İslâm olmasaydı, biz olmazdık!
İslâm olmasaydı, biz olmazdık!
YAŞAR DEĞİRMENCİ
Türk, İslâm’ın düşmanı olmaz, olamaz! İslâm’ı asla aşağılamaz!
İslâm’ın bayraktarıdır çünkü. Ne zaman kendimize gelip özümüze döneceğiz?
Kendi tarihini bilmeyen, bilmediği bir tarafa kendi tarihinden nefret eden, ecdadına kin kusan, Selçuklu Osmanlı devamı bir Türk Devleti’nde yaşadığından habersiz bir nesil var. Bir yok oluş felâketi yaşadığımızın da farkında değiliz. Kendi değerlerimiz, bizi BİZ kılan millî manevi değerlerimiz tehlikeli görülüyor. İslâm ayaklar altına alınıyor. Hem de İslâm’ın bin yıl bayraktarlığını yapan bu ülkede.
Bu ülkeyi var eden bütün dinamikler devlet tarafından dinamitlendi, dinamitleniyor. Bizim gibi milletin, ümmetin derdiyle dertli ve her zaman da uyarı görevini hep yapan münevverimiz, aydınımız entelektüelimiz Yusuf KAPLAN hocamızın ifadesiyle “Laikçi devletin, mankurtlaştırıcı eğitim sistemiyle, yoz ve yozlaştırıcı sanat dünyasıyla, metamorfoz yiyen, popüler kültürün insanı değersizleştiren, kimliksizliği, kişiliksizliği pekiştiren saldırısıyla toplumu var eden dinamikler dinamitleniyor ve toplum büyük bir çürümenin, çözülmenin eşiğine sürüklenerek yok oluyor.” Zaman zaman bizim hep yazdığımız söylediğimiz “Osmanlı bilinmeden tarih bilinmez. Yakın tarihte yapılan inkılapların katliamı, kültür ve medeniyetimizin bırakılıp ‘Batı Zulmünü Batı uygarlığı’ olarak gençliğe yutturulmasını da yazıyor hocamız.
“Osmanlı’nın yitirilmesi, tarihten silinmesi, yerine Osmanlı ruhunu devam ettiren bir zihniyetin değil de Türkiye’yi Batı’ya bağlayan, bağımlı kılan, bu toplumun İslâmî iddialarını yok sayan ve zamanla yok eden seküler / Batıcı bir zihniyetin yerleşmesi ve demir yumrukla, darbe üstüne darbe yaparak milleti her on yılda bir hizaya getirmesi, Türkiye’nin kendi kendini sömürgeleştirmesinin, Batılıların yapacağı yıkımı içeriden yapmaya çalışan güruh; bizim Osmanlı ruhu ve misyonuyla donanmamızı zorlaştırdı. Türkiye’de Osmanlı lanetlendi resmî tarih yazıcıları tarafından. Osmanlı Batılılar gibi tecavüz yapmadı, katliam yapmadı, soykırım yapmadı. Batıcı zihniyet, Osmanlı düşmanı, İslâm düşmanı nesiller kuşaklar yetiştirdi. Bu, toplumun intiharı demekti. Tam da dünyanın bize ihtiyaç duyduğu bir zaman diliminde biz yok oluyoruz, intihar ediyoruz.”
İngilizler; Osmanlı’yı yıkmada baş rol oynayıp Lozan anlaşmasıyla da yaptıklarını ‘Lozan Zaferi’ diye bize yutturdular. İçimizdeki Batı uşakları ve onlara uyan aydın geçinenlerle, Kemalizm’i putlaştırmayı yapanlarla mücadele ve mücahede ediyor, Balkanları ve Ortadoğu’yu kan gölü hâline getirdiklerini yazıyoruz. Yusuf KAPLAN hocamızın Balkan ziyaretini yaptıklarındaki tespitlerini de nakledeyim.
“Balkanlar sahipsiz! Bosna sahipsiz. Kosova, Makedonya, Arnavutluk sahipsiz.
Pamuk ipliğine bağlı her şey Balkanlarda. O yüzden Bosna patlamaya hazır bomba gibi. Sırplar, Türkiye’de konjonktürün değişmesini bekliyorlar gece gündüz. Boşnaklar, bizden daha fazla tutunuyorlar Osmanlı’ya. Biz Türkiye’de aşağılayaduralım, Bosna’da Osmanlı medeniyet mirası büyük şükranla ve minnetle anılıyor. Devlet katında böyle ama halk katında değil maalesef. Halk Titocu ve Batıcı! Aliya’dan bile nefret ediyor. Türkiye’deki Boşnaklar gibi!”
Biz nasıl bir cinayet işlediğimizi bile bilmiyoruz ülkemizde İslâm’ın önünü tıkayan, bizi Batıya köle yapan seküler eğitim sistemiyle. Türkiye’de laiklik, toplumun İslâm’la ilişkisini sıfırlaması için tepeden jakoben yöntemlerle dayatılan bir pranga.
Türkiye, bu epistemik kölelikten kurtulamadığı sürece tam bağımsızlığına kavuşamayacak.
Batılıların kölesi yapacaklar bu ülkeyi ve Batılı leş kargalarına teslim edecekler.
İslâmî kesimlerin ise darbecilere karşı koymak için tankların altına yatarak bir destan yazması bu ürpertici çatallanmayı, yarılmayı, kopuşu ve ülkeye kimin, nasıl sahip çıktığını ve çıkacağını gözler önüne seriyor. Toplum, konformizme ve oportünizme tapınır hâle getirildi. Atatürkçülük işin maskesi, kılıfı. Nasıl bazı dinciler (dindarlar değil, dini çıkarları için kullanan kişiler) Dini kullandılarsa, Kemalizm’in o dokunanın yandığı konfor alanına sığınarak, o konfor alanını kullanarak ülkenin altını oyuyorlar! Malum kanunla korunan, konfor alanı. Türkiye’de Kemalizm aleyhinde bir iki eleştiri yapın bakalım nefes aldırırlar mı? Onun için koruma kanunu kaldırılmalıdır. Atatürkçülük ve Kemalizm de putperestlik ve putçuluktan kurtarılmalıdır. Cehalet döneminin putperestliği devam ediyor, ettiriliyor.
Laiklik bu toplumun boynuna geçirilmiş bir prangadır! Laiklik de Kemalizm de…
Toplumun İslâmî ruh köklerini kuruttuğu, tarih bilincimizi ve medeniyet dinamiklerimizi yok etmekte silah gibi kullanıldığı için prangadır. İşte bu pranga vasıtasıyla fiilen işgal edemedikleri bu ülkenin çocuklarının zihinlerini zihnen işgal ederek, zihnen / epistemik olarak köleleştirerek bu toplumu var eden temelleri yok ediyorlar. Normale dönmenin yolu da kutsal hâle getirilen dokunulamayan laikliğin kaldırılmasıdır. Zaten bizimle ilgisi yoktu.
Her toplumun kendi inançları, kültürü, tarihi, medeniyet dinamikleri ekseninde bir eğitim sistemi vardır. Eğitim, bir medeniyet meselesidir. Çocuklarını kendi medeniyet dinamikleri üzerinden yetiştiremeyen ülkeler, sadece güçlü, gelişmiş ülkelere ve güçlere köle yetiştirirler. Kendi çocuklarınızı kendi medeniyetinizin sunduğu ruh ve temeller üzerinden inşa edemezseniz, ülkenizi de çocuklarınızı da savaşmadan kaybedersiniz. Fiilen işgal etmeye gerek duymadan zihnen işgal ederler! Ne Türklük kalır ne de Müslümanlık!
Varlık sebebi bilir İslâm’ı. Tarihi, bin yıllık dünya tarihini İslâm’ı gözü gibi koruduğu, kolladığı için yapabilmiştir. İslâm’ı terk eden Türkler Türklüklerini de kaybederler.
İslâm’a düşmanlık yapan hem karaktersiz ve alçaktır hem de satılık ve haindir. Çünkü biz millî mücadeleyi İslâm’la kazandık. Biz bu toprakları uğruna canımızı verdiğimiz, kanımızı döktüğümüz İslâm’la vatan yaptık, yurt yaptık! İslâm, bu ülkenin istiklal ve istikbalinin sigortasıdır. İslâm olmasaydı, biz olmazdık!