerini “özrümüzün kabulü” hassasiyetimizle silelim.Kemalizm’in, “ebedi şef”, Tek parti zulmünü yapana “millî şef” pâyeleri verilenler, bu milletin köklerini kuruttular. Osmanlı’nın, Selçuklu’nun devamıyız. Zafer diye yutturulan “Lozan”la İngilizlerin emrine girerek paylaştırılan vatan topraklarımıza sahip çıkalım. Masa başında çizilen sun’i yapay sınırların bizim sınırlarımız olmadığını, cumhuriyetle kurulan değil, bin yıllık devlet olduğumuzu da unutmayalım. Batı’nın uşaklarını tanıyalım artık. Belli günlerde hâlâ putlaştırmaya gidilse de geç olsa da…

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emperyalizme Karşı Bırlik Kaçınılmazdır

8 Kasım 2024 11:02

Millet nedir? Sayın yazar aynı dine inananları bir millet diye ortaya koymaya çalışıyor. Yani ;ümmet= millet diye düşünüyor. O zaman ne kadar dinî inanç var ise o kadar millet vardır denilebilir mi? Tarihsel - sosyolojik olarak millet kavramı 19. yy kavramıdır. Bu kavramın çok uluslu imparatorlukların yıkılış ve ulus devletlerin doğuş sürecinde anlamı pekişmiştir. Omanlılardan Rumlar, Slavlar,Bulgarlar ve en son Araplar kopmuş ve devletleşme süreci yaşamışlardır. Bu kopuşları önce Ruslar sonra İngiliz, Fransız ve ABD desteklemiş, teşvik etmiş hatta ürgütlemişlerdir. Çarlık'ı yıkıp Marksistlerin SSCB ni (1917 )kurması Rusya Corafyasında etnik temele dayalı devletlerin kurulmasını 80 yıl ötelemiştir. Nasıl ki osmanlıdan koparılan Araplara aile devletçikleri kur duyulmuş ise 1990 yıllarda Rusya'dan kopan Türklere tek değil bir çok devletçik kurdurulmuştur. 19. Yy da böl parçala yönet İngiliz siyasetinin karşısına ulusların ayrılık değil bırlık çıkarınadır şiarı ile karşı çıkılmış ise bu günde etnik devletlerin kurulması toplumların yararına değil zararınadır. Gönüllü birliktelik insanlıgın faydasınadır. Hangi etnik kökenden olursa olsun kederde ,kıvançta bir olan ve vatandaşkık bagı ile baglı olan, ortak kültür etrafında şekillenmiş(- ki bu şekillenmede inanç en büyük etkenlerden biri belkide en öncüsüdür-)topluluğa millet denir. Bundandır ki bizim anayasamızdaki millet tanımı etnik değil kültüreldir. Artık tarihi şartlar etnik temelde devletkeşmeyi tarihin çöp sepetine atmıştır. Gün bırlık günüdür. Kapitalizmin emperyalizme sıçraması birliği dayatmaktadır.

Atunga

6 Kasım 2024 17:26

Lozana gidildiğinde işgal altında olmayan bir yer gösterebilir misin sn yazar?.

Kanber

6 Kasım 2024 16:46

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Ağzınıza sağlık. Dertleri sıkıntıları çözüm yolları ve hakikatleri ne kadar güzel izah ettiniz. Ceddinize rahmet.

Nedim

6 Kasım 2024 16:05

Osmanlı sonrası İslam dünyasında ki en büyük olumsuzluk maddi yönünden geri kalmak değildir.Bilakis manevî yönden çöküntü içinde olmak ve emperyalist lerin kâfirlerin oyuncağı olmaktır.

Diğergam

6 Kasım 2024 11:33

Kürt sorunu değil bölücülük sorunu, PKK sorunu, terör sorunu, ermeni sorunu var. Hepsi de emperyalizmin oyunu.

Deli İbo

6 Kasım 2024 11:27

Bu memlekette Kürt-Türk sorunu yok, aslada olmayacaktır. Bu memlekette Kurtuluş Savaşı sırasında soy, isim, ikametgah değişikliği yaparak Kürt Kimliği ile kamufle olmuş Ermeni-Taşnak sorunu var. Onun içinde bu işleri bu vatanın gerçek Kürt evlatlarını alet etmeyin. Onlar bir zamanlar PKK'nın baskıları, tehditleri ile can ve mal korkusu ile zorunlu olarak PKK ile çalışmış olanlar olabilir ama gerçek Türkiye Kürt'ü bu birlikteliği gönüllü olarak yapmamıştır. Daha sonra rant ve irad sağlayanlar olmuş olabilir, istisnalar kaideyi bozmaz. Ayrıca inanç bakımından da Türkiye Kürt'ü inançlıdır Allah'ını, Peygamberi'ni tanır, dini vecibelerini yerine getirir. Ermeni-Taşnak Kürt yanaşmaları, Marksist-Leninist inançta olup, genellikle Zerdüşt dinine mensup olmakla beraber Deist ve Ateisttirler. Kürt sorunu diyerek lütfen sapla samanı karıştırmayalım.

Sedat demir

6 Kasım 2024 09:15

Kürt meselesi olduğu kadar Türk ve milli va tam bağımsız olma meselesi de var . Bizler bunu gençlerimize güzelce anlatmamız lazım haklar verilirken Avrupa Birliği hukukuna göre değil bizim milli hak ve hukuk kurallarımıza göre olmalıdır. Kayyum meselesini milletimize güzelce etraflıca milletimize acıklamalıyız şahısların pkk örgütüyle yaptıkları tüm işleri teker teker kendileri itiraf ederek acıklamalılar. Bu topraklardaki birlik ve beraberlik geleceğimiz manevi hayatımızın güclenmesi ve Ümmet şuurunun gelişmesiyle ancak olabilir Allahın izniyle.

Durmuş emmi,

6 Kasım 2024 04:30

Kürt meselesi var. Eşit yurttaş olamama meselesi var. kürt oyu yarım, türk oyu tam. Böyleolmasa da. öyklegibigöterelim

Osmanlı

6 Kasım 2024 13:21

Onun için mi dem mecliste kürt meselisi değil mecliste olanlar kürt değilmi kürt doktor kürt artist avukat her şey var sizin arzunuz başka sizin tc devletinin topraklarında gözünüz var tc topraklarında yaşayan bir sürü azınlık var varmı sizin ırkınız gibi doymaz kanmaz dağlara çıkıp üzlerce askeri kendinden olmayan kürtleri bebekleri öldüren yarım oymuş vay canına kompleks var aşağalık kompleksi bunu yenin önce tc size verecek bir metre kare toprağa yok olmayacakta burada kendinizi yarım hissediyorsanız buyrun uşağı olduğunuz ülkelere gidin gidişinizden memnun oluruz gidin birde oralarda deneyin bakalım size ne verecekler yettiniz artık

Deli İbo

6 Kasım 2024 17:24

Yav sen evvela kimliğini belirt, nasıl Kürt oyu yarım, Türk oyu tam? Bu düşunce PKK sempatizanlarının ortalığı karıştırmak, kürtleri yönlendirmek, hırslandırmak ve kanalize etmek için siz ve sizin gibiler tarafından ortaya atılan laf salatasıdır. Şimdi benim soyumda, sopumda hiç Bakan, müsteşar hatta Millet Vekili yok, ama bir sürü kürt kökenli Bakan,müsteşar ve millet vekili var. Şimdi ben yarım vatandaşmıyım? Boş işleri bırakın, o sizin dediğiniz Beyaz Toros'lar döneminde idi, şimdi Kürt'ler haklarını Türk'lerden daha iyi arıyorlar.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle