--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanımızı sanal dünyanın hâkimiyetinden kurtaralım! Dini tebliğ görevini hakkını vererek yapalım

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
19

 

İnsan her geçen gün bunalıma sürükleniyor. Allah Teala ile insanın aklı ve kalbi arasına gittikçe büyüyen engeller konuyor. Yiyeceklerimizde tabiilik (organiklik) kalmadığı gibi, düşüncelerimizde de kutsala dayanan bir kısım bile kalmadı. Gıdalarımız gibi, düşünme melekemizin de genetiğiyle oynandı. Aklı gitgide yapaylaşan, kalbi gitgide sanallaşan zavallı modern insanın, gerçeklikle ve hakikatle bağı zayıfladı; sanal âlemle uğraşmaktan, metafizik âlemle ilgilenmeye ne vakti ne takati kaldı. Dijital dünyanın ürettiği sanallığın en büyük marifeti, gerçekliği unutturmaktır. Din ise, hakikatlerin özü olan ve en büyük hakikat olan Mutlak Yaratıcı fikri üzerine kurulduğu için, sanal dünyanın en büyük darbesi; din, yani Allah inancı üzerinde oldu. Yapay zekâ denen şey ile uğraşılıyor, hayatımıza sokmaya çalışılıyor. Fıtrattan/yaradılıştan insanımızı uzaklaştırmak için her şey yapılıyor. Bu sayede insan; okumayan, düşünmeyen, hissetmeyen, bakıp görmeyen, duyup işitmeyen, duyarlılıkları kaybolup robotlaştırılıyor. Sonuç: Allah’a kul olmaktan uzaklaştırmak, nefsinin arzu ve isteklerinin emrine girerek şeytana kul olmak. Bir nevi onun kulu ve kölesi olacak. O ne derse onu yapacak. Dünyanın akışı maalesef o yöne doğru. Bu akışı, çocuklarımız üzerinden görebiliyoruz. O halde ne yapmalı? Ne yapmalı ki, sanal dünyaya kendini kaptırıp hakikati tamamen yitirmesin insanlık? Artık dijital dünyadan bağımsız yaşayamayacağımıza göre; o dünyada dinin güzel bir şekilde anlatılmasını yaygınlaştırmaya ihtiyaç var. Buna “sanal dünyayı dindarlaştırmak” diyebiliriz. Dijital çağda hayatın nabzı sanal dünyada attığına göre, o dünyayı iyileştirmek, o dünyada iyi içerikler üretmek, her iyi insanın birincil görevidir. İnsan, mutlu olmak için kutsal ile barışık olmalıdır. Zira kutsal ile barışık olan insan, daha huzurlu ve daha dengelidir. Çünkü insanın sorabileceği en büyük soru olan “Ben kimim? Nereden geliyor, nereye gidiyorum?” sorusunun cevabını öyle veya böyle “kutsal” ile irtibatlı bir şekilde cevaplayanlar, aklen ve kalben bir rahatlama ve tatmin hissedeceklerdir. Bu soruyu “tesadüf” ile açıklayan veya “sanki sormuyormuş gibi” yapıp bilinçaltlarında cevapsız bir muamma olarak bırakanlar, hayatları boyunca bu muammanın ağır yükünü çekmekte zorlanacaklardır. Sekülerliğin geçici cazibeleriyle efsunlanan insanın “Sonsuz” ve “Aşkın” olan ile bağı zayıfladıkça tatminsizliği artacaktır. Bunu da idealist gönüllü, “Allah Rızası’nı gaye edinmiş, temsil ve teslim özelliği taşıyan, dini hâliyle kaaliyle yaşayan/yaşatan Müslümanlar yapabilir. İslam davet dinidir denir. Yani her mümin, İslam’la kazandığı güzellikleri yaymak ve insanları buna çağırmakla yükümlüdür. Davetle ilgili Kur’an-ı Kerim’de bile pek çok kavramın/ıstılahın bulunması meselenin önemine işaret eder. Davet, tebliğ, irşat, inzar, emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker, tezkir gibi. Kişi kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek mümin olamaz anlamındaki hadisi şerifi duymayanımız yoktur. İşte Allah’a, Kitaba, İslam’a davet edebilmesi de aslında insanın kendisi için istediği Allah’ın rızasını, cenneti ve cehennemden kurtulmayı başkası için de istediğinin bir göstergesidir. Bugün davet yaptığını sanan bazı insanların nefret ettirici tavırları ve kötü temsilleri de insanları davetten uzaklaştırıyor olabilir. Alaka, davet, adam kazanmak, hidayetlerine vesile olmak sadece “Allah için ve Allah’ın yoluna (Vahye/Kur’an-ı Kerim’e, sünneti seniyye’ye) yapılır. Aidiyete/mensubiyete, kendi cemaatine, vakfına, derneğine, vs. değil. Zaten cemaate göre din olmaz. Kur’an-ı Kerim’e göre din olur. Siyasi görüşe, ideolojiye, kendi görüşüne göre din olmaz, Her kafaya göre, her düşünceye göre din olmaz. Her kafadan bir ses çıkar, din hayat tarzı olmaktan çıkar. Tartışılan, birbirinin yanlışını bulan, doğru ve hakikatten uzak felsefe tartışmaları hâline gelir. Dinimiz de “hikmet” vardır. Hizmet düşüncesinde olanlar; örnek olarak/yaşamalı/yaşatmalıdırlar. 

İslam’da yapılan her iyilik ve güzel davranış bir ibadettir. Bu yüzden, dini cemaatler ve tarikatlerin insanlara telkin ettiği dindarlık, şekli ve daraltılmış bir dindarlık çerçevesinin dışına çıkamadı. Hatta bazı cemaatlerde, sarık, sakal, cübbe ve diğer bazı şeyler dindarlığın sembolleri olarak görüldü. İslam mesajının yaşanması zor şekli dindarlığa büründürülmesi, birey bilincinin güç kazandığı günümüz modern toplumların nazarında bu mesajın önemini azalttı. Bu yüzden, İslam mesajının bireyin, toplumun, kamunun ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlanarak, İslâmî ruh ve manasından sıyrılan dinî hayatın şekilcilikten, şahsilikten kurtulup Peygamber Efendimizin “âlemlere rahmet” olarak gönderildiğini de unutmamak gerekir. Tebliğ faaliyetinde, kaynak, Alıcı ve İleti   kadar onun hangi yollarla iletileceği de son derece önemlidir. Eskilerin “Usülsüzlük vüsûlsüzlüktür, usul olmadan vusül olmaz” şeklinde deyimlerini de bu unutmayalım. İnsanoğlu, modernitenin ürettiği kurumların tezgâhlarından geçtikçe, onlara maruz kaldıkça ve modern yaşam tarzına yöneldikçe mutsuzluğu ve kaygıları artıyor. Demek ki, modernlik insana huzur veremiyor. Haz, Hırs ve hız odaklı hayat insan ruhuna iyi gelmiyor. Aslî görevimizi yerine getirelim. İlk adım da sanal, yapay/sunî hayattan fıtrî hayata dönmektir. Vakit kaybetmeden.

 

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nuh

23 Ağustos 2024 17:40

Hocam bu merkezi ezan ve vaaz sisteminden hemen vazgeçilmeli. Yoksa ortada ne din nede cemaat kalacak!!! Diyanet bu sistemden acilen vazgeçmeli, imamlar isini yapmalı.

nuh

23 Ağustos 2024 19:49

merkezi ezan zaten uygulanmıyor dostum hangi ülkede yaşıyorsun?

Hikmet Yılmaz

23 Ağustos 2024 14:24

Dini tebliği önce Suud'lar yerine getirsin. Teknoloji geliştirmeyen ülke her zaman sömürülür. Faso fiso konulsr ile okuyucuyu yoruyorsun.

hikmibey

23 Ağustos 2024 19:51

dini tebligi niye önce suudlar yerine getirsin.? sen ben biz insan degiliz de suudlar mı insan ve müslüman? bizim yükümlülügümüz ne?

Kanber

23 Ağustos 2024 13:38

Selamünaleyküm hocam Ağzınıza sağlık çok güzel izah etmişsiniz Allah hepinize şuur Onur ve kalbimize de Nur nasip eylesin

Okur

23 Ağustos 2024 12:34

İsveç'te ayı sayısı arttığı için beş yüz tanesini avlama (öldürme) kararı vermişler. Dünyada artık hiçbir şey Allah'ın istediği gibi gitmediğini görüyoruz.

Nuh

23 Ağustos 2024 17:42

Biz de köpek konusunda aynısını yapabiliriz. Çine ihraç edebiliriz köpekleri.

Ömer

23 Ağustos 2024 12:23

Sanal alemde yapılan saçmalıkların yüzbinlerce takipçisi olması acayip durum . Sanatçı müsveddesinin terini sildiği havluyu seyirciye atıp ( ki bu hakarettir ? Seyircinin havluyu almak için düştüğü zavallı durum gerçekten içler acısı bir durum . Daha niceleri var ki anlamak anlatmak mümkün değil .

ADSIZ

23 Ağustos 2024 11:43

Dini tebliğden önce doğruyu konuşmayı öğren sahte müslüman Nalıncının keseri gibi kendine yontuyorsun

Din

23 Ağustos 2024 11:17

İnsanları dine çağırmak için ortaya kuralları (Allahın kurallarını) koymak lazım. Rabbim kitabında asra göre düşünün diyorsa ona göre tefsir edip ona göre yorumlamak lazım. Hangi dini koyacaksın milletin önüne. MENZİLin anlattığını mı, Cüppelininki mi.? Bütün ilahiyatçılar kanlı bıçaklı. Biri diğerine kafir diyorsa hangi din. Tarikatlar ve bu korsan dinciler bu inancı mahvetti. İnancım şu ki bir plan dahilinde. Hiç birinizde çıkıp bunu diyemedi. Bu vebalde sizin olsun. Çünkü biz yani benim gibi düşünenler bunu çok dedi. Tarikatlar kapatılmalı derken bunu din kapatılmalı anlayan kafanın geldiği noktadır bu. Daha iyi günlerimiz bu günler. Yukarıda bizden görünüp bizden olmayan ve de Allahı sadece amaca giden yolda kullanan bir kafa varken ve bu toplum ona taparken zor . Bu köşelerde bunları yazarak bu toplum düzelmez.

Okur

23 Ağustos 2024 17:29

NATO üyesi olduğumuz sürece tarikatlardan korkmamak lazım. Tarikatlar Türkiye'ye zarar vermeye kalkarsa NATO'nun beşinci maddesi uyarınca Türkiye'ye her türlü yardımı yapacaklardır.

Teknoloji

23 Ağustos 2024 11:13

Yazarın teknolojiye düşman olması son derece normaldir. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay, sosyal medya ile gerçekler bir dokunuş uzaklıkta, başka ülkelerdeki yada toplumlardaki özgürlük ve yaşama koşullarını herkez görebiliyor.Bu da bu guruhun işine gelmez.

Din adami

23 Ağustos 2024 08:10

Allah insana akıl vermiş bunu da rahat yaşaması için kullanıyor. Telefon kullanıyormusun evinde elektronik ev aletleri var mi araba uçağa biniyormusun binlerce kilometre uzaktaki insanları bir tuşlar araya biliyormusun. Herseye karşısınız ama herseyi kullanıyorsunuz.

Abdullah

23 Ağustos 2024 07:54

Cübbe, sarık ve sakal olmadan islam olmaz. İslamın emri bunlar, kuranda yazıyor.

.....

23 Ağustos 2024 10:12

Sakal sünnet de, diğerleri hangi ayet ya da surede... 

Varsa yoksa sarık cüppe sakal

23 Ağustos 2024 12:20

Kur anda hırsızlık yolsuzluk, ahlaksızlık, zalimlik, de yazıyor Abdullah? Ne dersin Abdullah? Kıl tüy işlerle uğraşacağına asıl meseleye gel Abdullah!

AVIDILLA

23 Ağustos 2024 19:59

sen alay et bakalım o kıt beyninle. o yazdıklarının emir olmadıgını müsluman bilir. kafir alay eder. sür bakalm keyfini. hesabı olmayan hicbirseyin olmadigini yakinda bileceksin

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle