--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eğitim-öğretim dertleşmemiz

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
12

 

Bugün akıllı tahtaların, tabletlerin, cep telefonlarının, müzikçalar aletlerin ekranlarına dokunarak hemen her şeye ışık hızıyla ulaşabilen çocukların bir ‘hız delisi’ olduklarından/olacaklarından şüphe yok. Okullarımızda teknik donanım fazlasıyla var. Fakat ‘insan ve ruh’ yok. Çocukları, gençleri iyi bir örnek insana temas etmeden hayata nasıl hazırlayacağız, hangi teknoloji harikasıyla? Eğitim; bir nevi kendi ruh köklerinden gelen kültür mirasının gelecek nesillere intikalini sağlayan süreç değil mi? 

Eğitim; toplumdaki sosyal veraseti (medeniyet, ahlak vs.) iletmesi gereken bir vasıta değil mi? İnsanlığın hayrına olacak ve hayatını daha anlamlı kılacak bir eğitim sisteminin, nicelik eksenli değil, nitelik eksenli olması şarttır. “Gömlek yanlış düğmelenmeye başladı mı, bütün ilikler yanlış gider.” Her eğitim meselesini dile getirdiğimizde hep bu söz hatırıma gelir. Baştan insan fıtratını kaale almadan bir yapılanmaya gidilirse çözüme ulaşılamaz. Hayatımızda yer vermediğimiz ‘ölçü ve denge’ çocuklarımızın eğitimine de yansıyor. 

Bilmiyoruz ki, ders çalışmaktan başkaldıramayan bir öğrenci iyi yetişemez. Ona düşünce, karakter eğitimi vermeye vakit kalmaz. Sonunda o hale gelecek ki, mecburiyetler kalktıktan sonra kitabı eline almayacak. Ömrü uzmanlık çalımlarıyla geçecek. Düzenin altında kalacak. Düşünce boşluğunu sloganlarla doldurmaya çalışan sömürü modalarının peşinden gidecek. Böyle bir eğitim olmaz. Şartlandırma, kalıplaştırma, eskisinden daha çoktur. Ruhu ve zekâyı mahsur kılma, daha şiddetlenmiştir. Gelişme hürriyetini yok eden baskılar daha da artmıştır. Çok yönlülüğü engelleyen sınırlamalar daha da keskinleşmiştir. 

En önemli meselemiz öğretmen meselemiz. Başarılı bir öğretmen, çocuğun eğilimini ve kabiliyetlerini daha anaokulunda fark eder. İlköğretimde aşağı yukarı çocuğun durumu netleşir. Matematik midir, sözel dersleri midir, her ikisi vardır da birine daha mı yatkındır? vs. Kaliteli bir öğretmen tavsiyesi: “Çocuğu yarıştırmayın. Eziklik hissetmesin diye notlarını düşürmedim. Çünkü kendine güvenini şimdiden kaybederse; yapabileceğini de yapamaz. Çocuğu mesleki alana yönlendirin.” Mahalle kavramının kaybolmadığı, komşuluk münasebetinin kesilmediği, insani ilişkilerin bitirilmediği, insanımızın yalnızlığa mahkûm edilmediği günleri hatırlayın. ‘Kast sistemi’ yoktu. 

Asıl baskı ve özgürlüğe müdahale şimdi var. Çünkü “koruma” ve “sahiplenme” sorumluluğu yok. Çocuğun başarısı veya başarısızlığı, başkalarına ait tatminlerin veya tatminsizliklerin vasıtası. “Al sana bilgi, al sana para; ver bana diploma.” Peki, başka verilecek-alınacak paylaşılacak şeyler yok mu? Şimdiye kadar teslim olduğumuz Batılı eğitim sistemi, niteliğe değil, niceliğe; anlayabilmeye değil, yalnızca bilmeye dayalı. İnsanın ruhunu önce yok sayan, sonra da yok eden; varlığa ve hakikate saldırı üreten şiddet yüklü bir eğitim sistemidir. Bu eğitim sistemi, yalnızca “nasıl” sorusunun izini sürer: Nasıl daha fazla üretebiliriz? Nasıl daha fazla tüketebiliriz? Nasıl daha fazla güç elde edebiliriz?

Bu eğitim sistemi, anlamsız bilgi yığınları/ çöplükleri oluşmasına yol açar. Bu veri ve enformasyon yığınlarıyla; anlam’a, vicdana, erdeme, hikmete değil; anlamsızlığa, vicdansızlığa, erdemsizliğe, en hafif ifadeyle, birbiriyle irtibatsız verilere ve bilgi kırıntılarına ya da kaosuna ulaşılabilir ancak. Bu gerçeği, Batı’nın cins adamları “hayatın inkârı”, “yeryüzünün yağmalanması” ve “insanın insanlığının açıkça imhası” olarak özetlemiştir. Kurdukları sömürgeci, pozitivist, sığ eğitim sistemiyle çocuklarımızı savaşmadan elimizden aldılar, fiilen köleleştiremedikleri bu ülkenin çocuklarını zihnen köleleştirmeyi başardılar. Eğitim; bilgi, düşünce, ahlak, irade eğitimidir. Eğitimsiz bilgi, ezber yükünden ibarettir, anlamsız bir tortu bırakarak uçup gider.

Öğretmenlik ifadesiyle: Ben o çocuğu tarih üzerinde düşündürmek istiyorum. Bilginin değerlendirmesi hakkında eğitmek istiyorum. Matematiğin mücerret/soyut konularda bir düşünce metodu olarak özel bir fayda sağlayacağını kendisine öğretmek istiyorum. Kelimelerin sadece bir anlatım malzemesi değil, aynı zamanda “düşünce üretme” zenginliği olduğunu göstermek istiyorum. Şahsiyetliliği, kişilik ve kimliği inşa zaruretini, üslup ve metot meselelerini anlatmak istiyorum. Dertleşmenin devamı, bir başka önemli derdimiz:

Okuldaki eğitim çöktü, aydınların derdi değil. Ailedeki eğitim çatırdıyor, bazı modacı ve de Batıcı beylerin aldırış ettiği yok. “Söylem”leri şu: “Siz özgürlük verin ötesine karışmayın. Düşünürmüş düşünmezmiş, inanırmış inanmazmış, hayat onun zevk onun, irade onun. Siz bilgi verin, diploma verin, salın meydana!” Hâlbuki dünyada “serbestlik”ten başka kavramlar da var. “Sorumluluk” gibi, “görev” gibi, “şahsiyetlilik” gibi, “şuur” gibi, “ideal” gibi, yardımlaşma gibi. Bunlar olmazsa o serbestliğin gerçek adı hürriyet olmaz; “nefsani esaret” olur. “içgüdüsel kölelik” olur. 

En ağrıma giden husus şu: Tanzimat’tan beri, bizim aydınlarımızın, daima bir ana meselesi: “Bu Türkiye ne olacak?!” Bu meseleyi aydınlar bir araya gelerek konuşmalı, kararlaştırmalı! Aynı soru sorulmaya devam ediyor: “Bu Türkiye ne olacak?” Türkiye’nin İslâm’ın bayraktarlığını yaptığı için Türkiye olduğunu, bu toprakları bize İslâm’ın vatan yaptığını, İslâm’ı yitirdiğimiz zaman bu toprakları da bu topraklarda yaşayan insanları da kaybedeceğimizi de bilmiyoruz bile. İslâm bizim varlık sebebimiz ve tarih yapma irademiz. Milletimiz Türkler, İslâm’ın bayraktarıdır. İslâm’ın bayraktarı olmak Türklerin kaderidir ve insanlığın insanlığını koruyabilmesinin temeli burada gizlidir. Eğitimin de girişidir, önsözüdür. Millî Eğitimi Sistemini kurmanın ilk adımı, ilk açılışı bugünkü 2024-2025 Eğitim Öğretim yılının ilk haftasının ilk dersi “Çanakkale’den Gazze’ye Bağımsızlık Ruhu ve Vatan Sevgisi” dersiyle yapıldı. Emperyalizme ve uşaklarına karşı verdiğimiz direniş, diriliş ve varoluş Hilâl-Haç, Hak-Bâtıl mücadelesi hep devam edecek. Rabbimiz İnşallah bizleri muvaffak kılacaktır. 

 

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

nur yasemin

11 Eylül 2024 17:52

Anaokulundan başlıyarak tüm sınıflarda Dini Milli Değerlerimiz öğretilsin Üniversitelerde Din Eğitimi verilmelidir ve sınavlarda soruların çoğunluğu Dini Eğitimi soruları olmalıdır veliler için sınavlar çok önemli bu yüzden soruların çoğunluğu Dini konulardan olması Devletimiz, Milletimiz menfaatinedir.

Kanber

11 Eylül 2024 12:21

Selamlar hocam Ağzınıza sağlık Allah razı olsun ceddinize rahmet. İnci Taneleri gibi yine hak ve hakikati gerçekleri döktünüz ortaya

Nahit sazoglu

11 Eylül 2024 11:46

Ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz tarım ve hayvancılıkimizi geliştirmeliyiz petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor

Selahattin seymen

11 Eylül 2024 07:23

Yazı başlığınız doğru tespit. Laik ve ulusal çizgiden ayrılmış bugünkü eğitim sistem ve anlayışı gerçekten kangren. Çocukların ve gençlerin hayali yurt dışına gitmek be orada okuyup kalabilmek olmuş. İyi günler

selahattine

11 Eylül 2024 16:03

laik çizgiden ayrılmış buğünkü egitim sistemi diyorsun...gerçekten sen hangi ulkede yaşıyorsun?laiklik zırvanız bir asırdır katıksız devam ediyor. ortaya böyle bir nesil çıktı övünün! saygıdan örf adetten habersiz imandan habersiz ecdadını tanımayan bir nesil yetiştirdiniz.ortaya laik egitim sisteminde yetişen böyle bir nesil çıktı övünün!!!

Merhaba

11 Eylül 2024 20:13

Bu laik kesimde hem suçlu hem güçlü. Bir asırdır laik eğitimle eğitilmekte nesiller, bu da kalkmış 'laik eğitimle eğitilseymiş miş miş'. Bu kamalist kesim hem istediklerini yapıyorlar, işler ters gidince de külahımızı önümüze alalım bir düşünelim yok, yine ona buna saldırıyorlar. Rabbim bunların şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin.

Abdullah

11 Eylül 2024 06:42

Harika bir yazı olmuş üstad kaleminize sağlık.

Hoca

11 Eylül 2024 06:12

Eğer bu ülkede varlıklı değilseniz ve çocuğunuza bırakacak bir işiniz yoksa çocuğunuzun bir yerlere gelebilmesi için çok ama çok çalışması gerekiyor. Tıp, diş, mühendislik, hukuk gibi popüler bölümlere girmek isteyen gariban çocuğunun üç milyon kişi içinde ilk elli bine girmesi gerekiyor. Buna rağmen Tıp dışında meslek garantisi yine yok. Sonuca ulaşmak o kadar zor ki bu eğitim sisteminde öğretmen kaliteli olsa neye yarar. Bu arada bu sistemde kaliteli öğretmen artık en fazla paraya özel ders veren öğretmen oldu zaten.

Yorum

11 Eylül 2024 09:30

Tıpla falan uğraşma kardeşim malum partiye üye ol o kadar açıkta kalmaz çocukların

Kanber

11 Eylül 2024 12:25

En başta dünyasını ve ahiretini mutlu edecek dinine devletine milletine faydalı olacak evlat yetiştirmek lazım Rezzak olan Allah her kulunun rızkını mücadele ettiği sürece verecektir

nur

11 Eylül 2024 17:46

Üniversite okumayan mı var?? Herkes Üniversiteli oldu, tarım hayvancılık ile uğraşacak kimse kalmadı, zeki insanlarımız alternatif bulup çalışıyor diğerleri mırın kırın şikayet avrupada yaşlısı genci deliler gibi çalışıyor buluşlar buluyor

Tam yerine geldi ...

11 Eylül 2024 06:03

Bir akrabımız hep teknik , sanal donatımlar içinde yüzdürerek, nihaydtinde amerika, ingiltere orası burası, at koştjrur gibi bizim oğlan başka, herkesinki den, herkesten farklı olacak derken söyleneni anlama zorluğu çeken biri olup çıkar meydâne. Aile ebe dede baba ana ve söz yetkili kimler ise oturup evlendirme faslını konuşalım derler, münasip kızlar üzerinde bir gezintiden sonra yahu bir de kendisine soralım bakalım ne düşünür, nasıl birini ister gibi ...... sen ne dersin, nasıl biri olsun sorulmasıyla, yiğidimiz kulaklardaki tapaları çıkarıp soruyu tekrarlamalarını dileyip biraz bakıştıktan snra temennisini arzeder; - efendim sulu yemek yapanından olsun olsun. İşte tamamen kötümser bakmamalı sanal hayata, simit, börek, ham, çeez burger, sandviç,tost, sıcak köpekle geçen otuz yıllık hayatın özetini bir iki kelime ile anlatabilme yeteneği kazandırılmış olamaz mı!!

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle