Washington tahmin yapar, Türkiye kendi destanını yazar!
Vakit, küresel senaryoların gölgesinde hakikat fenerini yakma vaktidir. Yıllardır aziz milletimizin iktisadi yürüyüşüne set vurmak isteyen batı merkezli finans odakları, yine bildik ezberlerle sahnede boy gösteriyor.
Uluslararası Para Fonu, yani o eski adıyla hafızalarımızda pranga gibi yer eden IMF, yayınladığı son raporda Türkiye’nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye düşürdüğünü ilan etti.
Dünya ekonomisine dair iyimser tablolar çizenlerin, söz konusu Anadolu topraklarının yerli ve milli dirilişi olduğunda kalemi aniden karamsarlığa bükmesi şüphesiz tesadüf değildir. Bu rakam oyunları, masabaşı mühendislikleri ve algı operasyonları, kökleri dışarıda olan o eski vesayet rüzgarlarının cılız birer fısıltısından ibarettir.
Ancak unuttukları, daha doğrusu bir türlü kabullenmek istemedikleri devasa bir hakikat var. Bu ülkenin iktisadi rotasını artık Washington’ın koridorlarında yazılan reçeteler değil, bu aziz milletin alnından dökülen helal terler çiziyor. Küresel baronlar kendi kriz sarmallarında, enerji savaşlarında ve faiz tuzaklarında bocalarken, Türkiye her türlü baskıya ve jeopolitik kuşatmaya rağmen bir güven adası olarak parıldamaya devam ediyor. Biz bu hileli oyunları çok gördük. Rakamları aşağı çekerek içeride suni bir panik havası estirmek, esnafımızın şevkini kırmak, yatırımcının zihnini bulandırmak isteyenler, milli duruşun muhkem duvarına çarpmaya mahkumdur.
Küresel finansın bu manipülatif hamlelerine en net, en gür cevap ise gecikmeden devletin en zirvesinden geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı tarihi milada sarih konuşmada, adeta iç ve dış spekülatörlerin uykusunu kaçıracak o resti çekti. “Milletimizin hak ve hukukunun korunması kırmızı çizgimizdir” diyen Erdoğan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla, fahiş getiriler peşinde koşarak haksız kazanç sağlayan her kim varsa bedelini mutlaka ödeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Bu kararlı duruş, sadece içerideki fırsatçılara değil, aynı zamanda dışarıdaki finansal tetikçilere de verilmiş çok net bir muhtıradır.
Ekonominin kılcal damarlarına sızarak vatandaşın ekmeğine göz diken, sermaye piyasalarını kendi emelleri doğrultusunda bulandıran yapılarla mücadele, tam bir adanmışlıkla sürdürülüyor. Devlet, tasfiye sürecine giren fonlar başta olmak üzere, milletin malına el uzatanların ensesindedir. Nitekim fon soruşturmaları kapsamında tam 282 kişi hakkında hukuki işlem yapılması ve 84 kişinin demir parmaklıklar arkasına gönderilmesi, devlet aklının ve adalet terazisinin ne denli tavizsiz çalıştığının en bariz vesikasıdır.
Dahası, kanun teklifinin Meclis’ten geçmesiyle birlikte, ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar olan anapara ödemelerinin süratle başlayacak olması, mağduriyetlerin önüne set çeken müjdeli bir devlet şefkatidir.
Bizler biliyoruz ki iktisadi bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın ayrılmaz bir cüzüdür.
Geçmişte bir gecede milyarlarca doları bu ülkeden kaçıranlar, faiz lobileriyle milleti iliğine kadar sömürenler, bugün sermaye piyasalarımızı zayıflatmak için yeni kılıflar arıyor. Faiz çarklarının dişlileri arasında dünyayı sömüren kapitalist sistem, Türkiye’nin kendi göbeğini kendisinin kesmesinden, yerli üretim hamlelerinden, TEKNOFEST kuşağının uzay yolculuğundan fena halde rahatsızlık duyuyor. İşte bu yüzden IMF’nin kalemi küçülterek yazar, batılı ajanslar manşetlerini karartarak atar.
Biz teraziye küresel odakların algı kalıplarını değil, yerli üreticimizin azmini, Anadolu esnafının basiretini ve devletimizin sarsılmaz iradesini koyuyoruz. Sermaye piyasalarımızın bünyesini bu tür finansal mikroplardan temizledikçe, iktisadi yapımız çok daha sağlıklı, çok daha muhkem bir çehreye kavuşacaktır.
Kim hangi tahmini yayınlarsa yayınlasın, hangi senaryoyu devreye sokarsa soksun; bu aziz millet, haksız kazanç peşinde koşanların oyununu bozacak, harama tevessül edenlerin hesabını dürecek basirete sahiptir.
Geceyi aydınlatacak olan, batıdan ithal edilen reçeteler değil, bu topraklarda filizlenen yerli ve milli kararlılıktır. Sayfalarımızı milli üretimle, kalbimizi milli duruşla doldurmaya devam edeceğiz.







