--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İçimizdeki ‘tefrika canavarı’nı âcilen durdurma zamanıdır!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

YAŞAR DEĞİRMENCİ

İçimizdeki ‘tefrika canavarı’nı âcilen durdurma zamanıdır!

İslam ümmeti olarak kâfirlerin tehdidi altındayız. Bir buçuk milyarlık ümmetin çocuklarının bu hâli bizi kendimize döndürmeyecekse daha neyi bekleyeceğiz. Gün, bütün atıfların İslam’a, Kur’an’a, Allah’a, Peygambere, Kâbe’ye yapılması günüdür. Bunlar bütün Müslümanlar olarak bizleri birleştiren esaslardır. Kendi temellerini dinamitleyenlerden olamayız biz.

Irkçılık belasından kurtulalım. “İslâm’sız Türkçülük, İslâm’sız Türkçülük” yerleştirilmeye çalışılıyor. Türk gibi, Türkçü gibi görünüp toplumu kışkırtanlara. Türklüğün; terörle desteklenen Kürt ırkçılığına, İran’ın Şii yayılmacılığına, Batılılaşma adı altındaki asimilasyona karşı muhafazasında Suriyeli misafirler yanımızda duruyorlar. Her Müslüman Türk değildir ama Türk, Müslümansa Türk’tür. Türk olduğunu iddia eden bir ateist, Şamanist vs. karşısında, Müslüman bir Suriyeli, tıpkı Müslüman bir Kürt gibi bize daha yakındır, çok daha fazla bize benzer, çok daha fazla bizdendir.

Vicdanınıza sorun: Türk olduğunu iddia eden, ateist, Şamanist ya da kalbi kararmış, kötülük hücrelerine işlemiş, zır cahil biriyle, dürüst ve Müslüman bir Suriyeliyi yan yana koysanız ve tercih yapmak zorunda olsanız hangisini seçerdiniz? Tercihte zorlanan varsa; Selçuklu’ya, Osmanlı’ya bakabilir. Suriyeli misafirlerimizle ilgili olarak ümmet bilinci, kardeşlik hukuku, ortak kültür, ortak tarih, ortak inanç gibi hususları hatırlatmaya bile gerek yok.


Bütün bunlara rağmen, kötülüğün algısı neden hakikati ve iyi olanı bastırıyor? Suriyeli misafirlerin muhafazası konusunda cemaatlerin, vakıfların, derneklerin, kanaat önderlerinin, matbuatımızın, edebiyatımızın, eli kalem tutanlarımızın neden ağzını bıçak açmıyor? O kadar imkâna, güce ve etkiye rağmen, meydan neden bir avuç ırkçıya, birkaç ajan-provokatöre bırakılıyor?

Sadece ümmet anlayışı, Müslümanların bir elin parmakları gibi birbirinin kardeşi olması hakikati bile harekete geçmeye yeterliyken, neden çıkıp cesaretle topluma telkinde bulunulmuyor, gerçekler anlatılmıyor? Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı bu meselede neden daha etkin olmuyor? Mesela siyasetçiler, bakanlar, milletvekilleri neden Suriyeli misafirler konusunda tek başına mücadele veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yük almıyor? Linçten mi korkuluyor? Sosyal medyadan gelecek küfürlerden mi çekiniliyor? Hani Allah yoluna, hakikat yoluna can feda idi. Bugün konforundan taviz vermeyenler, yarın canını verir mi?


Suriyeli misafirler bizim için büyük ve eşsiz imkân. En başta büyük Türkiye sofrasının bereketini artırıyorlar. Her misafir gibi, bir alırlarsa on bırakıyorlar. Allah bize onları misafir etmek ve korumak gibi gerçekten büyük bir rütbe bahşetmiş. Bu hakikati görmeyen ve gereğini yapmayan ziyan içindedir. Suriyeli misafirlere karşı toplumda gerilim bilinçli, planlı şekilde yükseltiliyor. Allah’a ve “bereket” kavramına inancı olan herkes, bu tehlikeyle mücadele etmek zorundadır. Peşin hükümleri, algı operasyonlarını, iftira ve yalanları bırakalım. Provokatörleri, Batı uşaklığı yapanların etkilerini defedelim.


Zihnimize kazımamız ve uykularımızı kaçırması gereken cümle şu olmalı: Türkler, bu topraklarda yaşayan insanlar ya İslâm’ın bayraktarı olacak ya da yok olacak Allah muhafaza! Ama bizi yok edemeyeceksiniz. Küllerimizden doğacağız; geleceğimizi kuracak öncü kuşakları, adam yetiştirecek adamları yetiştireceğiz ve zihnimize geçirilen pagan prangaları teker teker kıracağız, bütün insanlığın insanca dünyayı yine biz armağan edeceğiz insanlığa biiznillah…İçimizdeki ‘tefrika canavarı’nı âcilen durdurma zamanıdır! Allah ve Resulünün gösterdiği yolda yürüme zamanıdır. Haddi aşmama, Allah ve Resulüne dâvet zamanıdır.

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

İbrahim Atalay

12 Ekim 2025 20:51

Sn Değirmenci Hocam, halkı Müslüman olan bir ülkede ANAYASA MAHKEMESİNİN ZİNAYI suç olmaktan çıkarma görevi olabilir mi? Evli kadınların 6284 ve 175 ile mahkeme kararıyla süresiz nafakalı boşanıp FUHUŞ sektörüne geçmesi kabul edilebilir mi? Takriben 1990 tarihinden itibaren doğanların, özellikle de modern ailelerin çocuklarının biyilojik babalarının bilinmesi açısından DNA testi ile belirlenmesi gerek. Bu ülkeyi ZİNA batıracak gibi geliyor.

Kanber

12 Ekim 2025 16:15

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Çok önemli bir konuyu dile getirmişsiniz. Bir atasözümüzde der ki; Yiğit düştüğü yerden kalkar. Biz o noktalardan düştük bu hale. Efendilikten zillete düştük. Bu zilletten kurtulmak için belirttiğiniz hususlara yani Allah'ın ipine Kur'an'a ve sünnete sıkı sıkıya sarılmamız lazım.

M. Seyfeddin Ulucak

12 Ekim 2025 15:34

Bu dediklerin için önce Müslüman olmamız lazımdır ve şarttır!...

Hikmet Yılmaz

12 Ekim 2025 10:20

Tefrikan'ın başı hangi "maket ülke" olduğunu biliyorsunuz ama yazamıyorsunuz. 

Vay vay

12 Ekim 2025 09:14

Sayın yazar bir tehdit yok.. Kim tehdit bize..

Okey

12 Ekim 2025 06:38

Peki müslüman olduğunu iddia eden bir IŞİD Arap ile kendi halinde yaşayan topluma karşı sorumluluklarını yerine getiren, zararsız bir ataest Türk arasında kalsanız kimi tercih ederseniz.

Sizofren

12 Ekim 2025 06:26

Ümmet olarak kafirin tehdidi altındayız demişsin doğruda sen gazzedemisin.... anladın sen onu....

Şizofren

12 Ekim 2025 04:47

İlk cumleni okudum onada katılmıyorum...kafirin tehdidi altında değiliz ..nefis şetaninin fisildadiklarindan korkuyoruz hepsi o...nefsimiz olmuş ALLAH.....nasıl birşey koymuş o bile ALLAHİN BÜYÜKLÜĞÜNE BÜYÜK İŞARET NASİL SIĞDIRMIŞ DEGİL Mİ....biraz yular vursalım desek biryerden pırtlıyor kibir olarak yani en büyük şeytan alameti olarak karsımizda DUVAR.. aş aşabilirsen gizli açık... teşekkürler kal sağlıcakla.....

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle