• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Kültür Dertleşmesi

22 Temmuz 2026
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Kültür Dertleşmesi

Yaşar Değirmenci

Kendi kültür ve değerlerimizden mahrumiyet/yoksunluk bizi “Demokrasi Şehidi” dedirtecek hâle getirdi. Kendi kavramlarımızla, kutsallarımızla, kültürümüzden kopukluk bizi başkasının ağzıyla yiyen durumuna düşürdü. 15 Temmuz şehitlerimiz Batı Trakya’da Gümülcine Başkonsolosluğunda düzenlenen programda devleti temsil eden Başkonsolos; 15 Temmuz zaferini Mustafa Kemal’in askerlerine mâl ediyor. Darbecilerin karşısına dikilen, milleti meydanlara davet ederek vatanına, devletine sahip çıkan Başkomutan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adı bile anılmıyor.


Darbeyi canlarını ortaya koyarak durduran şehit, gazi ve kahramanlarımızdan söz edilmiyor. Milletin ruhunu yok sayan, milletin tarihe geçen destanını yok sayan bu yapıyla mücadele ve mücahedeyi ihmal edemeyiz. Bütün şer ittifakına tarihi bir ders veren bu milletin değerleri hep canlı tutulmalıdır. 

Çağlar üstü hakikat şudur: kendi değerleri olanın hayatiyeti olur; değerlerine sahip olmak, hayatiyetin şartıdır. Bir sürü şey öğrenmişsin, birçok marifetin var, ama değerlerin yok ise; bu hayatı doğru dürüst yaşayamazsın, yorumlayamazsın, mutlu ve dengeli olamazsın. Öğrendiklerin ve becerilerin sırtında bir ifrat ve tefrit kamburu gibi durur, kendini bile tanıyamazsın.


 

Millî manevi değerlerini yaşamak; var oluş hakikatinin kalbidir. Var oluşunu gerçekleştirmeyenin cebindeki para, elindeki güç, hafızasındaki bilgi, üstündeki kimlik bir anlam ifade etmez. Kendi değerlerimizde bir kopuş varsa kültür emperyalizmi bizi bitirmişse dengemizde sıkıntılar var ise; kalbimizde rahatsızlık var demektir. Var oluş hakikatimiz, insanlığımız kayba uğramış demektir.



İnsanlığımız kayba uğramışsa, “İnsan için” olan hiçbir değer yerli yerine oturtulamaz; bütün değerler problemli hâle gelir, hatta problem hâlini alır. Düşünmeden yaşama mecburiyeti, inandığını yaşamayı da imkânsızlaştırır. Düşüncesizliğin, darlık ve bencillik getirmesi, ifratlara ve tefritlere yöneltmesi kavgaya şiddete yol açması doğaldır. İnsanın, insan ruhunun, beslenmeye ihtiyacı var. Hayatımızda düşünceye, duyguya, sorumluluğa, sevgiye saygıya, itidale, insafa vicdana utanmaya daha çok yer olmalı.  Kültürel ve fikrî hayatımızın bir kısır döngü içine girdiğini görmeliyiz, mutlaka görmeliyiz.


 

Genel ve ortak doğruların özetini bilmeyen yok. Her vesileyle her yerde hem de tekraren öğretiliyor. Fakat hayatın gerçek akışında o doğruların uygulandığını ve yaşandığını göremiyorsunuz. Her insan bir hayat görüşüne sahip olmak, o hayat görüşüne mesnet teşkil eden bazı değer ölçülerine inanmak meselesiyle karşı karşıyadır. Fıtrat ve hayat, bunu sizin önünüze koyar. 


 


Sevgiyi tanıyan ve yaşayan insanların yüreğindeki aydınlık, onların bütün münasebetlerine akseder. Sevgiyi yaşayan insanların, sokakları, mahalleleri, şehirleri, vatanları, dünyaları farklıdır. Bu dünyaya gönül gözüyle bakabilenler, orada ne kadar sevginin var olduğunu anlayabilirler. Peygamberimizin “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” sözünü hiç düşündük mü? Bu sevginin tezahürü, tecellisi toplum hayatına yansımalı.  Sokaklarda olmayan vatan ufuklarında görülmeyen, dünyanın ahvalinde bulunmayan; aslen evlerin içinde de yoktur. Varmış intibaını veren şey, bencilliktir, biraz teselli biraz da kendi kendini aldatış gayretidir. 


 

Bilgiye, sevgiye, inanca incelikle, ahlaka, sorumluluğa, hayatımızda yer verirsek; millî-manevî heyecan ve yardımlaşmalarla, bütünlük şuuruyla huzur bulabiliriz. Düşünceyle, hassasiyetlerimizle, hilkatteki sebebi, vuslattaki gayeye bağlayan bir “ebediyet yolculuğu” halinde yaşamamızla mutlu olabiliriz. Çözüm işte buradadır. İnsanın ve hayatın bütünüyle ilgili her fikrî izahın varacağı yer burasıdır. 

Bir şeyi layık olduğu yere koymamak, zulmün tarifidir. Biz kendi kendimize zulmediyoruz. Bunun içindir ki, bilgilerimizin de sevgilerimizin de gözleri yaşlı.


 

Değişim bir hayat gerçeği. Zamanla çok şey değişiyor. Oturduğumuz evler, kullandığımız araçlar, aletler, eşyalar, çalışma ve geçim şartları, üretim-tüketim biçimleri, şehirler, ilişkiler, alışkanlıklar, anlayışlar, birçok şey. Çocuklar büyüyor, gençler olgunlaşıyor, yetişkinler yaşlanıyor. Yaşadığımız günleri yılları unutamayız, silip atamayız. Her gün sıfırdan başlayamayız. Birçok şey değişiyor ama, bazı şeyler de içimizde yahut dışımızda, görünür yahut görünmez biçimde devam ediyor. Bize düşen, değişimleri doğru değerlendirmek ve mümkün olduğu kadar doğru yönlendirmek.



Başka bir ifadeyle, olumlu gelişme (tekâmül) yolunda yürüyerek değişmek bizim görevimiz olmalı.

Kavramlar üzerinde uzlaşıp, kimin ne demek istediğini anlamayı mümkün kılacak bir ortak düşünce (kavramlar) dili oluşturamadık. Birbirimizi doğru dürüst dinlemedik bile. İşte böyle bir fikir hayatı yoksulluğu içinde değiştik, daha doğrusu savrulduk.

Doğru ve itidalli eleştiriler yapılamayınca, özeleştiri lüzumu da hissedilmez. Özeleştiri olmayınca, kendini yenileme kapıları da kapanır. Bunlar hep karşılıklı negatif etkileşimler halinde yürür ve olumlu/pozitif etkileşimler hiç yaşanamaz. 

Dengeli ve ölçülü değişimi, düşünerek sevgiyle yaşayıp gelişmeyi gerçekleştiremedik. Meseleleri çözmeye çalışırken yeni meseleler oluşturduk. Bir tarafı yaparken bir tarafı yıktık. Toplumsal planda insanlığımızın azaldığını bile fark edemedik. Modernitenin zaten var olan ve varlığını sürdürecek olan problemlerini boş yere ve çok ağır biçimde derinleştirdik.


 

Kendi değerlerimizle, kültürümüzle bir kopukluk varsa; yaşadığınız hayat, temel ölçülerin gösterdiği hayat olmaz. İnanışlarınız hayata geçmez, hayatınıza yön veremez. İnandığımız gibi yaşamayınca yaşadığımız gibi inanmaya başlarız.

Doğru olan, İslam’ı hayatın içinde yaşamaktır. Düşünerek, duyarak, bütünlük şuuruyla yaşamaktır. İçiyle dışıyla, kalbiyle aklıyla, maddeyle manayla; su içer gibi, nefes alır gibi, yürür gibi, suyun akışı gibi bir tabiilik ile tekâmül ederek yaşamaktır.

Her zaman daha iyi daha güzel insan ve Müslüman olmak ideali içerimizde capcanlı durmalıdır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23