--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Toplumsal çürümeyi kabullenmemek

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
0

Ülkemizin muteber ve önemli dinamiklerinden Aziz Mahmut Hüdai Vakfı bir açıklama yapmış, mevcut toplumsal çürümeye karşı tüm kesimleri uyarmış:

“Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır. Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz. Okullarımızda çocuklar çocukları öldürüyor. Sebep çoktur, ama en mühimi bellidir, talim var, terbiye yok. Sınav kazanmak insan olmanın önüne geçiriliyor.”

Açıklama çok mühim ikazlar ve alınması gereken tedbirlerin sıralanmasıyla devam ediyor. Kendilerine hassasiyetlerinden dolayı teşekkür borçluyuz.

Gerçekten toplumda ruhsal bir çöküş var. Kaynağı ise bireysel çürümedir. Ruh zayıflayınca düzen de zayıflamaktadır.


 

Eskiden insanların acıları, umutları, korkuları ortak inançlara, sağlam temellere bağlıydı. Bugün ortak değerler yok; ne kök var, ne yön ne de ortak bağlar. Yönsüz toplumlar ise kaos ve kargaşa üretirler ancak.

Maneviyat ve moral değerler çökerse ahlâk çöker. Ahlâk giderse toplum düzeni çöker. Maalesef duvarlar içten içe çürümeye başladı.

Bazı düşünürler günümüz insanını ‘doyurulmuş ama boş’, ‘özgür ama yönsüz ve pusulasız’, ‘bilgili ama kör’ diye tanımlarken bu acı durumu kast etmektedir. Bu da insanlığın en tehlikeli ruh halidir maalesef. Çünkü aç insan arar, tok insan ise uyur. Bugün insanlık aç değil ama uyuşmuş durumdadır.

Kişi eksikliğini fark edince arayışa başlar. Eksikliğini, zaafını hissetmeyen insan ne arar ne değişir ne de düşünür. Bugünün insanı kendini sürekli oyalayacak şeylerle vakit geçirmektedir. Zaman ise su gibi akıp gitmektedir. Sabırsızlık, öfke hali, umutsuzluk, karamsarlık giderek artmaktadır. Maneviyat yokluğu belirsizlik boşluğuna dönüşmektedir. Acı yok ama boşluk var…

İnsanlar arasında birlik ruhu yok olmuş. Toplumsal dokularda çürüme var. İnsanlar birbiriyle sıkı bağlarla bağlı değiller, sadece yan yana duran yalnızlık çeken varlıklar haline dönüşüyorlar. Aralarında kopukluk artmış. Ortak hareket, kolektif düşünce, bağlılık olmayınca kamplaşma ve zıtlaşma öne geçmektedir. Bir grubun ak dediğinde diğer kesim hemen kara diyerek itiraz etmektedir. Çekişme, zıtlık, kavga ve agresiflik son bulmamaktadır.


 

Ahlâki bağlar kopunca sahte değerler yükselmekte; aldatma ve yalan, ihanet ve manipülasyon, hile ve sahtelik topluma hâkim olmaktadır. Güven kalmamıştır.

Modern insan zayıftır ve karanlık içindedir. Ekranların kölesidir, tüketimin girdabına kapılmıştır. Sadece kendi çıkarları, kısa süreli hazları ve görünürlükleri önem taşımaktadır.

Artık yeni insan tipi şu özelliklere sahiptir:

*Sorumluluk almadan güç istemektedir

*Hiçbir şey üretmeden değerli ve önemli olmayı beklemektedir

*Bağ kurmadan, sevgi vermeden sevgi talep etmektedir

*Anlam aramadan, acı çekmeden mutluluk istemektedir

*Zahmet çekmeden rahmeti, külfete katlanmadan nimeti kendi hakkı görmektedir.

Bu yeni insan profili ise hem kendine hem topluma karanlık bir gelecek hazırlamaktadır.

Ülke olarak insanlık olarak işimiz zor anlaşılan…

 

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle