--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hakkı duymayan sağır, hakkı görmeyen kör, hakkı konuşmayan dilsizdir

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
9

Hakkı duymayan sağır, hakkı görmeyen kör, hakkı konuşmayan dilsizdir

Yaşar Değirmenci

Teknolojik imkânlardaki hızlı gelişme ve bu gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkan dönüşüm sadece bireyi, toplumu, kültürü, alışkanlıkları değil dini, dinî hayatı, din anlatımlarını da büyük oranda etkiledi. Bilhassa bu değişim internetin bulunması ve yüzyılın son çeyreğinde toplumun bütün kesimler kullanılmaya başlamasıyla daha başka bir boyuta ulaştı. Zamanın ve mekânın değişimine açık olan “davet üslûbu”nu Şeriat’tan ayrılmayarak (Dinin sâbiteleri ile değişkenleri bilerek) çağın anlayışını İslâm’a tâbi kılmalıyız. 

Değişim; günümüzde bireysel ve toplumsal hayatımızı tamamen içine alan, alışkanlıklarımızı değiştiren, dünyanın işleyişini bile farklı bir çizgiye getiren bir hâl aldı. İnternet; yüzlerce yanlış bilgi ve o bilgiler ışığında inşa edilen algılar, hiçbir şeyin kendisi olmadığı, her şeyin abartıldığı, hakikat değil sanal bir dünya. İmaj, reklam ve propaganda dilinin hâkim olduğu bir dünyadayız. Biz Müslümanlar son iki asrın bütün değişimlerine hazırlıksız yakalandığımız gibi buna da hazırlıksız yakalandık. Dinin internet ortamına taşınması süreci nasıl olacaktı? Dinin hakikatleri, sanal bir âlemde nasıl ifade edilecekti? Her an internet ortamına aktarılan dinî bilgi nasıl denetlenecekti? İrşad, davet ve tebliğ dili imaj, reklam ve propaganda dili ile nasıl ifade edilecekti? Oyun, eğlence ve alay üzerine kurulan sosyal medya ortamlarında dinin hakikatleri anlatılabilecek miydi? Bütün bunlarla ilgili konuları derinden ele alan araştırmalarımız ve çalışmalarımız yeterli seviyede değil.

Bilişim teknolojileri vasıtasıyla genelleşen bu değişim ve dönüşüm, biz Müslümanları ve dinî hayatımızı iki yönden olumsuz etkiledi. İlk olarak; bilgi kaosu, yorum anarşisi ve fetva karmaşasına yol açtı. Bilgiye erişimi kolaylaştırdığı hâlde her türlü usûl ve metodolojiden yoksun olduğu için pek çok açıdan zararı faydasından çok oldu. İhtilaf ahlakından yoksun din tartışmalarının bu mecralarda boy göstermesi, bilhassa gençlikte ciddi kopuşlara sebebiyet verdi. İkinci olarak ise bu durum sadece Müslümanları değil, bütün insanların hayatında görsel idrakin hâkimiyetine/egemenliğine yol açtı.

Çağımızın can yakan hastalığı görsel idrak, daha çok insanoğlunun sadece gördüğüne sadece görüntüye sadece surete sadece şekle ve sadece imaja takılıp kalmasıdır. Bu anlamda görsel idrak eksik bir idraktir. Dijital devrimin bütün dünyayı bir ekran esaretine dönüştürmesi, yediden yetmişe herkesi küçük veya büyük bir ekranla muhatap kılması ve bilgiyi yönetilebilir olmaktan çıkarmasıyla görsel idrakin egemenliği, aklın idrakini zayıflatmaya, kalbin idrakini öldürmeye başladı. Görsel idrak; aklın idrakine tâbi olması gerekirken aklın idraki görsel idrake tâbi oldu. Böylece her şeyi âdeta fotoğraftan ibaret görmeye başlayan insan kendisiyle, ötekisiyle, varlıkla ilişkisini bir suret üzerinden kurmaya başladı. Dünya, sireti olmayan bir surete dönüştü, hakikati olmayan bir imaja evrildi, neticede sanal bir dünya kuruldu.

İdraki maddi idrak ve manevi idrak olarak anlamak da mümkündür. Maddi idrak daha çok nazari bilgilerle bir şeyi kavramaktır. Manevi idrak ise diri olan kalbin amelidir. Biz bu manevi idrak ile Allah’a, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman ediyoruz. Allah’ın ayetlerini, hikmetlerini ve yaratışını öğreniyoruz. 

Kur’an-ı Kerim; müminleri, sadece gözle görmeye değil imanla görmeye de davet etmekte, aklın ve kalbin birlikte hareket ettiği külli nazar ile meselelere yaklaşmaya çağırmakta, hatta külli nazar ile sorumlu tutmakta. Başka bir ifadeyle Kur’an, müminlerden hem hissî hem akli idrakin hem de maddi ve manevi idrakin külli idrak ile birlikte hareket etmesini istemekte.

“İyi ama, onlar hiç mi yeryüzünde gezip dolaşmazdılar? Bu sayede kendisiyle akledecekleri bir kalbe ya da işitecekleri bir kulağa sahip olsalardı ya! Ama şu da var ki; gözler kör olmaz, fakat asıl kör olan göğüslerdeki kalplerdir. Dolaşsalardı eğer, gördüklerini düşünecek akılları kalpleri olurdu, söylenenleri duyacak kulakları olurdu. Unutmayın, gözler görmemezlik, akıl ermemezlik etmez. Fakat göğüslerin içindeki kalpler, basîretler kör kesildiği için, keyfîliğe, taklide ve saplantıya dayalı olarak akıl kötüye kullanılmıştır. Gözlerin gördüğünden, muhakemeler, mukayeseler yaparak faydalanmaz.” (22 Hac 46) ve (7 A’râf 179) bakılabilir.

(Hakkı duymayan sağır, hakkı görmeyen kör, hakkı konuşmayan dilsizdir.)

Sadece ekran uygarlığının seyircisi olur, sadece suretin bakıcısı olur. Ne yazık ki insanın idrakini diri tutmanın oldukça zor olduğu bu tür zamanlarda insanın karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike bedenin ölümü değil idrakin ölümüdür. İdrak ölünce insan konuşur, düşünür, işitir ancak konuşması hikmet, bakışı ibret, düşüncesi hakikat olmaz.

İnsanımızı ekran işgalinden kurtarıp davet dilimizi, usûlümüzü, üslubumuzu esir almaktan kurtarmak için bir an evvel ilim, hikmet ve basirete dayalı bir davet usûlü geliştirmeliyiz.

(DİB eski reisi Prof. Mehmet Görmez in konuşmasından istifade edilmiştir)

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yolcu

20 Nisan 2025 21:22

Berhudar olunuz efendim. Mustefid olanların çoğalması dileğiyle. Selâm ve muhabbetle

Nedim

20 Nisan 2025 14:32

Osmanlı sonrası İslam dünyasında ve özellikle de hilafet merkezinde emperyalist ve siyonistler mümkünse insanları İslam'dan uzaklaştırmak ve bu mümkün olmuyorsa sahih İslam'dan uzaklaştırıp kendileri gibi hak ile batılın içiçe olacağı bir dindarlık planladılar.Aynen Yahudiler hristiyanlar da olduğu gibi hak ibadetler ve batıl yollarla kirletmek boşa çevirecek bir dindarlık..Resullerin As gönderiliş sebebi olan yalnızca Allah i ilah rab malik hâkim kılmak şirk ve küfür işlememek yani tevhid (Allah'a ait olanı başkasına vermemek merkeze Allah'ı dinî ni koymak şirk küfür işlememek ve işleyenleri dindaş muamelesi yapmamak) için gönderilmiştir.Gelgor ki Osmanlı sonrası İslam dünyasında şahadet ve la ilahe illallah sözünün yarısı olan Allah cc yasama ve yargı yegâne sahibi kılmak konusunda ne yazık ki emperyalist ler gibi yasama ve yargı gücü nu kişilere ve kurumlara verilerek Allah cc ilah rab hâkim vasıfları gasbedilmistir.İslam dünyasındaki insanlar bir an evvel sahabe gibi la ilahe illallah diyerek ilah rab hâkim vasfını Allah'a vermeli ve gasp edenlerle sahabe gibi mücadele etmelidir.Ve daha sonra bu şekilde yapılması gerekenler yapılınca insan yaşayacağı için devlette yaşayacak ve ileikelimetullah davası ile dünyayı CENNETE çevirecek ve o dava ile son nefesine kadar o davanın neferi olarak gerekirse Eyüp el Ensari ra gibi 92 yaşında bile olsa hak sahih yolda canını müslüman olarak vefat edecek

Kanber

20 Nisan 2025 14:29

Selamlar. Allah razı olsun hocam. Çok güzel yazmışsınız. Allah'ım müminleri, ümmeti Muhammed'i nefislerin şerrinden, şeytanın şerrinden, kötü insanların şerrinden, kabir azabından, cehennem azabından korusun. alkol, kumar, uyuşturucu, moda, modernizm, sosyal medya, sosyalizm, komünizm, kemalizm, deizim, feminizm gibi bağımlılıklardan kurtarsın. Bağımsızlaştırsın Rabb'im. Yani İslâm'la şereflendirsin. Amin

Senin gibiler gibi...

20 Nisan 2025 10:51

eninde sonunda sizde allahın huzurunda hesaba çekileceksiniz....

Reaya

20 Nisan 2025 10:20

خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟ Sayın yazar! Emekli,dul yetim, çalışan,asğari ücretli feryad ediyor,gençler uyuşturucu batağında,aile bitti, güçlü zayıfı eziyor,adalet talimatla otokrasiye emanet,millet cinnet halinde,cinayetler sınırsız,zina mebzul,rüşvet,riba ve sirkat meslek oldu,ekonomi çökmüş, israf had safhada,saraylarda debdebe,şatafat. fikir hürriyeti zincire vurulmuş, istibdat hükümfermâ.Mukaddesat takiyyeyle ikbale basamak.... İşte hakikati söylemeyen dilsiz,hakka riâyet etmeyen kezzap, sabır tavsiye edip çığlıkları duymayan sağır, adaleti te'sis etmeyen zalim,ahde vefa göstermeyen münafık,tevazudan yoksun müstekber... Budur memleketimin hali pür melali ...

Vehbi

20 Nisan 2025 10:11

Sayın yazar,hakkı duyar,görür bilir de hakkı konuşmaz,ülkücü havaları çalar.

Yorum

20 Nisan 2025 09:55

Mesela kadınların tek başına araç kullanmaları haram mı? hocam. Haramsa neden haram?

Yorumcuya

20 Nisan 2025 20:54

Namus,can,mal güvenliği varsa helal de senin derdin ne?Okur-yazar değimisin?Aç int.i sor sana cevap versin,terbiyesizlik yapma.

H.brbr

20 Nisan 2025 06:53

İstiade edilen zatı muhterem keşke icraatlarıylada samimi olabilseydi.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle