--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslâm bilinmeden olmaz!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
14

İslam’ın bütün esasları hayatla ilgilidir. Müslümanlıkta, din ve dünya ayrılığı, dünya – ahiret aykırılığı yoktur. Din ve devlet işlerinin ayrıldığını hep gündemde tutarak Dinimizi hayatın dışına çekme gayret ve dalaleti; İslam’ın görüşüne dünya-ahiret denge ve ahengine aykırıdır, İslam dışıdır. İslam Hak ve hakikat imanı; bireyin ve toplumun, sıhhati, hukuk, iktisat ve ahlak nizamı; sanat düzeni huzur ve beka duygusudur. İslam, hayatı bütünüyle içine alıyor; dünya ve ahirete ruh ve cesede fert ve cemiyete aynı önemi veriyor o bizim imkânsızın peşine düşmeye değil fakat bizde var olan kabiliyetlerden en güzel bir şekilde faydalanmaya ve gerçekte daha yüksek bir seviyeye ulaşma yollarına sevk ediyor. O yollar arasında İslâm, bir yol değil, tek yoldur. Hayat nizamı Kur’an Yolu! Onun esaslarını getiren zatta rehberlerden bir rehber değil, gerçek ve tek bir rehberdir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi vesellem. 

   Bu dine işine geldiği gibi değil, nâzil olduğu gibi inanan ilk Müslümanlar topluluğu, insanlığı gölgesi ve idaresi altında mesut etmeye, ilerletmeye dosdoğru yolu takip edip dünyayı imar ederek yeryüzünün bereketini artırmaya muktedirdi. Bu topluluk, insanlığın iyiliği için en hayırlı en çok çalışan kimselerdi.

Müslüman toplumlar bu ölçü/denge dışı görüş ve yaşayışlar yüzünden ciddi sarsıntılar geçirdi. Kişilik ve kimlik kaybına uğrar hale geldiler. Ahlaki davranış sadece iyi şartlarla sınırlı bir sorumluluk değil, her şartta yerine getirilmesi gereken bir hükümlülüktür.  Şartların değişmesiyle değişen bir davranış, ahlaki olma özelliğini kaybetmiştir. Mü’min deyince ilk akla gelen özellik ‘güvenilir olma ve güvenme’ özelliğidir. 

Müslümanlar artık her harekette ‘öncelikle kişisel çıkarlarının ne olacağını hesap etme’ hastalığına bulaşmışlardır. İlk bozulma Müslümanların dünya-ahiret dengesini kaybetmeleriyle başladı. Bunun diğer adı, dünyevileşme ve rahatına düşkün olmadır. Fedakârlık ve feragat gibi insanı ve İslami sıfat ve uygulamalar unutulmuş/unutturulmuş, ‘dünyevîleşme’ hastalığı bulaşıcı hastalık haline getirilmiştir. Bu hastalığa bulaşanlar, menfaattarının sadık kulu, daimi hizmetçisi ve bekçisidir. Hiç şüphesiz, onları böyle hareket ettiren, dünyaya karşı içlerinde besledikleri sevgidir.
   İslam, sonlu/geçici dünyanın, ebedî/sonsuzluk ufku olması gereken Müslümanın kalbine girmesini asla hoş görmez, müsaade etmez. Bu yüzdendir ki Müslüman, ahirete götürücü yegâne vasıta olduğu için dünyayı tamamen ihmal etmez/edemez. 

Üsveyi Hasene (Güzel Örnek) olan Peygamberimiz, bunu temsili olarak şöyle dile getirir: “Dünyada bir garip ya da bir yolcu gibi ol. Bütün kötülüklerin başı, dünya sevgisidir! Benden sonra, size dünya nimetlerinin ve ziynetlerinin açılıp onlara gönlünüzü kaptıracağınızdan korkuyorum! Hakkınızda darlık fitnesinden çok, bolluk fitnesinden endişe duymaktayım! Çünkü siz sıkıntıyla denendiniz, sabrettiniz. Hâlbuki dünya (nimetleri) gerçekten çekici ve tatlı/aldatıcıdır” buyurmuştur.  

Resulullah’ın şu duası bu açıdan önemlidir: ‘Ya Rab! Bizi en büyük derdi dünya olanlardan ve ondan başka bir şey bilmeyenlerden eyleme!’

Vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi heva ve heveslerine tâbi oluyorlar demektir. Allah’a teslim olmayanın teslim olacağı tek kapı, keyfi yargılarının ve içgüdülerinin oluşturduğu arzu ve istekleridir. 

İslam, insanı sadece Allah’ın kulu olarak görmek ister. Secde, teslimiyetin altına beden diliyle atılan imzadır. Rükû da Allah’tan başkasının huzurunda eğilmemektir. Dünya ve nimetleri, ona bu kutlu görevinde yardımcı olacaktır. Siz dünyayı esir alacaksınız, o sizi esir almayacak. Hem dünyayı başkalarına bırakmayacaksınız, hem de kendinizi dünyaya bırakmayacaksınız, hedefiniz dünya olmayacak, dünyayı bir araç olarak göreceksiniz.

Servet, iftihar için değil, imtihan içindir. Serveti iftihar gibi gören servete ait olur.  

Sizin kendi inancınız için ne dediğiniz değil, Allah’ın sizin inancınız için ne dediği önemlidir. İnancında eğrilik olan ve bunun farkında olan bir gün düzelebilir. İnancında eğrilik olan ve doğru inandığını zanneden asla düzelemez. Kur’an-ı Kerim hiçbir inancı ve mensuplarını sırf mensubiyetten dolayı ne toptan mahkûm eder ne de aklar. Allah’ın kendilerine, soylarından, boylarından, mensubiyetlerinden dolayı özel muamele edeceğini savunanlara itikatlarını mutlaka düzeltmelerini, bütün amellerin Allah ve Resulünün ölçülerine vurularak değerlendirileceğini unutmasınlar! Dini bilginin ve kültürün iki temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’in ve Sünnet-i seniyyenin yeterince bilinmemesi/yanlış bilinmesi bizleri kaliteli/olgun Mü’min olmaktan uzaklaştırmıştır. Peygamber Efendimiz: “Hiçbiriniz duyguları/his ve hevesleri benim getirdiğime uymadıkça olgun mü’min olamaz” buyurmuştur.

Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e göre Allah’a iman, O’nun indirdiği ilahi mesajların tamamına ve o mesajları gönderdiği Peygamberlerin tamamına iman etmeyi gerektirir. Parçalanan hakikat, hakikat olmaktan çıkar. Kim ilahi hakikatin bir kısmının üzerini örterse (işine geldiği gibi tevil ederse) bunun cezası dünya toplumları içerisinde aşağılanma, sömürülme ezilme, kişiliksiz ve kimliksiz hale gelmedir. Yaşanmayan, hayata nüfuz etmeyen, sosyal tezahür imkanlarından mahrum bırakılan her inanç zayıflar, solar, küllenir.

   Din, “Allah’ın dinidir.” Bir hayat nizamı içindir. Hukuki cihetiyle, ‘şeriat’, inanç sistemi cihetiyle ‘millet’ (‘İslam milleti’ olduğu gibi ‘küfür milleti’ de vardır.), topluluk cihetiyle de ‘ümmet’ kullanılır. Hakikate sırt dönmenin mazereti yoktur. Küfrün bahanesi geçersizdir. Dinimizi hayata sokmayan yapı, hayata müdahale ettirmeyen düşünce sakattır, kafasına göre bir inanış içindedir. “Elhamdülillah Müslümanım” sözleri de geçersizdir. 

İslam’ın asliyet dairesi değişmez. Asırlar geçse de binlerce yıl geçse de değişmez. Zaman üstüdür. Dinimiz, “hayat tarzı”mızda görülmelidir.

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hikmet Yılmaz

16 Ekim 2024 10:16

Emellerini aylık 20-30-40 bin lira alan danışmanlık kisvesindekler vermeli. Piyasaya çıkıp çeşitli alış veriş mağazalarındaki "faiş fiyatları" gözlediklerini gördünüz mü ? Eş, dost,akraba ile lallay lom ... Dertlerimizle dertlenin. Fasofiso konuları bırakın lütfen.

Mustafa Bayrak

14 Ekim 2024 01:18

Üstadım, akit gazetemizi çıktığı günden beri alıyorum. Makalelerinizi de devamlı okuyorum. Allah cc. sizden yarattıklarının adedince razı olsun. Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun. Selam ve dua ile.

İbrahim

13 Ekim 2024 21:38

Bu ülkede domuz at eşek katır eti ile döner köfte sucuk vs üretenler Müslüman değilmi herkes biliyor ki bu şahıslar müslüman gibi davranan alçaklar ama gavur dediğimiz şahıslar bunlardan daha dürüst daha ahlaklı çünkü dana eti diye asla bu tür etleri kullanmazlar

Kanber

13 Ekim 2024 16:10

Selamlar. Hocam Allah razı olsun. Ağzınıza dilinize sağlık. Allah'ım şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden, kötü insanların şerrinden, kabir azabından ve cehennemin azabında korusun bizi. Salih kullarından eylesin.

Durmus

13 Ekim 2024 12:28

Araplar biliyorda neye yarıyor. Pisliğin, çamurun içinde debeleniyorlar. Allah yağmur bile yagdirmiyor. Cehennemi bu dünyada yaşıyorlar. Türkler müslümanlıkla arasına mesafe koymuştur. Arabin geleneklerini din anlayışını redetmistir. İslam'ın şartını tam olarak uygulayanların oranı Türkiye'de yüzde 1 den düşüktür. Buda cok iyi birşeydir. İslam'dan insanlar ne kadar uzak olursa o kadar mutlu, huzurlu olurlar.

Doğrusu...

13 Ekim 2024 19:26

Şükürler olsun ki, Türkler'in %99'u müslümandır ve İslâm'a hizmete kıyâmete kadar devâm edecektir. Bu millet 1000 senedir İslâm'ın bayraktârıdır ve hâlâ o alemin yıldızdır...Sûyi misâl (kötü örnek), misâl teşkil etmez!...Ebedî huzûr ancak ve sırf İslâm'dadır!...

Merhaba

14 Ekim 2024 07:26

Mutlaka, emînim şu sözlerinin arkasından '"Elhamdülillah müslümanım" da dersin. Ama unutma İslâm'a Arab'ın dîni diyerek İslâm dairesinden, İslâm'dan çıkmış durumdasın. İslâm'a aleni saldıramıyorlar, Arabın dîni diyerek, şeriat düşmanlığı yaparak kendilerini kamufle etmeye çalışıyorlar. Hemen de arkasından "Elhamdülillah ben de Müslümanım" demeyide unutmuyorlar

Hikmet Yılmaz

13 Ekim 2024 10:40

EYT hakkında ne düşünüyorsunuz ? Derdiniz ve derdimiz ülkemizin geleceği olan sıkıntılara parmak basmak olmalı. Eğitimdeki sıkıntılılarımız,Tarım kredi kooperatifi mağazalarının başarılı olmayan yöneticileri vs. vs. konular sizi hiç ilgilendirmez mi ? Lütfen,okuyucuyu gıdıklamayı bırakın. Dertlerimizle dertlenin sıkıntılarımızı nasıl gideririz ona kafa yorun.

Abdulla

13 Ekim 2024 10:11

İslamı kendi öğrenenler dinden çıkar, mutlaka bir hocadan öğrenmek gerekir. Kuran'daki mantıkla çelişen şeyler şeytanın tuzağıdır, mantıkla tam teslimiyet olmaz, cehenneme götürür.

Apo

13 Ekim 2024 11:43

İlla aklımı ve mantığımı hocaya teslim edeceğim diyorsun yani.

Apo

13 Ekim 2024 15:42

İslamı kendin öğrenmeyeceksin,yüce yaradanın kitabından öğreneceksin gerisi faso fiso.

Dağılın

13 Ekim 2024 06:53

"Bu Kur'an şehirlerin anası Mekke'de ve etrafında oturanları uyarman için sana indirdiğimiz mübarek, kendinden önce indirilmiş olanları doğrulayıcı bir Kitap'tır. Ahirete inananlar buna inanırlar ve onlar namazlarına devam ederler." (En'am süresi 92. Ayet) Yani Türkiye ile bir ilgisi yok. O yüzden dert etmenize de gerek yok.

İlgisi var olmazmı

13 Ekim 2024 19:29

Yalnız türklerin müslümanlarıyla ilgisi var, gavurlsrıyla yani kafirleriyle değil, onların ditekt gideceğini mücdeliyor, bazen onları szabımla korkut derken, bazen de onlara azabımı mücdele: der.

Metin

13 Ekim 2024 21:44

Zaten insanlık sadece bir erkek ve bir kadından bu zamana ulaşamaz tamamen uydurma

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle