2001 11 Eylül trajedisi hiçbir zaman unutulmasın!
‘Hafıza-yı beşer nisyân ile mâlüldür’ (insan hafızası unutkanlık hastalığına müptelâdır). İnsan çabuk unutur. Bir de hadise doğrudan kendisini ilgilendirmiyorsa daha da çabuk unutur, hatta hiç farkında bile olmaz. Önemli bir olayın unutulmaması için yazılması ve sık, sık tekrar, tekrar okunması gerekir.
ABD’de 11 Eylül’de yaşanan olayları hatırlayalım. 11 Eylül 2001’de 4 yolcu uçağı kaçırılıyor. Uçaklardan biri ile, New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerinden kuzeydekine 08.46’da bir intihar saldırısı yapılıyor. 2. uçakla 09.23’te güney kuleye saldırı yapılıyor. İkinci saldırı canlı olarak Dünya’ya naklen yayınlanıyor.
Kulelerin yıkılışını, insan can pazarını, New York’un üstünü kaplayan siyah dumanları iyi bir anlatım mizanseniyle bütün Dünya dehşetle seyrediyor. 3. saldırı 09.57’de ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon)’na yapılıyor. Ne hikmetse Pentagon binasında, dev kulelerin yıkılmasında olduğu gibi bir yıkım olmuyor, küçük bir hasar oluşuyor. Bu, naklen de yayınlanmıyor. 4. uçak Pennsylvania’da boş bir araziye düşüyor (meskün yere değil). Bu olaylar olurken ABD Başkanı George W Bush bir okulda çocuklara ‘günâh keçisi’ adlı hikâyeyi okuyordu (her halde yapılacak olanlar buna bina edilecek).
Beyaz Saray personel şefi Bush’un kulağına ‘ABD saldırı altında’ demesine rağmen, G.W.Bush hiç telaşlanmadan ‘günâh keçisi’ hikâyesini anlatmaya devam ediyor. ABD’deki saldırıları ‘EL KAİDE’ üstlendi. Bu örgüt daha önce Rusların Afganistan’ı işgal etmesi üzerine kurulmuştu (1988 de kuruldu ). ABD bu örgütü destekliyordu. 11 EYLÜL saldırılarında 2996 kişi öldü. Saldırı sonunda ABD ‘İslâmî terör’ yalanıyla müthiş bir propagandaya başladı.
ABD Başkanı GW Bush tüm Dünya liderlerine çağrıda bulundu. Bush, ‘ya bizdensiniz ya da onlardan’ (‘İslâm terörü’) diyerek dünya liderlerine ‘saflarını belli etmelerini’ söyledi.
11 EYLÜL HADİSELERİNİN
NETİCELERİ
ABD yaygın bir propaganda ile sözde bir ‘İslâm terörü’ yalanıyla dünya milletlerini kandırıp, bir ‘İslâmofobi’ oluşturdu.
2- Milletler terörün, sadece belli yerlerde (Orta Doğu) olmayıp, yaygınlaşacağı korkusuna kapıldılar.
3- ABD, El Kaide ve lideri Usame bin Ladin’i cezalandırmak bahanesiyle 7 Ekim 2001’de (11 Eylül’den 26 gün sonra) AFGANİSTAN’I İŞGAL ETTİ.
Afganistan işgaline ne yazık ki, Türkiye de 1800 askeri personelle (ISAF içinde) katıldı.
4- ABD’nin Afganistan’ı işgalinde; 100.000’e yakın insan öldü. Afganistan fakirleşti. 30 milyon Afganlı’nın 20 milyonu günlük 1.5 $’ra çalışıyor.
5 - ABD 20 Mart 2003’te IRAK’I İŞGAL ETTİ.
ABD Başkanı GW BUSH ‘Saddam’ın elinde kitle imha silahlarının olduğunu’ ileri sürerek 2. Körfez savaşını başlattı. ABD, Irak’ı işgal etti.
6- Dokuz yıl süren işgal esnasında; 1 milyondan fazla müslüman katledildi. Müslüman kadın ve kızların ırzına geçildi. Bir milyon dul kadın, 5 milyon yetim çocuk, 6 milyon mülteci bu işgalin acı ve trajik neticesi olarak hatırlanacaktır ve tarihe ABD aleyhinde kara bir leke olarak geçecektir.
Bu 9 yıllık işgalde, ABD her türlü imkân elinde olmasına rağmen IRAK’TA KİTLE İMHA SİLAHI OLDUĞUNU DÜNYAYA İSPATLIYAMADI.
7 - ABD sözde ‘KÜRT DEVLETİ’nin kurulmasına zemini hazırladı.
8 - ABD Kuzey Irakt’a PKK’nın kuvvetlenmesine zemin hazırladı.
9-IRAK fiilen üçe bölündü. BOP (Büyük Orta Doğu Projesi) safha safha gerçekleştirilmeye başladı. Aynı oyun Suriye’de oynanmasın!
10- Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam yönetimiyle 10 Mart 1925’te enteğrasyonla ilgili 8 maddelik bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmaya göre; Suriye’nin Kuzeydoğusundaki askeri ve sivil kurumlar, havalimanları, sınır kapıları ve petrol sahaları Suriye devlet yapısına entegre edilecektir.
25 Ağustos 2026’da Suriye geçiş hükümeti ve SDG Yönetimi arasında imzalanan anlaşmayla SDG’nin bağımsız bir askeri güç olarak varlığına son verilmiş ve elindeki ağır silahları Suriye ordusuna teslim etmeye başlamıştır. Ancak burada açık olmayan bir durum söz konusudur. Şöyle ki, YPG silahlarını tamamen bırakıp sivil bir kuruluş olmak varken, acaba silahlı kadrolarını Suriye ordusunda resmi tugaylara çevirerek devlet kadrolarına entegre etmek mi istiyor? Ve böylece fiili olarak hukuki bir hüviyet kazanmak mı istiyor?
Bunu ilerleyen zamanda göreceğiz. ABD’nin daima ‘General Mazlum’ olarak hitap ettiği SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Suriye Devlet Başkanı Ahmet eş Şara tarafından Suriye Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanı olarak atanmıştır. Endişeler odur ki, SDG kendisini feshetse de sahada varlığını kılık değiştirmiş pozisyonda (resmi devlet bünyesinde) sürdürmesi halinde SDG’nin kendini feshetmesi kağıt üzerinde kalacaktır.
11 – Türkiye bu süreci dikkatle takip etmeli, Millî birlik, beraberlik sağlanmalı ve Türkiye’nin üniter yapısına halel getirilmemelidir.







