--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Günümüzü aydınlatan ayet ve hadisler

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
9

İçinde bulunduğumuz şartlar bir mü’min olarak üzerinde düşünmemizi gerekli kılıyor. Üzerine üşüştüğümüz dünyanın gerçek çehresini bize gösteriyor. Ne yazık ki bile bile bu kapana takılıp kalıyoruz. Önce âyetin mealini okuyalım. Sonra da âyetin anlattıklarını anlamaya çalışalım:

‘Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki bitirdiği bitki, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ama ahrette (böyle olmayacak) ya şiddetli, çetin bir azap veya Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metasından (aldatıcı ve geçici bir tatmin) vasıtasından başka bir şey değildir.’ (57 Hadid 20) 

Düşünelim, amel edelim.

Peygamber Efendimiz, yegâne hakikati kulaklarımıza haykırıyor. İnsan, esefle geçmişine yanacağı gün gelmeden onu dinlemeli, şeytana esir olmamalıdır. 

 “Vallahi sizin için fakirlikten korkmuyorum ama dünyanın size açılmasından endişeliyim. Sizden öncekilere açıldığı gibi; onların dünya üzerinden yarıştığı gibi sizin de yarışmanızdan ve onları dünyanın helak ettiği gibi sizi de helak etmesinden çekiniyorum.” Düşünelim, amel edelim.

Bir duasında da ‘Allahümme hasıbnîy hisaben yesîyra (Allah’ım hesabımı kolay eyle!) diye dua eder. Kıyamet gününün hesabına hazırlanan mü’min, dünyada da bir hesap şuuru ile yaşamalıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “De ki: Size tek bir öğüdüm var: İster başkalarıyla beraber ister yalnız başına iken, Allah’ın huzurunda bulunduğunuz gerçeğini asla unutmayın!” (34 Sebe 46) Düşünelim, amel edelim.

İnsanlar mala düşkünlükte birbirlerini geride bırakmayacak şekilde faydasız bir yarış içine girmektedirler. İnsanın bu yönünü Peygamberimiz: ‘Âdem oğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncüyü ister. İnsanoğlunun karnını (gözünü) ancak toprak doldurur’ buyurmaktadır. Düşünelim, amel edelim.

Ekonomik yarışların dünyayı nasıl Cehenneme çevirdiğini, her gün yaşadığımız olaylarla daha net görüyoruz. Ortalık kan, şiddet, felaket ve ateşten geçilmiyor. Yer altı ve yerüstü zenginliklerini kapmak için kıyılan canların, yakılan ateşlerin, cehennemi andıran görüntülerin haddi-hesabı yok. Mal biriktirme, dünyaya aşırı bağlanmanın insanları nasıl insanlıktan çıkardıkları görülüp ibret alınsaydı hepimiz başka bir dünya inşa ederdik. Allah’ın insana bahşettiği dünyalıkların insan ile Rabbinin arasına girmesine mâni olmak, her türlü maddi-manevi imkanları ona verenin Rabbi olduğunu unutmadan yaşamak problemin çözümüdür. Her türlü nimete sahip olduğunda göndereni unutmadan, imkanları paylaştığında, ‘emanet şuuru’ ile hareket ettiğinde, ölçülü ve dengeli yaşayabilir. Zaten insan malını ‘mülkiyet’ bildiğinde veremez, emanet bildiğinde verebilir. 

Hayatımızı ölçü ve denge üzerinde yaşamaya çalışacağız. Dünyayı tamamen ihmal eden anlayış da yanlış, dünyayı yüreğine sıkıştırmaya çalışan anlayış da... Mü’min, ahiret için çalışırken dünyadan da nasibini unutmayan insandır. Özellikle ekonomik ve siyasi alanların mü’minlerin ihmalleri sebebiyle mü’min olmayanlara terk edilmesi ayrıca bir vebaldir. İtfaiyeci mantığıyla dünyaya yaklaşabiliriz; “yanmadan yangını söndürmek” görevimiz. Resulullah Efendimizin şu hadis-i şerifteki dengelemeyi ölçü alabiliriz. Buyuruyor ki:

“Dünyaya tenezzülsüzlük, helali haram saymak veya malı zayi etmek değildir. Asıl dünyaya tenezzülsüzlük, sendekini Allah’ın yanındakinden daha iyi görmemen ve başına gelen bir sıkıntıdan dolayı elde edeceğin sevabın, sana göre o sıkıntıdan dolayı kaybedeceğin maldan üstün olmasıdır.” Düşünelim, amel edelim.

Bir toplumda ilim ehli, kalem ehli, söz ehli, koltuk ehli ve makam ehli kimseler, işlenen haramları, günahları ve yanlışları gördükleri halde sırf dünyalık kazanımlarını, rahatlarını ve rızıklarını kaybetmemek için uyarı ve nasihat vazifelerini yerini getirmezlerse kaybetmekten korktukları ne varsa onu mutlaka kaybederler. Çünkü Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Allah, aralarında günahlar (hatalar, yanlışlar, haksızlıklar) işlenip durduğu hâlde bu günahları işleyenlerden daha güçlü ve onları engellemeye muktedir iken bunu yapmayan topluluğun hepsine birden azap gönderir.” Düşünelim, amel edelim.

Dünyevileşme ve aşırı mal sevgisi hastalığı toplumu işgal etti. Bir toplum vehn hastalığına yakalanıp dünyevileşirlerse, mal, makam, mevkii, servet, şehvet ve şöhret peşinde değerlerini bir bir feda ederlerse, masa, kasa ve nisa imtihanını kaybederlerse o toplum iç çürümeden ve çözülmeden kurtulmaz. Çünkü Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: 

“Sizden öncekileri mal sevgisi helak etti. (Bu sevgi) onlara akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişkiyi kesmeyi emretti, kestiler. Cimriliği emretti, cimrileştiler. Günahı emretti, günaha girdiler. Zulmü emretti, zulüm yaptılar. En sonunda da helak oldular.” Düşünelim, amel edelim.

 Âyet ve hadisler ışığında düşünebilir, yaşar yaşatır, hayatımızda örneklik teşkil edersek; fertler de toplum da millet de ümmet de huzur bulur. Ayet ve Hadisleri düşünelim amel edelim. Gazze’de olduğu gibi ‘Bizi öldürmeye gelen bizde dirilsin! İnsanlık da Gazze’nin “Dâvâ Adamlığı Müslümanları”nın Batı’nın insanlarının hidayetlerine vesile oldukları gibi bizler de dinden uzaklaşanları dinimizle buluştururuz İnşallah…

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Süleyman Sırrı Dinçer

29 Temmuz 2024 00:20

Kaleminize sağlık Sevgili Hocam.

Hadis deyince;

28 Temmuz 2024 13:46

Benim ilk aklima gelen ebu Abdulmuttalib el arabi bin Rükneddin ve/de Husamettin hz. Geliyor...

Allah(CC) selamet versin!.. Amin...

28 Temmuz 2024 11:37

"hadis" deyince aklima prof.dr. Yasar Nuri Öztürk Geliyor... Diyordu ki "Hz. Ayse'den nakil topu topu 150-200 hadis bize ulasmistir".. Ancak bizim allameler(!) bu sayiyi günümüzde 2,5 - 3 milyona cikarmistir.. Önüne gelen; bine sene sonra bile hadis uydurmus hatta kitaplar yazmistir.. Üniversitelerde hadis kürsüleri acilmistir. Amac ticaret yani para kazanmak!. Tabii sapla saman karismis ve halkimiz ayet ve hadisleri ayirde edemez olmus ve ikinci bir hadis dini dogmustur..

Sallama...

28 Temmuz 2024 16:41

Hz.Ayşe , efendimiz her yere gittiğinde yanındamıydı ? Camiye , çarşıya ,savaşa vs.. gittiğinde söyledikleri ne olacak .beyin bedava, vitaminsiz kalmayın ...kafayı çalıştırın....yazık

Günümüze ışık tutan hadisler

28 Temmuz 2024 11:00

Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: Peygamberimiz( a.s.m) şöyle buyurdu: “Ahir zamanda, zalim âmirler, fasık vezirler, hain kadılar, yalancı fakihler (fetvacilar) olacaktır. Sizden kim onlara kavuşursa, sakın onlara koruma, dost ve güvenlikçi olmasın.” (Mecmau’z-zevaid, 5/533). Hz. Huzeyfe anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurdu: “İlerde başınıza geçecek bazı âmirler / yetkililer olacak, hem zulmederler hem de yalan söylerler. Kim onların yalanlarını tasdik eder ve zulümlerine yardımcı olursa, o benden değil, ben de ondan değilim . O kimse, Kevser havuzuna da gidemez. Fakat onların yalanlarını tasdik etmeyen ve zulümlerinde onlara yardımcı olmayan kimse ise, o da bendendir, ben de ondanım ve o Kevser havuzuna da gider.” (Mecmau’z-zevaid, 5/248).

Halkın parasıyla dünyada cenneti yaşayanlar

28 Temmuz 2024 10:38

Halka fakirlik edebiyatı, ahirette cennet edebiyatı, kendileri hiç ölmeyecek gibi dünya nimetine bağlanmışlar, dünyada cenneti yaşıyorlar, halka dünyada fakirlik ahirette cennet

Sedatt

28 Temmuz 2024 10:19

Sahih hadis

Uydurukcu...

28 Temmuz 2024 08:36

Öncelikle şu sahih hadis diye yazılmış, içeriğinde peygambere iftira ve hakaret içeren uydurma hadislerin bir an önce temizlenmesi lazım. Mesela "Kim zehirli iri kertenkeleyi ilk vuruşta öldürürse ona yüz ecir/sevap yazılır. İkinci vuruşta öldürene bundan daha az sevap verilir." sözde hadisi gibi saçmalıkların.

YAVUZ

28 Temmuz 2024 07:30

"Kim dinini değiştirirse onu öldürün" (Buhari: Cihad 149, Ebu Davud Sünen: Hudud 1, Tirmizi sünen: Hudud 20, İbn mace Sünen: hudud 2) Yukarıdaki hadis gerçek mi, uydurma mı?

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle