--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinimiz hayat tarzımızdır! Dinimizi her hâl ve şartta yaşayalım!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
7

Dinimiz hayat tarzımızdır! Dinimizi her hâl ve şartta yaşayalım!

Yaşar Değirmenci

Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e, onun pratiği olan Sünneti Seniyyeye müracaat edilmeyince ‘yaşanması zor bir din’ algısı yerleştiriliyor. Rahatlarının kaçacağını düşünenler de inandığı gibi yaşamak yerine ‘yaşadığı gibi inanmak’ yoluna girerek yozlaşma ve dünyevileşme ‘hayat tarzı’ haline getiriliyor.


Yaşanmayan, hayata intikal etmeyen, vicdanlara hapsedilmiş bir din ve iman sadece bir iddiadır. Dindarlık ise iddia ile olmaz. Dindarlık/dine saygı, dini olanı, dinde olanı yaşamakla ispat edilebilir. 

Ayet ve hadislerin ışığında kendi kavramlarımızı bilelim, düşünelim, amel edelim.


 

Zulüm, “din ve ahlâk kanunlarıyla belirlenen sınırları aşmak, adalet, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine aykırı davranmak” demektir. Kur’an’da zulüm, biri itikad diğeri ahlâk alanlarıyla ilgili olmak üzere iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. Birinci alanda genellikle “şirk, inkâr, günahkârlık, Allah’ın koyduğu kuralları, sınırları çiğneme ve aşma” manalarını ifade eder. Buna göre şirk büyük bir zulümdür (Lokman 31/13); Allah’ın kanunlarını çiğneyenler zalimlerdir. Kâfirler zalimlerin kendileridir. (Bakara 2/229, 254). Ahlâk alanında ise “haddi aşmak, başkasının hakkını ihlâl etmek, başkasına zarar vermek” anlamını ifade eder. Bu davranışları sergileyene de zalim denir. 


 

Yüce Allah, zulmün her türlüsünü haram kılmış, Müslüman-kâfir ayırımı yapmaksızın zalimlere eğilim gösterilmemesini, yaptıkları kötülüklerin hoş karşılanmamasını ve onların yanında yer alınmamasını emretmiştir. İslâm’ın genel bir kuralı olarak Allah ve resulünün emrine uygun davranmayan kimsenin yanında yer alınmaz ve böyle bir âmirin dahi emrine itaat edilmez.


Alimler; zalim devlet yöneticisinin emrinde görev alma meselesini genişçe tartıştıktan sonra özet olarak, zalimle oturup kalkmaya ve onun emrinde görev almaya mecbur kalan kimsenin sözlerini, yaptıklarını ve yapmadıklarını dinin koyduğu kriterlerle ölçmesini, bu kriterlere uygun hareket edemediği takdirde mümkünse hemen zalimden uzaklaşmasını tavsiye etmektedir. 


 

Bu konuya girince şu hadis-i şerifi de unutmayalım. Tabii düşünerek, nefs muhasebesi yaparak ve günlük hayatımızda yaşayarak örnek olarak…

“Toplumun rahatlığı ve selâmeti, ferdler arasındaki karşılıklı yardım ve güvene bağlıdır. Bu birliğin bozulması ve zayıflaması, ferdlerinin hepsinin ya da bir kısmının sorumluluklarını ihmal etmesinden kaynaklanır.


Toplum bir bina gibidir. Eğer binanın bir tuğlası zayıflarsa, er ya da geç, bütün bina sağlamlığını kaybeder. Toplumun ayakta durması için -kişisel hürriyete saygı duymak ve inanmakla birlikte- fertlerin kaynaşması gerekir.Toplumun bu özelliğini öğretmek için Sevgili Peygamberimizin getirmiş olduğu temsilde şöyle ifadede bulunuyor: “Allah’ın koyduğu sınırlara riayet edenle, bu hususta müdahane (riyakârlık ve ihmal) gösterenlerin durumu, su üzerinde bir geminin alt ve üst kısımlarını paylaşmak için aralarında kur’a çeken bir cemaatin durumuna benzer.


Kimisine geminin üst kısmı, kimisine de alt kısmı düşer. Aşağıdakiler, yukarı çıkıp su alır ve yukardakilerin üstüne su sıçratırlar. Bunun üzerine yukardakiler, “Yukarı çıkıp bize eziyet etmenize müsaade etmeyeceğiz” derler. Aşağıdakiler buna, geminin alt kısmında delik açarak suyumuzu alırız” şeklinde karşılık verirler. Bu durumda, eğer onlara el çektirip mâni olurlarsa, hepsi birden kurtulurlar; şayet kendi başlarına bırakırlarsa, hepsi birden boğulurlar.”


 

Dinimiz ilk ve son sığınağımız. Onu her türlü düşmandan korumak zorundayız. Dinin korunması ise yaşanılmasıyla mümkündür. Hayattan tecrit edilmiş bir din, hakiki manada icraatta bulunamaz.

Topyekûn Müslümanlarca temsil edilmesine hasret kaldığımız çok önemli bir husus, güzel ahlâk meselesidir.


Kur’anî bir yaklaşımla ifade etmek gerekirse, önemli olan ve üzerinde durulması gereken, Allah’ın mülkü olan insanın, Allah’ın mülkünde asice, hoyratça, sorumsuzca davranma ve yaşama tasavvuru ve bu tasavvurun şekillendirdiği bir yaşama tarzının bugünün insanlığını çepeçevre kuşatmış olmasıdır. Ahlakın gücünü yerleştirme yerine gücün ahlakına teslim olmasıdır. Ahlaksızlık bizi esir almasın.


 

Dinimiz hayat tarzımızdır. Dinimizi her hâl ve şartta yaşayalım. Amelsiz olmaz.

Midesi aktif, beyni pasif, hisleri galeyanda olan günübirlikçi sıradanlardan olmayalım.

İnsanların bazısı yaşamadan ölür, bazısı ise öldükten sonra yaşamaya devam eder. Bizler de kısa hayat serüveninde kalıcı bir eser bırakarak ölümsüzleşmeye bakalım. Sadakayı cariye olacak salih amellerle…

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nedim

16 Kasım 2025 16:29

İslam hayat tarzımız deyip hatta Kur'an sünnet icma bizim desturumuz deyip yasama ve yargı yi EMPERYALİSTLER gibi Allah cc elinden ukdesinden hakimiyetinden alıp kişilere kurumlara verenler ve zinayı içkiyi kumarı ve mesala faizi bankalarla devlet eliyle Allah'in artık hayata müdahil olmadığını kabul edilmediğini insanların gözüne sokulması.. Gerçek olan hayata müdahil olunan güç kim ve kimde olduğu.. Osmanlı sonrası İslam dünyasında ki emperyal sistemler i Muhammed as şahid olsa camilerin aynen Kabe nin olduğu halde aynı mücadeleyi yapıp yasama ve yargı yi Allah cc iade edilmesinin sağlanmasına mi yoksa yazar gibi insanların İslamcılik oynadığı gibi bir mücadele içinde mi olurdu.Bunun cevabı çok önemli

Durmuş emmi

16 Kasım 2025 15:56

Mutlu,huzurlu olmak isteyenler dinden uzaklasmalidirlar.Din beyni sünger eder.Emin olun Allah,Din,Diyanet diyenler en büyük hirsizlardir,anasının dizini gorupte tahrik olanlardır.

Ömer

16 Kasım 2025 14:04

İslami hayatı yaşasak zaten mesele kalmayacak . Maalesef olmuyor . Düzen bozuk , toplum bozuk fert bozuk . Başımız bozuk . Kanunlarımız pis Avrupa’dan alınmış bozuk . Camiler boş stadlar dolu . İlim zayıflamış giden vefat eden hocalarımız alimlerimizin yeri dolmuyor .

Kanber

16 Kasım 2025 13:51

Selamlar Allah razı olsun hocam

Ersan

16 Kasım 2025 11:38

Bak bre adam din hayat dir ama sizin gibi ler yuzunden insanlar dinden sogudu

Erzincan'dan Salih

16 Kasım 2025 05:50

Ülkemizin en büyük sorunu kadın oldu.Hepsi işe girmek istiyor.Hepsi boşanmak istiyor.Hepsi gezmek istiyor.Erkeklerin efendisi oldular.Annelik diye büyük kavram yok edildi.Kimse kız çocuklarını terbiye edemez oldu.Aile bakanlığı,kadın bakanlığına çevrildi.Şimdi nasıl İslami hayat yaşansın?

okur

16 Kasım 2025 10:55

la yeter salih bey nafaka icin iyice kadin dusmani oldun tek maas yetmiyor 22000 asgari ucret aclik siniri 28000

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle