--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanlığın gidişatından her Müslüman sorumludur!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

İnsanlığın gidişatından her Müslüman sorumludur!

YAŞAR DEĞİRMENCİ

Bugünkü yazımda notlarımı paylaşmak istiyorum. Genelde davet/çağrı yapılmadığı, yapanlar usulünce yapmadığı, “davet yapma sorumluluğu taşıyanlar” sorumluluktan kaçtığı için notlarımdan “Davet/Çağrı” ile ilgili olanlardan Nasıl Bir Davet? Diyerek başlıyorum. 

Davet şart mıdır? Eğer inandığınız değerlerin insanlığın değişmez değerleri olduğunu, bu değerlere bağlılığın insanı iki dünya mutluluğuna götürdüğünü, yeryüzünde hayatın yeniden inşasını sağlayacak insanın ancak vahiy tarafından inşa edileceğini biliyor ve buna inanıyorsanız, davet şarttır. Bunlara inanmıyorsanız, zaten sizin davetçi olmanız söz konusu değildir. Çünkü, kendiniz davete muhtaçsınız. Ama hem bütün bunlara inanıp hem de davet etmiyorsanız, siz dünyanın en bencil, en kıskanç, en muhtekir ve muhteris insansınız. Çünkü mutlak güzelliği paylaşamıyorsunuz. Ortak doğruları kıskanıyorsunuz. 

Mutlak güzellik paylaşıldıkça artar. Ortak doğrular yaygınlaştıkça hayat daha bir güzelleşir. Bu gerçeği bilen biri, onları paylaşmadan nasıl durabilir ki? Üç şeyi sevmeyen gerçek davetçi olamaz: 

1) Adına davet ettiği Allah’ı 

2) Kendisine davet ettiği hakikati. 

3) Mutluluğunu paylaştığı insanı. 

Bu üç şeyi seven ise davet etmeden duramaz. Çünkü Allah’ı seven insanı sever, insanı seven ona hakkı ve hakikati tavsiye eder. Eğer bütün peygamberleri ortak bir mesleğe nispet etmek caiz olsaydı, bunun adı “davet mesleği” olurdu. Bu sebeple her davetçi, peygamberlerin oluşturduğu insanlıkla yaşıt zincire eklenmiş mütevazi bir halka olduğunu düşünmelidir. Bilmek insana, sadece bildiklerini yaşama sorumluluğunu yüklemez. Aynı zamanda bildiklerini taşıma sorumluluğunu da yükler. Vacip olan bir bilgiye ulaşmak da vaciptir. Bazı araçlar olmadan ona ulaşılamıyorsa, bu kez o araçları elde etmek vacip olur. Diyelim ki bilgiyi elde ettiniz, bu sefer o bilgiyi, ondan mahrum olanlara ulaştırmak vacip olur. İlim durdurmaz. Eğer bir bilgi sahibini “Beni muhtaç olanlara ulaştır” diye rahatsız etmiyorsa ya bilenin içi boştur ya da bilinen muhtevadan/içerikten yoksundur. 

Davet bir tür tekliftir. Teklif muhataba farklı usullerle iletileceği gibi, davet de muhataba farklı usullerle iletilebilir. Çünkü davet her zaman, mekân ve insan için geçerlidir. Fakat her zamana ve mekâna uygun usuller farklı olabilir. 

Zamanla ve mekânla değişmeyen üç unsur davetçinin uyması gereken şu üç talimattır: 1) Temsil et: Davet edenle davet ettiği hakikat arasında bir özdeşlik değilse de bir irtibat bulunmalıdır. Davet eden eğer davet ettiği hakikatle uyumsuzluk arz ediyorsa, davet meşru olsa da etkisi sıfır olur. İşte davetçiyle davet ettiği hakikat arasındaki bu uyuma temsil yeteneği adı verilir. Önce temsil et, sonra davet et. Zaten her temsil kendi başına bir “hal daveti”dir. 

2) Tebliğ et: Temsil ettiğini düşünelim. “Ben temsil ediyorum ya, bu yetmez mi?” deme. Yetmez. Yetseydi, “iyiliği özendirmek kötülükten sakındırmak” ayrı bir vecibe olmazdı. Kur’an-ı Kerim’de bir kötülükten kaçınmak ayrı bir emir, ondan gücü yettiği kadar başkalarını sakındırmak daha başka bir emirdir. Bunun gibi, iman etmek ayrı bir sorumluluk, imanı ondan mahrum olanlara taşımak ayrı bir sorumluluktur. Küfürden uzak durmak, kişiyi başkalarının içine düştüğü küfür bataklığına lakayt kalmanın vebalinden kurtarmaz. 

3) Teşvik et: İşte tam bu noktada üçüncü madde gündeme girer. “Tebliğ ettim, benden vebal gitti” deme. Hakka, doğruya, hayra, güzele, yararlıya teşvik et. Hakkın galip gelmesi için var gücünü ortaya koy. İyinin artması için çalış. Hayırda öne geçmek için yarış. Hak, doğru, hayır, güzel, yararlı için bir bedel ödenecekse, bu bedeli onların değerini henüz bilmeyenlere ödetmek yerine sen öde. Onlara ödetmeye kalkmak zulme dönüşebilir. 

Tabii bütün bu sorumlulukların idrakinde olmanın en önemli şartı; şahsiyetli mümin olmaktır. Her davetçi de şahsiyetli/kişilikli bir mümin olma şartını taşımalıdır.

Allah’a karşı savaş açanlar, tanrılıklarını ilan etme safhasına gelmişlerse, cami duvarına işemeyi marifet bilmeye başlamışlarsa, ben bundan ecellerine doğru yol aldıkları sonucunu çıkarırım. Allah’ın düşmanlarıyla baş edeceğine imanım tamdır. Çünkü Allah büyüktür; güç ve kudret sahibidir. Ona savaş açanlarsa zavallı birer ölümlüden başkası değildirler. 

İnsanın önce şu soruyu kendisine sorması gerekiyor: 

“Ben çözümün bir parçası mıyım, yoksa sorunun bir parçası mıyım?” sorduğu bu soruyu dürüstçe cevapladıktan sonra içinde bulunduğu yapıyı sorgulaması gerekiyor. “Benim cemaatim ümmetin sorunlarının çözülmesinde sorunun bir parçası mı, çözümün bir parçası mı?” diye. Bundan sonrası kolay. Bu bilinç meselesidir. Şahsiyet bilinci, önce “ben idraki” yani kendi olabilme, kendi kalabilme, kendini gerçekleştirme, kendi başına var olabilme direnci ile başlar. Kulluk sorumluluğunun farkına varmış, Müslüman şahsiyet olabilmişse, kesinlikle çözümün bir parçası olacaktır. İnsan kumaşının kalitesini artırıp sorumluluğun bilincine varmasını sağlamak. İnsanlara sorun: “Sen kendini ne sanıyorsun?” diye. Bilmem kaç milyardan biri demeye gelen düz, kimliksiz, kişiliksiz bir birey mi, yoksa kimliğini, kişiliğini bulmuş bir şahsiyet mi? Kendisini ne sandığını hatırlatacaksın, ne sanması gerektiğini öğreteceksin. Bunu yapabildiğimiz oranda başarır, yapamadığımız oranda da kaybederiz ve hatta başkaları tarafından kullanılırız. “Elimi uzatabileceğim halde uzatamadığımdan dolayı ateşe yürüyen her bir insanın manevi katlinde benim de sorumluluğum var.” diye düşünmeli her Müslüman. (Devam edeceğim İnşallah.)

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Şozofren

25 Haziran 2025 23:16

Beni dahil etme ..benim derdim çok kimsede beni ilgilendirmiyor afedersin herkes her boku bilecek sonra ben sorumlu olacam öyle yağma yok ...Gazze olur bak . ... digerlerini eşşekler ...... anladı...kusura bakma biraz argo oluyor amma anlayacağı dil bu ...kusura bakma kibar olamam....

Cemal

25 Haziran 2025 11:47

Önce memleketi hallet. Refaha çıkar. Kendine faydası olmayanın kimseye faydası olmaz.

Kusur Aynasından

25 Haziran 2025 11:20

İnşallah hakikat aynasına geçelim desek bunun hesabını kitabını yapsak yolun sonunda " Ben Nefsimi Temize Çıkaramam " ayeti gereğince yahut usulünce gözlerin,kulakların yahut tüm alemin şahitliğinden olsa gerek ki kalbin bir kuşun kanadının titremesi gibi nefsimi temize çıkaramam Ya Rabbi şuuru ile mütevaziliğin sırrına ermek.Belkide ışık sandığımız kusur aynasını ile hakikat aynası arasında ince çizgimiz edebince ölmeden önce sıratımız olmalı düşüncesi ile.Asıl mesele ise ebedi hayat öncesinin dünya denen cennet ile gışave edilmiş ki insan nasıl "Beas" olur ? Nasıl uyanır ki? Esasen bu beas sırrınca yani uyanmada Allah ve Meleklerinin salatu selam ikramınca uyanan kullar olduğu gibi Şeytanında "Beas" ettiği kullar var ki yolun sonunda Ülaike diye iki topluluk Nar ve Nur diye dünya hayatı son bulur.Kısaca tebliğciler sizi nereye davet eder gibi bir soruyuda sorarak nereye Beas olunduğunada dikkat etmek gerekir.Saygılarımla

Nedim

25 Haziran 2025 10:39

Bir şartla Müslüman ama kime göre Müslüman sorunu vardır.Cunku Müslüman demek Adem as gibi Nuh as gibi İbrahim as gibi Musa as gibi İsa as gibi şirk ve küfür işlemeyenlerin ve işleyenlerle dindaşlik içinde olmayanların adıdır.Ve İslam Resulullah sav in getirdiği dinin adı olup aynen diğer peygamberler gibi şirke ve küfre kâfire gavurluga geçit vermemenin adıdır.Peygamber sav daha hayattayken Tevbe 65-66 da imandan sonra küfre girenlerin olduğu ve Ebu Bekir ra hilafeti döneminde tevbe 103 ayetinde geçen,"zekatlarinizi peygamber e verseydiniz" ifadesini yanlış anlayıp vefatla beraber zekâtın verileceği peygamber olmadığına göre bu hüküm kalkmıştır diyerek murted olanlar küfre girenler ve Ahmet b Hanbel in döneminde Kur'an mahluktur küfrün u işleyenler ve son olarak ta Selçuklu Nizamulk ün imam Gazali yi vazifelendirip İslam iddiası taşıyan şahadet te bulunan ibadet eden açıkça inkâr ediyoruz demeyen fakat üç noktadan küfre girenler vb örneklerden anlaşılan müslüman iddiası taşıyanların gerçekten müslüman olabilmeleri için Adem as gibi Muhammed as gibi şirkten küfürden beri oldukları gibi olanlara müslüman deniyor.Mesala Osmanlı sonrası İslam dünyasında emperyal plan dahilinde İslâm akidesi yani adem as ve Muhammed as akidesi yani her türlü şirke küfre geçit vermeyen inanç sistemi yerine aynen ehlikitap gibi aynen Yahudiler gibi aynen hristiyanlar gibi şirk ve küfür işleyen ve işleyenleri dindaş kabul eden bazı ibadetleri yaptıkları için kendilerini hakta zannedenler dolusmus İslam dünyasında ne yazık ki..Nisa 115 ve Tevbe 100 vb ayetlerle herkes kendini test etmesi gerekmektedir İtikad inanç noktasında peygamber ve ashab gibi yüzde yüz aynı mı değil mi ye bakmalıdır.yuzde 99,9 aynı olup 0,1 değilse müslüman vasfını kaybedip gavurlaşiyor aynı ehlikitap örneği gibi..veya amelî fıkhi konularda yüzde yüz aynı olması akaid konularında da yüzde yüz değilse yine müslüman vasfını kazanamıyor.Dort mezhep imamları peygamber ve ashab in amelî fıkhi uygulamalarınin taşıyıcıları olmuşlar ve ümmet için büyük bir nimet..Fakat peygamber ve ashab in akidesi itikadı inancı noktası da taşıyıcı âlimler terorize edilerek yerine Yunus Emre Mevlana Ibn Arabi vb filozof sufi ler rol model oluşturulmuştur.Zaten Osmanlı sonrası İslam dünyası nin durumu da ortada.. Allah'a ait vasıfları Yasama ve yargı gücü nün Allah cc elinden ukdesinden hakimiyetinden alınıp kişilere kurumlara veren emperyalist kâfirlerin sistemleri İslam dünyası ni cahiliyye ye döndürdü Ebu cehiller in sistemine

Hikmet Yılmaz

25 Haziran 2025 10:01

SORUMLU OLABİLİRSİNİZ. BİR MÜSLÜMAN OLARAK BUNU KABUL ETMİYORUM SİZİ KINIYORUM.. 'SAKAL BEDELİ' OLARAK ABD'YE TRİLYON DOLAR VEREN SATILMIŞ, SUUD KRALLARININ VE DİĞER KRALLAR ÜZERLERİNDE ALLAH'IN GAZABI OLUR İNŞALLAH.

Vay vay

25 Haziran 2025 08:59

Müslümanlık mi kalmış sayın yazar...615 gündür gazzede çocuklar açlıktan, soğuktan donarak ölürken, hamile kadınlar ölürken, Müslüman kadınlara igrenclikler yapılırken muslumanlar nerede..Bütün Müslüman ülkeler ve liderleri israilden acayip korkuyor çünkü bu liderlerin hepsi koltuklarını koruma ve saltanatlarini sürdürme derdinde..2 milyarlık islam dünyası israil karşısında acizlik ve çürümüşluk içinde...EBU HANİFE: BIR YERDE BİR INSAN ACLIKTAN ÖLÜYORSA ORAYA ULAŞMA İMKANI OLAN HERKES SORUMLUDUR...

Yasemin

25 Haziran 2025 08:10

Anaokulundan üniversitenin son kademesine kadar uygulamalı Din Eğitimi dersi konulsun ana okulundan üniversitenin en son kademesine kadar sınav soruları çoğunluğu Uygulamalı Din Eğitiminden sorulsun istiyoruz TALEP ediyoruz ARZ EDİLSİN DEVLETİMİZDEN bekliyoruz cumartesi yahudinin pazar hıristiyanlığın dini tatil gününü vermişler İslamiyet'in dini tatil gününü YASAKLANMIŞ Perşembe Cumayı istiyorum Dilimizi istiyorum Dilimizi değiştirdiler geçmişle bağımızı koparttılar geleceği kendileri projelendirmek için İSLAMİYET'LE uğraşır Cumhuriyet ile alınan değerlerimiz iade EDİLSİN DEVLETİMİZDEN bekliyoruz

Viy viy

25 Haziran 2025 09:48

Günümüz Türkçesinin neyini beğenmiyorsunuz acaba...Türkçe ile sıkıntınız ne...sizin derdiniz Türkçe değil, alfabe...

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle