--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Din, devlet, vahdet, millet

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
18

Hiç gündemden düşmeyen meselemiz; ülkenin bölünmezliği birliği, devletin bölünmezliği ve birliğidir. Milletin birliği ve bütünlüğü güçlü olacaktır ki; ülkenin ve devletin birliği ve bütünlüğü korunabilsin. Esas olan, asıl olan, milletin birliği ve bütünlüğüdür. Asıl ihmal edilen, millet, milleti millet yapan değerlerdir. Milleti millet yapan değerlere önem birinci sırada olmalı. Din olmazsa, devlet de milletin birlik ve beraberliği de olmaz. Sonradan Müslüman olan entelektüel Roger Garaudy diyor ki: ‘Bir halkın millet ve hakiki devlet olabilmesi için büyük bir dine iman etmesi ve o dinin şartları içinde yaşaması şarttır. Milletin ebedîliği dinin azametine ve devlet/millet tarafından benimsenmesine bağlıdır.’ 

Bu millet, İslâmi esaslar içinde kalarak insanların ırkları, dilleri, renkleri ne olursa olsun adaletten ayrılmadığı, ‘emri bil maruf, nehyi anil münker’ yaptığı, ırkçılığa hiç ülfet etmediği zaman yelkenlerimizi İslâm rüzgârıyla aziz devleti ve milleti bina etmeye muvaffak olmuşuz Elhamdülillah. İsmail Heniyye’nin şehadeti, Batı’nın bütün devletlerinin ‘terör devleti’ olarak yaptıkları zulümler, katliamlar, vahşet ve canilikler, soykırımların aleniyete dökülmesi tarihte görülmemiş hadiselerdir. Gazze’de insanlık tarihinde görülmemiş bir vahşet işleniyor: Üç nesil aynı anda yok ediliyor. 

Filistin direnişi, Filistinlilerin ölüme, şehadete düğüne bayrama koşar gibi koşmaları, imanlarındaki metanet ve sarsılmazlık, gençler başta olmak üzere Batılı halkları kendilerine hayran bıraktırmaya yetti, bütün dünyada İslâm’la ilgili üretilen yalan yanlış ezberleri yerle bir etti ve İslâm’ın çok büyük ilgi ve sempati toplamasına yol açtı. Filistin direnişinin Müslümanların dirilişine ve insanlığın silkinip kendine gelişine İslâm ile hiç tanışamamış insanların hidayet bulmasına vesile oldu. Bizler için de “iman dersi” oldu. Gazze’yi kurtaramıyoruz diye dövünürken, aslında kurtarılması gerekenlerin bizler olduğu anlaşıldı. Belki de Gazze bizi kurtaracak, özümüze dönmemizi sağlayacak.

Yaşanılan/yaşatılanlar; bütün dünyaya İslâm’ın nasıl bir din, onu yaşayanların nasıl insanlar olduklarını bütün insanlığa gösterdiler. Sadece ilim ve fikir adamları değil, insani, vicdani tarafını kaybetmeyenler, Kur’an-ı Kerimi ve Peygamberimizi bilme ve tanıma gayreti göstererek hidayete kavuştular. Tarih yapan, tarih yazan milletimizdir. Buna mâni olan devletlerin aldığı ve uyguladığı kararlar da Osmanlı’yı durdurmakla olmuştur. Baş rolü de İngilizler, Yahudiler ve yanlarındaki Fransızlar, İtalyanlarla Osmanlı’yı paylaşmışlardır. Yerine kurdurdukları Cumhuriyetle de Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’yi fiilen işgal edememiş ama zihnen, fikren işgal etmişlerdir. Yaptırdıkları inkılaplar ve yaptırdıkları Lozan’la da Batı uşaklığına razı etmişlerdir. Yaptıkları zulümleri, canilikleri, katliamları da kullandıkları, istismar ettikleri insan hakları, demokrasi, hukuk, vs. ile de örtmüşlerdir. 

Biz Cumhuriyetle beraber kurulan bir devlet değiliz. Kur’an da tek lider, tek önder değil. Şahıslar putlaştırılmadan, yapılanlar tenkit süzgecinden geçirilmeden, din/dil ve tarih şuuru verilmeden kendi kültürümüzü bilemeyiz/öğrenemeyiz/öğretemeyiz. Bu ülkede yaşayıp, bu vatan topraklarında büyüyüp, bu milletin evladı iken, vatan, millet, devlet düşmanlarıyla beraber olamayız/olmamalıyız. Zulümleri, katliamları, ‘Batı uygarlığı’ adı altında yutturulan emperyalist zalim devletlerin uşağı gibi hareket edildi. Eğitim sistemimiz kanalıyla, vahşetin, katliamın, barbarlığın adı ‘çağdaş uygarlık’ diye yutturuldu. Önce kendimiz olmak-kendimize dönmek-kendimiz kalmak! İslâm’ı bilerek, yaşayarak, yaşatarak öğrenmek ve öğretmek. Meselemiz bu!

İslâm’ın insanı diri tutan, dirençli kılan, sarsılmaz bir iradeyle donatan evrensel inanç ve hayat ilkelerini baş tacı etmek yerine, aşağılamaya kalkışan, aşağılayan bazı laik, solcu aydınların, sanatçı müsveddelerinin bu iğrenç tavırları, saldırganlıkları bizde hep devam ediyor. İslam’ı sadece bir inanç sistemi gibi görmek ve göstermek, tarihe de sosyolojiye de uymayan, realiteyi inkâr eden, bu yapıdan kurtulamıyorlar. Yazılarıma gönderdikleri mesajları da içler acısı.

Milletin, ümmetin, insanlığın ümidi biziz. Biz millet olarak insanın haysiyetini, şerefini korumakla mesul ve mükellefiz. Batı korkuyor. Tarihin hakiki olarak yazılmasından, medenilik/uygarlık adı altında yaptıkları vahşetin bilinip öğrenilmesinden korkuyor. Milletleri, toplumları, ümmetleri, insanları ve insanlığı biz yaşatırız. İnsanlık, Batı’nın gücüne maruz kaldı. Gücün ahlakı, ahlakın gücünün yerini aldı. Mukaddesliğin, kutsiyetin, kaynağı ve aslî konusu; sadece imandır, dindir, İslâm’dır. Buradaki hassas sınır şudur: Vasıtaları gaye yerine koymayacağız. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük benzeri kavramlar, hiçbir zaman esas olmaz. Onlar, esasa muhtaçtır. Yaşama beraberlikleri, paylaşmalar “din” mayası ile kıvamlanmalıdır. Yahya Kemal’in dediği gibi ‘milletlerin mayası kan değil, dindir.’ Batı’da da öyledir. Ateizmden başka hiçbir düşünce bu hakikati inkâr edemez. 

İslam, temeli, çekirdeği iman olan insanlığın medeniyeti, hakikatin medeniyetidir. Bir medeniyet olarak, İslam’ın tarihi-sosyolojik, sosyo-kültürel yapısı, toplumun ruhuna işlemiştir. Dinimizi yaşayalım. Dinimize uyalım, dinimizi kendimize uydurmayalım. İslam’a teslim olalım ve onu en güzel (üsveyi hasene) ile temsil edelim. Peygamberimizi hayatın dışına çekmeyelim. O’nun sahte kutsallarla savaştığını, putları yıktığını unutmayalım. Oryantalistlerle, sekülerleşme ile putlaştırmalarla, sahte kutsallarla mücadele, Peygamberimizin izini sürmektir. Bu izi sürme yolculuğu geç de olsa başlamıştır. Din/iman ve devlet, aynı potada yoğruldukça biz, büyük devlet ve büyük millet olmuşuzdur. 

Tarih, bir ibretler aynasıdır. Bugün, hâlâ benzer sancılar içindeyiz. O aynaya bakınca kaderimizi de çehreleri de tanımakta zorluk çekmeyiz. Bir kültür erozyonu, küreselleşme adı altında bir kültür yozlaşması içindeyiz. Bizim bir millî-manevi zâfiyet meselemiz vardır. 

Bu milletin sosyal dokusunun hiçbir bünyesi ile bağdaşmayan ‘Laiklik’ bu milletin ‘iman yüreği’ni hançerlemiştir. Dine toplumsal hayatın kapılarını (laiklik, demokrasi, vs. toplumsal hangi isim altında olursa olsun) kapatırsanız bu durum devlet için tehlikedir. Devletin sahibi millettir. Milletin dini, milletin manevi yapısı, devletin himayesi altındadır. Siyaset bir araçtır. Onu amaç edinmemek şartıyla, insanın kendi amacı için kullanması zorunluluğu vardır. Statükoya razı olmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, olana kendini uydurmak, elbet tasvip edilir bir davranış olamaz. Batı’nın kavramlarıyla, onlara ait değerlerle biz düşünemeyiz. Hiç kimse başkasının ağzıyla yemek yiyemez. Ülkemize, milletimize, devletimize ve insanımıza sahip çıkmak birinci görevimizdir. Din, devlet, vahdet, millet kavramları bilinmeden olmaz. Türkiye’nin ruhunun da kurucu iradesinin de kaynağı İslâm’dır. Bu böyle biline.

Yorumlar

(18)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bozok

11 Ağustos 2024 20:37

Vallahi Türkiye'de Kemalizm kalkmadan İslam gelmez. CHP olduğu müddetçe de Kemalizm kalkmaz. Tek yolu yeniden devlet kurmak. İslam devleti.

SEFALET

11 Ağustos 2024 13:45

DİN DEVLET VAHDET MİLLET SONUÇ SEFALET

sefalete

11 Ağustos 2024 16:59

sefalet içinde ömrünü tamamlayasın.

Fsm

11 Ağustos 2024 11:43

Islamin sarti 5 tir. 1 Şehâdet etmek · 2 Namaz kılmak · 3 Zekât vermek · 4 Oruç tutmak · 5 Hacca gitmek Bunlari yapmak sarttir. Kendiniz hesap edin bunlarin hepsini yapanlarin orani yuzde 3 u gecmez. Dolayisi ile Turk halki arabin dinini redetmistir. Muslumanlik, sadece sozde kalmistir. Bu da cok iyi olmustur.

fasıka söz

11 Ağustos 2024 16:57

çok iyi olan dini inkar etmek mi? küfüründe boğulasın. yakında bileceksin şimdilik faydalan bahşedilen nimetlerden. can bogazına dayandığında o zaman anlayacaksın. inkarcılar icin kötü son yakın

Yaşar beg

11 Ağustos 2024 11:26

Gaz verme

Yşr

11 Ağustos 2024 12:02

Adamların boğuluyor

Zafer

11 Ağustos 2024 10:40

Ahlâkın önündeki en büyük engel din dir. İnsanlar, "dinim var ahlâka ihtiyacım yok" felsefesi ile hareket ediyorlar.

ZAFERİST

11 Ağustos 2024 16:52

zaferin beyni yok fikri var.yazdıkları bu tespitin kanıtı

zafer

14 Ağustos 2024 18:45

Ufak at da civcivler yesin!

Vehbi

11 Ağustos 2024 09:53

Millet kelimesini etimolojik bağlamından koparıp ulus,budun kelimelerini yerine ikame etmeniz,son paragrafta realiteyle uyuşmayan düşüncenizi neden 33dereceli yahudi mason birisi bu devleti biz kurduk dediği zaman ve sabataisler bile itiraf ederken neden cevap vermeden tarihi tersyüz ediyorsunuz?

15 Temmus göndermesi

11 Ağustos 2024 09:41

O göndermeyi,gelmiş-geçmiş fetö ye uşaklık yapanlara ithaf etseydiniz isabetli olurdu.Siz,cumhuriyetle demokrasi arasındaki farkı öğrenip(ülkemizde uygulasını da) öğrenin.Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların eflasyonu var yurdumuzda.

tashih

11 Ağustos 2024 08:19

 not: Kur’an da tek lider, tek önder değil= oldukça fahiş bir yanlış, doğrusu: Kuran da tek lider, tek önder değil. yani bu rejimi kuran kişi, yoksa Kur'an-ı kerimden bahsedilmiyor.

Şeref

11 Ağustos 2024 07:55

Japonların % 65-70 i ataist,deist . Ama Japonya büyük ve güçlü bir devlet.Hani din nerede ...!!!!

şeref,,,,,,,iz

11 Ağustos 2024 09:17

dinime düşman vatanıma düşmandır. burası müslüman bir ülke. zoruna gidiyorsa çok hayranlık duyduğun ateist deist yüzdeliği yere gidersin olur biter. bak şunu ileteyim sana. SEN SEKAR NEDİR BİLİRMİSİN? sen sekarın ne olduğunu nerden bileceksin.. O ne öldürür ne bırakır.... inkarcılar için zalim ve nankörler için yaşasın cehennem

Hülog

11 Ağustos 2024 11:25

Türkiye Cumhuriyeti devleti müslüman bir ülke değil, laik bir ülkedir. Halkının çoğunluğu islam dinine mensuptur.

.....

11 Ağustos 2024 13:00

İşte laiklik burada önemli...Herkesin inancı kendine..Devlet sadece vatandaşlarının din ve vicdan hürriyetini korur...

Haci

11 Ağustos 2024 07:41

Vatan, millet, sakarya. 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle