Rize'de müthiş lezzetler...
Ülkemizin her toprağı resmen şifa ve doğal kaynaklarla bezenmiş durumda. Ben de haftasonu kendi topraklarım olan Karadeniz'in incisi Rize'de müthiş bir deneyim edindim.
Öncelikle kendi topraklarımda tatmadığım lezzetleri ve keşfedemediğim nice eşsiz güzellikleri Rize Belediye Başkan Yardımcımız Abdulkadir Öksüz Bey'in önderliğinde gezme ve yeni arkadaşlıklara imza atmanın hazzını yaşadım.
Öncelikle Rize'ye hizmet eden başta belediye başkanımız Sayın Rahmi Metin olmak üzere değerli ekibine sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Sayısız gazeteci dostlarla birlikte Rize'mizin gastronomi vizyonuna şahit olmak ve bu güzellikleri ülkemizin tıpkı diğer illerinde olduğu gibi dünyanın vitrinine yerleştirmek için bizlerin de bir katkısı olacaksa ne mutlu bizlere...
İha'nın verilerine göre; Rize'nin yeni gastronomi vizyonu; tescilli bal ve satsuma mandalinası gibi yerel zenginlikleri agroturizm ve sağlıklı yaşam ekonomisiyle buluştururken, çay atıklarını dönüştüren sıfır atık ve döngüsel ekonomi modeliyle üretimi tarladan sofraya sürdürülebilir bir değere dönüştürüyor.
6. Gastronomi Rize Günleri renkli görüntülerle sona erdi... GastronomiRize 2026, "Sofrada Yaşayan Miras" mottosuyla tarladan sağlığa uzanan büyük bir hikâyeyi Rize'nin merkezine taşıyor. Gastronominin hikâyesini tarlada, yaylada, arı kovanında, çay bahçesinde, mandalina bahçesinde başlatıyor; tabağa, turizme, ekonomiye ve sağlıklı yaşama kadar taşıyor.
Rize'nin yeni gastronomi vizyonu, kentin güçlü üretim kültürünü turizm ve sağlık ekonomisiyle buluşturan bütüncül bir modele dönüşüyor. Çayın yanında balı ve mandalinayı öne çıkaran, üretim alanlarını ziyaret deneyiminin parçası haline getiren ve tarımsal atığı yeniden üretime kazandıran bu yaklaşım, Rize'nin gastronomi kimliğini yalnızca "ne yiyoruz?" sorusundan çıkarıp, "toprakta nasıl üretiyoruz, nasıl yaşıyoruz ve bu değeri nasıl geleceğe taşıyoruz?" sorularına genişletiyor.
Rize'nin bu yeni gastronomi hikâyesindeki en güçlü başlıklardan biri bal. Anzer'den Ayder'e, yüzlerce endemik bitki barındıran yaylalarda, kestaneden orman gülüne kadar Rize'nin farklı rakım ve flora kuşakları, birbirinden farklı karakterlere sahip ballar üretiyor. Ünü ülke sınırlarını aşan Coğrafi işaretli Anzer balı yanında, Ayder balı da coğrafi işaretli bir menşe adı olarak tescillidir. Ürün, kestane balı ve multifloral çiçek balı olarak iki karakter taşıyor ve üretimde Kafkas melezi arılar kullanılıyor. Rize'nin hedefi: Balı yalnızca gıda değil, yüksek değerli bir yaşam ürünü haline getirmek.
Rize’nin hedefi Türkiye'nin bal üretim gücünü, Rize'nin coğrafi ve biyolojik zenginliğiyle birleştirerek yüksek katma değerli premium bal markaları ortaya çıkarmak. Rize Arıcılar Birliği ve Rize Belediyesi'nin destekleriyle yürütülmesi planlanan çalışmalarla Anzer ve Ayder ballarının yalnızca geleneksel ve coğrafi değerleriyle değil, bilimsel verileri, izlenebilirliği, kalite standardı ve premium ambalajlama yaklaşımıyla birlikte konumlandırılması hedefleniyor. Amaç, Rize ballarını longevity ve sağlıklı yaşam ekonomisinin premium ürünleri arasında konumlandırmak.
Rize'de gastronomi sofradan tarlaya taşınıyor. Çaydan sonra turistler artık mandalina bahçelerinde toprağı, sofra kültürünü Rize gastronomisini deneyimliyor. Kentin yaklaşık bir asırlık üretim geçmişine sahip Satsuma bahçeleri alternatif bir tarımsal değer, gastronomik deneyim alanı olarak yeniden keşfediliyor. Turist Bahçede programıyla turistler Rize’nin beslenme kültürünü baştan başa deneyimliyor.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin uzun yıllara yayılan çalışmaları sonucunda Rize'ye özgü 9 Satsuma mandalinası çeşidi tescil edildi. Bu çeşitler arasında RTEÜ Yıldızı, Rizem, Pazarın Yıldızı, Senem, İyiderem, Derepazarım, Kuzey Yıldızı, Erten ve Derin bulunuyor. 2026 yılında ise bu çeşitler için sertifikalı fidan üretiminin temelleri atıldı.
Nasıl ki bugün Rize'ye gelen ziyaretçi çay bahçesine gidiyor, çayın nasıl yetiştiğini görüyor, çay topluyor ve çayın hikâyesini deneyimliyorsa; gelecekte mandalina bahçeleri de ziyaretçiyi bekleyecek. Bahçede mandalina toplamak, ağacından koparılan meyveyi tatmak, yerel ürünlerle hazırlanan mandalinalı yemekleri ve içecekleri deneyimlemek, üreticiyle buluşmak ve hasadın parçası olmak Rize'nin yeni gastronomi deneyiminin unsurları haline gelecek.
Tabii ki bu aşamada Rize denince akla dünya markamız olan ve ülkemizin en değerli markalarından olan Çaykur'u atlamak mümkün değildi. Burada da Genel Müdürümüz Yusuf Ziya Alim'in çaykopit projesi bir hayli dikkat çekiciydi. Çay işleme sürecinde ortaya çıkan liflerden geliştirilen yerli çaykopit, topraksız tarımda kullanılan ve büyük ölçüde ithal edilen hindistan cevizi kabuğu bazlı kokopite alternatif olarak geliştirildi. ÇAYKUR Çay Araştırma Enstitüsü ile üniversitelerin akademisyenlerinin iş birliğiyle yürütülen çalışmalarda çaykopit; kabak, fasulye ve domates gibi ürünlerde denendi ve serada ilk ürünler alınmaya başlandı.
ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim'in, "Yurt dışına giden o dövizleri Türkiye içinde tutmak" hedefiyle özetlediği proje, Rize'nin gastronomi hikâyesine bambaşka bir boyut ekliyor ve ülkenin kalkınması için bölgenin daha da güçlü bir şekilde ayağa kalkmasının en önemli parametresi olarak karşımızda duruyor...
Ve yine Rize'nin çay atıkları üzerinden yapılan projeler; Emine Erdoğan hanımefendinin himayesinde yürütülen Sıfır Atık yaklaşımının yerel bir döngüsel ekonomi örneğini ortaya koyuyor. Çay atıkları; gübre, toprak iyileştirici ürün, çay sirkesi ve mangal kömürüne dönüştürülerek atık olmaktan çıkarılıyor, yeniden ekonomik değere kavuşuyor. Böylece Rize’de çaydan başlayan döngü, toprağa, üretime ve ekonomiye geri dönüyor.
İşte bu denli ince ayrıntılarıyla büyüyen bu müthiş çalışmalar bütününün ülke ekonomisine katbekat değer katacağından kuşkumun olmayacağını o bereketli topraklarda şahit olduğum için gönül rahatlığıyla bunu söylemem mümkündür.
Unutulmamalı ki; 'Çay varsa umut var demektir'...







